Son Dakika
Salı, 26 Eylül 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Şekerdeki 'tatsız' oyunlar
Şeker-İş Sendikası, Türkiye'deki "Nişasta Bazlı Şeker" üretimi ve bunun etkileri konusunda hazırladığı raporla ile önemli gerçekleri ortaya çıkardı. Rapora göre birçok gıda kullanılan şurup ve tatlandırıcılar GDO'lu mısırdan

Şeker-İş Sendikası tarafından hazırlanan raporda, Türkiye'de kişi başına 5, 27 üyeli AB'de kişi başına 1 kilogram nişasta bazlı şeker (NBŞ) düştüğü belirtilerek, "Hem cebimizi ve sağlığımızı hem de ülkemizin kaynaklarını riske atmamak için tüketiciler bilinçlendirilmeli, kişisel ve toplumsal tercihlerin pancar şekerinden yana kullanılması sağlanmalı" uyarısında bulunuldu.

Sendika, Türkiye'deki NBŞ üretimi ve bunun etkileri konusunda rapor hazırladı.

Raporda, Türkiye'nin 1990'lı yılların başında nişasta üretmek üzere ruhsat alan, ancak mısır esaslı NBŞ üretiminde kârlılığın yüksek olması nedeniyle nişasta yerine tatlandırıcı üretimine yönlenen şirketlerle tanıştığı ifade edildi.

Türkiye'de halen kotası bulunan 5 NBŞ firması olduğuna yer verilen raporda, bu tesislerin toplam kapasitesinin Şeker Yasası'nın kabulünden sonra hızla artmaya devam ettiği ve günümüzde 1 milyon tona yaklaştığına dikkat çekildi.

Bu firmaların üretimlerinin tamamını yurt içinde pazarladıkları vurgulanan raporda, bunun ülkedeki şeker stoklarının artmasında önemli bir etken olduğu kaydedildi.

NBŞ üreten firmaların önemli pazarlarının şekerleme ve şekerli madde, unlu mamul, baklava ve helva, dondurma, reçel, alkollü ve alkolsüz içecek ve sakız imalatçıları olduğuna değinilen raporda, yaklaşık 750–800 kişinin istihdam edildiği sektörde yaratılan ve pancar şekeri sektörüne göre cüzi miktardaki katma değerin büyük çoğunluğunun sektördeki yabancı ağırlığı nedeniyle yurt dışına aktarıldığı belirtildi.

Pancar ve pancar şekeri sektörünün ise en fazla katma değer yaratan, en fazla istihdam sağlayan, tarım, hayvancılık, gıda, ilaç, kimya, taşımacılık, maya, yem gibi yan sektörlere en fazla katkıda bulunan sektörlerden biri olduğu vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:

"Yapılan hesaplamalar, doğrudan ya da dolaylı bir şekilde geçimini bu sektöre bağlayan, sektörde yaratılan katma değeri paylaşan kesimin yaklaşık 10 milyonu bulduğunu göstermektedir. Ancak her bir birim NBŞ üretimi, pancar şekeri üretiminin aynı miktarda düşmesi, istihdamın, yaratılan ve paylaşılan katma değerin azalması anlamına gelmektedir. NBŞ kotasının arttırılması, aynı miktardaki pancar şekerinden vazgeçildiğini ifade etmekte, ancak kayıplar pancar şekeri üretimiyle sınırlı kalmamaktadır. Sektörün melas, yaş küspe gibi yan ürünlerinin üretimi ile maya, yem ve taşıma gibi sektörlere katkılarının aynı oranda azaldığı dikkate alındığında, kayıplar katlanmaktadır.

Şeker Yasası ile NBŞ üretimine kota getirilmesine rağmen NBŞ şirketlerinin üretim kapasitelerini sürekli arttırmalarının nedeni, NBŞ şirketlerinin Türkiye'de elde ettikleri fahiş kârlardır. Ülkemizdeki NBŞ satış fiyatları, dünya fiyatlarının çok üzerinde bulunmaktadır. Bu nedenle sektördeki firmalar üretimini dışarıya satmak yerine iç piyasaya daha fazla sokabilmek amacıyla NBŞ kotasının arttırılması için sürekli mücadele vermektedirler. Bu kâr oranı ülkemizi yabancı sermaye açısından tam bir cennete dönüştürmektedir. Ancak bu fayda Türkiye'nin aleyhine gelişmektedir."

Yapılan bir araştırmaya göre, 2005'te NBŞ kâr marjının genetiği değiştirilmiş organizmalı mısırda yüzde 587 ila 711 arasında, normal mısırda yüzde 334 ila 414 arasında değiştiğine işaret edilen raporda, pancar şekerindeki kâr marjının ise yüzde 38 olduğuna dikkat çekildi. Raporda, bu verilerin, ''haksız rekabet ortamının derinliğini ortaya koyduğu'' savunuldu.

Türkiye'deki NBŞ fiyatlarının dünya ortalamalarının üzerinde olduğu ileri sürülen raporda, "NBŞ üreticileri tarafından pancara yönelik saldırıların temelinde de bu kar hırsı yatmaktadır. Bu tatlı kârdan vazgeçmek istemeyen NBŞ üreticileri, NBŞ'yi pancara alternatif olarak gösterip NBŞ talebini, kotasını, üretim ve satışlarını arttırmak istemekte, bu amaçla da Türkiye'de şekerin pahalı olduğunu iddia etmektedir" denildi.

TÜRKİYE'DE KİŞİ BAŞINA 5, AB'DE 1 KİLOGRAM

Raporda, tüm dünyada NBŞ üretiminde düşüş görüldüğü belirtilerek, bugün
376 milyon nüfusu olan AB (15) ülkelerinde NBŞ üretiminin 350 bin ton,
455 milyon nüfuslu AB (25) ülkelerinde 500 bin ton,
480 milyon nüfuslu AB (27) ülkelerinde yaklaşık 570 bin ton iken,
70 milyon nüfusa sahip Türkiye'nin NBŞ üretim miktarının 351 bin tonu bulduğuna dikkat çekildi.

Raporda, Türkiye'de kişi başına 5, 27 üyeli AB'de kişi başına 1 kilogram NBŞ düşmekte tespitine yer verildi.

Pancar şekerinin, tamamen doğal pancar ham maddesi kullanılarak üretilen, son derece doğal bir ürün olduğu ve sağlık açısından hiçbir sakınca yaratmadığı ifade edilen raporda, ''Bütün bu gerçeklerden hareketle hem cebimizi ve sağlığımızı hem de ülkemizin kaynaklarını riske atmamak için tüketiciler bilinçlendirilmeli, kişisel ve toplumsal tercihlerin pancar şekerinden yana kullanılması sağlanmalıdır'' görüşü dile getirildi. (gazetegida)

Bu haber bizi 2006 yılındaki bir habere götürdü. İşte o haber: "Şeker Kurulu, Ülker'e nişasta bazlı şeker kotasını aştığı için 33 milyon YTL ceza kesti. Kurul'un incelemesi rakiplerinin ihbarı sonucu başladı.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun bir ihbar üzerine bakanlık müfettişlerine Ülker Grubu'na bağlı Cola Turka'da kota dışı nişasta bazlı şeker kullanıldığını tespit edildiğini söyledi. Coşkun, Şeker Kurulu'nun Ülker'in 33 milyon YTL'ye yakın ceza uyguladığını, konunun mahkemeye taşındığını belirtti ve şu bilgiyi verdi:

"Şeker Kanunu çerçevesinde Türkiye'nin pancar bazlı şeker üretimi kotası 2.2 milyon ton. Ayrıca bu tutarın yüzde 15'- i kadar mısır yani nişasta bazlı şeker (fruktoz) kullanılması da mümkün. Bu kota şeker fabrikalarına her yıl kapasitelerine göre dağıtılıyor. Ancak Ülker Grubu, hukukçularına danışarak farklı bir yol izlemiş. Nişasta şurubu temin edip kendi fabrikalarında bu şurubu fruktoza çevirecek üniteler kurmuş. Grubun hukukçuları, 'Biz şeker fabrikası değiliz. Kota bizi bağlamıyor' şeklinde görüş vermiş. Ancak müfettişler bu durumun kota aşımı olduğunu tespit edince konu Şeker Kurulu'nun gündemine gelmiş. Yaklaşık 33 milyon YTL cezaya hükmetmiş. Konu şu anda yargıya taşındı."

Cola Turka'yı rakipleri olan Coca Cola ve Pepsi Cola şikayet ettiği öğrenildi. Rakipleri daha önce de haksız rekabet yarattığı gerekçesiyle Ülker'in ürettiği Cola Turka'yı şikayet etmişlerdi. Bu haber kimseyi yanılmamalı. Şikayet edenlerin şikayet edilenden bir farkı yok.

Şeker de 'marker'la takip edilecek

Akaryakıttan sonra şekerde de kayıtdışı ve kaçakları önlemek için ‘marker’ sistemi uygulanacak. İlk aşamada nişasta bazlı şekerde uygulanacak olan ‘marker’ın gelecek yılın ilk yarısında hayata geçirilmesi planlanıyor.

AKARYAKITTA kayıtdışını önlemek için başlatılan marker uygulamasının kapsamı genişliyor. Şeker Kurumu, firmaların kayıtdışı şeker satışını önlemek için ‘marker’ uygulaması başlatmaya hazırlanıyor. Şeker Kurumu Başkanı Azmi Aksu, piyasanın sağlıklı işlemesinin sağlanması amacıyla, kaçak şekerden sonra kayıtdışı şeker satışını da önlemek üzere TÜBİTAK’tan, marker sistemi üzerinde çalışma istediklerini açıkladı. TÜBİTAK’ın marker’ı belirleme konusunda son aşamaya geldiğini belirten Aksu, uygulamaya ilk aşamada nişasta bazlı şekerden (NŞB) başlayacaklarını kaydetti.

DENETİMİ KOLAYLAŞTIRACAK

GELECEK
yılın ilk yarısında uygulamaya başlayabileceklerini belirten Aksu, ileri aşamalarda TÜBİTAK’tan her bir şeker şirketi için farklı marker geliştirmesini isteyeceklerini belirterek, böylece, piyasa denetimlerinde, şekerin hangi şirket tarafından hangi fabrikada üretilip pazarlandığının da belirleneceğini söyledi. Şeker Kurumu, NŞB ve şeker üreten firmalara, her bir pazarlama dönemi için yurtiçi pazarlama kotası tahsis ediyor. Kotasının üzerinde satış yapan firmalara ceza uygulanıyor. Şeker Kurumu, yurtiçi piyasada kayıtdışı satışları önlemek amacıyla, bazı NŞB üretim ve satış tesislerine, deneme amacıyla debimetre taktırmıştı.

Marker sistemi nasıl işleyecek?

TÜBİTAK’IN NŞB’de kullanıma uygun olarak geliştirdiği marker, Şeker Kurumu tarafından, tahsis edilen pazarlama kotalarına istinaden, firmalara dağıtılacak. Marker, firma tarafından üretim aşamasında NŞB’ye katılacak. Daha sonra yapılacak piyasa denetimlerinde, NŞB’de, belirlenen oranda marker tespit edilmemesi halinde, söz konusu ürünün pazarlama kotası dışında, kayıtdışı satıldığı ortaya çıkacak.

24.08.2009 12:36:00 Bu haber 5656 defa okundu
Şekerdeki 'tatsız' oyunlar
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri