Son Dakika
Salı, 17 Ocak 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
tarım Etiketli İçerikler

Tarım Bakanlığı, Gıda Hareketi Başkanı gazeteci Kemal Özer ile Dr Yavuz Dizdar'ın Habertük Tv'de yayınlanan 'Öteki Gündem' programındaki söyledikleri ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Kanala tekzip gönderen Bakanlık, aynı zamanda RTÜK'e şikayette bulunmuştu. Hiçbirinden netice alamayan Bakan ve basın müşaviri İ. Kahveci'ye RTÜK'ten tokat gibi cevap geldi.

Eski gıda laboratuarı işletmecisi, Veteriner Doktor Can Demir'in -hayli geç de olsa- paylaştığı belge, normal şartlarda yeri yerinden oynatacak hatta ilgili bakanı dahi koltuğundan edecek bir belgedir. Ancak bu belge dahi, küresel egemen güçlerin politikalarıyla bütünüyle paralellik arz eden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nı etkilemeyeceğini biliyoruz. Onları ve daha üst makamları etkilemese de bir görevimizi yapıp, Can Demir'in 'İthal GDO'lu ürünler gizlenecek mi?' başlıklı makalesinin bazı kesitleriyle birlikte paylaşalım.

Yıllık 15 milyar dolara yakın tarım kimyasalı kullanan Türkiye'de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda geç kalmış isabetli bir adım geldi. Bakanlık, tarımda kimyasal ilaç kullanmayan çiftçilere destek vererek maliyetleri düşürmeyi planlıyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın “Türkiye’de GDO yoktur” şeklindeki iddialarının aksine piyasa denetimleri sırasında GDO tespit ettikleri ortaya çıktı. Yayınımız üzerine Bakanlıktan yazılı açıklama geldi.

Çin hükümeti çevre kirliliği raporu açıkladı, rapordakiler ülkedeki birçok kişiden büyük tepki gördü. Çin hükümetinin daha önceleri yayınlamaya yanaşmadığı ancak toplum baskısı üzerine yayınlamak zorunda kaldığı raporda, ülkenin tarım alanlarının beşte birinin çoğu zehirli sanayi atıklarıyla kirlendiği yer alıyor

Gıda Hareketi olarak özellikle küresel baronların sahibi olduğu ve ülkemizdeki de konuşlanmış olan bankaların, 'çiftçi kredisi', 'üretici kartı' gibi uygulamalarının birer kumpas olduğunu dile getirdik. Üstelik Tarım Bakanlığı'nın yazılım ihaleleri sonrası bazı firmaların çiftçi veri tabanlarını bazı bankalara aktardığını da söyledik. Ne üretici, ne bakanlık ne de medya bizi duymadı. Pusudaki kara gün dostlar ava Kemal Derviş'in gelişiyle çıkmışlardı. Demek ki av henüz şimdi tam olgunlaşmış. Nerede hata yaptık diye herkes şimdi sormalı. Hem de hemen!

Prof. Dr. İbrahim Ak; "Kurdun veya böceğin yaşamadığı bir ürünü biz tüketiyoruz. Ne kadar kimyasal aldığımızı ve ne kadar risk aldığımızı düşünün!"

İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin, Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından üzerinde basketbol akademisi, yönetim merkezi, kamp ve antrenman binaları, vb. tesisler kurulmak istenen tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılmasını önleyen kararıyla ilgili olarak yapılan temyiz başvurusunu Danıştay reddetti.

Küresel GDO'cularla organik ilişkileri olduğu bilinen Avrupa Birliği Gıda Ajansı EFSA bile 'GDO kanser yapıyor' dedi.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turhan Yavuz önderliğinde bir grup araştırmacı, tarım kenti olan Isparta'da meyve ağaçlarının ilaçlanması sonucu suya ve solunum yoluyla vücuda karışan ilacın kalp ve damar hastalıklarına olan etkisini araştırdı.

Ünlü tarım uzmanı Jim Rogers tarım sektöründeki sıkıntıları şu şekilde sıraladı: İngiliz çiftçiler arasında intihar oranının yüksek olması, Japonya’da çiftçilerin yaş ortalamasının 66'a ABD’de ise 58'e yükselmesi ve Hindistan’da son yıllarda binlerce çiftçinin intihar etmesi ve bunun artarak devam etmesi.

Tuborg ve DYO boya grubuna ait Pınar Et'in Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın teşhirine yönelik yaptığı açıklama bakanlığı kızdırdı. Bakanlık, ‘tağşiş’ ve ‘taklit’ konusunda ikinci yaparak Pınar'a yalan söylediğini dedi.

Selçuk Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nuh Boyraz, bekleme süresi 14-15 gün olan ilaçlar verilen ürünlerin hasat edildiğini söyledi. Ntvmsnbc.com’da yer alan habere göre, Boyraz "Pazara gelen üründe pestisit (zirai ilaçlar) denetimi yok'' dedi.

Greenpeace Avrupa’da satılan 76 sebze-meyveyi test etti. Türkiye’de üretilen biber, armut ve üzüm en tehlikeli ürünler çıktı

ağlığına önem veren toplumlar önce ABD’den uzak durmalılar. Zira GDO pazarının dünya lideri bu ülkedir. Üretim hacmi bakımından arkasından gelen Arjantin, Kanada ve Brezilya ile birlikte bu sağlıksız ürünlere verdikleri destek ve AB ülkeleri ile yasal düzenlemeler açısından önemli farkları izlenmeye değerdir.

Caydırıcı düzenlemeler ve gerektiği kadar piyasa denetimi yapmayan, eksik de olsa yaptığı denetim sonuçlarını kamuoyundan gizleyerek toplum sağlığını tehdit eden ve bu konudaki yargı kararlarını önemsemeyen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tartışmasız bir şekilde Türkiye’de yaşanan gıda terörünün gerçek sorumlusudur.

ABD'nin Türkiye ve diğer ülkelerde yürüttüğü 'GDO sağlığa zararlı değil' propagandası, ABD'li diplomatların yazışmalarıyla ortaya çıktı. GDO'lu ürünler siyasetinin değiştirilmesi için hükümete baskıdan bile söz ediliyor

Dünyanın 'Ekin Sapı Devrimi', kitabıyla tanıdığı alternatif tarım sistemi geliştiricisi ve uygulayıcısı Japon Masanobu Fukuoka'nın tabiatla bütünleşmek isteyenler için eşsiz bir yol gösterici 'Doğal Tarımın Yolu' kitabı çıktı.

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir'den alkışlanacak çağrı. Sanayicilere Artık çay boyu, yol boyu fabrika kurdurmayın çağrısı yapan Özdebir, “Fabrika yapmak için her yerde arazi üretebilirsiniz ama domates üretemezsiniz. Domates fidesi ekilen toprak, Hz. Adem’den daha yaşlı. Bu toprağı yok ederseniz, bir daha yerine koyamazsınız” dedi.

Van merkezli olarak yapılan kaçak çay operayonunda 'çayda domuz kanına tespit edildi' haberi üzerine Tarım Bakanlığı ve Van Valiliği de bir açıklama yayınladı. İki açıklama birbirini tekzip etti. Peki, hangisi doğruyu söylüyordu? İşte o iki açıklamadaki çelişkiler:

Çayda domuz kanı iddiasını değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer; “Çaya domuz kanı eklendi haberleri, Türkiye’nin gıda fotoğrafının sadece küçük bir kesitidir” dedi.

Pioneer Hi-Breed'in Başkandan gelen "GDO'lu tohum konusunda Türk yetkililerle sürekli görüşüyoruz" itirafı demokratik bir ülkede yeri yerinden oynatır. Muhalefetinde GDO yandaşı olduğu bir ülke olan Türkiye'de hiçbir şey olmaz.

Bursalı bir avukat, hukuk mücadelesiyle Tarım Bakanlığı’nın sağlığa zararlı üretim yaptığını belirlediği firmaların listesini aldı. Avukat, listede tanınmış markaların olduğunu söylüyor

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, koruma altında olmayan yabancı meyve ve asma çeşitlerinin Türkiye'de bir defaya mahsus ücretsiz olarak tescil edilmesini onayladı.

Bulgaristan-Türkiye sınırına 142 kilometrelik tel örgü çekileceği açıklaması dikkatlerin yeniden hayvancılığa çevrilmesine neden oldu.

İthalatla da düşmeyen et fiyatı yüzünden Tarım Bakanı Başbakan'dan fırça attı ki: Bakan yerdne yere girdi. Peki Başbakan Erdoğan, Tarım Bakanı Mehdi Eker'e canlı yayında ne dedi.

Üçüncüsü gerçekleştirilen Clinton Küresel Girişimi (CGI-Clinton Global Initiative)'ne toplantısına katılan ABD Tarım Bakanı Tom Vilsack'dan ilginç açıklama...

GDO’lu ithal tohumlar hakkında değerlendirmelerde bulunan Yükseköğrenim Kurumu Başkanı Prof Dr Yusuf Ziya Özcan’a Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nden destek geldi.

YÖK Başkanı Özcan, ABD ve İsrail'in domatese yerleştirilecek bir genle Türk milletini 20 yıl içinde yok edebileceğini söylemesine tohumcuların sözcülüğüne soyunan Tarım Bakanı Mehmet Mehdi Eker, ''Türkiye tohumda İsrail'e bağımlı'' şeklindeki sözlerin bir şehir efsanesi olduğu söylemiş. Bizde güldük geçtik. Ama YÖK Başkanı iddiasında ısrarlı.

Metin Süerdem, listeria bakterili 160 bin hamburger etinin piyasaya verildiğini söyledi: Belki kıyma yapıp marketlerde sattılar, belki de döner yaparak büfelere verdiler. Ama zehirli etleri halka yedirdiler.

Tarım Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Süerdem altında imzası olan rapora rağmen 12 ton ette bakteri olup olmadığının bilinmediğini savundu.

Son yıllarda 'organik' verilen ürünler pazarlanıyor. Peki organik ne demek? İyi bir şey mi? Yoksa biri bizi bir kör kuyudan başka bir kör kuyuya mı itiyor?

Bir araştırmaya göre "organik" gıdayla beslenen çocukların dışkılarında daha az seviyede böcek ilacına (pestisit) rastlandı.

Başbakan ve Tarım Bakanı'na ithaf olunur! “Trakya’da üretilen bütün kavunlar böyle artık; genetiğiyle oynanmamışı yok. Hadi bir şey daha diyeyim: Bu Kırkağaç kavunlarının neredeyse tamamı genetiğiyle oynanmış.”

Mesele ne yediğimiz değil. Asıl mesele; neleri dillendirmeye ve neleri bilmeye iznimiz olduğu. Risk altında olan yalnızca sağlığımız değil. Şirketler çiftçilerin konuşmasını ve bu hikâyenin anlatılmasını da istemez.

Çok sayıda GDO’lu ürünün girişine izin veren Tarım Bakanlığı’nı samimiyetsizlikle ve gayri ciddilikle suçlayan Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer; “Geçtiğimiz yıl GDO tartışmaları yoğunlaştığında, Tarım Bakanı Mehdi Eker, “GDO’lu ürünlere ben de karşıyım, şüpheyle yaklaşıyorum. Doğanın dengesinin bir hikmeti var, müdahaleyi doğru bulmam. Bilerek GDO’lu ürün yemem” demişti.

Bugün bazı gazetelerin manşetlerinde diğerlerinin ise iç sayfalarında yer bulan bu haber sürekli dile getirdiğimiz "gerçek Türkiye" fotografını ortaya koydu. Yağ, bal ve pekmezin içeriğinin değiştirildiği, pul biberin zirai ilaçlar nedeniyle zehre dönüştüğü ortaya çıktı. Kırmızı ete, domuz, at ve eşek etinin karıştırıldığı belirlendi. Bebek mamalarında kurşun bulundu

Et fiyatlarını daha önce spekülatörlere bağlayan Tarım Bakanı Mehdi Eker şimdi de yağmurun azlığına ve yem fiyatlarının yüksekliğine bağladı. Yağmur yağmadı, otlar bitmedi, inekler yemedi, ette olmadı demeye getiren Bakan’a bir gözlük hediye etmek şart oldu.

Ette fiyat tartışmaları devam ederken bir yandan da domuz, at, eşek ve köpek etleri yakalanmaya devam ediyor. Bu yakalanmalar büyük bir hassasiyetin ürünü olmaktan öte biraz şans biraz ihbar kaynaklı olması taployyu daha da vahim hale getiriyor.

CHP'li Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki GDO rüşveti skandalının ABD'de belgelendiğini, Türkiye'de ise hasıraltı edildiğini iddia etti.

Tarım ilacı, gübre, hibrit tohum, GDO, nano gıda ve katkı maddeleri bitki, hayvan ve insan yaşamı ile çevreyi tehdit etmeye devam ediyor. İşte iki ürkütücü örnek...

Hükümet 31 Aralık 2009 günü Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı reorganize edecek olan "Tarım ve Gıda Bakanlığı Yasa Tasarısı"nı Parlamentoya sundu. Avrupa Birliği isteklerini yerine getirme telaşından olsa gerek çok aceleye getirilmiş, yer yer çeviri kokan tasarı; ülke tarımına son darbeyi vuracak özelliktedir.

GDO hakkında değerlendirmelerde bulunan Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Tarım Bakanı başta olmak üzere, siyasi iradeyi temsil eden herkes GDO’yu yasakladıklarını söylemekte idiler. Ancak Tarım Bakanı, GDO’yu yasaklamadıklarını resmen itiraf etti" dedi.

ABD Menkul Kıymetler Komisyonu’nca 2007’de yapılan inceleme’de 2001-2006 yılları arasında, GDO’lu tohum üreticilerince Tarım Bakanlığı’na bağlı çeşitli kuruluşlara ‘rüşvet’ verildiği yönündeki iddilar nedeniyle Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi rüşvet iddiasına adı karışanlarla ilgili suç duyurusunda bulundu.

Danıştay 10. ve 13. Daireleri Müşterek Heyeti, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin açtığı davayı neticelendirerek GDO'lu ürünlerle ilgili yönetmeliğin yürütmesini durdurdu.

GDO yönetmeliğinin binde 9’dan daha az GDO içeren ürünleri, GDO’suz saymasının gerekçesi ortaya çıktı. Öte yandan devlet, bugüne kadar TMO eliyle GDO’lu ürün ithalatı yapmış.

Edirne Ziraat odası Başkanı'ndan sonra şimdi de isminin açıklanmasını istemeyn bir çiftçi GDO'lu ekim yaptığını itiraf etti. "GDO'lu ekim yapıldığı ispatlansın istifa ederim" diyen Tarım Bakanı'na düşense sözünde durum istifa etmesi.

GDO'lu pamuk tohumunda dünya lideri olan ve Terminatör Geni'ni geliştiren ABD'li şirket DPL, 2001 - 2007 döneminde Tanm Bakanlığı memurlarına rüşvet verdi. Rüşvetle denetimler engellendi.

Tarım Bakanı'nın Türkiye'de GDO kullanıldığı ispatlansın istifa ederim açıklamasına Edirne Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz'dan tepki. Yorulmaz "Genetiği değiştirilmiş mısırlardan yapılan küspeler ülkemizde 4 yıldan beri kullanılıyor" dedi.

GDO ile ilgili olarak Tarım Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik tepkiler üzerine değişitirildi. Ancak değişiklikle GDO'ların transit geçişine de izin verildi.

Tartışmalara yol açan GDO'lu ürünlerin olumsuz etkileri tartışılmaya devam ediyor. Peki GDO'lu ürünlerin muhtemel etkileri nelerdir ve ne kadar sürede etkiler? İşte çarpıcı açıklamalar:

ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü`nde yüksek lisans eğitimi gören iki öğrenci, Bölüm Başkanı Doç. Dr. Candar Gürakan`ın gözetiminde GDO'lar üzerine tez çalışması yaptı. İki yıl süren çalışmanın sonucunda ortaya çıkan tablo, akademisyenleri şoke etti.

GDO yönetmeliğine eleştiriler artıyor. Kemal Özer, Başbakanı Tarım Bakanına hesap sormaya, halkı da GDO’suz gıda kullanmaya davet ederken, yönetmeliğe bir iptal davası daha açıldı

Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, "Bir tohum bir firmanın tescilindeyse, o tohumla mutlaka oynanmış demektir. Günümüzde maalesef, bir firmanın tesciline girmemiş tek bir tohum dahi yok" diyerek, Türkiye ve dünyanın GDO'lu ürünlerin istilasında olduğunu söyledi.

İslam Konferansı Örgütü bünyesinde "Helal Gıda Standardı" çalışmalarını yürüten uzmanlar ekibi "GDO'lu ürünler helal değil" demişti.

"Ürünlerimiz GDO'suzdur" yazmak yasak ama "Domuz yağı ve alkol yoktur" yazmak serbest. Tarım Bakanı bu çelişkiye yanıt veremedi.

Genetiği Değiştirilmiş ürünlerin ve yemlerin üretim ve tüketimini meşrulaştıran yönetmelik hakkında açtıkları iptal davası hakkında bilgi veren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Genetiği değiştirilmiş ürünlerin ülkemizde üretilmesi ve tüketilmesine izin veren yönetmelik, Türkiye’nin bağımsızlığını dört şirkete terk etmektir” dedi.

Geçtiğimiz hafat yayınlanan GDO Yönetmeliği'ne tepkiler çığ gibi Hürriyet yazarı Gila Benmayor; "Bu işte bir tuhaflık yok mu? Önce kanun sonra yönetmelik olması gerekmez mi?" diye soruyor.

Ankara'nın son dakika golüne tepkiler dinmek bilmiyor. Birçok sivil toplum örgütünün yanısıra siyasi partiler de tepkiler gelmeye başladı.

Resmi Gazete’nin bugünkü nüshasında yayınlanan yönetmelikle Tarım Bakanlığı GDO’lu ürünlerin Türkiye’de kullanımına vize verdi.

Yayın hayatına yeni atılan haftalık Özgün Duruş'un yeni sayısının konuğu Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer'di. Özer, Abdülaziz Tantik'in GDO'dan, domuz gribine, tarım politikalarından, ilaç endüstrisine kadar birçok sorusunu cevapladı.

Türkiye fındık üretiminde dünya lideri. Ancak son tarım ve dolayısıyla fındık politikalarıyal liderliği kaptırmak için elinden geleni yapıyor. Bunun yanısıra fındık oyunları bitmek bilmiyor. İşte bu oytunlardan önemli bir örnek.

AB'de otlaktaki her bir inek vergi mükelleflerine günde 2,5 euroya mal oluyor. AB nüfusu içinde geçimini tarımdan sağlayanların oranı yüzde 3’ü bulmazken, Birlik (AB) toplam bütçesinin tam yarısı, tarım sübvansiyonlarına gidiyor. Peki Türkiye, gıda güvenliğini, ne zaman "Milli Güvenlik Stratejisi" kapsamında ele alacak?

Bugün dünya ölçeğinde 15 milyon hektarın üstünde ekolojik üretim yapıldığı gözleniyor. Türkiye'de ne kadar dersiniz? Ziraat ülkesi Türkiye’mizde topu topu bu iş için 50 000 hektar kullanılıyor. Ekonolojik tarımdan Avusturalya 8, Arjantin ve İtalya 2 şer buçuk bilyar dolar elde ederken Türkiyenin hormon ve pestisit kalıntılı ürünler ya alıcı ülke gümrüklerinde çürüyor yada bizim mideleri çürütüyor...

Mersin'in Silifke ilçesi Öztürkmenli köyünde, deneme amaçlı ekilen ayçiçeğinin uzunluğu 4 metre 8 santime ulaştı. Şaşkınları şaşkınlaştıran neden neydi?

Ayçiçek tarlalarıyla sarının hâkim olduğu Edirne'de son dönemde bitmeyen tartışmanın bir yönü 'Ayçiçeği mi Kanola mı' diğer yönü ise Kanola'nın hibrit tohum denilen genetiğiyle oynanmış tohumlardan elde edilmesinden doğan büyük endişe...

Türkiye’de de doğrudan gelir desteği gibi adlarla uygulanan tarım sübvansiyonları çiftçinin cebine değil, dev şirketlerin kasasına gidiyor. Devletin cebinden çıkan fatura tüketici tarafından ödeniyor. Bu sübvansiyonların karşılanması için yeni vergiler ekleniyor. Buna rağmen tarım ürünleri tüketiciye çok pahalı ulaşıyor. İşte nedenlerinden bazıları...

GDO’yu red hakkı istiyorlar! Aralarında Fransa, Polonya ve Portekiz’in de olduğu 14 Avrupa ülkesi, ülkelerinde GDO’lu ürün yetiştirilmesine ilişkin kararı kendileri verebilmek için başvuruda bulundular.

Böğürtlenin sayısız faydası olduğunu ya da kansere karşı en etkili meyve olduğunu biliyor musunuz? Prof. Dr. Erkan Topuz, böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engellediğini söylüyor. Çünkü böğürtlen dut gibi bakım gerektirmeyen, kolay yetişen sayısız hastalığı engelleyen bir nimet.

Üretici birlikleri “sakın ilaç kullanmayın” diye çiftçiyi uyarıyor. Şaşırtıcı ve üzücü olan, uyarının insan sağlığını korumak içinde değil de ürünlerin dış pazarda alıcı bulamama riski taşıması. Bu durum bile tek başına Türkiye'de insan sağlığına ve kendi insanımıza verdiğimiz değerin en açık göstergesi.

ABD, Dünya Ticaret Örgütü'nü bir silah olarak kullanarak tüm dünyayı kıskacı altına almakta. Türkiye'nin de alnına dayalı bu silah nedeniyle Türkiye de pes etmek üzere. Yasak olmasına rağmen Monsanto tarafından Türkiye’de ücretsiz GDO'lu tohum dağıtıyor. Bu sözde yasağa rağmen ülkemizde tohhumlarda market raflarında ürünler de maalesef büyük oranda GDO'lu...

Türkiye'nin de içinde bulunduğu bir çok ülkeye dadanan 'seri katil', Hindistan'da 200 bin çiftçinin ölümüne neden oldu. Büyüme adı altında; kıtlık kültürü dayatan bu yeni katil sistem, daha şimdiden 200 bin çiftçiyi öldürmeyi nasıl başardı. Şimdi sıra Türkiye çiftçisi ve tüketicisinde...

Adana'nın merkez ilçesi Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Durmuş Halis, 30-40 yıl öncesinde Adana'da 3.3 milyon dekar alanda pamuk ekilirken şuanda pamuğun sadece 200 bin dekarda ekildiğini söyledi.

Konya Ovası’nda Kanola ekimi projesini değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Çiftçimiz toprağını kaybetmek istemiyor ve yakın bir zamanda aç kalmak istemiyorsa ilaç, gübre ve tohum pazarlamacılarının vahşi pazarlama yöntemlerine aldanmamalı ve asla GDO’lu tohumlar ve Kanola ekimi yapmamalı” dedi.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO / DTÖ) ABD'nin dünyaca ünlü gıda devi Cargill şirketi’nin fikriydi. DTÖ’nin kuruluş amacı ise özellikle özel küresel ölçekli tarım firmalarının dünya çapında menfaatlerini geliştirmekti.

Sık sık Türk tarım ürünlerinin yabancı ülke gümrüklerinden “pestisitli” olması nedeniyle geri döndüğü haberlerini okuruz. Gümrüklerden geri dönen pestisitli bu ürünler iç pazarda arzı endam eder. Aslında bu ürünlerin geri dönmesi Türkiyeli tüketici açısından sevindirici bir durum. Çünkü:

GDO'lu ürünlerin riskinde kendini, ailesini ve çalışanlarını korumak isteyen Obama, Beyaz Saray'ın bahçesinde organik tarıma başlamıştı. Obama'dan etkilenen Kraliçe Elizabeth de ilk kez Buckingham Sarayı bahçesine sebze ektirdi. Çankaya ne mi yapıyor? Çankaya'yı bilmiyoruz ancak Ankara, Dünya Ticaret Örgütü, DB ve IMF'nin dayatması olan GDO yasasının çıkarmak çanhıraç çalışıyor...

Gazeteci F. William Engdahl, 'Ölüm Tohumları' eserinde GDO adı verilen "şeytan planının" tüm ayrıntılarını açıklıyor. Amerika üzerinden insanlığı kontrol altına almak, bazı milletleri kısırlaştırarak yok etmek gibi çok kirli planları olan şirketlerin içyüzünü deşifre edilen eserin 'giriş' bölümünü istifadenize sunuyoruz. 'Ölüm Tohumları' herkesin üzerinde çokça düşünerek okuması gereken bir şaheser.

Ülkemizi Monsanto ve Rockefeller gibi şirketlere köle edecek ölüm yasası 440 bin dolara mâl olmuş. Söz konusu tasarı GDO'nun serbest olmasından yana profesörleri bile mutlu etmemiş. Bir taraftan AB müktebastına uygun düzenlemeler yapan Türkiye Almanya, Fransa, Hollanda, Lüksenburg, İspanya gibi ülkelerin GDO'yu yasaklama gerekçelerini dikkate bile almıyor. İşte Hürriyet'ten Gila Benmayor'un yazısı.

Birçok kimsenin peşine düştüğü ancak elde edemediği gıdanın kırmızı kitabı Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı'nı ele geçirdik. Sır gibi saklanan tasarının çok yakında TBMM'de görüşülmesi bekleniyor. IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi organizasyonlarca dayatılan tasarı "kölelik ya da ölüm yasası" olarak adlandırılıyor.

Küreselleşme mi, "yeni Sömürgecilik" mi? Dünya Tarımında Yeni Trend: Zengin ülkeler az gelişmişlerin topraklarını kiralıyor ya da satın alıyor. Bununla da yetinmeyip tohumları tescil ettirerek mülklerine geçiriyorlar. Beslenme için yetersiz dedikleri tarım alanlarını biodizel alanına dönüştürmeleri de bu yalanın en büyük isbatı

Devlet Bakanı Cemil Çiçek ve Tarım Bakanı Mehdi Eker’in basında yer alan “GDO’lu bitkilerin Türkiye’de yetiştirilmesi” ile ilgili açıklamalarına Buğday Derneği'nden yanıt...

Ulusal Bio Güvenlik Yasa Tasarısı'nın hazırlık çalışmalarına dünya tohum devi Monsanto yetkililerinin davet edildiği ve katıldıkları halde sivil toplum örgütü temsilcilerinin davet edilmediği ortaya çıktı.

GDO’lara karşı amansız bir mücadele veren GM Watch Mart 2009’da yayımladığı bir raporla GDO’lar konusunda çarpıcı tespitlerde bulundu. İşte verilerle GDO gerçeği...

Krizin yararlı olduğuna inan Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev "Zengin ülkelerde tüketilen gıdanın çeşidi azaldı ve ucuzladı. Yoksul ülkelerde açlık yükselişte” dedi. Medvedev’in önceliği gıda.

Günümüz dünyasında genetiği değiştirilmiş yaklaşık 1600 gıda maddesi var. Hemen her godaya eklenen mısır ve soyaya dikkat. (GDO) olarak tanımlanan bu ürünlerin başta bağışıklık sistemi olmak üzere insan vücudunda alerjilere sebep olduğunu, romatizmal hastalıklar ile kansere yol açıyor!

Herkes öteledi, biz GDO'ya başlıyoruz. Hükümetin genetiği değiştirilmiş gıda üretimine kapı aralaması, tartışma başlattı. "Risk yok sıkı denetim olacak" diyen Tarım Bakanı kimin sözcülüğünü yapıyor?

Türkiye'nin tüm bitki ve tohum zenginliği ile yaşamımızı birkaç "şeytani şirket"in insafına terk eden yasa tasarısı Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın adını değiştiren ve kanun teklifiyle birlikte sunulan tasarı modern köleliğin onayı ve şeytanın galebe gelmesi demektir.

Ticarî olarak daha yüksek verime sahip olan ancak tohum vermeyen bitkilerin yaygınlaşması sebebiyle Anadolu’ya özgü bazı sebze ve meyve çeşitleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Avrupa Türkiye, milletvekillerinin ABD’ye GDO iknasına göndere dursun geçtiğimiz günlerde Fransa, Avusturya, Macaristan, Yu¬nanistan, Lüksemburg ve Almanya’nın aralarında olduğu Avrupa ülkelerinde tarihi kararlar alındı. Son olarak GDO’yu yasaklayan Almanya’nın gerekçeleri nelerdi? Çözüm GDO’da yoksa organik tarım da mı? Dünya mevcut nüfusu besleyebilir mi? İşte cevapları:

ABD'den Avrupa'da yasak olan genetiğiyle oynanmış ürün üretiminin yasalaşması için TBMM hamlesi. TBMM ve Tübitak üyeleri ABD sponsorluğunda ağırlandı ve ikna edilmeye çalışıldı.

Türkiye’nin ihraç ettiği yahut ithal ettiği tarım ürünleri hakkında sık sık haberler okuruz. Bu haberlerin hemen hiçbirinde Türk ürünleri övülmez. Gıda Hareketi uzmanlarının tarım ürünlerine verilen ceza ile ilgili değerlendirmeleri:

Uluorta satılan ve ölçüsüz kullanılan tarım ilaçları için reçeteli satış dönemi başladı. Sağlık ve Gıda Hareketi uzmanları, reçeteli ilaç adımını olumlu bulmakla birlikte yeterli olmadığını belirtiyorlar.

Daha çok kazanma uğruna uydurulan iğren yalanlar doğal denge bozuluyor, tohumlar patentleniyor. Bu patentleşme sayesinde gelecek neslin yaşamları ipotek altına alınıyor. Gelecek neslin yaşamaı emperyalis ve kapitalistlerin insiyatifine terk ediliyor. Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır’ın Bu endişeleri taşıyarak hazırladığı “Gıda Güvenliği ve Çocuklarımız” adlı sunumundan başlıklar

Siyonizst İsrail'in katliamlarının küllenmemesi için Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği, çiftçilere İsrail malı tohum ve ilaç satmama kararı aldı. Bu yeirnde üzerine Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği'ne teşekkür yağıyor.

Tarım Bakanlığı'nın bütçe tasarısında gıdadaki acıklı durumumuz itiraf edildi. Yılların ihmaliyle tarım ve hayvancılıkta yaşanan dışa bağımlılıkta İsrail etkisi kırılamıyor.

Sürdürülebilir tarıma geçilmelidir. Organik tarımın dünyayı doyuramayacağı tezi yanlış bir karşı çıkıştır. İnsanları kentlerde tüketici konumundan çıkaracak ve yeniden üretici olmalarını sağlayacak yönelimlere ihtiyaç vardır.

Günümüzde ilimle bilim aynı şeylermiş gibi zannediliyor. İlmi bilgi vahye dayanır, ihya ve inşa ile ilgilenirken, modern bilimse tahrif ve ifsatla... Bugün bilim adına, 80-90 binden fazla sentetik kimyasal madde kullanımda. Bunlara her yıl binden fazla yenileri eklenip piyasaya sürülmekte. İçlerinde yararlı olan hiçbir kimyasal yok, zira tümü toksik…

Yaz geldi ve bağ bahçe ile meşgul olanlar, böceklerin ağaç veya mahsule zarar vermesinden şikâyetçi. Komşu tarla ilaçlanınca, böceklerin kendi tarla, bağ veya bahçesine saldırdığını belirtiyorlar.

Tarım Bakanlığı geçtiğimiz yıl, Türk Gıda Kodeksi Etiket Tebliği’nde değişiklik öngören bir taslak yayınladı. Bu kısa taslakla ilgili görüşlerimizi kendilerine iletmiştik.

Bugün Türkiye’nin 61’inci ve Erdoğan’ın ise 3’üncü hükümeti kuruldu. İlginç değil mi, 90 yaşına bile gelmemiş başkent Ankara daha şimdiden 61’inci hükümetine ulaştı.

Geçtiğimiz yıl 23 Temmuz günü Bugün Gazetesi “Sucukta domuz, biberde zehir” Takvim Gazetesi ise, “Dev markaların sütlerinden ölümcül jel çıktı. Kim bu firmalar?” sürmanşetleriyle çıkmıştı.

Baphomet’e tapan insanlık düşmanı güçlerin, insanlık üzerinde planladıkları komplolardan biriyle mücadele ederken, öylesine güçlü bir PR/halkla ilişkiler çalışmasıyla karşı karşıya kalıyorsunuz ki; kıt imkânlar ve adeta aldatılmaya susamış insanların davranışları, neredeyse bütün azminizi yok edecek bir tehdit içerebiliyor.

Yeni Şafak yazarı Teodora Doni'nin tohum yazısı büyük ses getirdi.

Bu yazı vesilesiyle müşahede etme imkânı bulduk ki; tohumu dert edinmiş insanların sayısında ciddi artış var.

Türkiye’nin en kudretli bakanlığı olması gereken Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı balığın soyunu kurutmak için kolları sıvadı ve son derece başarılı bir şekilde devam ediyor.

İşin en kötü tarafı içeriden hiçbir politik ve bürokratik irade bu kötü gidişe bir son verebilecek plan, program ile ortaya çıkmamaktadır.

Son günlerde, Taraf Gazetesi’nin ortaya çıkardığı Koç Grubu’nun Maret ve BurgerKing’e ait etlerdeki virüs olayı bana; Vehbi Koç imparatorluğunun kuruluş hikâyesini anlatan Erol Toy’un ‘İmparator’ kitabını ve orada geçen ‘kurtlu peynirler’ ile TBMM’nin kiremit hikâyesini hatırlattı.

Ortadan kaybolan bakterili on iki ton hamburger eti meselesi, içine Tarım Bakanlığı Teftiş Kurulu’nu da alarak büyük bir skandal olmaya doğru ilerliyor.

Bugün, yeni bir yazı kaleme almayacağım. Sadece herkesin mutlaka izlemesi gereken bir belgesel için bir girizgâh yapacağım o kadar.

AB dönem Başkanlığı İspanya’da idi. İspanya bu görevini devredeceği son günde, AB ile Türkiye arasında süren üyelik müzakere başlıklarından birini yani "Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı" faslını açtı. Peki, İspanya giderayak bu ‘iyiliğe(!)’ neden ihtiyaç duydu? AB ile müzakere başlığı gıda olunca, bizi ister istemez yeni sorular sormaya itiyor. Tarım konusunda yakın zamana kadar kendi kendine yettiği söylenen Türkiye, acaba şimdi ne durumda? Tohumda İsrail’e bağımlı mıyız, değil miyiz?

Birkaç aydır et fiyatları hızla artıyor. 1 Kğ et 30 lira sınırına dayandı. Hatta geçti bile. Peki yüzde yüze yaklaşan fiyat artışının nedeni ne? Artıştan kim yada kimler sorumlu?

Tarım Bakanlığının yasası değişti. Yasa ile Bakanlık küresel sermayenin istediği yönde yapılanıyor. Bugün sadece araştırmalar ile ilgili yazacağım.

Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün yine konuştu. Bu konuşmanın GDO konusunda olması ve işin içinde “rüşvet iddiası” olmadı son derece önemli. Geçmiş iddiaları bu ise bahsin konusu değil.

Dünyanın içinde bulunduğu hâle yönelik bir şeyler söylemek için konuşanların ‘dünyada 1 milyar kişi aç’ dediğini sık sık duyarız.

Son 21 yıldır AB ülkelerinde yürürlükte olan tarım yasasına göre; tarım üreticilerinin pazarda satabileceği meyve ve sebzelerin biçiminin nasıl olacağı Brüksel tarafından belirleniyordu. Örneğin dümdüz olmayan gerçek salatalıkların pazarda satılması yasaktı.

Türkiye neredeyse on yıldan beri milyonlarca ton GDO’lu gıda, şeker, nişasta gibi gıda hammaddesi ve yem ithal ediyor.

Bu düzeni yıkmanın zor olmadığını ve yıkabilecek gücün bizde olduğunu elbette sizde biliyorsunuz. Fakat bazılarımız bu düzeni yıkmak için çabalarken bazılarımızın da düzenin hamiliğini yapması işleri zorlaştırıyor.

Bir zamanlar, bizim sert Anadolu buğdayımız vardı. Ekmeklerimiz bugün ancak Avrupa’daki ekmeklerde bulabildiğimiz tok lezzette ve francalamız, Fransız bagetinin çıtır tadındaydı.

Domuz gribi ve GDO tartışmalarında gelinen nokta oldukça sevindirici. Çünkü toplum tedirgin! Kimilerine göre bu tedirginlik iyi değil. Kesinlikle yanılıyorlar! Bir toplum, tedirgin olmuş ve bir konuda endişe taşıyorsa artık o toplum kolay kolay aldatılamaz.

Hiç bu kadar armut gördüğümü hatırlamıyorum. Pazarlar armut dolu. Tıpkı, geçen yıl hiç bu kadar domates görmediğim gibi.

Sizce halkı, ıslak imzalı belge mi ilgilendirir, yoksa, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ve ürünleri mi?

Başbakan “Domuz gribi aşısı olmam” diyor. Tarım Bakanı Mehdi Eker de “Ben genetiği değiştirilmiş gıda yemem” diyor. Ama Başbakan’ın Sağlık Bakanı 40 küsur milyon adet domuz gribi aşısı ithal ediyor.

Geçen hafta perşembe gününden beri konuşuyoruz "Genetiği Değiştirilmiş Organizma"ları...

ABD’de bazı şirketler var. Bu şirketlerde dünyanın en cin uzmanları çalışıyor. Bu uzmanların “cinliği” canlının hücre yapısıyla oynayarak “pireyi deve yapmak”. Örneğin, tavuk yumurtadan çıkar. İnek doğum yaparak ürer. Onlar farelerin hücre yapısıyla oynuyor, fareden tavuk yapıyor. Kargaların hücre yapısıyla oynuyor, kargalar inek oluyor.

Anadolu’nun tarlalarında, bostanlarında, bağlarında, ovalarında, dağlarında, yaylalarında yaşayan bütün yılanlar, çıyanlar, akrepler bir olacaklar, vatansever bilinçle, sizleri sokacaklar.

2 Temmuz 2009 tarihli yazımızın başlığı, "GDO kabusu"ydu. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın hazırladığı ve 26 Ekim 2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik" ile kabus gerçek oldu.

İnandırıcı olmak için söz ve eylemde uyum gerekir. Eyleminizle sözünüz birbiri ile çelişirse kimse itibar etmez, edilmemeli de.

Tohum çok gizemli bir varlık, çok gizemli bir kavramdır. Asaf Halet Çelebi’nin Budist düşüncesi etkisinde yazdığı “Koskoca bir ağaç görüyorum/Ufacık bir tohumda” mısraları ile başlayan şiirini çoğumuz biliriz.

Borçlar artıp ödenemez hale geldikçe çiftçiler, böbreklerini satmaya, hatta intihar etmeye mecbur kaldılar.

Tarıma önem vermemiz gerekiyor. Kriz döneminde tarımı hiç mi hiç ihmal etmememiz gerekiyor.

Şimdilerde pek işitilmese de çocukluğumuzda ihtiyar ninelerden çok duyardık: Ekmek kırıntısının üzerine basmayı, büyük bir hürmetsizlik, büyük bir uğursuzluk sayarlardı yaşlılarımız…

Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissenger’in 'Yiyeceği kontrol edersen, insanları kontrol edersin' cümlesi her şeyi özetlemeye yetiyor. ABD ve İsrail tüm adımlarını bu bilinçle atıyor. Ancak Türkiye’nin adımlarını buna göre attığını ve bu düşünceye karşı önlem aldığını söylemek şimdilik mümkün gözükmüyor.

Hükümette "üvey evlat" muamelesi gören, Uluslararası Para Fonu (IMF) talimatı ile destek bütçesi yüzde 10 kesilen, ödenek talepleri en son karşılanan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın adı Tarım ve Gıda Bakanlığı olarak değiştiriliyor.

Organik tarım bazılarınca mayınlı arazi konusunda saf insanları bir yere götürecek bir elmalı şeker olarak kullanılmak isteniyor. Sınır yerli veya yabancı tek bir şirkete verildiğinde bu alandaki hukuki durum hiç düşünülüyor mu?

Tarımdaki "Hibrid Tohumlar" uygulaması ile tekel oluşturma niyetleri arasında tam bir paralellik var. Rockefeller'in gelişmekte olan ülkelerde yürüttüğü sözde "Yeşil Devrim" çalışmalarına bu açıdan bakınca, korkunç niyetler apaçık görünüyor...

Tekel sömürü sermayesinin neler yapmayı hedeflediğini zaman zaman bu köşede hatırlatıyorum. Bugünlerde bütün dünyanın gündeminde olan, önümüzdeki yaz aylarında dünya ticareti ile birlikte turizm sektörünü baltalayacak gibi görünen 'domuz gribi' meselesini 'biyolojik silah' olarak aynı yere yani aynı kaynağa bağlayan görüş ve yorumlar var. Dikkatle izleyip takip etmek gerekiyor. Doğru olabilir, muhtemeldir.

Marketten aldığınız sucuk neden yapılmış? Çocuğunuzun yediği bisküvinin, çikolatanın içinde neler var? Meyve suyu diye satılan boyalı sular neyin suyu? Süt kutusunun içinde acaba taze süt mü var, yoksa süttozu mu? Bal ve reçel kavanozunun içindeki katkı maddeleri neler? Her gün yediğiniz ekmeğin buğdayı, mayası, beyazlatıcısı, içindeki su, tuz ne ölçüde sağlıklı? Organik diyerek iki misli fiyat ödediğiniz tarım ürünlerinin içinde hangi kimyasallar var?

Türkiye’nin ihraç ettiği yahut ithal ettiği tarım ürünleri hakkında sık sık haberler okuruz. Bu haberlerin hemen hiçbirinde Türk ürünleri övülmez. Tarım ürünlerimizin genellikle hormon ve ilaç kalıntısı gibi ‘sağlıksızlığına’ yönelik haberlerle ün yapması oldukça manidar geliyor ve aslında hiçbirimiz bu haberleri yadsımıyoruz.

Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri