Son Dakika
Salı, 17 Ocak 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
gen Etiketli İçerikler

ABD'li tohum biyoteknolojileri ve kimyasalları üreticisi Monsanto, İsviçre'li rakini Syngenta'yı satın alarak dünya tohum pazarında tekel olmak istiyor. Bu gerçekleşirse, dünya pazarında sadece genetiği değiştirilmiş tohumlar kalacak

Bilim adamları ABD’nin New Jersey eyaletindeki Saint Barnabas Enstitüsü’nde genetik müdahale yöntemiyle 30 bebek üretti. Bu bebeklerden ikisinin üç farklı ebeveynin DNA’sını taşıdığı açıklandı.

Kola ve benzeri gazlı içecek içen ergenlerin bunları içmeyen yaşıtlarına göre daha kavgacı olduğu ve onlardan daha çok silah taşıdığı ortaya çıktı.

Son üç yıldır toplam 155 adet insan-hayvan karışımı embriyo üretildiği ortaya çıktı.

Yeni Zelandalı genetik mühendisleri tarafından erkek bedeninde dişi keçi yetiştirildi.

Pentagon, insanlarda ‘Tanrı geni’ diye de adlandırılan VMAT2 genini yok etmek için çalışma başlattı. ABD bununla Tanrı geninin beyindeki bazı molekülleri kontrol ederek, genlerimize işlemiş olan inanç duyusunu yok etmeyi hedefliyor.

Nobel ödüllü iktisatçı Joseph Stiglitz'e göre, Japonya'nın felaketi ve küresel ekonomik kriz toplumlara risk yönetimi ile ilgili kesin dersler sunuyor. Stiglitz, aynı şekilde devam edersek şanslı bir azınlığın aksine toplum olarak tüm kumarbazlar gibi kaybedeceğimizi söylüyor.

Son günlerden herkes radyasyondan çekiniyor. Oysa girdiğiniz her kapıdaki güya kontrol eden aletler kanser saçıyor. Ayrıca filme gönderdi diye sevindiğiniz doktor aslında sizi başından savmış olabilir.

Çin'in başkenti Pekin'deki Ziraat Üniversitesi'nde anne sütüne benzediği iddia edilen GDO'lu inek sütü üretildi. Büyük tartışma yeniden başladı.

Gençleri özellikle de genç kızları bekleyen büyük bir tehlike var. Hiç kuşku yok ki bu tehlikenin çok sayıda nedeni var. Tembellik, bilgisayar televizyon vs etkenlerden bir kaçı... Ancak göz ardı edilen en önemli neden "yaşam tarzı" ve "endüstriyel gıdalar". Peki yaşam tarzı ve endüstriyel gıdalar kızları nasıl tehdit ediyor?

Can Dündar'ın dâhi canına tak etmiş olmalı ki: Manevi değerleri hakileyeksan edilmiş toplumun gençlerini yazmış. İşte okuyup untanılması gereken o yazı: "Son zamanlarda bir lise mezuniyet balosunda bulundunuz mu hiç? Gitseniz, gördüğü...nüz ağır makyajlı, cesur dekolteli, yüksek topuklu, cep telefonlu kızların 16 - 17 yaşında olduğuna inanabilir miydiniz acaba?

Bugün aşure yani Muharrem'in 10. günü. Eskiden insanlar, hem kendileri yapar hem de 'çocuklarına bugün evinize en az 10 çeşit erzak alın ve aşure yapın' diye öğütlerlerdi. Ama artık yeni nesil ne aşure yapmasını biliyor ne de aşure için hangi malzeme gerektiğini... İşte Arzu Aygen'den aşure malzeme listesi ve tarifi:

YÖK Başkanı Prof Yusuf Ziya Özcan, domates tohumlarını dışarıdan ithal eden ülkelerin genetiği değiştirilmiş ürünleri tüketebileceğini belirterek, "Eskiden biyolojik silahlar vardı. Artık gıda üzerinden de niyetiniz kötüyse olumsuz etkiler oluşturacak mahsuller elde edilebilir" dedi.

Şimdi de gen haritası tamamlanan kakao ağacının genetik yapısı değiştirildi. Tartım Bakanlığı ve IBM'in desteklediği proje için 10 milyon dolar harcandı.

Ne zaman simit yesem, ellerim kaşınmaya başlıyor. 'Bu neden olabilir?' falan diyorum, sorguluyorum, notlarıma bakıyorum, ne zaman ne yedim bakıyorum. Bir iki ay içerisinde sorunu çözdüm. Peki simit hangi soruna neden oluyor?

DeltaPine firması tarafından Tarım Bakanlığı'na bürokratlarına rüşvet verdiği iddiasıyla yaptığımız suç duyurusu TBMM'de gensoyuya dönüştü. İşte ayrıntılar...

Bir arkadaş grubu "Karma Akademi"yi oluşturmuşlar. Fikirler, öneriler, tespitler, okumalar her şey karma bir şekilde ilerliyor. "İlerlemek" amaç bu..

Bilim adamları, genetik olarak değiştirilmiş fare hücrelerinden, insan vücudu geliştirecekleri bir deney hazırlıyorlar. Genetik modifikasyon, bir sonra ki adımda, insan embriyosu oluşturmak da kullanılacak...

GDO yönetmeliğinin binde 9’dan daha az GDO içeren ürünleri, GDO’suz saymasının gerekçesi ortaya çıktı. Öte yandan devlet, bugüne kadar TMO eliyle GDO’lu ürün ithalatı yapmış.

Genetiği ile oynanmış mısır ve soyayı on yıldan fazla bir süredir ithal ediyor ve afiyetle yiyoruz. Bizim besi, süt hayvanları da yiyor. Rakam öyle ufak tefek değil, her ikisinin ithalatı da milyon tonun üstünde, çoğu da Amerika'dan ithal ediliyor.

Tartışmalara yol açan GDO'lu ürünlerin olumsuz etkileri tartışılmaya devam ediyor. Peki GDO'lu ürünlerin muhtemel etkileri nelerdir ve ne kadar sürede etkiler? İşte çarpıcı açıklamalar:

ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü`nde yüksek lisans eğitimi gören iki öğrenci, Bölüm Başkanı Doç. Dr. Candar Gürakan`ın gözetiminde GDO'lar üzerine tez çalışması yaptı. İki yıl süren çalışmanın sonucunda ortaya çıkan tablo, akademisyenleri şoke etti.

GDO yönetmeliğine eleştiriler artıyor. Kemal Özer, Başbakanı Tarım Bakanına hesap sormaya, halkı da GDO’suz gıda kullanmaya davet ederken, yönetmeliğe bir iptal davası daha açıldı

Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, "Bir tohum bir firmanın tescilindeyse, o tohumla mutlaka oynanmış demektir. Günümüzde maalesef, bir firmanın tesciline girmemiş tek bir tohum dahi yok" diyerek, Türkiye ve dünyanın GDO'lu ürünlerin istilasında olduğunu söyledi.

"Ürünlerimiz GDO'suzdur" yazmak yasak ama "Domuz yağı ve alkol yoktur" yazmak serbest. Tarım Bakanı bu çelişkiye yanıt veremedi.

Anadolu'nun genetik çeşitliliğinin önemli bir doğal zenginlik olduğunu vurgulayan uzmanlar, ancak Türkiye'nin bu zenginliğe sahip çıkamadığını söylüyor.

Dünya GDO'lu ürünleri birbir yasaklıyor. Türkiye'de ise GDO'lu ürünler hiçbir kontrole tabi tutulmadan satılıp tüketilmekte. Yeni hazırlanan ve Baknalar Kurulu'nun masasında bekleyen yeni tasarı ise GDO'lu ürünlerin satışını yasal hale getirerek Türkiye'yi ABD'li şirketlere bağımlı hale getirecek.

Hastane ölümlerinin beşte birinin doktor hatalarından kaynakladığı ve sezeyanların yüzde 90'ı diğer ameliyatların en az yüzde 20'sinin gereksiz olduğu bir sektöre adım atan ve Tıp Fakültesi'ni bitiririr bitirmez ve boynuna 'doktor tabelası' asılan genç doktoru isyan ettiren nedenler:

Dünya tohum piyasasını üç dört dev şirket yönetiyor. İrili ufaklı yüzlerce tohum şirketi daha var ama bunların hepsi büyük şirketlerin kontrolünde. Dünyanın gıdasını dolayısıyla dünyayı kontrol eden bir avuç ailenin tohum ağı bu şemada...

Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi Genetik Bölümü'nün hazırladığı "Anadolu'nun genetik profili" araştırması yayınladı. Peki, bir dünya karmasına benzeyen araştırma sonuçlarında çıkan 10 genden hangisi size uyacak?

Geçtiğimiz aylarda GDO'lu tohumların, Trakya başta olmak üzere arıları toplucu ölümüne neden olduğu ortaya çıkmıştı. Şimdi de Kuşadası'nda 6 gün içinde 9 bin kovandaki 350 milyon arı öldü. Ölüm nedeni yine mi GDO'lu ürünler ve zirai ilaçlar mı?

GRAIN örgütü, " Arjantin'de GDOlu soya ekiminin yayılmasından 13 yıl sonra görüyoruz ki sosyo-çevresel sonuçları gerçekten bir felaket" açıklamasında bulundu.

Biyoteknoloji sanayisinin propagandasının aksine, genetiği değiştirilmiş ürünler zehirli tarımsal kimyasalların kullanımını azaltmadı. Aslında RAPAL-Uruguay organizasyonuna göre, GDO'lu ekim bu kimyasalların kullanımının artmasına sebep oldu.

Kanadalı bilimadamlarından sonra İsrailliler tarafından da DNA hakkında bilinen tüm bilgileri çürütecek iddialar geldi. Yeni iddiaya göre insan vücudunun biyolojik kimlik kartı DNA, yapay olarak çoğaltılabiliyor.

Mersin'in Silifke ilçesi Öztürkmenli köyünde, deneme amaçlı ekilen ayçiçeğinin uzunluğu 4 metre 8 santime ulaştı. Şaşkınları şaşkınlaştıran neden neydi?

Yapılan bilimsel araştırmalar, çocuk büyümesinde sevgisizlik, sigara, alkol, fast food, kozmetik gibi ürün ve alışkanlıklar çocukların ruh ve beden sağlığını tehdit ediyor ve erken ergenliğe neden oluyor.

Almanya, AB’nde 1 Nisan 2008 yürürlüğe giren "gen teknik yasası" ile tüketicileri genetiği değiştirilmiş gıdalar hakkında tüketicileri bilgilendirmek için yoğun bir çalışma başlattı. Alman Bakan bu çerçevede gelkiştirilen “Gen Tekniksiz’’ logosunu tanıttı.

Akıllı insanlara düşen bozulan sistemi iyice tahrip etmek değil düzeltmek için gayret etmektir. "Yapabilecek bir şey yok, tek başıma ne yapabilirim" gibi yanlış düşüncelerden fert fert kurtulmak gerekiyor. İnternet'te dolaşırken görüyoruz Gençlik Gıda Hareketi'ni. Kimbilir belki de bu düşünceden hareketle kurulmuştur. Kutluyoruz emeği geçenleri. Yolları açık olsun. Şimdi sıra sizlerde.

Geçenlerde pazara gittim. Pazarcı çocuk beni tanıyormuş, sattığı domatesleri aldırmadı: ‘Bunlar hep zehir hocam, hem hormon’ dedi. Tabi bu çocuk beni ikaz edince temize çıkmış olmuyor. Bu işlerin çok ağır mesuliyetleri var, fakat insanlar ya farkında değiller ya da hafife alıyorlar.’

Tarım Bakanlığı'nda Ziraat Mühendisi ve yönetici olarak görevlerde bulunan Mualla Ergen'den acı itiraflar geldi. Yöneticilerimiz makamları uğruna bir türlü kabul edemediklerini çoğu kez emekli olunca da itiraf etmezler. Ancak Mualla Ergen "Organik Beslenme ve Gıda Terörü" isimli kitabında ilginç bilgiler veriyor.

Sağlık ve gıda güvenliği hareketi derneği genel başkanı Kemal Özer ve beraberindeki heyet Çumra Belediyesi'nin başlattığı GEN BANKASI çalışmaları nedeniyle Çumra belediyesini ziyaret etti.

Türksat Uydusundan yayın yapan 'Atv Avrupa' kanalında Çarşamba günleri yayınlanan nitelikli, tartışma programı 'Kral ve Ben' programının bu haftaki konuğu Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer.

Konya Ovası’nda Kanola ekimi projesini değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Çiftçimiz toprağını kaybetmek istemiyor ve yakın bir zamanda aç kalmak istemiyorsa ilaç, gübre ve tohum pazarlamacılarının vahşi pazarlama yöntemlerine aldanmamalı ve asla GDO’lu tohumlar ve Kanola ekimi yapmamalı” dedi.

Ticari olarak daha yüksek verime sahip olan ancak tohum vermeyen bitkilerin yaygınlaşması nedeniyle Anadolu'ya özgü bazı sebze ve meyve çeşitleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya...

Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların ülke çapında ekilmesi ve tüketilmesine izin vermesi için hazırlanan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’nın geri çekilmesi için çalışmalar yürüten Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Ankara görüşmeleri başladı.

Kanola`nın tüketici için bir takım zararlarına işaret etti. Edirne Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz, "Bu yıl elde edilen tohum gelecek dönemde tekrar ekilebiliyor. Bu durum tohumda asitik oranın yükselmesine ve ürünün kanserojen madde içermesine yol açıyor" dedi

Kuşkusuz çağımızın en önemli sorunlarından biri de genetik kopyalama. İnsanlık öylesine bir sorunla karşı karşıya ki: bir kaç delinin kuyuya attığı taşı çıkarmak için geleceğini feda etmek gibi bir çıkmaza sürükleniyor insanlık. Bu açmaza karşı dinlerin nasıl bir çözümü duyarlı çevrelerinmerakını celbediyor. En çok merak edilense İslam'ın genetiğe nasıl bakışı.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO / DTÖ) ABD'nin dünyaca ünlü gıda devi Cargill şirketi’nin fikriydi. DTÖ’nin kuruluş amacı ise özellikle özel küresel ölçekli tarım firmalarının dünya çapında menfaatlerini geliştirmekti.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda hazırlanıp Bankalar Kurulu’na sunulan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’na CHP grubundan tepki yükseldi. CHP’li 21 milletvekili tarafından TBMM Başkanlığı’na GDO araştırma önergesi verildi.

“Ölüm Tohumları” kitabının yazarı Gazeteci F. William Engdahl’la birlikte Ulusal Biyo Güvenlik Yasa Tasarısı’nı değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Genetiği değiştirilmiş ürünlerin ülkemizde üretilmesi ve tüketilmesine izin veren yasa tasarısının bu haliyle yasalaşması ülkemizin ve insanlığın lehine değildir” dedi.

GDO'lu ürünlerin kontrolsüz dolaştığı Türkiye, Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı ile bu misket bombalarını meşrulaştıracak. Ülkemizde GDO'lu ürünler nedeniyle "parmak çocuk" vakaları gibi yeni sorunlarla karşı karşıya... Peki, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürünler Türkiye'de yaygın olarak nelerde var?

Anayasa Mahkemesinden tarihi karar. 5179 Sayılı Gıda Kanun'un bazı maddelerini iptal etti. GDO'lu ürünlerin kanser, hipertansiyon, osteoporoz, dolaşım ve sindirim bozuklukları hastalığına neden olduğunu belirten yüksek mahkeme, GDO'yu yasalaştıran, Ulusal Gıda Biyo Güvenlik Yasa Tasarı'nında önünü kapattı.

Gazeteci F. William Engdahl, 'Ölüm Tohumları' eserinde GDO adı verilen "şeytan planının" tüm ayrıntılarını açıklıyor. Amerika üzerinden insanlığı kontrol altına almak, bazı milletleri kısırlaştırarak yok etmek gibi çok kirli planları olan şirketlerin içyüzünü deşifre edilen eserin 'giriş' bölümünü istifadenize sunuyoruz. 'Ölüm Tohumları' herkesin üzerinde çokça düşünerek okuması gereken bir şaheser.

Birçok kimsenin peşine düştüğü ancak elde edemediği gıdanın kırmızı kitabı Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı'nı ele geçirdik. Sır gibi saklanan tasarının çok yakında TBMM'de görüşülmesi bekleniyor. IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi organizasyonlarca dayatılan tasarı "kölelik ya da ölüm yasası" olarak adlandırılıyor.

Böyle bir şeyi göz göre kabul etmekle silahta boş kurşun bırakmıyorsunuz. Bu durumda Rus ruleti bile hafif kalıyor! Çünkü Rus Ruletinde bile bir şans var. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın anlatıyor.

Küreselleşme mi, "yeni Sömürgecilik" mi? Dünya Tarımında Yeni Trend: Zengin ülkeler az gelişmişlerin topraklarını kiralıyor ya da satın alıyor. Bununla da yetinmeyip tohumları tescil ettirerek mülklerine geçiriyorlar. Beslenme için yetersiz dedikleri tarım alanlarını biodizel alanına dönüştürmeleri de bu yalanın en büyük isbatı

Devlet Bakanı Cemil Çiçek ve Tarım Bakanı Mehdi Eker’in basında yer alan “GDO’lu bitkilerin Türkiye’de yetiştirilmesi” ile ilgili açıklamalarına Buğday Derneği'nden yanıt...

Günümüz dünyasında genetiği değiştirilmiş yaklaşık 1600 gıda maddesi var. Hemen her godaya eklenen mısır ve soyaya dikkat. (GDO) olarak tanımlanan bu ürünlerin başta bağışıklık sistemi olmak üzere insan vücudunda alerjilere sebep olduğunu, romatizmal hastalıklar ile kansere yol açıyor!

Küresel bilim, gezegenin biyolojik kaynakları üzerinde eşi görülmemiş bir egemenlik kuruyor. İnsanoğlunun yaşama ve çalışma biçimini temelden değiştiren sanayi çağının sonuna yaklaşıyoruz.

Gözümüz aydın, hükümet sözcüsü Cemil Çiçek sonunda genetiği değiştirilmiş gıdalara dilediğimiz gibi ulaşabileceğimiz müjdesini verdi. Gözü Dönmüş Organizmalar (GDO) sayesinde şimdi sıra Genetiği Değiştirilmiş İnsanlar (GDİ)'da

Kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara “genetiği değiştirilmiş organizma (GDO)” diyoruz. Peki bu GDO'lu ürünlerin sofralarımızdaki zararları neler olacak?

Herkes öteledi, biz GDO'ya başlıyoruz. Hükümetin genetiği değiştirilmiş gıda üretimine kapı aralaması, tartışma başlattı. "Risk yok sıkı denetim olacak" diyen Tarım Bakanı kimin sözcülüğünü yapıyor?

Gıdanın mal haline dönüşmesiyle de üretici için öncelik, ürettiği ürünün sağlıklı ve besleyici olmasından çok; ürünlerin ne kadar verimli, raf ömürlerinin ise ne kadar uzun olduğu ve albenisi oluyor.

Hemen her hazır gıdaya eklenen soya son yıllarda sağlıklı bir beslenmenin vazgeçilmezi diye sunulan ve yüzde yüze yakın oranda genetiği değiştirilen soyanın erkek neslini tehdit ettiği ortaya çıktı.

Ticarî olarak daha yüksek verime sahip olan ancak tohum vermeyen bitkilerin yaygınlaşması sebebiyle Anadolu’ya özgü bazı sebze ve meyve çeşitleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Herhangi bir canlı organizmadan bir geni alıp, ayrıştırıp, laboratuar ortamında bir başka canlıya aktararak burada yeni bir canlı üretilince yeni canlının patentini alan şirketler birden “mülk” sahibi oluyorlar. Oysa, ne bu yeni bitki ne de bitkiye aktarılan diğer canlı yoktan varedilmiş değil. O halde hangi hakla insanlığın ortak mülkü birilerin mülküne geçiriliyor...

Geçtiğimiz hafta TBMM ve Tübitak üyelerinin ABD'de ikna odasına alınması büyük tepki toplamıştı. TBMM üyeleri ve ABD'ye GDO ve tohum gezisine giderken İskoçya Hükümeti GDO karşıtı olduğunu açıkladı.

GDO'lu ürünlerin ülkemizde yasak olduğunu iddia eden Tarım Bakanlığı yetkililerini cevap domatesin kendinden geldi. Genetiği değiştirilmiş tohumdan üretildiği anlaşılan domateslerin çekirdeklerinde yaklaşık 8-10 santimetre uzunluğunda fideler çıktı.

Tohumculuk ve gıda güvenliği alanında faaliyette bulunan bu ekip, Türkiye’deki orijinal tohumları topluyor, çoğaltıyor ve bilinmeyen yerlerde depoluyor. Türkiye için hayati öneme sahip tohumlar, gıda güvenliğimiz için güvenli yerlerde depolanmış durumdadır.

ABD'den Avrupa'da yasak olan genetiğiyle oynanmış ürün üretiminin yasalaşması için TBMM hamlesi. TBMM ve Tübitak üyeleri ABD sponsorluğunda ağırlandı ve ikna edilmeye çalışıldı.

Gramı altın gramında pahalı tohumlar çiftçiye neden bedava dağıtılır? Bir Yahudi bu tohumları "hayır" için dağıtabilir mi? O halde kim, hangi amaca hizmet ediyor?

Avusturya, Macaristan, Yunanistan ve Fransa'dan sonra Lüksemburg, genetiği değiştirilmiş (GDO) mısırın ekimini yasakladı. Ama Türkiye'de hem ekimi hem de ithalatı hâlâ serbest

Kopya insan yöntemiyle uğraşan ilk doktor olarak tanınan İtalyan Severino Antinori, bu bebeklerin 9 yaşında olduğunu ve Doğu Avrupa'da yaşadıklarını söyledi.

Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr.Uğur Cangel son günlerde genç yaş ölümlerine neden olan bu sinsi hastalık hakkında (Pulmoner Emboli) dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

GDO, transgenik ürünler, frankeştayn gıda ne anlama geliyor? Sofranızdaki domates gerçekten domates mi? Yahut salatalık, salatalık mı? Salatanıza doğradığınız domatesin, domates dışında genlere de sahip olabileceğini hiç düşündünüz mü? Mesela domates görüntülü balık yiyor olabilme ihtimalini..?

Rus bilim adamları Moskova’nın dışında gizli bir çiftlikte büyütülen 90 genetiği değiştirilmiş dişi keçi yavrusundan sene sonuna doğru anne sütü sağmaya hazırlanıyor.

Yapay hormonlar nedeniyle, kızlarda 10-11, erkeklerde ise 11-12 yaşlarında başlaması gereken ergenlik kızlarda 8, erkeklerde ise 9 yaşına kadar düştü.

Milletvekilleri, söz konusu ürünlerin insan sağlığını olumsuz etkileyebileceğinden endişe duyduklarını söylüyor.

Devlet Başkanı Carlos Andres Perez IMF ve Dünya Bankası’nı "kurşunlarla değil kıtlıkla öldüren bir diktatörlük" uygulamakla suçladı


“Kent-İslâm ve Kapitalizm” adlı kitabımıza aldığımız “Farabi’de Şehir” başlıklı yazımızda “ev-aile-şehir” meselesine kendi düşünce tarihimiz içinden delil aramıştık. Bu yazımızda ise Kınalızâde’nin “Ahlâk-ı Alâî” kitabında “ev-aile-şehir” konusunda yazdıklarına değinmeyi düşünüyoruz.

Max Weber’in Avrupa’da kapitalist ticaretin, kale-sur-kapıların, tekelci çarşının, burjuva topluma has mahkemenin ve göreceli özerklikle krala bağlanan (garnizon vardır) siyasal yapının etkisi ile tezahür ettiğini söylediği ‘Batı kenti’ yaklaşımı, Batı dışında ‘kent olmadığı’ yargısıyla sonuçlanmıştı.

Ünlü yazar Cihan Aktaş, 'dindaş gençlik' tartışmalarına bambaşka bir açıdan baktı ve dunyabulteni'ndeki 'MSG gençliği' başlıklı makalesinde Kemal Özer'in gayretlerine değindi.

Bulaşıcı bir veba ile karşı karşıyayız. Üstelik bu veba, bildiğimiz vebalar gibi bulaştığı kişiyi öldürmüyor. Aksine sürüm sürüm süründüren cinsten…

Tıbbi görüntüleme tetkiklerinin çoğunda X-ışınları yani radyasyon kullanılıyor. Radyasyonun kansere sebep olduğu ve alınan doz arttıkça kanser riskinin arttığı konusunda hiç şüphe yok.

Türkiye basınının son günlerdeki tohum sevgisi göz yaşartıcı boyutlara ulaştı. Bazı resmi verileri beklediğim için önümüzdeki günlerde kaleme almayı planladığım bu yazı serisini, Milli Gazete’nin dün yayınladığı “Çiftçinin sesi: Bereket” adlı sözde ekini görünce, sıcağı sıcağına kalem almak gerekti.

Dün, Ergenekon sanığı Bedrettin Dalan’ın Yeditepe Üniversitesi’nden bir GDO yandaşı GDO’nun zararından çok faydasının olduğunu, hormonun ise şu ana kadar ispatlanmış bir zararının olmadığını gibi trajikomik bir iddia bulunmuş.

Türkiye neredeyse on yıldan beri milyonlarca ton GDO’lu gıda, şeker, nişasta gibi gıda hammaddesi ve yem ithal ediyor.

Sovyetler Birliği’nin dağılması ve iki muhalif askeri süper gücün etkisi altında kutuplaşmış bir dünyanın sona ermesinin ardından yirmi yıldan fazla bir süre geçti. 1989’un sonlarında Komünist Doğu Almanya, bilinen adıyla Alman Demokratik Cumhuriyeti, Sovyet denetiminin zincirlerini kırmaya başladı ve aynı yılın Kasım ayında büyük nefretle anılan Berlin duvarı tuğla tuğla sökülüyordu. Halk duvarın üstünde dans ederek özgürlüğü ve “Amerikan Yaşam Tarzı”nın gelişini kutladı.

Çünkü Türkiye’de GDO’lu ürün ithali geçen aya kadar kontrolsüzdü. Hükümetler ithalatı başıboş bıraktı. Yasal boşluklardan dolayı en geri Afrika ülkesinde bile ender görülen bir laçkalıkla halka yıllarca GDO’lu gıdalar yedirildi!

Bu düzeni yıkmanın zor olmadığını ve yıkabilecek gücün bizde olduğunu elbette sizde biliyorsunuz. Fakat bazılarımız bu düzeni yıkmak için çabalarken bazılarımızın da düzenin hamiliğini yapması işleri zorlaştırıyor.

Bir zamanlar, bizim sert Anadolu buğdayımız vardı. Ekmeklerimiz bugün ancak Avrupa’daki ekmeklerde bulabildiğimiz tok lezzette ve francalamız, Fransız bagetinin çıtır tadındaydı.

Hiç bu kadar armut gördüğümü hatırlamıyorum. Pazarlar armut dolu. Tıpkı, geçen yıl hiç bu kadar domates görmediğim gibi.

Sizce halkı, ıslak imzalı belge mi ilgilendirir, yoksa, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ve ürünleri mi?

Geçen hafta perşembe gününden beri konuşuyoruz "Genetiği Değiştirilmiş Organizma"ları...

GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) sorunu 13 yıllık bir sorun. ABD’de 1996’dan bu yana GDO tohumdan ağırlıklı olarak, mısır, soya, pamuk üretiliyor. GDO’lu ürünlerin geçmişi kısa olduğu için insan sağlığı üzerindeki etkileri bilinemiyor.

ABD Tarım Bakanlığı ve “içine şeytan girmiş şirket” (devilish company) diye isim takılmış ve genetiği değiştirilmiş tohum (GDO) üretiminin yüzde 71’ini elinde tutan Amerikan firması Monsanto’nun davetlisi olarak gittiler. Gidiş-dönüş uçak bileti bedelini, otelde kalış, yemekleri yeyiş paralarını ABD’nin bakanlığı ile şirket ödedi.

Gıdaların insanlar üzerindeki uzun vadeli etkileri hakkında herhangi bir bilimsel testin yayınlanması için ilkönce endüstri tarafından onaylanması gerekiyor.

Genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) gösterilen tepki, üreticiler ve araştırmacılar üzerinde etkisini göstermeye başladı. Almanya’nın Baden-Württemberg bölgesinde bulunan Nürtingen-Geislingen Üniversitesi’nde sürdürülen GDO mısır çalışmaları, halktan gelen yoğun baskı üzerine durduruldu.

Geçtiğimiz hafta bir parça karamsar ve umutsuzdum galiba. Sabancıların GDO konusuna ve özellikle transgenik bitkilere yatırım yapıp yapmayacağını aleni bir merakla sorduk. Sabancılar hariç her yerden cevap ve tepki geldi.

Türkiye Tohum Gen Bankasının temeli atılırken konuşmaları dinleyenlerin bir kısmı “işte sonunda tohumlarımıza sahip çıkıyoruz” diye düşünmüşlerdir. Acaba öyle mi? Yoksa Tarım Bakanlığımızın bu yatırımı, sonunda tohum şirketlerine mi yarayacak?

Sabah Gazetesi Pazar eki yazarı Ahmet Örs, "Genlerle oyun olmaz" makalesinde genetik mühendisliğin olumsuz etkilerini anlatıyor...

Her biri gıda mühendisi, ziraat mühendisi, doktor, veteriner, biyolog ve kimyager gibi mesleklerden oluşan; Amerikalı, AB’li, Arap, İsrailli, Çinli ve Türklerden oluşan gruplar bir adaya bırakılırlar.

Bazen oturduğunuz yerde içiniz içinizi yer. Bir küçük kurt kemirmeye başlar beyninizi. Vazgeçemezsin. Öyle değildir dersin. Yok dersin, sağa dönersin, sola dönersin. I ııh! Çıkmaz aklından.

Yine duyar gibiyim. ‘Durum bu kadar kötü mü? Ne yiyeceğiz o zaman?’ Ey insanlar! İninde yatan tilkinin ayağına her gün birkaç tavuk kendiliğinden gelir mi ki biz aramadan cennet nimetleri soframızda olsun?

Türkiye GDO'lu ürünlere izin verecek olan Ulusal Biyogüvenlik Yasa tasarısı'nı tartışırken bu deneyimi yaşamış Hindistan'ın tecrübelerini paylaşan Vandana Shiva'nın 2002'den sonra yayınlanan makalelerini düşünenlerin dikkatine sunuyoruz. Türkiye, 'tohumcuların dayatmalarına mı yoksa ibretlik bir ülke olan Hindistan'ı mı?' dikkate alacağını zaman gösterecek...

Fritz Haber ve Carl Bosch iki Alman kimyacıdır. I. Dünya Savaşı başlarında amonyak ve onun nitrat türevlerinin sentezini keşfederler. Keşfederler de başları göğe mi değer? Neredeyse. Bu önemli keşif bir yandan azotlu sentetik gübrelerin üretimini geliştirirken, diğer yandan da bomba ve benzeri kitle imha silahlarının üretiminde bir dönüm noktası olur.

Bir şeyi iyi bilmesi için bir ismin başında illaki ‘Prof’’mu yazmalı? Yazmıyorsa allame-i cihan olsa fayda etmeyecek mi? Bu mesele o hale getirildi ki İmam-ı Âzam r.a., İmam Şafii r.a., İbn-i Arabiler, İbn-i Haldunlar gelseler ‘isimlerinin başında profesör yazmıyor’ diye reddedilecekler anlaşılan. İsminin başına ‘Prof’ etiketini ekledin mi alsana âlim öyle mi? Bunu bu hale hem bu etiketin sahipleri hem de cühelamız getirdi.

GDO’lu bitkilere belki de hayvanlara üretim izni verecek olan Biyogüvenlik Yasa Tasarısı Meclise gönderilecek. Çiftçil örgütlerine çok büyük iş düşüyor. Toplumu, büyük şirketlerin borozanlarına kanmaması için aydınlatmalılar.

Şimdilerde pek işitilmese de çocukluğumuzda ihtiyar ninelerden çok duyardık: Ekmek kırıntısının üzerine basmayı, büyük bir hürmetsizlik, büyük bir uğursuzluk sayarlardı yaşlılarımız…

Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissenger’in 'Yiyeceği kontrol edersen, insanları kontrol edersin' cümlesi her şeyi özetlemeye yetiyor. ABD ve İsrail tüm adımlarını bu bilinçle atıyor. Ancak Türkiye’nin adımlarını buna göre attığını ve bu düşünceye karşı önlem aldığını söylemek şimdilik mümkün gözükmüyor.

Köylülerin tohum üzerindeki haklarının ve ıslah amacıyla çeşitlerin kullanılmasının sonu geliyor. UPOV da nereden çıktı demeyin. Küresel tohum şirketlerinin yeni bir darbesi ile karşı karşıyayız. Türkiye birkaç gün içinde kısaltılmış adı UPOV olan Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği’ne girecek.

Mayınlı araziden geçtik, şimdi de tohumlu araziye giriyoruz. Hükümet, Ulusal Biyogüvenlik Yasası'nın yürürlüğe girmesiyle genetiği değiştirilmiş bitki üretimine izin yolunun açılacağını açıkladı.

İnsanın temel haklarından biride, yeterli beslenme ve güvenli gıda. Ancak günümüzde insanların gıdalarını özgürce seçebilme hakları ellerinden alınırken, dayatılan yeni “frankeştayn gıdalar” ülkelerin geleceği, birey sağlığı ve insan nesli açısından da büyük bir risk taşıyor.

Biyo Güvenlik konusunda hangimiz ne kadar bilgiye sahibiz? Ulusal Biyo Güvenlik Kanunu ne demek ve Türkiye; bu kanunla düzenlenen, dünya genelinde şiddetli tartışmalara neden olan, gıda krizinden tarım politikalarına kadar, askeri-siyasi meselelerden belki daha kalıcı etkiler bırakacak gerçekler hakkında ne biliyor?

Önce Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları (kısaca GDO diyoruz) tanımlayalım. Kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara “Genetiği Değiştirilmiş Organizma” diyoruz.

Tarımdaki "Hibrid Tohumlar" uygulaması ile tekel oluşturma niyetleri arasında tam bir paralellik var. Rockefeller'in gelişmekte olan ülkelerde yürüttüğü sözde "Yeşil Devrim" çalışmalarına bu açıdan bakınca, korkunç niyetler apaçık görünüyor...

GDO'lu (genetiği değiştirilmiş organizma) "Gen Devrimi"nin yaygınlaşması için paha biçilmez bir etki şebekesi oluşturdular.

Kanaatimce, 'kıyamet' olmasa bile, bir 'sosyal tufan' söz konusu ve o sosyal tufanı hayatımızın her alanında bütün boyutları ile hâlen yaşıyoruz...

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi, ‘Aile, toplumun, doğal ve temel unsurudur. Toplum ve devlet tarafından korunur’ hükmünü getirir.

ABD’nin biyo-teknoloji devlerinden Monsanto’nun ürettiği, genetiği değiştirilmiş mısır tohumunun Almanya’da üretimi yasaklandı. Peki Türküye'de durum nedir?

Tekel sömürü sermayesinin neler yapmayı hedeflediğini zaman zaman bu köşede hatırlatıyorum. Bugünlerde bütün dünyanın gündeminde olan, önümüzdeki yaz aylarında dünya ticareti ile birlikte turizm sektörünü baltalayacak gibi görünen 'domuz gribi' meselesini 'biyolojik silah' olarak aynı yere yani aynı kaynağa bağlayan görüş ve yorumlar var. Dikkatle izleyip takip etmek gerekiyor. Doğru olabilir, muhtemeldir.
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri