Son Dakika
Çarşamba, 22 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
monsanto Etiketli İçerikler

Küresel şirketlerin istilası altındaki ABD'de, Kanserojen madde içeren GDO'lu ürünlerin paket üzerinde belirtilmemesi ile ilgili kanun Temsilciler Meclisi'nde onaylandı.

Amerikan tohum, ilaç ve suni gübre devi Monsanto herkesi gibi zehirlediği Fransız tahıl üreticisi Paul François tarafından dava edildi. Fransa'nın güneyinde tahıl üreticiliği yapan çiftçi Paul François, baronların şirketi Monsanto firmasının ürettiği, ot temizleme zehirleri Lasso'yu hazırladığı depoyu temizlerken zehirli madde teneffüs ettiği için zarar gördü. Bu nedenle firmayı dava etti ve kazandı.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) tohum üreticisi Monsanto, başta Latin ülkeleri olmak üzere dünya çapında protesto edildi.

ABD'li tohum biyoteknolojileri ve kimyasalları üreticisi Monsanto, İsviçre'li rakini Syngenta'yı satın alarak dünya tohum pazarında tekel olmak istiyor. Bu gerçekleşirse, dünya pazarında sadece genetiği değiştirilmiş tohumlar kalacak

Çok değil 115 yıl önce başladılar. Bugün deccalî bir güce eriştiler. Bakara Suresi'nde anlatıldığı üzere "hars (tohumu) ve nesli yok etmek" için var güçleriyle çalışıyorlar. Yığınlar, akademiler, bürokrasiler ve devletler ona karşı sessiz hatta zaaf içindeler. Herkes küçük dünyasının içinde kaybolmak uğruna sesini yükseltmiyor. Bu şer yapılarrın unuttuğu bir şey var. O da: Allah'ın hesabı! İşte bu yüzden yılmıyor ve gayret ediyoruz.

GDO, yaratılışın/fıtratın değiştirilmesine yönelik şeytani bir eylem. GDO sadece tohumu değil, insanı ve kainattaki tüm canlıları değiştirmeye yönelik hannasın ahlaksız bir planı. Ancak sorun sadece bundan ibaret değil. Zira tohum hibritleştirilmesi en az GDO kadar tehlikelidir. Fakat GDO karşıtları bile HİBRİT'in tehlikesinin farkında değil... Diğer yandan da gıdaların üretilmesi sürecindeki kimyasallar, katkılar, işlemler, ambalajlar çoğu kez göz ardı ediliyor. Bunları da göz ardı etmeden uzun yıllar Monsanto'nun ülkesi ABD'de yaşamış olan Mehmet Efe'nin GDO çığlığına kulak verelim.

Monsanto ve Bill Gates Vakfı Genetiği değiştirilmiş ekinleri teşvik ediyor. Sonuç: gastroıntestmal bo¬zukluklar, obezite, diyabet, kalp hastalıkları, depres¬yon otizm, kısırlık, kanser ve Alzheimer hastalığı.

Alman gazetesi Süddeutsche Zeitung’un bir iddiasına göre tüm dünyada GDO karşıtlarını ve bağımsız bilim adamlarını susturmak için ABD devleti, ABD ordusu ve Monsanto firması birlikte çalışıyor.

Haricihaber soruyor: Sağı solu pisletip, esnafın ekmeği ile oynamak yerine, yalan yanlış tahrikler saçmadan, mantıklı ve doğru formattaki belgeseller ile internet üzerinden “küresel sermayeye ve onun gıda tedarikçilerine” isyan eden gençlerden neden bizde yok?

Sağlık haber portalı nursedegree.net, GDO’lu ürünler ile ilgili güzel bir grafik hazırlamış, sizinle paylaşıyoruz. GDO için “yiyecek endüstrisinin yürüyen ölüsü yani zombisi” tabirini kullanmışlar.

Earthfirstnews’ün haberine göre tüm dünyaya gdo’lu ürünler saçan ve ekine fesat karıştıran Monsanto firması, çiçeklerin ve diğer gdo’lu hasatların döllenme ve tozlanma işini kendi icat ettikleri robot arılara yaptıracaklarmış.

NaturalNews’ün haberine göre tüm dünyada genetiği değiştirilmiş gıdaların ve tohumların pazarlayıcısı olarak biline Monsanto firması için özel bir yasa tasarısını Obama imzalamış.

Küresel GDO'cularla organik ilişkileri olduğu bilinen Avrupa Birliği Gıda Ajansı EFSA bile 'GDO kanser yapıyor' dedi.

GDO'nun kısırlık ve kanser yaptığının bilimsel olarak ispat edilmesinni ardında Kaliforniya Eyalet Meclisi’ne GDO'lu ürünlerin etiketlenmesi için yasa teklifi verildi. Teklif Monsanto, Dupont ve CocaCola'yı tedirgin ederken kendilerine “37. Madde etiketleme hareketi” ismini veren bir kitle ise tasarınnı yasalaşması için yüyük bir kampanya başlattı. Gelişmeler Türkiye'deki GDO'cuları da tedirgin ediyor.

İngiliz genetik uzmanları “GDO Mitleri ve Gerçekler” adlı raporunda GDO'nun risklerini bir bir sıraladı. Büyük bir serveti ahlaki nedenlerle reddeden uzmanların raporundan çarpıcı kesitler.

Süper böcek tehlikesi ABD’de 10’a yakın eyalette ortaya çıktı. Çevre örgütü EPA, gen sahibi şirket Monsanto’ya uyarı gönderdi: “Süper böcek olmayacak diyordun. Başaramadın. Koruma yöntemi geliştir. Ya da izinleri gözden geçireceğim.”

Fransa ve Macaristan gibi ülkeler tarafından başlatılan 'anti-Monsanto aktivizmin' ardından, Polonya’da Monsanto'yu kovma kararı aldı.

On yıllardır ekmekte olduğunuz tohumu bu yıl yine ektiniz. Birgün bedenleri beyaz olsada ruhları kapkara adamlar gelip, 'bunlar bizimdir' dediler. İşte o gün ugündür ve bu saçma iddiaya karşı dirnemeniz mümkün olamayabilir. Çünkü mücadele ettiğiniz güç şeytan ve avanesi. Ama asla ümitsizlik yok. Hep birlikte olursa bu sorunu da aşabiliriz. Çünkü Allah bizimle beraber.

GDO’lu gıda hayatımızın her köşesine yavaş yavaş nüfuz ettirilmeye çalışılıyor. Kamuyounun bu konuda net bir karşı çıkışı olduğu bilinmesine rağmen GDO’lu gıdalara ithalat izinleri hızla ve eksiksiz veriliyor. Halk sağlığı ve bizden sonraki kuşakların “temiz ve doğal gıda” hakları yerine şirketlerin kazanacağı paraların hesapları yapılıyor. Yine de toplumun GDO konusuna olan tepkisi giderek büyüyor. Çocuğuna “ne idüğü belirsiz”, “canavar” gıda yedirmek istemeyen anneler, tehlikenin büyüklüğünün farkında olan tüketiciler, doğanın ya da “Yaradan’ın işine” karışılmaması gerektiğini savunanlar, doğal tarım ve gıdanın “sürdürülebilir bir gelecek” için tek yol olduğunu bilenler örgütleniyor, GDO’ya karşı seslerini yükseltiyor.

Türkiye'nin GDO'lu 13 mısır türüne izin vermesiyle taşlayan tartışma büyüyor. İşte bu tartışmaya katkı sunacak "GDO’yla Amerika’yı yeniden keşfetmenin türkiye’de yol açacağı belâlara dâir ciddi uyarılar" alt başlıklı makale

GDO’lu ürün ekim ve kullanımı yasak olduğu Macaristan’da gizli ekilmiş GDO’lu mısır tarlaları tespit edilerek imha edildiği ve GDO'lu tohum getiren şirketlere de el konulduğu öğrenildi.

"The Hindu" gazetesinde yayınlanan bir haberde: Kimya, tohum ve tarım devi Monsanto, teknolojim işe yaramadık iki kat zehirlisini veriyorum, yerseniz.

CHP'li Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki GDO rüşveti skandalının ABD'de belgelendiğini, Türkiye'de ise hasıraltı edildiğini iddia etti.

GDO’nun halkla ilişkiler, tanıtım ve çeviri ağında kimler yer alıyor? GDO ürünlerinin tarladan markete dek uzanan etiket ve kullanım kılavuzu çevirilerini kimler yapıyor?

GDO'lu pamuk tohumunda dünya lideri olan ve Terminatör Geni'ni geliştiren ABD'li şirket DPL, 2001 - 2007 döneminde Tanm Bakanlığı memurlarına rüşvet verdi. Rüşvetle denetimler engellendi.

Genetik tohum (GDO) devi Monsanto’nun ilaç şirketi Pfizer’a ilaç sahtekârlığından 2,3 milyar dolar ceza kesildi. 2 trilyon dolarlık bir ciroya sahip grup açısında sembolik bir ceza olmasına karşın, cezanın “ilaçları izin verilen hastalıkların tedavisi dışında kullanılmak üzere hastalara ve hekimlere pazarlama” gerekçesiyle kesilmesi; ilaç sektörü hakkındaki ileri sürülen iddianın gerçek olduğunu göstermesi bakımında oldukça manidar bulundu.

GDO'cuların amansız düşmanı Gazeteci F. William Engdahl'dan müthiş bir ifşaat daha. Engdahl, GDO'lu gıdaların çevre, hayvanlar ve insanlar üzerindeki istenmeyen yan etkilerini doğrulamanın bile yasak olduğunu ortaya çıkardı.

GRAIN örgütü, " Arjantin'de GDOlu soya ekiminin yayılmasından 13 yıl sonra görüyoruz ki sosyo-çevresel sonuçları gerçekten bir felaket" açıklamasında bulundu.

Biyoteknoloji sanayisinin propagandasının aksine, genetiği değiştirilmiş ürünler zehirli tarımsal kimyasalların kullanımını azaltmadı. Aslında RAPAL-Uruguay organizasyonuna göre, GDO'lu ekim bu kimyasalların kullanımının artmasına sebep oldu.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu bir çok ülkeye dadanan 'seri katil', Hindistan'da 200 bin çiftçinin ölümüne neden oldu. Büyüme adı altında; kıtlık kültürü dayatan bu yeni katil sistem, daha şimdiden 200 bin çiftçiyi öldürmeyi nasıl başardı. Şimdi sıra Türkiye çiftçisi ve tüketicisinde...

ABD Tarım Bakanlığı’nın, TBMM milletvekillerini, GDO’ların önünü açacak Biyogüvenlik Yasası’na onay vermesi için ABD’de ağırlamalarıyla ortaya çıkan lobi faaliyetinin tek olmadığı anlaşıldı. GDO tohumları serbest bırakacak yasa için ABD’nin ikna listesinde kimler yok ki…

Hint tarımı, Dünya Bankası ve IMF reçeteleriyle DTÖ'nün çarkına sokuldu ve Hindistan'ın tohum sektörü Dünya Bankası'nın yapısal reformlarıyla dev şirketlere açıldı. Artık çiftçilerin hangi ürünleri yetiştireceğine onlar karar veriyorlar. Artık bu ülkede 6 saatte bir çiftçi intihar ediyor!

Ulusal Bio Güvenlik Yasa Tasarısı'nın hazırlık çalışmalarına dünya tohum devi Monsanto yetkililerinin davet edildiği ve katıldıkları halde sivil toplum örgütü temsilcilerinin davet edilmediği ortaya çıktı.

Küresel bilim, gezegenin biyolojik kaynakları üzerinde eşi görülmemiş bir egemenlik kuruyor. İnsanoğlunun yaşama ve çalışma biçimini temelden değiştiren sanayi çağının sonuna yaklaşıyoruz.

Avrupa Türkiye, milletvekillerinin ABD’ye GDO iknasına göndere dursun geçtiğimiz günlerde Fransa, Avusturya, Macaristan, Yu¬nanistan, Lüksemburg ve Almanya’nın aralarında olduğu Avrupa ülkelerinde tarihi kararlar alındı. Son olarak GDO’yu yasaklayan Almanya’nın gerekçeleri nelerdi? Çözüm GDO’da yoksa organik tarım da mı? Dünya mevcut nüfusu besleyebilir mi? İşte cevapları:

Bugün Türkiye’de “Dünya 2050'de aç kalabilir” başlıklı bir haber yayınlandı. Bu dikkat çekici haberi ilk olarak NTV’de yer aldı. Diğerleri de ondan iktibas ettiler.

Yeni bir anayasa metni üzerinde çalışan TBMM uzlaşma komisyonu, taslağın ilk maddesi üzerinde henüz uzlaşmaya varmamışken bir öneri yapmak isterim.

İnandırıcı olmak için söz ve eylemde uyum gerekir. Eyleminizle sözünüz birbiri ile çelişirse kimse itibar etmez, edilmemeli de.

Gıdaların insanlar üzerindeki uzun vadeli etkileri hakkında herhangi bir bilimsel testin yayınlanması için ilkönce endüstri tarafından onaylanması gerekiyor.

Türkiye Tohum Gen Bankasının temeli atılırken konuşmaları dinleyenlerin bir kısmı “işte sonunda tohumlarımıza sahip çıkıyoruz” diye düşünmüşlerdir. Acaba öyle mi? Yoksa Tarım Bakanlığımızın bu yatırımı, sonunda tohum şirketlerine mi yarayacak?

Gıda, yaşamın vazgeçilemez unsurlarından biri. Obaman’ın beyin takımından olan özelliklede eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissenger’in “Petrolü kontrol edersen ulusları, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin. Yiyecek bir silahtır ve bizim müzakere çantamızdaki araçlardan biridir!” cümlesiyle özetlediği 1974 tarihli raporu ABD için yeni yol haritası niteliğinde.

Borçlar artıp ödenemez hale geldikçe çiftçiler, böbreklerini satmaya, hatta intihar etmeye mecbur kaldılar.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissenger’in 'Yiyeceği kontrol edersen, insanları kontrol edersin' cümlesi her şeyi özetlemeye yetiyor. ABD ve İsrail tüm adımlarını bu bilinçle atıyor. Ancak Türkiye’nin adımlarını buna göre attığını ve bu düşünceye karşı önlem aldığını söylemek şimdilik mümkün gözükmüyor.

İnsanın temel haklarından biride, yeterli beslenme ve güvenli gıda. Ancak günümüzde insanların gıdalarını özgürce seçebilme hakları ellerinden alınırken, dayatılan yeni “frankeştayn gıdalar” ülkelerin geleceği, birey sağlığı ve insan nesli açısından da büyük bir risk taşıyor.
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri