Son Dakika
Salı, 14 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Şeker sarhoşluğu Prof Osman Müftüoğlu
Bayramda şekerli gıdalar çok tüketilecek. Ama unutmayın, eğer genetik olarak belirli bir enzimden fakirseniz, fazla şeker bedeninize alkol yükleyebiliyor. Alkol almadıkları halde, kanlarında ya da idrarlarında alkol çıkan çok sayıda adli vaka bu hastalığı gerekçe gösterip davalarını kazandı.

Bayramlarda bedenimizden çok ruhumuzu beslememiz gerekiyor. Mesela daha çok eş, dost, akraba ziyareti yapın. Daha çok kişiyle el sıkışıp barışın, elini sıktığınız her insanın avuçlarına kalbinizden bir parça bırakın. Daha çok insanı affedin, hoşgörün. İmkân ölçüsünde her zamankinden daha çok yardım edin. Gezin, dolaşın, eğlenin, keyifli sohbetler yapın. Bunların her biri bizi biz yapan, iç dünyamızı, ruhsal yapılanmamızı destekleyen geleneksel ve içsel besinler. Tümü organik, tamamı GDO’suz ve hepsi doğal.

Eğer sorumuz ‘Ne yiyelim?’ değil de ‘Ne yemeyelim?’ olsaydı, özellikle ‘şekeri abartmamanızı’ tavsiye ederdim. Çünkü kısa sürede bol miktarda şeker veya tatlı tüketmek sağlığınız için çok ama çok zararlı olabilir. Hatta şekerin fazlası bazı insanları sarhoş bile edebiliyor!
Evet evet, yanlış okumadınız, eğer genetik olarak belirli bir enzimden fakirseniz, fazla şeker bedeninize alkol yükleyebiliyor. Nedenini merak ediyorsanız Doç. Dr. Nezih Hekim’in uyarısını dikkatle okuyun.
Aileniz, dost ve sevdiklerinizle birlikte güzel, keyifli ve mutlu bir bayram geçirmeniz dileğiyle…

Ağızdan alınan şeker kanda alkolü yükseltebilir

Biliyorum ki bayramda şekerli gıdalar çok yenecek. Ancak, çeşitli vesilelerle aşırı şekerin nadir olmakla birlikte bağırsaklarda alkole dönüşmesi gibi yan etkileri de var.
Yenilen şekere bir tepki olarak vücudumuz nasıl ve ne zaman alkol yapar? Bu alkol kana geçince bireyi hangi şartlarda etkiler? Bunlara yanıt vermek için önce şunu iyi bilmek gerek: Vücudumuz 10 trilyon hücreden oluşurken, bağırsaklarımızdaki mikroorganizma sayısı tam 10 misli, yani 100 trilyon. Buna karşılık bağırsak floramızı oluşturan mikroorganizmalar bizim hücrelerimize oranla çok küçüktür ve sıkıca paketlenmiştir. Bağırsaklarımızda, özellikle candida albicans, candida tropicalis ve torulopsis glabrata gibi mayalar aşırı çoğalmışsa, ağız yoluyla aldığımız şekeri, alkol ve karbondioksite dönüştürüyor. Bira mayasının şekeri alkole çevirmesi gibi, bağırsağımızdaki mayalar da aynı süreci yaşar ve şekeri alkole çeviriyor. Bu onların doğal beslenme şekli.

İÇKİ YAPAN SENDROM

Ancak alkol bağırsaklardan başlayarak, karaciğere geldiğinde önemli ölçüde parçalanıyor. Bu parçalamayı yapan özel enzimler var. Alkolü parçalayan bu enzimlere ait genlerde olabilecek değişiklikler, kalın bağırsağın kısa oluşu ya da kronik kandidiyazis olması, bireylerin ‘reçel yiyip sarhoş olması’na yol açıyor. Bu hastalığa Japonca’da ‘meitei-sho’, İngilizce’de ‘drunk disease’, tıpta da kendi kendine içki yapan sendrom anlamında ‘auto brewery syndrome’ deniyor.
Bireylerin alkolü parçalayan enzimlerinde bütünüyle eksiklik olmasa bile polimorfizm adı verilen bireyden bireye görülebilecek farklılıklar glikozun belirli oranlarda alkole dönüşmesi kanda az da olsa alkolün yükselmesine yol neden oluyor. Alkol almadıkları halde, kanlarında ya da idrarlarında alkol çıkan çok sayıda adli vaka bu hastalığı gerekçe gösterip davalarını kazandı. 
(Doç. Dr. Nezih Hekim)

BİBER FAYDALI, GAZI ÇOK ZARARLI

Herhangi bir zararlının sağlığımıza etkisi söz konusu oldu mu halkımız bazen ‘öldürmez de, ondurmaz da’ deyimini kullanır. Anlamı, o zararlının ölümcül bir neticeye yol açmasa bile sizi ciddi biçimde rahatsız edeceği, en azından belli bir süre önemli sorunlar yaratabileceğidir.
Biber gazında da böyle bir durum var. Biber gazındaki ‘oleoresin capsicum’ iritan, tahriş edici bir madde. Özellikle ağız, burun, gözler ve solunum yollarında çok ciddi ve hızlı bir tahrişe (iritasyona) yol açıyor. Ve neticede gözlerde yanma, kızarma, yaşarma, hatta geçici körlük, burunda yanma, akıntı ve koku alma sorunlarına yol açabiliyor.
Eğer ağza bulaşırsa, ki çoğu zaman soluk alıp verirken mecburen bulaşıyor, ağız mukozasında ve solunumla ulaştığı akciğerlerde ciddi yangısal reaksiyonlara sebep oluyor. Bence en önemli sorunu solunum yollarında yaratıyor. Bronşlarda yaptığı tahribatla öksürük, nefes darlığı, hatta bazen ‘akut akciğer ödemi’ olarak tanımlanan yaşamsal bir akciğer sorununa da sebep olabiliyor. Özellikle tıkayıcı solunum yolu hastalarını, hele bir de astım söz konusuysa, ani ve ağır solunum yetmezliğine sokabiliyor.

SOLUNUM YETMEZLİĞİ TEHLİKESİ

Akut akciğer ödemi de, tıkayıcı akciğer hastalıklarına bağlı, ani, şiddetli solunum yetmezliği de ölümle sonuçlanması muhtemel sorunlar. Ayrıca bu gazın bazı kişilerde ağır cilt reaksiyonlarına da sebep olabileceği biliniyor.

 

Üzülerek belirtelim ki biber, özellikle acı biber sağlığa faydalı bir yiyecek olsa da, biber gazı için aynı şeyi söylememiz mümkün değil! Bitkisel/doğal olması, hatta GDO’suz biberlerden üretilmiş olması bile sonucu değiştirmez, insan sağlığına zararlı bir kimyasaldır ve kullanılmamalıdır.

24.08.2012 Bu yazi 5450 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri