Son Dakika
Cumartesi, 25 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
gdo Etiketli İçerikler

GDO’lu gıdalarla beslen farelerin kötü sonu! Bu hale geldiler

Küresel şirketlerin istilası altındaki ABD'de, Kanserojen madde içeren GDO'lu ürünlerin paket üzerinde belirtilmemesi ile ilgili kanun Temsilciler Meclisi'nde onaylandı.

Manisa'da bir ihbarı değerlendiren zabıta ve polis ekipleri, hayvan damında hayvan yemiyle ekmek üretimi yapan bir işletmeye yaptığı operasyonla hijyensiz koşullarda üretilmiş çok sayıda ekmeğe el koydu. Piyasadaki hayvan yemlerinin tümünün GDO'lu, mısır ve GDO'lu soya içerdiğini düşündüğünüzde "Türkiye'de GDO'lu gıda yok" masalının bir kez daha nasıl bir yalan olduğunu görmüş olursunuz.

Çok değil 115 yıl önce başladılar. Bugün deccalî bir güce eriştiler. Bakara Suresi'nde anlatıldığı üzere "hars (tohumu) ve nesli yok etmek" için var güçleriyle çalışıyorlar. Yığınlar, akademiler, bürokrasiler ve devletler ona karşı sessiz hatta zaaf içindeler. Herkes küçük dünyasının içinde kaybolmak uğruna sesini yükseltmiyor. Bu şer yapılarrın unuttuğu bir şey var. O da: Allah'ın hesabı! İşte bu yüzden yılmıyor ve gayret ediyoruz.

Geçtiğimiz hafta medyada yer alan bir haberde Kanada’dan yapılan 39 bin ton mercimeğin GDO'lu olduğu iddia edilmişti. Haberde ithalatçı firmanın personelinin ihbarı üzerine, alınan numuneler de mercimeğin GDO'lu olduğunun doğrulandığı ancak raporun bir aydır yazılamadığı iddia ediliyordu. Haberin ardında açıklama yapan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, iddiayı doğrulamış ve bulunan GDO'lu genin KANOLA geni olduğunu iddia ederek aklamaya girişmişti.

Kanada’dan yapılan 39 bin ton mercimeklerin GDO'lu olduğu iddia edildi. Taraf gazetesi haberinde ithalatçı firmanın personelinin ihbarı üzerine, alınan numuneler de mercimeklerin GDO'lu olduğunun doğrulandığı ancak raporun bir aydır yazılamadığı iddia ediliyor. İddiaya göre GDO’lu mercimek dolu gemi Mersin limanı açıklarında bekletiliyor.

hayatımızı bibrit bodur elma ağaçlarının sarması yetmiyormuş gibi ABD Tarım Bakanlığı şimdi de genetiği değiştirilmiş elmaların satışına onay verdi. Yeni tartışmaları beraberinde getiren genetiği değiştirilen elmalar, kesildiğinde rengi kararmadan kalabiliyor.

Arjantin’in soya ticaretinin merkezinde, tarım topluluklarında ev ev 65000 kişiyle yapılan anketler, bu yerlerde kanser oranlarının ulusal ortalamadan iki ile dört kat arası daha yüksek ve tiroit yetmezliğiyle, kronik solunum hastalıklarının daha fazla olduğunu ortaya çıktı.

Merkezi Hollanda’da bulunan uluslararası bir firmanın Türkiye Genel Müdürü, oyuncu Erdal Özyağcılar’ın oğlu Seyfettin Emrah Özyağcılar hakkında 12 yıla kadar hapis isteniyor.

GDO, yaratılışın/fıtratın değiştirilmesine yönelik şeytani bir eylem. GDO sadece tohumu değil, insanı ve kainattaki tüm canlıları değiştirmeye yönelik hannasın ahlaksız bir planı. Ancak sorun sadece bundan ibaret değil. Zira tohum hibritleştirilmesi en az GDO kadar tehlikelidir. Fakat GDO karşıtları bile HİBRİT'in tehlikesinin farkında değil... Diğer yandan da gıdaların üretilmesi sürecindeki kimyasallar, katkılar, işlemler, ambalajlar çoğu kez göz ardı ediliyor. Bunları da göz ardı etmeden uzun yıllar Monsanto'nun ülkesi ABD'de yaşamış olan Mehmet Efe'nin GDO çığlığına kulak verelim.

Fıtratla/yaratılışla savaş olan genetik değişikliğe ABD’de bir yenisi daha eklendi. Genetik mühendisleri GDO'lu mayadan elde edilmiş dünyanın ilk yapay sütünü geliştirdiklerini iddia ettiler.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri, Mersin'de 400 ton GDO'lu mısır gluteni ele geçirdi. Ancak sahtekar firmanın adı yine gizlendi.

1957, 1978 ve 2005 yılları arasında yetiştirilen 3 tavuğun ağırlıklarının farklı çıkması görenleri şaşırttı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın “Türkiye’de GDO yoktur” şeklindeki iddialarının aksine piyasa denetimleri sırasında bu kez de Ülker firmasınca üretilen "Hero Baby"de GDO tespit edildiği ortaya çıktı.

ABD’li gıda araştırmacıları Dr.Gary Null ve Richard Polonetsky’ın yapımcılığını üstlendiği “seeds of death” isimli belgeseli aşağıda izleyebilirsiniz. Belgeselin alt başlığı “unveiling the lies of GMO” yani GDO’lu ürünlerin yalanlarını deşifre etmek, ortaya çıkarmak anlamında.

Eski gıda laboratuarı işletmecisi, Veteriner Doktor Can Demir'in -hayli geç de olsa- paylaştığı belge, normal şartlarda yeri yerinden oynatacak hatta ilgili bakanı dahi koltuğundan edecek bir belgedir. Ancak bu belge dahi, küresel egemen güçlerin politikalarıyla bütünüyle paralellik arz eden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nı etkilemeyeceğini biliyoruz. Onları ve daha üst makamları etkilemese de bir görevimizi yapıp, Can Demir'in 'İthal GDO'lu ürünler gizlenecek mi?' başlıklı makalesinin bazı kesitleriyle birlikte paylaşalım.

Danone tarafından üretilen “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı” üründe GDO tespit edilmesinden sonra şimdi de “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı-Ekopaket”te GDO tespit edildi.

ABD'de, Afrika'daki çocuk ölümleriyle mücadele için genleri değiştirilen sözde "süper muzun" insanlar üzerinde denenmesine yeşil ışık yakıldı.

Amerikalı Protein Sciences Corporation firmasının ürettiği böceklerin genetik yapısı değiştirilerek elde edilen grip aşısı test uygulanan iki deneği öldürdü.

Greenpeace’in yaptığı araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de GDO’lu ürünlerin incelenmesi konusunda laboratuvarlar yetersiz.

Milupa Aptamil mamada GDO tespi ile ilgili kamuoyunu bilgilendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi şimdi de GDO'cuları korumaya yönelik yapılan yönetmelik değişikliğinin iptali için dava açtı. Gıda Hareketi 2009'da yayınlanan yönetmeliğe iptal davası açmış ve iptal edilmesini sağlamıştı.

Milupa Aptamil Mama'da GDO ortaya çıkması üzerine bir çok aile Gıda Hareketi'ne müracaat ederek yardım talebinde bulundu. Aileler suç duyurusu ve tazminat davaları açmaya hazırlanıyor.

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin, Milupa Aptamil bebek mamasın GDO’lu olmasına yönelik teşhirinden sonra yeniden gündem olan GDO vahşeti tartışılmaya devam ediyor.

Çalışan anneleri ilgilendiren yeni yasa tasarısında 3 çocuk doğuranlar 6 yıl erken emeklilik hakkı elde etmiş olacak. Yasa tarısı Meclis'e sunuldu. Ne zaman yasalaşacağı ise henüz tam belli değil. Ama şimdı sorun bu bebekleri GDO'lu ürünlerle nasıl besleyeceğimiz...

Milupa Aktamil mamada GDO tespit edilmesi Kıbrıs'ta da tedirginliğe neden oldu. Öte yandan Tarım Bakanlığı'nın Şubat 2014'de de Milupa ürünlerinde GDO tespit ettiği ama kamuoyundan gizlediği öğrenildi.

Türkiye'de GDO bugün itibariyle resmen serbest bırakıldı. Gıda Hareketi'nin Milupa'da GDO tespit edilmesiyle ilgili belgeyi yayınlamasıyla, süreç küresel oyuncu Milupa ve diğer gıda üreticilerini aklama operasyonuna dönüştü. Resmi Gazete'de bugün 5977 Sayılı Biyogüvenlik Kanunu'na aykırı olarak yayınlanan yönetmelikle GDO serbest bırakıldı.

Hatırlatma haber: Almanya'da küçük çocuklara biberon içeceği olarak hazırlanmak üzere "çocuk sütü" adıyla satılan sıvı ve toz içeceklerin bu yaş grubuna uygun yeterlilikte olmadığı ortaya çıktı.

Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları 'Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı' ürününde GDO tespit etti. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından doğrulanan analizler nedeniyle ilgili firmaya yasal işlem başlatıldığı belirtildi.

Dünyaca ünlü bebek maması ve bebek sütü üreticisi Milupa, Aptamil PDF adlı ürününün belirli bir serisini piyasadan toplatıyor. rp-online.de adlı haber sitesinde yer alan habere göre, söz konusu ürün hastaneden yeni çıkan erken doğmuş bebeklere verilen, toz şeklindeki özel bir ürün.

Türkiye'deki ürününde GDO tespit edildiği için Tarım Bakanlığı'nca toplatılan Milupa'nun bir başka ürünü de 2012 yılında bakteri olduğu için piyasadan toplatılmış.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın “Türkiye’de GDO yoktur” şeklindeki iddialarının aksine piyasa denetimleri sırasında GDO tespit ettikleri ortaya çıktı. Yayınımız üzerine Bakanlıktan yazılı açıklama geldi.

Russia Today gazetesinin haberine göre bir grup Rus milletvekili, ülke genelinde GDO’lu ürünlerin sorgusuz-sualsiz, tümden yasaklanması için kanun teklifi hazırlığı içindeymiş. Bu isabetli girişimin nasıl bir sonuç vereceği merakla bekleniyor. Macaristan'ın başardığı gibi Rusya'da yapabilecek mi zaman gösterecek...

Monsanto ve Bill Gates Vakfı Genetiği değiştirilmiş ekinleri teşvik ediyor. Sonuç: gastroıntestmal bo¬zukluklar, obezite, diyabet, kalp hastalıkları, depres¬yon otizm, kısırlık, kanser ve Alzheimer hastalığı.

İçlerinde Coca Cola Company, Bayer CropScience, ConAgra Foods gibi şirketlerin yer aldığı The Grocery Manufacturers Association (Gıda Üreticileri Birliği) doğal olduğunu düşünüyor.

ABD’nin en büyük perakende zincirlerinden olan Whole Foods, GDO’lu gıda politikaları doğrultusunda Türk asıllı Hamdi Ulukaya’nın sahibi olduğu Chobani yoğurtlarını artık satmayacağını duyurdu.

Örümcek geni taşıyan keçiler, göz yaşartmayan soğan, tüysüz tavuklar, iki kat hızlı büyüyen somon balıkları... Genetiği değiştirilmiş o kadar çok canlı var ki. İnsanoğlunun genleremüdahalesinin sınırı gittikçe genişliyor. Yaramaz bir çocuk gibi oynayanlar var canlıların genleriyle.

AB Mahkemesi, 'Amflora' adı verilen genetik yapısı değiştirilmiş patates türünün üretim ve satışını yasakladı.

Tüm dünyada yankı uyandıran Seralini araştırması ve araştırma sonrası ortaya çıkan tabloyu Ayşe Bereket'in tüm yönleriyle ele alan bir yazı kaleme aldı. İşte o çalışma:

GDO’lu mısırların hayvan yemi olarak kullanımı ile ilgili Danıştay’dan çarpıcı bir karar çıktı. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, GDO’lu mısırların hayvan yemi olarak kullanımına izin veren Biyogüvenlik Kurulu kararlarının yürütmesini durdurdu. Kararla, söz konusu mısırların ithalatı yasaklanmış oldu. Aynı zamanda, iç piyasada olan ürünlerin de toplatılması gerekiyor.

Gıda Maddeleri ve Tüketici Hakları Birliği’nden (BLL) Marcus Girnau, acı bir gerçeği şöyle dile getiriyor: “Yüzde 100 gen teknolojisi değmemiş ürünleri, öyle olduğu iddia edilen organik veya GDO’suz etiketli ürünlerde bile bulmak mümkün değildir. Yani gen teknolojisinden yüzde 100 arınmış besin maddelerinin günümüzde garantisini vermek çok zor.”

Gıda Maddeleri ve Tüketici Hakları Birliği’nden (BLL) Marcus Girnau, acı bir gerçeği şöyle dile getiriyor: “Yüzde 100 gen teknolojisi değmemiş ürünleri, öyle olduğu iddia edilen organik veya GDO’suz etiketli ürünlerde bile bulmak mümkün değildir. Yani gen teknolojisinden yüzde 100 arınmış besin maddelerinin günümüzde garantisini vermek çok zor.”

ABD merkezli olup tüm dünyaya yayılan gdo’nun dev firması Monsanto’yu durdurma çabaları yavaş yavaş meyvesini veriyor, naturalsociety’nin haberine göre ABD’li senatörler, Obama’nın Monsanto’yu korumak için özel olarak çıkardığı yasayı yenilemeyeceklermiş.

AB Birliği Tarım Bakanlarının uzlaşamaması üzerine AB Komisyonu, GDO'lu mısırların raflarda alenen yer alması için karar aşamasına geldi. Yem ve katkı maddesi olarak Türkiye'de de raflarda yer alan GDO'ların Türkiye'de ne zaman etiketleneceği bilinmiyor.

Savcılık tarafından GDO’lu pirinç skandalıyla ilgili soruşturulan AKP’li işadamı Mahmut Arslan’ı kurtarmak için üç bakan devreye girmiş

Tarımsal Biyoteknoloji Uygulamaları İçin Uluslararası Hizmetler Enstitüsünün (ISAAA) 2012 sonu itibariyle GDO'lu ekim yapılan ürün ve ülkeleri açıkladı. Ancak liste hem eksik, hem de gerçek dışı beyanlar içeriyor. Çünkü kurumun sitesinde bile GDO'lu pirinç ekildiği beyan edilirken pirincin yayınlanan liste yer almaması dikkatlerden kaçmadı. Listedekiş bir başka sorun ise İran'da öenmli ölçüde GDO'lu tarım ekimi yapılmasına karşın İran adı listede yok.

Alman gazetesi Süddeutsche Zeitung’un bir iddiasına göre tüm dünyada GDO karşıtlarını ve bağımsız bilim adamlarını susturmak için ABD devleti, ABD ordusu ve Monsanto firması birlikte çalışıyor.

Haricihaber soruyor: Sağı solu pisletip, esnafın ekmeği ile oynamak yerine, yalan yanlış tahrikler saçmadan, mantıklı ve doğru formattaki belgeseller ile internet üzerinden “küresel sermayeye ve onun gıda tedarikçilerine” isyan eden gençlerden neden bizde yok?

Amerikan yargısı önemli bir karara imza attı. Hürriyet yazarı İsmet Berkan'da gelişmeyi köşesine taşıdı. Biz de panteist olan yazarın 'doğa' yaptığı dediği veya 'doğanın eseri' gibi ifadelerini 'Allah'ın yarattığı' ve 'fıtri olan' şeklinde değiştirdik. İşte mehkemenin iptal ettiği o patent...

Natural News’ün Colorado School of Mines Üniversitesi'nin yayınladığı bir rapora dayandırdığı haberine göre sigara tütünlerinin yüzde 90′ında GDO bulundu. Tütünlerdeki GDO'nun böcek öldürücü pestirit içerdiğinden ciddi sağlık sorunlarına yol açtığına işaret ediliyor. Araştırmacılar tütünlerde görülen daha önce hiç bir yerde rastlanılmayan böcek ilacı kalıntılarına bulunduğunu belirtiyor.

3 gün önce toplantı bitti. Alınan kararlar bugün itibariyle uygulanmaya başlandı. Gezi'nin dumanından göremeyenlere... Kısacası iyi saatte olsunlar yine devrede.

Reuters’in bir haberine göre ABD’nin önemli buğday ithalatçılarından olan Japonya, GDO’lu buğday riskinden dolayı ABD’den buğday ithalatını durdurdu.

Mersin'de ele geçirilen GDO'lu pirinçlerle ilgili Başbakan Erdoğan'dan beklenmeyen bir çıkış geldi. Sabah Gazetesi'nin haberine göre Erdoğan, Mehdi Eker'e sitem etti ve GDO konusunda herkesi şaşırtan bir tepki verdi. İşte o çıkış:

Mersin Cumhuriyet Savcılığı tarafından Mersin’de başlatılan ve mahkemeye intikal eden dava ile ilgili ilginç gelişmeler yaşanıyor.

Mersin CUmhuriyet Savcılığı'nca haklarında GDO iddianamesi hazırlanan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Genetiği Değiştirilmiş Organizma ile ilgili analizlerde çok tartışılacak bir uygulama başlattı. İşte detaylar...

Mersin Limanı üzerinden GDO'lu pirinç ithal edildiği iddiasıyla 3 firmaya yönelik başlatılan soruşturma kapsamında, Tat Bakliyat ile ilgili iddianame hazırlandı.

Dünyaca ünlü moleküler biyolog John Fagan'dan GDO zehrine karşı önemli uyarılar: '1995 yılından beri ABD, GDO'lu ürünleri dünyaya pazarlıyor. İnsana ve çevreye zararlı ama şirketlerin umurunda değil. GDO karaciğer, böbrek, pankreas kanserine neden oluyor. Bu ürünleri mutlaka yasaklayın; GDO'ya savaş açalım'

Mersin Limanı’nda ele geçirilen GDO’lu pirinçlerin test sonuçları korkutucu. Pirinçlerde böcek öldürmeye yarayan toksinler bulunuyor

Nisan ayının başında "Mersin limanında genetiği değiştirilmiş (GD) pirinç yakalandı” haberleri çıktığından beri, yetkililerden farklı açıklamalar geldi. Açıklamalar, kamuoyuna net bilgiler vermekten uzaktı. Şimdi de ilgili bakanlar Hayati Yazıcı ve Mehdi Eker, dünyada GD pirinç üretimi ve ticareti olmadığına dair açıklamalar yapıyor. Gerçekten öyle mi? Araştırmamız gerçeklerin tam tersi olduğunu ortaya koyuyor.

Earthfirstnews’ün haberine göre tüm dünyaya gdo’lu ürünler saçan ve ekine fesat karıştıran Monsanto firması, çiçeklerin ve diğer gdo’lu hasatların döllenme ve tozlanma işini kendi icat ettikleri robot arılara yaptıracaklarmış.

İyibilgi.com'un Gıda Hareketi Başkanı Kemal Özer'in analizleriyle hazırladığı Mersin'de GDO operasyonu nasıl bir sürecin sonucu olduğunu ve kimlerin ne yapmaya çalıştığını anlatıyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 'pirinç mi GDO'lu bulaşma mı var?' gibi inandırıcılıktan yoksun, manevralar yapadursun mahkeme, Mersin Limanı üzerinden GDO'lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) pirinç ithal edildiği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, gözaltına alınan 8 kişiden 7'si tutuklandı.

Ankara nihayet derin uykusundan 'uyandı' mı?

NaturalNews’ün haberine göre tüm dünyada genetiği değiştirilmiş gıdaların ve tohumların pazarlayıcısı olarak biline Monsanto firması için özel bir yasa tasarısını Obama imzalamış.

ABD'de genetiği değiştirilmiş somon, tezgaha konmak için gün saymaya başladı. GDO'lu balığın, derin dondurucuda 1 saat içinde tam 2 kat büyüdüğü ortaya çıktı.

Mersin'de yapılan operasyonda ele geçirilen bin 642 ton GDO'lu çeltiğin, gemide bulunan malın sadece yüzde 15'i olduğu ortaya çıktı.

ABD’de bir ilaç, aşı veya gıda piyasaya sürülmeden önce FDA'dan izin almak zorunda. Kısa adı FDA olan Food and Drug Administration yani Gıda ve İlaç Dairesi, Amerikan devletinin ktirik güçlerindendir. Öteyandan FDA, tüm dünyada referans kabul edilen kurumlardan biridir. Ancak kurumun karanlık ilişkileri ve güven vermeyen kararları kuruma olan inancı her geçen azaltıyor.

EFSA'nın GDO'ların kansere yol açtığını ispat eden belgeleri yayınlayan EFSA şimdiden yeni GDO'lu tarım ürünü izinlerini askıya aldı.

Küresel GDO'cularla organik ilişkileri olduğu bilinen Avrupa Birliği Gıda Ajansı EFSA bile 'GDO kanser yapıyor' dedi.

GDO'lu ürünler piyasada iddiaları gerçek olduğu öğrenildi. Akibeti ne olduğu bilinmeyen gemiler dolusu GDO'lu soyadan sonra şimdi de Mersin’de, 2 milyon lira değerinde genetiği değiştirilmiş organizmalı (GDO) çeltik ele geçirildi. Şimdi aynı şekilde bu pirinçlerin akıbeti ne olacak herkes bunu merak ediyor?

Bu sabah ( 5 Aralık 2012) gelen bir açıklamayla Kenya GDO’lu gıdaların ülkeye ithalatına yasak koydu. Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre GDO’lu gıdaların insan sağlığı üzerindeki etkilerinin yetersizliği nedeni ile risk almak istemedikleri ve dolayısı ile halkın sağlığını ön plana alarak bu tip gıdaların ülkeye girişini yasaklamaya karar verdiklerini ve yasanın hemen uygulanmaya başlayacağını söylediler.

Yaklaşan kurban yeni bir tartışmayı gündeme getirdi. Eti, sütü ve yumurtası yenilen hayvanların insanlar gibi helal ve temiz gıdalarla beslenmesini isteyen İslam, GDO'yu helal ve temiz kabul ediyor mu? GDO'lu yemlerle beslenenlerden kurban olur mu?

Tarım Bakanı Mehdi Eker'in sınıf arkadaşı olan Kalibrasyon ve Deney Laboratuvarları Derneği (TURKLAB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Can Demir görevini bıraktığını açıkladı. İşte Demir'i istifaya götüren sebep...

GDO'nun kısırlık ve kanser yaptığının bilimsel olarak ispat edilmesinni ardında Kaliforniya Eyalet Meclisi’ne GDO'lu ürünlerin etiketlenmesi için yasa teklifi verildi. Teklif Monsanto, Dupont ve CocaCola'yı tedirgin ederken kendilerine “37. Madde etiketleme hareketi” ismini veren bir kitle ise tasarınnı yasalaşması için yüyük bir kampanya başlattı. Gelişmeler Türkiye'deki GDO'cuları da tedirgin ediyor.

Bu hafta yayınlanan bir araştırma, dünyanın en çok satan zararlı bitki öldürücüsü ve ona dirençli genetiği değiştirilmiş mısır’ın tümöre, çoklu organ tahribatına ve erken ölümlere yol açtığını gösterdi.

Rus bilimadamlarından sonra şimdi de Fransız bilimadamları GDO'nun bilinen risklerini birkez daha ispat etti. Fransız bilimadamları genetiği değiştirilmiş (GDO'lu) mısırla beslenen farelerin çoğunun kansere yakalandığı açıkladılar.

Yurt, TMO'nun Mersin’deki silolarında 700 bin ton bğdayda GDO tespit edildiğin ihaber yapınca, depolardaki ürünlerden numune alımı durduruldu. Haberimiz üzerine açıklama yapan Tarım Bakanlığı ise "İncelemelerimiz sürüyor" dedi.

YURT, devletin depolarında saklanan yüzbinlerce ton GDO'lu buğdayın belgesini ele geçirdi. Gıda Bakanı'nın "yemem" dediği buğdaylar soframıza ekmek olarak geliyor.

GDO'lu ürün ithalatında şirket ve markaları gizlemek için derneklerini kirli amaçlarına araç yapan endüstride çözülme başladı.

Bilim adamları ABD’nin New Jersey eyaletindeki Saint Barnabas Enstitüsü’nde genetik müdahale yöntemiyle 30 bebek üretti. Bu bebeklerden ikisinin üç farklı ebeveynin DNA’sını taşıdığı açıklandı.

İngiliz genetik uzmanları “GDO Mitleri ve Gerçekler” adlı raporunda GDO'nun risklerini bir bir sıraladı. Büyük bir serveti ahlaki nedenlerle reddeden uzmanların raporundan çarpıcı kesitler.

15 bin GDO lobi elemanın görev yaptığı AB Komisyonu gıda maddelerinde GDO'nun tümüyle izin verilmesi için çalışma başlattı. 'Sıfır tolerans' politikasını gevşetmek isteyen komisyona Almanya karşı çıkıyor.

TGDF Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rint Akyüz’un GDO ile ilgili açıklamalarına Gıda Hareketi’nden sert yanıt geldi. İşte ayrıntılar…

Ürünlerine GDO’lu soya eklediği açıklanan firmalarla kendilerini savunmaya çalışıyorlar. Bunlardan biri de Konya Şeker’e ait olan Torku firması.

Tarım Bakanlığı, bal, peynir ve sucuktan sonra fındık kreması ve ezmesinde de hileli üretim tespit etti. Farklı illerde yapılan denetimlerde krema numunelerinde fındık yerine genetiği değiştirilmiş (GDO) soya kullanıldığı ortaya çıktı.

BBC’nin haberine göre 1990'ların başında, Flavr Savr adlı, genetik yapısıyla oynanmış domatesin gen dizilimi yanlış yapıldığı için yeniden yapılarak tat sorunu çözülecekmiş.

Süper böcek tehlikesi ABD’de 10’a yakın eyalette ortaya çıktı. Çevre örgütü EPA, gen sahibi şirket Monsanto’ya uyarı gönderdi: “Süper böcek olmayacak diyordun. Başaramadın. Koruma yöntemi geliştir. Ya da izinleri gözden geçireceğim.”

Fransa ve Macaristan gibi ülkeler tarafından başlatılan 'anti-Monsanto aktivizmin' ardından, Polonya’da Monsanto'yu kovma kararı aldı.

ağlığına önem veren toplumlar önce ABD’den uzak durmalılar. Zira GDO pazarının dünya lideri bu ülkedir. Üretim hacmi bakımından arkasından gelen Arjantin, Kanada ve Brezilya ile birlikte bu sağlıksız ürünlere verdikleri destek ve AB ülkeleri ile yasal düzenlemeler açısından önemli farkları izlenmeye değerdir.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın savunmasını yeterli bulmayan Ankara İdare Mahkemesi kararında, yeterli risk ve sosyoekonomik değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle GDO`lu ürünlere verilen izinleri iptal etti.

On yıllardır ekmekte olduğunuz tohumu bu yıl yine ektiniz. Birgün bedenleri beyaz olsada ruhları kapkara adamlar gelip, 'bunlar bizimdir' dediler. İşte o gün ugündür ve bu saçma iddiaya karşı dirnemeniz mümkün olamayabilir. Çünkü mücadele ettiğiniz güç şeytan ve avanesi. Ama asla ümitsizlik yok. Hep birlikte olursa bu sorunu da aşabiliriz. Çünkü Allah bizimle beraber.

Sözde "bal" reklamları eranlarda arzı endam ederken polis yaptığı bir operasyonda 18,5 ton sahte bal ele geçirdi.geçirildi.

GDO’lu gıda hayatımızın her köşesine yavaş yavaş nüfuz ettirilmeye çalışılıyor. Kamuyounun bu konuda net bir karşı çıkışı olduğu bilinmesine rağmen GDO’lu gıdalara ithalat izinleri hızla ve eksiksiz veriliyor. Halk sağlığı ve bizden sonraki kuşakların “temiz ve doğal gıda” hakları yerine şirketlerin kazanacağı paraların hesapları yapılıyor. Yine de toplumun GDO konusuna olan tepkisi giderek büyüyor. Çocuğuna “ne idüğü belirsiz”, “canavar” gıda yedirmek istemeyen anneler, tehlikenin büyüklüğünün farkında olan tüketiciler, doğanın ya da “Yaradan’ın işine” karışılmaması gerektiğini savunanlar, doğal tarım ve gıdanın “sürdürülebilir bir gelecek” için tek yol olduğunu bilenler örgütleniyor, GDO’ya karşı seslerini yükseltiyor.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, GDO ve Ürünlerine Dair Yönetmeliği'nin 6. maddesinin yürürlüğünü durdurmuştu. Danıştay'ın bu kararı üzerine Bakanlık, yönetmeliğe eklediği madde ile ispat yükümlülüğünü de Risk Değerlendirme Komitesi'ne yükleyerek GDO'cuların işlerini kolaylaştırdı.

Genetiğiyle oynanmış 1600 gıda maddesi bulunuyor. Bunlardan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz, sakaroz, fruktozun kullanıldığı krakerden cipse, şekerlemeden pudinge, birçok hazır gıda soframıza kimsenin haberi olmadan geliyor. Çünkü etiketlerinde belirtilmiyor.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2011/503 E. ve 29.09.2011 tarihli kararı ile GDO yönetmeliğinin 5ç maddesinin yürülüğünü durmuştu. Biyogüvenlik Kurulu üye 9 yeni GDO'lu mısırın gıda olarak ithalatına izin verilmesine hazırlanıyor.

GDO ile ilgili tartışmaya Danıştay aldığı kararla yeni bir boyut getirdi. Buna göre firmalar ithal ettikleri ürünün zararsızlığını ispat ile yükümlü.

Vuslat Dergisi 128. sayısını, "Helal Gıda ve GDO”ya ayırdı. Dergi'de Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başka'nı Kemal Özer'inde “GDO Gayri Meşru Bir Kıyamet” isimli makalesi yer alıyor.

Türkiye'nin GDO'lu 13 mısır türüne izin vermesiyle taşlayan tartışma büyüyor. İşte bu tartışmaya katkı sunacak "GDO’yla Amerika’yı yeniden keşfetmenin türkiye’de yol açacağı belâlara dâir ciddi uyarılar" alt başlıklı makale

Caydırıcı düzenlemeler ve gerektiği kadar piyasa denetimi yapmayan, eksik de olsa yaptığı denetim sonuçlarını kamuoyundan gizleyerek toplum sağlığını tehdit eden ve bu konudaki yargı kararlarını önemsemeyen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tartışmasız bir şekilde Türkiye’de yaşanan gıda terörünün gerçek sorumlusudur.

Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selim Çetiner, GDO taraftarı grupta yer almasına rağmen “Biyogüvenlik Kurulu’nun GDO onaylarına katılmam mümkün değil. Piyasadan aldığımız 51 yemden 50'si GDO'lu çıktı" dedi.

Biyogüven(siz)lik Kurulu’nun, 13 GDO’lu mısır çeşidinin ithalatına izin vermesini değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer; “Bir gün önce GDO’ya izin vermiyoruz diyen bakanlığın bir gün sonra 13 GDO’lu mısıra izin verdiği ortaya çıktı. Bu davranış, bu toplumunla alay etmektir” dedi.

GDO’lu ürün ekim ve kullanımı yasak olduğu Macaristan’da gizli ekilmiş GDO’lu mısır tarlaları tespit edilerek imha edildiği ve GDO'lu tohum getiren şirketlere de el konulduğu öğrenildi.

Prof. Dr. Nazmi Polat, Türkiye'nin iç göllerinde sayısını hızla arttıran ve hemen hemen bütün habitatlara bulaşan Carassius Gibelio (İsrail Sazanı) türünün en ciddi tehlike olduğunu söyledi.

Ünlü kimya dev son günlerde özellikle televizyonlara verdiği reklamlarda kapkaranlık hale gelen imajlarını temizlemeye çalışıyor. Tabiatı zehirlemek için elinden geleni ardına koymayan bu ünlü kimya devi şimdi de GDO'lu papatesleri yaygınlaştırmaya hazılanıyor.

ABD'nin Türkiye ve diğer ülkelerde yürüttüğü 'GDO sağlığa zararlı değil' propagandası, ABD'li diplomatların yazışmalarıyla ortaya çıktı. GDO'lu ürünler siyasetinin değiştirilmesi için hükümete baskıdan bile söz ediliyor

Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer’in geçen hafta yaptığı “Her koyundan, danadan kurban olmaz” açıklaması yeni bir tartışma başlattı.

Medeniyet Derneği Başkanı, yazar Kazım Sağlam'dan modernizmin krizine yönelik önemli bir tahlil ve çağrı...

Biyogüvenlik Kurulu, GDO'lu mısırların iç piyasaya sürülmesine yönelik kararını verirken bilimsel inceleme değil, talep sahibinin belgelerini esas aldığı ortaya çıktı. GDO'lu ürünülerin piyasaya sürülmesini engellemke için sivil toplum kuruluşlarıherkesi tepkiye çağırıyor.

CHP Ankara Milletvekili Gökhan Günaydın: 'Binlerce ton zarar görmüş ve canlı böcek içeren ekmeklik buğday işleme süreçlerinden sonra tüketici sofrasına ulaşmıştır '

Ukrayna`dan Türkiye`ye gelen "Osama" ve "Volgabolt" isimli gemilere gümrük ekiplerince düzenlenen operasyonda 6 bin 600 ton GDO`lu mısır ele geçirildi. 14 kişi gözaltında...

Alman Bayer, şirkete ait genetiği değiştirilmiş bir pirinç türünün gıda zincirine karıştığı gerekçesiyle ABD'li çiftçilere 750 milyon dolar ödeyecek.

Yeni Zelandalı genetik mühendisleri tarafından erkek bedeninde dişi keçi yetiştirildi.

Avrupa’nın uzun yıllardır gördüğü en büyük salgında Mayıs başından beri en az 22 kişi hayatını kaybetti. 2 bin kişiye yakın kişi de hastanelik oldu. Alman Tarım Bakanı Gert Hahne, “Salgının muhtemel nedenin soya filizleri olduğu belirlendi” dedi.

Pioneer Hi-Breed'in Başkandan gelen "GDO'lu tohum konusunda Türk yetkililerle sürekli görüşüyoruz" itirafı demokratik bir ülkede yeri yerinden oynatır. Muhalefetinde GDO yandaşı olduğu bir ülke olan Türkiye'de hiçbir şey olmaz.

Çin'in başkenti Pekin'deki Ziraat Üniversitesi'nde anne sütüne benzediği iddia edilen GDO'lu inek sütü üretildi. Büyük tartışma yeniden başladı.

Çikolata-şekerleme markaları başta olmak üzere gıda üreten firmalar yasalara aldırış etmeden eski sistemi sürdürüyor. "Tüketici konuyu unuttu" diye yüzlerce GDO'lu ürün, etiketlerinde hiçbir uyarı yapılmadan market raflarında rahatça satılıyor

Sperm sayısı azalıyor. Tüp bebek merkezleri, kısırlık tedavileri yoğun talep görüyor. Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu’na göre durum gittikçe kötüye gidiyor: Bundan 50 yıl sonra doğal yolla çocuk sahibi olanları parmakla göstereceğiz.

Guardian'da yer alan, gazetenin çevre editörü John Vidal imzalı haber, Wikileaks internet sitesi tarafından yayımlanan yeni belgelerden şok edici bilgiler geldi. ABD herkesi tehdit etmiş peki neden ve nasıl?

Domatesin içinden yeni domateslerin çıktığını gören insanlar gözlerine inanamadı.

TRT Haber'de yayınlanan "Büyük Takip" programı GDO sorununu masaya yatırdı. Dün yayınlanan belgeselin tekrarı Cuma ve Cumartesi yine 'TRT Haber'de. İşte ayrıntılar...

Yeşiller Partisi Tarım Çalışma Grubu’ndan Hakan Ozan Erzincanlı, patlamış mısır yapmak amaçlı satılan mısırların genetiği değiştirilmiş olduğu konusunda halkı uyardı. Ancak unutulan bir şey vardı...

Ülkenin sıradışı Profesörü Oktay Sinanoğlu, Ülke TV’nin ‘Sıra Dışı’ programına konuk oldu ve ilginç açıklamalarda bulundu.

Üçüncüsü gerçekleştirilen Clinton Küresel Girişimi (CGI-Clinton Global Initiative)'ne toplantısına katılan ABD Tarım Bakanı Tom Vilsack'dan ilginç açıklama...

YÖK Başkanı Prof Yusuf Ziya Özcan, domates tohumlarını dışarıdan ithal eden ülkelerin genetiği değiştirilmiş ürünleri tüketebileceğini belirterek, "Eskiden biyolojik silahlar vardı. Artık gıda üzerinden de niyetiniz kötüyse olumsuz etkiler oluşturacak mahsuller elde edilebilir" dedi.

Türkiye'de elverişiz hava koşulları nedeniyle domates fiyatları yükselirken İsrail'in kendi domates krizini çözmek için umudunu Türkiye'ye bağladığı ortaya çıktı.

Şimdi de gen haritası tamamlanan kakao ağacının genetik yapısı değiştirildi. Tartım Bakanlığı ve IBM'in desteklediği proje için 10 milyon dolar harcandı.

Nevşehir Üniversitesi’nin akademik yılı açılışında yaptığı konuşmada üniversitelerin araştırmalara önem vermesi gerektiğini belirten YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, özellikle tohum ithalatının ciddi tehlikelerin sinyali olabileceği konusunda uyarıda bulundu.

GDO’lu ithal tohumlar hakkında değerlendirmelerde bulunan Yükseköğrenim Kurumu Başkanı Prof Dr Yusuf Ziya Özcan’a Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nden destek geldi.

YÖK Başkanı Özcan, ABD ve İsrail'in domatese yerleştirilecek bir genle Türk milletini 20 yıl içinde yok edebileceğini söyledi.

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ali Kilci, "Biyogüvenlik Kanunu ve Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürünlerle ilgili yönetmeliğin 26 Eylül 2010 tarihinde yürürlüğe girecek, bu nedenle dikkatli olunmalı" dedi.

Son yıllarda 'organik' verilen ürünler pazarlanıyor. Peki organik ne demek? İyi bir şey mi? Yoksa biri bizi bir kör kuyudan başka bir kör kuyuya mı itiyor?

Bir araştırmaya göre "organik" gıdayla beslenen çocukların dışkılarında daha az seviyede böcek ilacına (pestisit) rastlandı.

Başbakan ve Tarım Bakanı'na ithaf olunur! “Trakya’da üretilen bütün kavunlar böyle artık; genetiğiyle oynanmamışı yok. Hadi bir şey daha diyeyim: Bu Kırkağaç kavunlarının neredeyse tamamı genetiğiyle oynanmış.”

Genetiği değiştirilmiş soyadaki DNA dizilimini keçi sütlerinde de bulundu. Bu keçilerin sütünden beslenen çocuklarda da GDO’lu DNA parçacıklarının izlerine rastlandı.

'Böyle şey yada başlık olur mu?' dememkle lazım. Çünkü olmuş. Bir Amerikalının ciğerinde bezelye yetiştirmişler. Nedne acaba?

Mesele ne yediğimiz değil. Asıl mesele; neleri dillendirmeye ve neleri bilmeye iznimiz olduğu. Risk altında olan yalnızca sağlığımız değil. Şirketler çiftçilerin konuşmasını ve bu hikâyenin anlatılmasını da istemez.

Çok sayıda GDO’lu ürünün girişine izin veren Tarım Bakanlığı’nı samimiyetsizlikle ve gayri ciddilikle suçlayan Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer; “Geçtiğimiz yıl GDO tartışmaları yoğunlaştığında, Tarım Bakanı Mehdi Eker, “GDO’lu ürünlere ben de karşıyım, şüpheyle yaklaşıyorum. Doğanın dengesinin bir hikmeti var, müdahaleyi doğru bulmam. Bilerek GDO’lu ürün yemem” demişti.

"The Hindu" gazetesinde yayınlanan bir haberde: Kimya, tohum ve tarım devi Monsanto, teknolojim işe yaramadık iki kat zehirlisini veriyorum, yerseniz.

Tarım Bakanlığı, çok tartışılan GDO yönetmeliğinde birkez daha değişiklik yaptı. GDO’lu mısır ve soya resmi izinle Türkiye'de...!

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar yani GDO ile ilgili yaptığı açıklamalar ile gündeme gelen Willİam Engdahl dün verdiği bir konferansta önemli açıklamalar yaptı.

Amerkalı Gazeteci William Engdahl, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin konuğu olarak İstanbul'da. 15 Mayıs Cumartesi günü "Nasıl insan kanılır?" konulu bir konferans verecek olan Engdahl ve Gıda Hareketi başkanı Kemal Özer konferans sonrasında kitaplarını imzalayacak...

DeltaPine firması tarafından Tarım Bakanlığı'na bürokratlarına rüşvet verdiği iddiasıyla yaptığımız suç duyurusu TBMM'de gensoyuya dönüştü. İşte ayrıntılar...

Bayram Sarayoğlu - Türkiye'ye özgü bitkilerin, turistik seyahat kisvesi altında gezen ''bitki casusları'' tarafından kaçırıldığına yönelik söylentiler, turizm sezonuyla birlikte özellikle Karadeniz Bölgesi'nde yeniden gündeme gelmeye başladı.

Bilim adamları genetiği değiştirilmiş organizmaların memeliler için zararlı olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara şimdi de insan eklendi. İngiltere'de bulunan Newcastle Ünıversitesi, kusursuz genleri bir araya getirerek, 80 adet kusursuz insan prototipi oluşturdu. Bu gelişme bilim dünyasını ayağa kaldırdı.

Bilinen çilekle aynı genetik yapıya sahip, tadı ve kokusuysa ananas gibi olan beyaz çileğin üzerindeki çekirdekçikler de kıpkırmızı. Sayıları hızla artan GDO'lu ürünler insanları tedirgin ediyor.

Gıda Hareketi Başkanı Kemal Özer tarafından kaleme alınan 'Deccal Tabakta' isimli eserle ilgili etkinlik yapıldı. Etkiliğe Kemal Özer'in yanısıra Gazeteci Abdurrahman Dilipak ile Prof Dr Kenan Demirkol'da katıldılar. Etkinlikten ayrıntılar...

GDO uzmanı ve Prof. Dr. John Fagan’ın iddiasına göre, çok uluslu şirketlerin Türkiye, Asya, Afrika’da GDO’lu ürünleri yaygınlaştırmak için çaba harcadığını söyledi

CHP'li Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki GDO rüşveti skandalının ABD'de belgelendiğini, Türkiye'de ise hasıraltı edildiğini iddia etti.

Japon bilim adamları, genetik değişime uğrattıkları sivrisinekleri, "uçan aşılara" çevirdiler.

Bir çocuğun ellerinde 15, ayaklarında 16 parmak var. Bu durum kimi çevreleri hayrete düşürüyor. Fakat bu çevreler bunun nedenleri üzerinde düşünmüyor. Bunun nedeni sakın bilim adına bize sundukları gıda ve ilaçlar olmasın...

İnsanoğlu bir biri ile fıtratı bozma yarışında. Bu yarış öyle bir durum aldı ki belkide hiçbir zaman geri dönüşü olamayacak. İşte insanın fıtratını bozmayı başardığı Ren Geyikleri...

GDO'yu meşrulaştıran Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı 17 Mart 2010 Çarşamba günü TBMM Genel Kurulu'na geliyor. Sağlık ve gıda Güvenliği Hareketi yönetimi bu vesileyle milletvekillerine aşağıdaki mektubu gönderdi. Sizlerde benzer çağrıları TBMM'ye yöneltebilir tepkilerinizi milletmeclisi@googlegroups.com adresine ve vekillerin cep telefonlarına mesaj atarak gönderebilirsiniz.

"Sizleri, birlikte 17 Mart Çarşamba günü mecliste görüşülmeye başlanacak olan Biyogüvenlik Yasa Taslağı'na karşı mücadele etmeye çağırıyoruz."

Mersin'in Silifke ilçesinde tarım işçisi olarak çalışan Ayşe Say'ın limon ağacından topladığı bu limon çok tartışılacak!

Avrupa Birliği, genetiği değiştirilmiş organizmalı patatesin ekimine onay verdi. Çevreciler ayaklandı. AB komisyonun tavsiye kararına AB ülkelerinin uyması ise zorunlu değil...

Meclis'te bu hafta görüşülmesi beklenen biyogüvenlik yasa tasarısı gündeme düşen Balyoz planı yüzünden ertelenecek mi? Yoksa geçecek mi?

Yeni domuz giribi aşıları için geliştirme çalıştırmaları devam ederken Iowa Üniversitesi deki bilim adamları domuz gribi aşısını GDO’lu mısıra aktarmak için yollar arıyor.

GDO hakkında değerlendirmelerde bulunan Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Tarım Bakanı başta olmak üzere, siyasi iradeyi temsil eden herkes GDO’yu yasakladıklarını söylemekte idiler. Ancak Tarım Bakanı, GDO’yu yasaklamadıklarını resmen itiraf etti" dedi.

GDO’nun halkla ilişkiler, tanıtım ve çeviri ağında kimler yer alıyor? GDO ürünlerinin tarladan markete dek uzanan etiket ve kullanım kılavuzu çevirilerini kimler yapıyor?

Bazı haberler eskimez ve güncelliği kaybetmez. 2004 tarihli Sabah Gazetesi'nin haberi, halen TBMM Komisyonlarında görüşülmekte olan Ulusal Biyo Güvenlik Kanun Tasarısı adlı GDO'yu meşrulaştıran yasa ve GDO konusunda 'ülkemizde GDO yok' diyenlerin kulaklarını çıtlatacak cinsten...

GDO’lu ürünler yasa tasarısı yine gündemde. Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarında görüşülmeye başlanan GDO yasasındaki gelişmeler herkesi şok edecek. Ak Partililer GDO’lu ürünlerin ekimine izin verilmesini talep ederken, MHP ise GDO’culara verilen cezayı ağır bulduklarını açıkladı.

Uluslararası Biyolojik Bilimler Dergisi tarafından yayınlanan ve genetiği değiştirilmiş yiyeceklerin memeli sağlığı üzerindeki etkileri üzerine yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre tahıl devi Monsanto'nun genetiği değiştirilmiş mısırı farelerde organ yetmezliğine sebep oldu.

Uzmanlar "aklın gıdası" olarak katkı sağladığı savunulan gıdalar yardımıyla çocuklarının cin gibi olmasını bekleyen anneleri uyarıyor: "Cin gibi çocuklar beklerken, karşımıza hiperaktif, obez, otistik, depresif çocuklar çıkabilir."

GDO'lu bitkilerin üretildiği ülkelerde ilaç kullanımı hızla artarken ürünler sadece insana değil çevreye de zarar veriyor. İşte GDO'lu ürünlerin canlılar üzerindeki etkileri:

Genetiği Değiştirilmiş ürünlerin ((GDO) solunum bozukluğu, ciltte kızarıklıklar, nezle, göz nezlesi, baş ağrısı gibi alerjik tepkilere neden olduğu bildirildi.

Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akçelik, domuz gribi aşısının ve üretilen ilaçların yüzde 80'inin GDO'lu olduğunu ifade etti.

Bakanlar Kurulu'nun masasında aylardır bekletilen Ulusal BiyoGüvenlik Yasa Tasarısı'nın, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin GDO Yönetmeliği'nin yürütmesini durdurtmasının hemen ardından TBMM'ye sevk edilmesi oldukça manidar bir gelişme. Olabildiğince gizli yütürülen bu çalışma gösteriyor ki; hükümetin GDO yandaşlığında ısrarlı olacak...

ABD Menkul Kıymetler Komisyonu’nca 2007’de yapılan inceleme’de 2001-2006 yılları arasında, GDO’lu tohum üreticilerince Tarım Bakanlığı’na bağlı çeşitli kuruluşlara ‘rüşvet’ verildiği yönündeki iddilar nedeniyle Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi rüşvet iddiasına adı karışanlarla ilgili suç duyurusunda bulundu.

İsrail ve ABD şimdi de sadece Türkiye'de yetişen bu balığın peşinde...

Bilgi Üniversitesi 'Özgür Açılım Öğrenci Platformu' üyesi öğrenciler de, GDO'ya karşı seslerini yükselterek bildiri yayınladılar. İşte o bildiri:

Çocuklarımız geleceğimize dönük canlı bomba olarak eğitiliyor ama MEB uyuyor. İlköğretim 4. Sınıf Türkçe kitabında çocuklara GDO ürünleri bakın nasıl anlatılıyor...

Bazı yiyecek ve içeceklerin birarada tüketilmemesi gerekiyor. Doğru sanılanarak yapılan yanlışlar, besin değerini yok ediyor. İşte doğru beslenme için tavsiyeler:

Danıştay 10. ve 13. Daireleri Müşterek Heyeti, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin açtığı davayı neticelendirerek GDO'lu ürünlerle ilgili yönetmeliğin yürütmesini durdurdu.

GDO yönetmeliğinin binde 9’dan daha az GDO içeren ürünleri, GDO’suz saymasının gerekçesi ortaya çıktı. Öte yandan devlet, bugüne kadar TMO eliyle GDO’lu ürün ithalatı yapmış.

Edirne Ziraat odası Başkanı'ndan sonra şimdi de isminin açıklanmasını istemeyn bir çiftçi GDO'lu ekim yaptığını itiraf etti. "GDO'lu ekim yapıldığı ispatlansın istifa ederim" diyen Tarım Bakanı'na düşense sözünde durum istifa etmesi.

GDO'lu pamuk tohumunda dünya lideri olan ve Terminatör Geni'ni geliştiren ABD'li şirket DPL, 2001 - 2007 döneminde Tanm Bakanlığı memurlarına rüşvet verdi. Rüşvetle denetimler engellendi.

Caen Üniversitesi ve Dijon Üniversitesi’nde yapılan çalışmalar gösteriyor ki GDO’lar cinsel hormonların hareketini daha anne karnındayken etkiliyorlar.

Tarım Bakanı'nın Türkiye'de GDO kullanıldığı ispatlansın istifa ederim açıklamasına Edirne Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz'dan tepki. Yorulmaz "Genetiği değiştirilmiş mısırlardan yapılan küspeler ülkemizde 4 yıldan beri kullanılıyor" dedi.

İlaç, aşı ve gıdaların kısırlaştırma aracı olduğu bir kez daha kanıtlandı. Romen kadınların zorla kısırlaştırıldığının ortaya çıkması üzerine bakan ne dedi? Kısırlaştırmaya hangi gerekçeler sunuldu?

GDO ile ilgili olarak Tarım Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik tepkiler üzerine değişitirildi. Ancak değişiklikle GDO'ların transit geçişine de izin verildi.

Genetiği ile oynanmış mısır ve soyayı on yıldan fazla bir süredir ithal ediyor ve afiyetle yiyoruz. Bizim besi, süt hayvanları da yiyor. Rakam öyle ufak tefek değil, her ikisinin ithalatı da milyon tonun üstünde, çoğu da Amerika'dan ithal ediliyor.

Tartışmalara yol açan GDO'lu ürünlerin olumsuz etkileri tartışılmaya devam ediyor. Peki GDO'lu ürünlerin muhtemel etkileri nelerdir ve ne kadar sürede etkiler? İşte çarpıcı açıklamalar:

Dünyadaki açlığa çözüm olacağı iddiasıyla geliştirdikleri teknoloji ABD'nin sahte yüzünü bir kez daha ortaya çıkardı. İşte ABD'nin yalanını ortaya çıkaran haber

ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü`nde yüksek lisans eğitimi gören iki öğrenci, Bölüm Başkanı Doç. Dr. Candar Gürakan`ın gözetiminde GDO'lar üzerine tez çalışması yaptı. İki yıl süren çalışmanın sonucunda ortaya çıkan tablo, akademisyenleri şoke etti.

GDO yönetmeliğine eleştiriler artıyor. Kemal Özer, Başbakanı Tarım Bakanına hesap sormaya, halkı da GDO’suz gıda kullanmaya davet ederken, yönetmeliğe bir iptal davası daha açıldı

Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, "Bir tohum bir firmanın tescilindeyse, o tohumla mutlaka oynanmış demektir. Günümüzde maalesef, bir firmanın tesciline girmemiş tek bir tohum dahi yok" diyerek, Türkiye ve dünyanın GDO'lu ürünlerin istilasında olduğunu söyledi.

İslam Konferansı Örgütü bünyesinde "Helal Gıda Standardı" çalışmalarını yürüten uzmanlar ekibi "GDO'lu ürünler helal değil" demişti.

"Ürünlerimiz GDO'suzdur" yazmak yasak ama "Domuz yağı ve alkol yoktur" yazmak serbest. Tarım Bakanı bu çelişkiye yanıt veremedi.

Diyanet GDO'lar için ne dedi? Genetiği değiştirilmiş gıdalar haram mı? Emine Erdoğan GDO'larla ilgili ne dedi?

Genetiği Değiştirilmiş ürünlerin ve yemlerin üretim ve tüketimini meşrulaştıran yönetmelik hakkında açtıkları iptal davası hakkında bilgi veren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Genetiği değiştirilmiş ürünlerin ülkemizde üretilmesi ve tüketilmesine izin veren yönetmelik, Türkiye’nin bağımsızlığını dört şirkete terk etmektir” dedi.

Domuz gribi aşısı konusunda fırça çeken Başkaban Erdoğan GDO yönetmeliği konusunda şok etti. Başbakan Erdoğan, genetiği değiştirilmiş organizmalar hakkında ne dedi.

Geçtiğimiz hafat yayınlanan GDO Yönetmeliği'ne tepkiler çığ gibi Hürriyet yazarı Gila Benmayor; "Bu işte bir tuhaflık yok mu? Önce kanun sonra yönetmelik olması gerekmez mi?" diye soruyor.

Ankara'nın son dakika golüne tepkiler dinmek bilmiyor. Birçok sivil toplum örgütünün yanısıra siyasi partiler de tepkiler gelmeye başladı.

Resmi Gazete’nin bugünkü nüshasında yayınlanan yönetmelikle Tarım Bakanlığı GDO’lu ürünlerin Türkiye’de kullanımına vize verdi.

Yayın hayatına yeni atılan haftalık Özgün Duruş'un yeni sayısının konuğu Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer'di. Özer, Abdülaziz Tantik'in GDO'dan, domuz gribine, tarım politikalarından, ilaç endüstrisine kadar birçok sorusunu cevapladı.

Gıda krizine küresel ekonomik bunalımın eklenmesi üzerine dünyada açlıkla ilgili bu yılın başında yapılan ve çok ağır sonuçları ortaya koyan öngörüler gerçek oldu.

"Ülke bir gizli el tarafından kanser ediliyor ve sağlık raporu olandan dahi katkı parası alınmaya başlandı, uyanın! Artık kanser olanlar dahi parasız sağlıktan yaralanamaz hale getiriliyor. Parası olanda sorun yok ama ya parası olmayan ne olacak? "

Dünya GDO'lu ürünleri birbir yasaklıyor. Türkiye'de ise GDO'lu ürünler hiçbir kontrole tabi tutulmadan satılıp tüketilmekte. Yeni hazırlanan ve Baknalar Kurulu'nun masasında bekleyen yeni tasarı ise GDO'lu ürünlerin satışını yasal hale getirerek Türkiye'yi ABD'li şirketlere bağımlı hale getirecek.

Nanogıda ve GDO'lu tohum felaketine şimdi de "bitki fabrikaları" felaketi eklendi. Bitki fabrikalarının mucidi ise Japonya. Fabrikalarda yetiştirilen tekonolojik sebzeler güneşsiz, topraksız.

Genetik tohum (GDO) devi Monsanto’nun ilaç şirketi Pfizer’a ilaç sahtekârlığından 2,3 milyar dolar ceza kesildi. 2 trilyon dolarlık bir ciroya sahip grup açısında sembolik bir ceza olmasına karşın, cezanın “ilaçları izin verilen hastalıkların tedavisi dışında kullanılmak üzere hastalara ve hekimlere pazarlama” gerekçesiyle kesilmesi; ilaç sektörü hakkındaki ileri sürülen iddianın gerçek olduğunu göstermesi bakımında oldukça manidar bulundu.

Dünya tohum piyasasını üç dört dev şirket yönetiyor. İrili ufaklı yüzlerce tohum şirketi daha var ama bunların hepsi büyük şirketlerin kontrolünde. Dünyanın gıdasını dolayısıyla dünyayı kontrol eden bir avuç ailenin tohum ağı bu şemada...

Geçtiğimiz aylarda GDO'lu tohumların, Trakya başta olmak üzere arıları toplucu ölümüne neden olduğu ortaya çıkmıştı. Şimdi de Kuşadası'nda 6 gün içinde 9 bin kovandaki 350 milyon arı öldü. Ölüm nedeni yine mi GDO'lu ürünler ve zirai ilaçlar mı?

Şeker-İş Sendikası, Türkiye'deki "Nişasta Bazlı Şeker" üretimi ve bunun etkileri konusunda hazırladığı raporla ile önemli gerçekleri ortaya çıkardı. Rapora göre birçok gıda kullanılan şurup ve tatlandırıcılar GDO'lu mısırdan

GDO'cuların amansız düşmanı Gazeteci F. William Engdahl'dan müthiş bir ifşaat daha. Engdahl, GDO'lu gıdaların çevre, hayvanlar ve insanlar üzerindeki istenmeyen yan etkilerini doğrulamanın bile yasak olduğunu ortaya çıkardı.

Yeşiller Partisi Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Ayşe Akdeniz, biyogüvenlik yasası çıkarılması gerektiğini genetiği değiştirilmiş tohumların sağlık açısından sorun olduğunu söyledi.

Slow Food Fikir Sahibi Damaklar, "GDO'suz 30 gün" isimli bir kampanya başlattı... "GDO ihtimalinden uzak beslenmek mümkün mü...deneyin." sloğanıyla Birlik üyeleri, daha geniş yazışma grubu ve blog takipçisi tüketiciler, GDO'suz 30 gün geçirmeye davet ediliyor.Harikulade bir siteden esinlendik, GDO ihtimalinde uzak bir ay geçirmeye davet ediyoruz sizi!

GRAIN örgütü, " Arjantin'de GDOlu soya ekiminin yayılmasından 13 yıl sonra görüyoruz ki sosyo-çevresel sonuçları gerçekten bir felaket" açıklamasında bulundu.

Biyoteknoloji sanayisinin propagandasının aksine, genetiği değiştirilmiş ürünler zehirli tarımsal kimyasalların kullanımını azaltmadı. Aslında RAPAL-Uruguay organizasyonuna göre, GDO'lu ekim bu kimyasalların kullanımının artmasına sebep oldu.

Mersin'in Silifke ilçesi Öztürkmenli köyünde, deneme amaçlı ekilen ayçiçeğinin uzunluğu 4 metre 8 santime ulaştı. Şaşkınları şaşkınlaştıran neden neydi?

Siyasi liderlerin genetik felaketle ile ilgilerini değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer; “İktidarıyla, muhalefetiyle Türk siyasetçisi milletin derdiyle dertlenmiyor. Görülüyor ki Meclis ve vekiller millete kapalı polemiğe açıklar” dedi.

Almanya, AB’nde 1 Nisan 2008 yürürlüğe giren "gen teknik yasası" ile tüketicileri genetiği değiştirilmiş gıdalar hakkında tüketicileri bilgilendirmek için yoğun bir çalışma başlattı. Alman Bakan bu çerçevede gelkiştirilen “Gen Tekniksiz’’ logosunu tanıttı.

Ayçiçek tarlalarıyla sarının hâkim olduğu Edirne'de son dönemde bitmeyen tartışmanın bir yönü 'Ayçiçeği mi Kanola mı' diğer yönü ise Kanola'nın hibrit tohum denilen genetiğiyle oynanmış tohumlardan elde edilmesinden doğan büyük endişe...

ABD öncülüğünde yürütülen GDO iyiden iyiye tehlikeli bir silaha çönüşüyor. Batının bilim adına yürütüğü bu tehlikeli oyun insanlığı bir bilinmeze doğru sürüklüyor... Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir tehlikeye karşı toplum ve ülke, dünyanın 3. büyük tohum deposunu kurduk masalıyla korunamaz!

GDO’yu red hakkı istiyorlar! Aralarında Fransa, Polonya ve Portekiz’in de olduğu 14 Avrupa ülkesi, ülkelerinde GDO’lu ürün yetiştirilmesine ilişkin kararı kendileri verebilmek için başvuruda bulundular.

Lezzetiyle ünlenen Ankara simidinin yapımında pekmez yerine kullanılan yanık şekerin, kanser riskini arttırdığı belirtildi. Öte yandan GDO'lu susam kullanılma ihtimali de tüketiciyi tedirgin ediyor.

Geçenlerde pazara gittim. Pazarcı çocuk beni tanıyormuş, sattığı domatesleri aldırmadı: ‘Bunlar hep zehir hocam, hem hormon’ dedi. Tabi bu çocuk beni ikaz edince temize çıkmış olmuyor. Bu işlerin çok ağır mesuliyetleri var, fakat insanlar ya farkında değiller ya da hafife alıyorlar.’

D-8 ülkeleri gıda güvenliği konusunda ortak politikalar oluşturmak amacıyla tarım alanında üretilen projeleri hayata geçiriyor. Ancak buna karşın Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi bu çalışmanın eksik ve yetersizliğine dikkat çekiyor.

ABD, Dünya Ticaret Örgütü'nü bir silah olarak kullanarak tüm dünyayı kıskacı altına almakta. Türkiye'nin de alnına dayalı bu silah nedeniyle Türkiye de pes etmek üzere. Yasak olmasına rağmen Monsanto tarafından Türkiye’de ücretsiz GDO'lu tohum dağıtıyor. Bu sözde yasağa rağmen ülkemizde tohhumlarda market raflarında ürünler de maalesef büyük oranda GDO'lu...

Tarım Bakanlığı'nda Ziraat Mühendisi ve yönetici olarak görevlerde bulunan Mualla Ergen'den acı itiraflar geldi. Yöneticilerimiz makamları uğruna bir türlü kabul edemediklerini çoğu kez emekli olunca da itiraf etmezler. Ancak Mualla Ergen "Organik Beslenme ve Gıda Terörü" isimli kitabında ilginç bilgiler veriyor.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu bir çok ülkeye dadanan 'seri katil', Hindistan'da 200 bin çiftçinin ölümüne neden oldu. Büyüme adı altında; kıtlık kültürü dayatan bu yeni katil sistem, daha şimdiden 200 bin çiftçiyi öldürmeyi nasıl başardı. Şimdi sıra Türkiye çiftçisi ve tüketicisinde...

ABD Tarım Bakanlığı’nın, TBMM milletvekillerini, GDO’ların önünü açacak Biyogüvenlik Yasası’na onay vermesi için ABD’de ağırlamalarıyla ortaya çıkan lobi faaliyetinin tek olmadığı anlaşıldı. GDO tohumları serbest bırakacak yasa için ABD’nin ikna listesinde kimler yok ki…

Hint tarımı, Dünya Bankası ve IMF reçeteleriyle DTÖ'nün çarkına sokuldu ve Hindistan'ın tohum sektörü Dünya Bankası'nın yapısal reformlarıyla dev şirketlere açıldı. Artık çiftçilerin hangi ürünleri yetiştireceğine onlar karar veriyorlar. Artık bu ülkede 6 saatte bir çiftçi intihar ediyor!

Sağlık ve gıda güvenliği hareketi derneği genel başkanı Kemal Özer ve beraberindeki heyet Çumra Belediyesi'nin başlattığı GEN BANKASI çalışmaları nedeniyle Çumra belediyesini ziyaret etti.

GDO'lu pirinçlerin gece körlüğüne neden olduğu Hindistan'da Çevre Bakanlığı’ndan sonra, planlama komisyonu da Hindistan’a genetiği değiştirilmiş yiyeceklerin girmesine karşı çıktı.

Dümdüz olmayan salatalıklara ya da kalem misali tezgâhta yan yana yatırılamayan havuçların pazarda satılması yasaklayan AB sebzelere “şekil özgürlüğü(!)” getirdi. AB'yi tercüme ekmekten başka iş yapmayan Türk bürokrasisi de salatalık stardardı adında komik standartlar yayınlamıştı.

Türksat Uydusundan yayın yapan 'Atv Avrupa' kanalında Çarşamba günleri yayınlanan nitelikli, tartışma programı 'Kral ve Ben' programının bu haftaki konuğu Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer.

Konya Ovası’nda Kanola ekimi projesini değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Çiftçimiz toprağını kaybetmek istemiyor ve yakın bir zamanda aç kalmak istemiyorsa ilaç, gübre ve tohum pazarlamacılarının vahşi pazarlama yöntemlerine aldanmamalı ve asla GDO’lu tohumlar ve Kanola ekimi yapmamalı” dedi.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların ülke çapında ekilmesi ve tüketilmesine izin vermesi için hazırlanan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’nın geri çekilmesi için çalışmalar yürüten Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Ankara görüşmeleri başladı.

Kanola`nın tüketici için bir takım zararlarına işaret etti. Edirne Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz, "Bu yıl elde edilen tohum gelecek dönemde tekrar ekilebiliyor. Bu durum tohumda asitik oranın yükselmesine ve ürünün kanserojen madde içermesine yol açıyor" dedi

Kuşkusuz çağımızın en önemli sorunlarından biri de genetik kopyalama. İnsanlık öylesine bir sorunla karşı karşıya ki: bir kaç delinin kuyuya attığı taşı çıkarmak için geleceğini feda etmek gibi bir çıkmaza sürükleniyor insanlık. Bu açmaza karşı dinlerin nasıl bir çözümü duyarlı çevrelerinmerakını celbediyor. En çok merak edilense İslam'ın genetiğe nasıl bakışı.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO / DTÖ) ABD'nin dünyaca ünlü gıda devi Cargill şirketi’nin fikriydi. DTÖ’nin kuruluş amacı ise özellikle özel küresel ölçekli tarım firmalarının dünya çapında menfaatlerini geliştirmekti.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda hazırlanıp Bankalar Kurulu’na sunulan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’na CHP grubundan tepki yükseldi. CHP’li 21 milletvekili tarafından TBMM Başkanlığı’na GDO araştırma önergesi verildi.

Genetiği değiştirilmiş mısırla beslenen ineklerin 3 kulaklı, 3 bacaklı doğduğunu duysanız o mısırdan yer misiniz? Yazar F. William Engdahl, daha çok kar hırsı ile genetiği değiştirilen ve zararları halktan saklanan organizmaların büyük tehlike oluşturduğunu söylerken, 'Gerçek insanlara gerçek yiyecekler gerek' diyor.

“Ölüm Tohumları” kitabının yazarı Gazeteci F. William Engdahl’la birlikte Ulusal Biyo Güvenlik Yasa Tasarısı’nı değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Genetiği değiştirilmiş ürünlerin ülkemizde üretilmesi ve tüketilmesine izin veren yasa tasarısının bu haliyle yasalaşması ülkemizin ve insanlığın lehine değildir” dedi.

GDO'lu ürünlerin kontrolsüz dolaştığı Türkiye, Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı ile bu misket bombalarını meşrulaştıracak. Ülkemizde GDO'lu ürünler nedeniyle "parmak çocuk" vakaları gibi yeni sorunlarla karşı karşıya... Peki, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürünler Türkiye'de yaygın olarak nelerde var?

Anayasa Mahkemesinden tarihi karar. 5179 Sayılı Gıda Kanun'un bazı maddelerini iptal etti. GDO'lu ürünlerin kanser, hipertansiyon, osteoporoz, dolaşım ve sindirim bozuklukları hastalığına neden olduğunu belirten yüksek mahkeme, GDO'yu yasalaştıran, Ulusal Gıda Biyo Güvenlik Yasa Tasarı'nında önünü kapattı.

GDO'lu ürünlerin riskinde kendini, ailesini ve çalışanlarını korumak isteyen Obama, Beyaz Saray'ın bahçesinde organik tarıma başlamıştı. Obama'dan etkilenen Kraliçe Elizabeth de ilk kez Buckingham Sarayı bahçesine sebze ektirdi. Çankaya ne mi yapıyor? Çankaya'yı bilmiyoruz ancak Ankara, Dünya Ticaret Örgütü, DB ve IMF'nin dayatması olan GDO yasasının çıkarmak çanhıraç çalışıyor...

Gazeteci F. William Engdahl, 'Ölüm Tohumları' eserinde GDO adı verilen "şeytan planının" tüm ayrıntılarını açıklıyor. Amerika üzerinden insanlığı kontrol altına almak, bazı milletleri kısırlaştırarak yok etmek gibi çok kirli planları olan şirketlerin içyüzünü deşifre edilen eserin 'giriş' bölümünü istifadenize sunuyoruz. 'Ölüm Tohumları' herkesin üzerinde çokça düşünerek okuması gereken bir şaheser.

GDO yazasına karşı tepki gösteren Yeni İnsan Yayınevi yönetimi "Neo liberal politikaların sağlığı hiçe saydığı ve para kazanma hırsının önlenemez cazibesi GDO’lu ürünleri rant alanı haline getirdi" dedi.

GDO tohumları serbest bırakacak yasanın kabulü için ABD uzun zamandır çaba harcıyor. Öğretim üyelerinin, bürokratların, çiftçilerin, hükümet üyelerinin ikna edilmesi diye başlıyor liste...

Ülkemizi Monsanto ve Rockefeller gibi şirketlere köle edecek ölüm yasası 440 bin dolara mâl olmuş. Söz konusu tasarı GDO'nun serbest olmasından yana profesörleri bile mutlu etmemiş. Bir taraftan AB müktebastına uygun düzenlemeler yapan Türkiye Almanya, Fransa, Hollanda, Lüksenburg, İspanya gibi ülkelerin GDO'yu yasaklama gerekçelerini dikkate bile almıyor. İşte Hürriyet'ten Gila Benmayor'un yazısı.

Böyle bir şeyi göz göre kabul etmekle silahta boş kurşun bırakmıyorsunuz. Bu durumda Rus ruleti bile hafif kalıyor! Çünkü Rus Ruletinde bile bir şans var. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın anlatıyor.

Küreselleşme mi, "yeni Sömürgecilik" mi? Dünya Tarımında Yeni Trend: Zengin ülkeler az gelişmişlerin topraklarını kiralıyor ya da satın alıyor. Bununla da yetinmeyip tohumları tescil ettirerek mülklerine geçiriyorlar. Beslenme için yetersiz dedikleri tarım alanlarını biodizel alanına dönüştürmeleri de bu yalanın en büyük isbatı

Devlet Bakanı Cemil Çiçek ve Tarım Bakanı Mehdi Eker’in basında yer alan “GDO’lu bitkilerin Türkiye’de yetiştirilmesi” ile ilgili açıklamalarına Buğday Derneği'nden yanıt...

Ulusal Bio Güvenlik Yasa Tasarısı'nın hazırlık çalışmalarına dünya tohum devi Monsanto yetkililerinin davet edildiği ve katıldıkları halde sivil toplum örgütü temsilcilerinin davet edilmediği ortaya çıktı.

GDO’lara karşı amansız bir mücadele veren GM Watch Mart 2009’da yayımladığı bir raporla GDO’lar konusunda çarpıcı tespitlerde bulundu. İşte verilerle GDO gerçeği...

Günümüz dünyasında genetiği değiştirilmiş yaklaşık 1600 gıda maddesi var. Hemen her godaya eklenen mısır ve soyaya dikkat. (GDO) olarak tanımlanan bu ürünlerin başta bağışıklık sistemi olmak üzere insan vücudunda alerjilere sebep olduğunu, romatizmal hastalıklar ile kansere yol açıyor!

Küresel bilim, gezegenin biyolojik kaynakları üzerinde eşi görülmemiş bir egemenlik kuruyor. İnsanoğlunun yaşama ve çalışma biçimini temelden değiştiren sanayi çağının sonuna yaklaşıyoruz.

Gözümüz aydın, hükümet sözcüsü Cemil Çiçek sonunda genetiği değiştirilmiş gıdalara dilediğimiz gibi ulaşabileceğimiz müjdesini verdi. Gözü Dönmüş Organizmalar (GDO) sayesinde şimdi sıra Genetiği Değiştirilmiş İnsanlar (GDİ)'da

Kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara “genetiği değiştirilmiş organizma (GDO)” diyoruz. Peki bu GDO'lu ürünlerin sofralarımızdaki zararları neler olacak?

Herkes öteledi, biz GDO'ya başlıyoruz. Hükümetin genetiği değiştirilmiş gıda üretimine kapı aralaması, tartışma başlattı. "Risk yok sıkı denetim olacak" diyen Tarım Bakanı kimin sözcülüğünü yapıyor?

Gıdanın mal haline dönüşmesiyle de üretici için öncelik, ürettiği ürünün sağlıklı ve besleyici olmasından çok; ürünlerin ne kadar verimli, raf ömürlerinin ise ne kadar uzun olduğu ve albenisi oluyor.

Türkiye'nin tüm bitki ve tohum zenginliği ile yaşamımızı birkaç "şeytani şirket"in insafına terk eden yasa tasarısı Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın adını değiştiren ve kanun teklifiyle birlikte sunulan tasarı modern köleliğin onayı ve şeytanın galebe gelmesi demektir.

Hemen her hazır gıdaya eklenen soya son yıllarda sağlıklı bir beslenmenin vazgeçilmezi diye sunulan ve yüzde yüze yakın oranda genetiği değiştirilen soyanın erkek neslini tehdit ettiği ortaya çıktı.

GDO tohumlar ve sözde su istemeyen yeni tohumlar olarak pazarlanan sağlıksız ölüm tohumları değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Tohumlarımızın özel mülkiyete geçirilmesinin yanı sıra önlem alınmazsa 2030’larda Türkiye kadının doğurganlığı sıfırlarlara kadar inecek Türkiye erkeklerinin spermleri tümüyle yok olmakla yüzyüze kalabilecektir. Bunun sorumlusu ebter tohum üreticileri kadar buna izin veren siyasetçiler ile gerçeği toplumdan gizleyen bilim çevreleri olacaktır” dedi.

Milli mücadelenin sembolüydü Gelibolu. Şimdi tarlalar dolusu ekilen sarı çiçekli kanola bitkisine, yani eskiden zehirlidir diye yemediğimiz kolza bitkisine teslim oldu.

Herhangi bir canlı organizmadan bir geni alıp, ayrıştırıp, laboratuar ortamında bir başka canlıya aktararak burada yeni bir canlı üretilince yeni canlının patentini alan şirketler birden “mülk” sahibi oluyorlar. Oysa, ne bu yeni bitki ne de bitkiye aktarılan diğer canlı yoktan varedilmiş değil. O halde hangi hakla insanlığın ortak mülkü birilerin mülküne geçiriliyor...

Avrupa Türkiye, milletvekillerinin ABD’ye GDO iknasına göndere dursun geçtiğimiz günlerde Fransa, Avusturya, Macaristan, Yu¬nanistan, Lüksemburg ve Almanya’nın aralarında olduğu Avrupa ülkelerinde tarihi kararlar alındı. Son olarak GDO’yu yasaklayan Almanya’nın gerekçeleri nelerdi? Çözüm GDO’da yoksa organik tarım da mı? Dünya mevcut nüfusu besleyebilir mi? İşte cevapları:

Kimisi beyaz kabuklu yumurtaları tercih ederdi, kimisi kahverengi. Kimisi daha sağlıklı olduğunu söyleyerek kahverengi yumurta alır, kimisi de aynı gerekçeyle beyaz kabuklu. Peki aradaki fark nedir? Yumurta neden çift renklidir?

Canlıların genleriyle oynayan şirketlerden biri ziraat mühendisliği öğrencilerimizi "yarıştırarak" yerli tohumlarımızı ele geçirmek istiyor. Tarım Bakanlığı ve yarışma için işbirliği yaptığı Akdeniz Üniversitesi"ne sorularımız var.

Geçtiğimiz hafta TBMM ve Tübitak üyelerinin ABD'de ikna odasına alınması büyük tepki toplamıştı. TBMM üyeleri ve ABD'ye GDO ve tohum gezisine giderken İskoçya Hükümeti GDO karşıtı olduğunu açıkladı.

“İstediklerini elde ederlerse örneğin Hindistan'da pamukta olanlar Türkiye’de de olabilir. GDO’lu pamuk verimi Hindistan'da daha düşük olmuştur. Köylüler iflas etmiş, intiharlar çoğalmıştır.” Prof. Dr. Tayfun Özkaya anlatıyor.

GDO'lu ürünlerin ülkemizde yasak olduğunu iddia eden Tarım Bakanlığı yetkililerini cevap domatesin kendinden geldi. Genetiği değiştirilmiş tohumdan üretildiği anlaşılan domateslerin çekirdeklerinde yaklaşık 8-10 santimetre uzunluğunda fideler çıktı.

ABD'li gazeteci Norveç'teki küresel tohum deposuyla amaçlanan arî üstün ırk yaratmak ve istenmeyen ırkları yiyeceklerle kısırlaştırmak. Dehşet verici söyleşi.

Geçtiğimiz hafta TBMM heyetinin ABD sponsorluğunda GDO ve tohum gezisi düzenlediğini hatırlatan Sağlık ve Gıda Güvenliği Genel Başkanı Kemal Özer; “TBMM heyetinin yaptığı ziyaret oldukça düşündürücüdür” dedi.

Tohumculuk ve gıda güvenliği alanında faaliyette bulunan bu ekip, Türkiye’deki orijinal tohumları topluyor, çoğaltıyor ve bilinmeyen yerlerde depoluyor. Türkiye için hayati öneme sahip tohumlar, gıda güvenliğimiz için güvenli yerlerde depolanmış durumdadır.

ABD'den Avrupa'da yasak olan genetiğiyle oynanmış ürün üretiminin yasalaşması için TBMM hamlesi. TBMM ve Tübitak üyeleri ABD sponsorluğunda ağırlandı ve ikna edilmeye çalışıldı.

Katil Bush "Irak'ta yeşerdiğinde bütün bölgeye yayılacak demokrasi tohumlarını ekmek için bulunuyoruz" derken mecazi bir ifade kullanmıyordu. Nasıl mı?

Günümüzde tıbbî teknolojinin hızla ilerlemesine rağmen kronik hastalıklar da aynı ölçüde belki de daha fazla artıyor. Peki neden?

Kanser, dünyadaki ölümlerin yüzde 12,5`ini oluştururken dünyada her yıl 160 bin çocuk kansere yakalanıyor. İşte dünyadan kanser rakamları ve kanserin muhtemel nedenleri:

Gramı altın gramında pahalı tohumlar çiftçiye neden bedava dağıtılır? Bir Yahudi bu tohumları "hayır" için dağıtabilir mi? O halde kim, hangi amaca hizmet ediyor?

Avusturya, Macaristan, Yunanistan ve Fransa'dan sonra Lüksemburg, genetiği değiştirilmiş (GDO) mısırın ekimini yasakladı. Ama Türkiye'de hem ekimi hem de ithalatı hâlâ serbest

1948 yılında kurulduğundan bu yana Ortadoğu’ya kan kusturan İsrail’in, kamuoyunda ‘katil tohumlar’ olarak bilinen GDO’lu (Genetiği değiştirilmiş Organizmalar) ürün ihracatı hız kesmeden devam ediyor.

Soya, GDO uzmanlarının riskli gördüğü dört üründen (Mısır, Soya Fasulyesi, Kanola ve Pamuk) biridir. Eti, sütü derken artık soya endüstriyel her üründe yer alıyor. Peki, nedir bu soya? Soya’yı tüketmeli mi, tüketmemeli mi?

GDO, transgenik ürünler, frankeştayn gıda ne anlama geliyor? Sofranızdaki domates gerçekten domates mi? Yahut salatalık, salatalık mı? Salatanıza doğradığınız domatesin, domates dışında genlere de sahip olabileceğini hiç düşündünüz mü? Mesela domates görüntülü balık yiyor olabilme ihtimalini..?

Daha çok kazanma uğruna uydurulan iğren yalanlar doğal denge bozuluyor, tohumlar patentleniyor. Bu patentleşme sayesinde gelecek neslin yaşamları ipotek altına alınıyor. Gelecek neslin yaşamaı emperyalis ve kapitalistlerin insiyatifine terk ediliyor. Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır’ın Bu endişeleri taşıyarak hazırladığı “Gıda Güvenliği ve Çocuklarımız” adlı sunumundan başlıklar

Birçok ülkede insanların hayatını karartan ve sonunda yasaklanan GDO, Türkiye'de Biyogüvenlik Yasa Tasarısı ile gündeme geliyor! Peki dünyada bu yasayı ilk kim çıkardı? Hükümetler nasıl soykırım suçu işliyor?

Devlet Başkanı Carlos Andres Perez IMF ve Dünya Bankası’nı "kurşunlarla değil kıtlıkla öldüren bir diktatörlük" uygulamakla suçladı




Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer, Türkiye’de GDO kullanımına izin verilen ürün sayısının 36 olmasına ilişkin “Adına ister GDO desinler isterse de hibrit desinler bu şeytani bir fiildir” dedi. Özer, insana ve hayvana 'zararlı olan bir şeyin' verilmesinin zulüm olduğunu belirtti.

İslam'ın sahih kaynakları varken, muharref Tevrat'tan örnek vermek âdetim değildir. Ancak bozuk saat misali nadiren olsa da, Musevilerde de ders alacak bir yön bulunabiliyor. Bu örnekten hareketle kimse kalkıp muharref Tevrat'tan hakikat falan aramaya kalkmamalı.

Sürdürülebilir tarıma geçilmelidir. Organik tarımın dünyayı doyuramayacağı tezi yanlış bir karşı çıkıştır. İnsanları kentlerde tüketici konumundan çıkaracak ve yeniden üretici olmalarını sağlayacak yönelimlere ihtiyaç vardır.

Fıtrat, bir şeyi Allah-ü Teâlâ’nın murat ettiği şekil ve nitelikte yaratmasıdır. Yüce Yaratıcı, neyi, ne şekilde yaratmayı murat etmiş ve yaratmış ise o, varlığın olabileceği en güzel şekil, nitelik ve öze sahiptir.

ABD'de ciddi sağlık sorunları görülse dahi mahkemeler artık GDO'lu ürün üreten ve tohum satan şirketlerin ticari faaliyetlerini durduramayacak.

Sanki bu konuda yasamız yok gibi, “Yasal düzenleme gerek. Ticaret yapamıyoruz” sızlanmaları... “Siz Türkiye’nin büyümesini istemiyor musunuz?” serzenişleri... Aynı ezber laflar.

Günlerdir herkes soruyor; pirinçte GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) var mı? Hükümet yetkilileri çelişkili açıklamaları ile kafa karıştırmada adeta yarışıyorlar. Birisi "GDO var" derken diğeri "yok" diyor.

Kurban Bayramı için sayılı günler kaldı. Bayram günü tespitinde bile ortak hareket etmeyi beceremeyen Müslümanlar, bu bayramda da farklı günlerde ‘bayram’ yapacak.

Rus Gen Güvenliği Ulusal Birliği ile Ekolojik ve Gelişimsel Problemler Enstitüsü bilim adamları, fareye benzeyen bir cins kemirgen memeli hayvan olan hamsterler üzerinde deney yaparlar. Sonuçları iki hafta önce açıklanan deneyde, hayvanlardan bir bölümü normal, diğer bölümü ise GDO'lu ürünlerle beslenir.

Biyogüven(siz)lik Kurulu’nun 13. toplantısında aldığı karar, GDO tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Yeni bir anayasa metni üzerinde çalışan TBMM uzlaşma komisyonu, taslağın ilk maddesi üzerinde henüz uzlaşmaya varmamışken bir öneri yapmak isterim.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın dünkü teşhirleri konusunda bir gazeteci meslektaşım arayıp, görüş istedi.

"En çok da size “sokaktaki adam” diyenlere dikkat edin. GDOlu domatesi organik diye yutturuverirler."

GDO’lu gıda alır mısınız diye sordum. İster haram desin, ister değil, GDO’yu bu toplum istemiyor. Bu da mı efsane?

Bizim hâlâ bir şansımız var. Ekmeği yerde görüp başına koyan çocukların ülkesiyiz. O ekmeğe fare zehri sokuşturmak bize yakışmıyor. Kurtulalım şu GDO’dan.

‘Helâl sertifika’ yarışına geçtiğimiz yıl TSE’de katılmıştı. Her ne kadar Diyanet İşleri Başkanlığı yüksek sesle dile getirmese de, bu yarışta TSE’nin partneri. TSE’nin girişimi kimilerince olumlu karşılansa da ciddi eleştiriler de almıyor değil. Peki, bu eleştiriler haklı mı, yoksa haksız mı? TSE’nin 2005’de ‘helal sertifika’ girişimini ilk eleştirenlerden biri olarak acaba haksızlık mı etmiştik, yoksa eleştirilerimiz isabetlimiydi? Bunun takdiri elbette kamuoyunun. Fakat gelinen noktanın kaygı verici olduğunu belirtmekte yarar var.

Yeryüzündeki bütün canlıların bir yaratılış biçimi ve amacı var. Birileri bundan çok rahatsız ve değiştirmek istiyor. Ancak bunu yapmak istediğini açık açık söylemek yerine; bilim ve bilim çevreleri, siyasetçiler, medya gibi tüm vasıtaları, amacı için araç olarak kullanıyor.

Geçenlerde bir dostum aradı. Eminönü’nden bahçesine ekmek için tohum satın alarak ektiğini ancak bu tohumların çıkmadığını, çıkanlardan da verim alamadığını söyledi. Tohum satıcısı, tohumlarının ‘geleneksel tohum’ olduğunu söylemiş…

İngiliz ve Kanadalı bilim adamları, Microbial Ecology in Health and Disease isimli bilimsel dergide yayınladıkları makalede, GDO’lu gıda ve yemlerin kanıtlanmış zararlarını ortaya koydular. Makaleye göre GDO’ların bilimsel deneylerle kanıtlanmış 12 zararı şunlar:

Genetiği değiştirilmiş ürünlerin (GDO) insan sağlığı ve çevre konusunda zararlı olup olmadığı yıllardır tartışılıyor. Bundan sonra da tartışılacak. Peki Türkiye'de işler nasıl yürüyor?

Tavuk kurban olmaz da, koyun, keçi sığır kurban olur mu? Kur’an’a soracak olursak, hiçbirinden olmaz. Çünkü, Allah c.c. helal hayvanların yenilmesini bazı şartlara bağlamış.

Bugün Türkiye’nin 61’inci ve Erdoğan’ın ise 3’üncü hükümeti kuruldu. İlginç değil mi, 90 yaşına bile gelmemiş başkent Ankara daha şimdiden 61’inci hükümetine ulaştı.

Eskiden insanlar da, hayvanlar da, bitkiler de topraktan beslenirdi, artık böyle değil. Hayvanların çoğu toprak yüzü görmeden hayata veda ediyor. Bu durum, şehirde yaşayan çoğu insan içinde geçerli.

1928’de West Virginia senatörü Matthew Neely, ‘insanlığın en büyük derdi’ diyerek başladığı kongredeki meşhur konuşmasına şöyle devam ediyor:

Bu yıl içerisinde önemli ve tarihi iki yasal düzenleme yapıldı. Birincisi, RTÜK Kanununa eklenen bir madde. İkincisi, önceki gün yasalaşan ‘insanların kobaylığına izin veren’ ve 6212 sayılı Biyotıp Araştırmalarına İlişkin İnsan Hakları Kanunu.

Japonlar, ABD başkanı Truman’ın koşulsuz teslim çağrısını reddedince, tarihin en acı felaketinden biriyle karşı karşıya kalırlar.

'Bal gibi' hem yıllardır GDO'lu ürün ithali yapıp hem de GDO'lu içeriğin gıda sanayiinde kullanılmasına izin veren devlet ketumiyeti, tüketiciye net cevap vermekten kaçınıyor.

Bulaşıcı bir veba ile karşı karşıyayız. Üstelik bu veba, bildiğimiz vebalar gibi bulaştığı kişiyi öldürmüyor. Aksine sürüm sürüm süründüren cinsten…

Neden GDO'lu üretim yaparsınız ve daha da önemlisi, niçin bunu halktan saklarsınız?

Birkaç haftadır dünya Mısır devrimini, Habertürk ise ‘mısır bitkisi’ni tartışıyor.

Bu yazı vesilesiyle müşahede etme imkânı bulduk ki; tohumu dert edinmiş insanların sayısında ciddi artış var.

Türkiye basınının son günlerdeki tohum sevgisi göz yaşartıcı boyutlara ulaştı. Bazı resmi verileri beklediğim için önümüzdeki günlerde kaleme almayı planladığım bu yazı serisini, Milli Gazete’nin dün yayınladığı “Çiftçinin sesi: Bereket” adlı sözde ekini görünce, sıcağı sıcağına kalem almak gerekti.

İthal edilen 32 çeşit GDO’lu ürünler nerede? Ey tüketiciler merak etmiyor musunuz?

Günümüzde tüm gıdaları değil, yenilebilir olanlarını işaretlemek gerekiyor. E-postama gelen Tarım Bakanlığı’na ait resmi bir yazıda, ünlü bir firmanın, peynirlerine margarin karıştırdığı için üretim izin belgesinin iptal edildiği yazıyordu.

Yaşadığımız çağda, iki görüş kıyasıya bir savaş içinde. Ekonomik ve ekolojik dünya görüşleri belki de dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir çağ olan 19. yüzyılda başlar.

Yarın öbürgün mısır ve diğer GDO'lu ürünlerin zararları ortaya çıktığında bunun hesabını kim verebilecek? Yitirilen değerler, doğanın dengesi, sağlığımız geri gelebilecek mi?

Bugün, yeni bir yazı kaleme almayacağım. Sadece herkesin mutlaka izlemesi gereken bir belgesel için bir girizgâh yapacağım o kadar.

Dün ajanslara Amerika’ dan düşen ilginç bir haber vardı: Massachusetts’ de yaşayan 75 yaşındaki Ron Sveden isimli şahıs öksürük, balgam, hâlsizlik, iştahsızlık şikayetleriyle doktora gidiyor.

Adam; beş vakit namaz kılıyor, sık sık hac ve umreye gidiyor, her yıl düzenli bol bol zekât veriyor, vakıflara yardım ediyor, öğrencilere burs veriyor, cami yaptırıyor, vs. vs…

Amerika neden gittikçe şişmanlıyor ve gerzekleşiyor?

Dünyada hiçbir küresel güç, gıda ve iletişim gibi çok güçlü iki silah varken, toprak savaşına girişmez.

Anne tarafından akrabalarım birkaç nesil doğma büyüme şehirliler. Bütün şehirliler gibi onlar da tarımdan, hayvancılıktan anlamıyorlar, tarımsal ve hayvansal üretimin hiçbir aşamasını bilmiyorlar, gıda ile ilgileri sadece tüketicilikleri. Böyle olunca da köyde veya kasabada yaşayan insanlardan çok daha farklı beslenme alışkanlıkları ediniyorlar.

Anayasa değişikliği ile ilgili münakaşalar, gündemi tümü ile işgal etmektedir. Başka konulara yer bırakmamaktadır. Halbuki, en öncelikli konunun, ekonomi olması gerekmektedir:

Gıda Güvenliği Hareketi Derneği’nin öncülüğünü yaptığı kamuoyundaki haklı tepkilere rağmen GDO Yasası olarak bilinen Biyogüvenlik Yasası hayatımıza girdi.

1 Nisan şakası yapmıyorum. Sessiz sedasız kozmik odaya girildi.. Ankara’daki kozmik odadan söz etmiyorum. Bazan kibriti o kadar çok gözümüze yaklaştırıyoruz ki, arkasında kocaman bir ormanı kaybediyoruz..

Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün yine konuştu. Bu konuşmanın GDO konusunda olması ve işin içinde “rüşvet iddiası” olmadı son derece önemli. Geçmiş iddiaları bu ise bahsin konusu değil.

Herkesin bildiği gibi; 3. Dünya Harbi, su ve gıda gerekçelerine dayanacaktır. Bu açıdan sömürgeci ülkelere ait üç beş kartel; Afrika/ Güney Amerika/ Asya/ Ukrayna/ Türkiye vb. ülkelerdeki tarım topraklarına hakim olabilmek için ne tür dalavereler çevirmekte; rüşvet/ şantaj/ ihtilal/ cinayet vb. hangi pis yolları kullanmaktadırlar?

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihi günler yaşıyor.

Dün, Ergenekon sanığı Bedrettin Dalan’ın Yeditepe Üniversitesi’nden bir GDO yandaşı GDO’nun zararından çok faydasının olduğunu, hormonun ise şu ana kadar ispatlanmış bir zararının olmadığını gibi trajikomik bir iddia bulunmuş.

‘Benimde elimde bilgiler var. Üstüme daha fazla gelirlerse açıklarım ve yer yerinden oynar’ dediğimde kimse inanmadı.

Tarım Bakanı Mehdi Eker genetiği değiştirilmiş organizma içeren gıdaların Türkiye’ye ithalini denetleyen yönetmeliği üç aydan kısa bir zamanda ikinci defa değiştirdi.

Başta şiddetli ekonomik kriz olmak üzere yoğun gündemin gürültüsüne gelen bir diğer konu ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın daha önce Anayasa Mahkemesi’nin iptal etiği 26 Ekim tarihli “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin (GDO) İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik”te değişiklik yapması.

İslam’ın reddettiği ne kadar âraz varsa insanlığı çeşitli belalardan kurtarmak içindir. Elbette milliyetçilik de bu ârazların başında gelir. 1789 Fransız İhtilâl’i ile insanlığın başına musallat edilen ulusçuluk yani milliyetçilik, Müslüman toplumlara özellikle 19. yüzyılda bulaştırılmış olup kurgusu da oldukça ilginçtir.

İddia doğru ise yüzyılın tıp skandalına hazırlıklı olun.. Avrupa Konseyi Aile ve Sağlık Komisyonu Başkanı Wolfgang Wodarg, “Domuz gribi, ilaç firmalarının başlattığı sahte bir salgındır. Bu olay yüzyılın en büyük tıp skandallarından biridir” diyor.

Soğuk Savaş Mikhail Gorbaçev’in gittikçe artan ve şiddet içermeyen hükümet karşıtı mumlu muhalefet hareketini durdurması için Kasım 1989’da Sovyet tanklarının Doğu Almanya’ya girme emri vermemesi ve Doğu ile Batı Avrupa’yı bölen ‘Demir Perde’nin’ simgesi olan Berlin Duvarı’nın yıkılmasına izin vermesi kararıyla görünürde sona erdi. SSCB iktisadi, askerî ve siyasi açıdan iflas etmişti.

Dünyanın içinde bulunduğu hâle yönelik bir şeyler söylemek için konuşanların ‘dünyada 1 milyar kişi aç’ dediğini sık sık duyarız.

Son 21 yıldır AB ülkelerinde yürürlükte olan tarım yasasına göre; tarım üreticilerinin pazarda satabileceği meyve ve sebzelerin biçiminin nasıl olacağı Brüksel tarafından belirleniyordu. Örneğin dümdüz olmayan gerçek salatalıkların pazarda satılması yasaktı.

“Sekiz, sekiz, sekiz”, 666 ya da 911’e benzeyen komik rakamlardan biri. Bazı insanlar bu rakama çok gizemli anlamlar yüklerler. Yeni yüzyılın, sekizinci yılının sekizinci ayının sekizinci günü çok uğursuz bir gündü. Eski Sovyetler Birliği’nin ücra Kafkas dağlarında ufak bir ülke, daha büyük bir Gürcistan Cumhuriyeti için, oradan buradan toplama ordusuyla Lüksemburg kadar küçük bir bölgeye girme kararı aldı.

1939’a kadar eskilere gittiğimizde küçük bir elit uzmanlar zümresi büyük bir gizlilikle özel bir dış ilişkiler kurumu olan New York Dış İlişkiler Konseyi çatısı altında bir araya geldi. Bu gurup Rockefeller Vakfı’ndan gelen cömert yardımlarla savaş sonrası dünyanın geleceğinin ayrıntılarını belirlemek için kolları sıvadı. Onlara göre yeni bir dünya yaklaşmaktaydı ve küllerinden sadece tek bir ülke galip çıkacaktı: ABD.

Türkiye neredeyse on yıldan beri milyonlarca ton GDO’lu gıda, şeker, nişasta gibi gıda hammaddesi ve yem ithal ediyor.

Sovyetler Birliği’nin dağılması ve iki muhalif askeri süper gücün etkisi altında kutuplaşmış bir dünyanın sona ermesinin ardından yirmi yıldan fazla bir süre geçti. 1989’un sonlarında Komünist Doğu Almanya, bilinen adıyla Alman Demokratik Cumhuriyeti, Sovyet denetiminin zincirlerini kırmaya başladı ve aynı yılın Kasım ayında büyük nefretle anılan Berlin duvarı tuğla tuğla sökülüyordu. Halk duvarın üstünde dans ederek özgürlüğü ve “Amerikan Yaşam Tarzı”nın gelişini kutladı.

Türkiye’de darbelerin sonu gelir mi? Ya da soruyu şöyle soralım; darbeyi sadece askerler mi yapar? Darbeler sadece askerlerin ürünü değilse başka kimler darbe yapabilir ve bu darbelerden hangisi daha tehlikeli?

Çünkü Türkiye’de GDO’lu ürün ithali geçen aya kadar kontrolsüzdü. Hükümetler ithalatı başıboş bıraktı. Yasal boşluklardan dolayı en geri Afrika ülkesinde bile ender görülen bir laçkalıkla halka yıllarca GDO’lu gıdalar yedirildi!

Hayır. GDO'lu ürünleri tıpkı radyasyon yayan ürünler gibi gözle ya da tadarak ayırt edemeyiz. Ancak gelişmiş laboratuvarlarda GDO'lu olup olmadıkları anlaşılabiliyor.

Bu düzeni yıkmanın zor olmadığını ve yıkabilecek gücün bizde olduğunu elbette sizde biliyorsunuz. Fakat bazılarımız bu düzeni yıkmak için çabalarken bazılarımızın da düzenin hamiliğini yapması işleri zorlaştırıyor.

Bir zamanlar, bizim sert Anadolu buğdayımız vardı. Ekmeklerimiz bugün ancak Avrupa’daki ekmeklerde bulabildiğimiz tok lezzette ve francalamız, Fransız bagetinin çıtır tadındaydı.

Domuz gribi ve GDO tartışmalarında gelinen nokta oldukça sevindirici. Çünkü toplum tedirgin! Kimilerine göre bu tedirginlik iyi değil. Kesinlikle yanılıyorlar! Bir toplum, tedirgin olmuş ve bir konuda endişe taşıyorsa artık o toplum kolay kolay aldatılamaz.

Hiç bu kadar armut gördüğümü hatırlamıyorum. Pazarlar armut dolu. Tıpkı, geçen yıl hiç bu kadar domates görmediğim gibi.

Sizce halkı, ıslak imzalı belge mi ilgilendirir, yoksa, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ve ürünleri mi?

Başbakan “Domuz gribi aşısı olmam” diyor. Tarım Bakanı Mehdi Eker de “Ben genetiği değiştirilmiş gıda yemem” diyor. Ama Başbakan’ın Sağlık Bakanı 40 küsur milyon adet domuz gribi aşısı ithal ediyor.

Geçen hafta perşembe gününden beri konuşuyoruz "Genetiği Değiştirilmiş Organizma"ları...

GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) sorunu 13 yıllık bir sorun. ABD’de 1996’dan bu yana GDO tohumdan ağırlıklı olarak, mısır, soya, pamuk üretiliyor. GDO’lu ürünlerin geçmişi kısa olduğu için insan sağlığı üzerindeki etkileri bilinemiyor.

Domuz gribinden daha kalıcı ve gelecek nesilleri de etkileyecek asıl potansiyel tehlike GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) yönetmeliğidir. Toz duman arasında kaynamasın...

Futbol amigoluk kaldırır, “siyaset” kaldıramaz. Zira amigoluk siyaseti, düşünceyi çürüten bir şey! 12 Eylül öncesini yaşayanlar ne demek istediğimi daha iyi anlayacakdır.

ABD’de bazı şirketler var. Bu şirketlerde dünyanın en cin uzmanları çalışıyor. Bu uzmanların “cinliği” canlının hücre yapısıyla oynayarak “pireyi deve yapmak”. Örneğin, tavuk yumurtadan çıkar. İnek doğum yaparak ürer. Onlar farelerin hücre yapısıyla oynuyor, fareden tavuk yapıyor. Kargaların hücre yapısıyla oynuyor, kargalar inek oluyor.

Anadolu’nun tarlalarında, bostanlarında, bağlarında, ovalarında, dağlarında, yaylalarında yaşayan bütün yılanlar, çıyanlar, akrepler bir olacaklar, vatansever bilinçle, sizleri sokacaklar.

ABD Tarım Bakanlığı ve “içine şeytan girmiş şirket” (devilish company) diye isim takılmış ve genetiği değiştirilmiş tohum (GDO) üretiminin yüzde 71’ini elinde tutan Amerikan firması Monsanto’nun davetlisi olarak gittiler. Gidiş-dönüş uçak bileti bedelini, otelde kalış, yemekleri yeyiş paralarını ABD’nin bakanlığı ile şirket ödedi.

Demokratik açılımları tartışırken birden bire gündem değişti. Artık Türkiye’nin ana gündemi; domuz gribi ve GDO yönetmeliği.

2 Temmuz 2009 tarihli yazımızın başlığı, "GDO kabusu"ydu. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın hazırladığı ve 26 Ekim 2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik" ile kabus gerçek oldu.

Gazetelerde bu başlıkla bir ilan görmüyorsunuz şüphesiz. Ancak satılmak için can atan epeyce bilim insanı var.

İnandırıcı olmak için söz ve eylemde uyum gerekir. Eyleminizle sözünüz birbiri ile çelişirse kimse itibar etmez, edilmemeli de.

Tereyağı yıllardır tıp çevrelerince hep suçlandı. Kolesterolü yükselttiği; dolayısıyla hipertansiyon, infarktüs, felç gibi hastalıklara zemin hazırladığı iddia ediliyordu.

İnsanoğlu dünyaya ‘mal’ muamelesi yapıyor. Bu muameleyi yapanlara ‘insan’ demek ne kadar da doğru, bu ayrı bir tartışma konusu.

Gıdaların insanlar üzerindeki uzun vadeli etkileri hakkında herhangi bir bilimsel testin yayınlanması için ilkönce endüstri tarafından onaylanması gerekiyor.

Genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) gösterilen tepki, üreticiler ve araştırmacılar üzerinde etkisini göstermeye başladı. Almanya’nın Baden-Württemberg bölgesinde bulunan Nürtingen-Geislingen Üniversitesi’nde sürdürülen GDO mısır çalışmaları, halktan gelen yoğun baskı üzerine durduruldu.

Geçtiğimiz hafta bir parça karamsar ve umutsuzdum galiba. Sabancıların GDO konusuna ve özellikle transgenik bitkilere yatırım yapıp yapmayacağını aleni bir merakla sorduk. Sabancılar hariç her yerden cevap ve tepki geldi.

Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in suçlanamayacağı şeylerden birisi tembelliktir. Daha 14 yaşındayken programcılık yapmaya başladı, 20 yaşında henüz Harvard’ta öğrenciyken Microsoft’u kurdu. 1995’da, durmak bilmez hırsıyla kişisel bilgisayarlar alanında fiili tekel yaratan bir şirket olan Microsoft’un en büyük ortağı haline gelerek Forbes tarafından dünyanın en zengin adamı ilan edildi.

Dünya nüfusu azalıyor. Yanlış okumadınız hakikaten dünya nüfusu azal(tıl)ıyor. Bununla beraber Türkiye’nin nüfusu da...

Sabah Gazetesi Pazar eki yazarı Ahmet Örs, "Genlerle oyun olmaz" makalesinde genetik mühendisliğin olumsuz etkilerini anlatıyor...

Her biri gıda mühendisi, ziraat mühendisi, doktor, veteriner, biyolog ve kimyager gibi mesleklerden oluşan; Amerikalı, AB’li, Arap, İsrailli, Çinli ve Türklerden oluşan gruplar bir adaya bırakılırlar.

Bazen oturduğunuz yerde içiniz içinizi yer. Bir küçük kurt kemirmeye başlar beyninizi. Vazgeçemezsin. Öyle değildir dersin. Yok dersin, sağa dönersin, sola dönersin. I ııh! Çıkmaz aklından.

Yine duyar gibiyim. ‘Durum bu kadar kötü mü? Ne yiyeceğiz o zaman?’ Ey insanlar! İninde yatan tilkinin ayağına her gün birkaç tavuk kendiliğinden gelir mi ki biz aramadan cennet nimetleri soframızda olsun?

Bu güç odakları, ABD ve Kanada gibi ülkelerde başlattıkları değişim ve yozlaşma modelini diğer ülkelerin iknası için bir model olarak sunmaktalar. Bunun içinde seçtikleri yöntemin boyutları ürkütücü olmanın yanı sıra kısa vadeli bir proje de değil.

Türkiye Fütüristler Derneği Başkanı Ufuk Tarhan, önceki gün Habertürk gazetesinde doğru bir tespit yapmış: “Geleceğin en gözde mesleklerinden biri, genetik gıda denetçiliği olacak!” Gençlerimiz bu uyarıyı eminim dikkate alacaklardır.

Gıda, yaşamın vazgeçilemez unsurlarından biri. Obaman’ın beyin takımından olan özelliklede eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissenger’in “Petrolü kontrol edersen ulusları, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin. Yiyecek bir silahtır ve bizim müzakere çantamızdaki araçlardan biridir!” cümlesiyle özetlediği 1974 tarihli raporu ABD için yeni yol haritası niteliğinde.

Borçlar artıp ödenemez hale geldikçe çiftçiler, böbreklerini satmaya, hatta intihar etmeye mecbur kaldılar.

Yeşil sapları, şık karton kutuları, minik-yeşil etiketleri; Tek renk, tek ses, tek yürek halleri; yüksek fiyatlarıyla tezgahların yıldızı, kan kırmızı domatesler.

Genetiği değiştirilen organizmalar. Şu an iktidarda olanların, milletini düşünen her yönetim gibi GDO lu ürünler konusunda kesinlikle sıkıntı ve çözüm arayışı içinde olduklarına inanıyorum.

Türkiye GDO'lu ürünlere izin verecek olan Ulusal Biyogüvenlik Yasa tasarısı'nı tartışırken bu deneyimi yaşamış Hindistan'ın tecrübelerini paylaşan Vandana Shiva'nın 2002'den sonra yayınlanan makalelerini düşünenlerin dikkatine sunuyoruz. Türkiye, 'tohumcuların dayatmalarına mı yoksa ibretlik bir ülke olan Hindistan'ı mı?' dikkate alacağını zaman gösterecek...

Fritz Haber ve Carl Bosch iki Alman kimyacıdır. I. Dünya Savaşı başlarında amonyak ve onun nitrat türevlerinin sentezini keşfederler. Keşfederler de başları göğe mi değer? Neredeyse. Bu önemli keşif bir yandan azotlu sentetik gübrelerin üretimini geliştirirken, diğer yandan da bomba ve benzeri kitle imha silahlarının üretiminde bir dönüm noktası olur.

GDO’lu bitkilere belki de hayvanlara üretim izni verecek olan Biyogüvenlik Yasa Tasarısı Meclise gönderilecek. Çiftçil örgütlerine çok büyük iş düşüyor. Toplumu, büyük şirketlerin borozanlarına kanmaması için aydınlatmalılar.

Şimdilerde pek işitilmese de çocukluğumuzda ihtiyar ninelerden çok duyardık: Ekmek kırıntısının üzerine basmayı, büyük bir hürmetsizlik, büyük bir uğursuzluk sayarlardı yaşlılarımız…

Köylülerin tohum üzerindeki haklarının ve ıslah amacıyla çeşitlerin kullanılmasının sonu geliyor. UPOV da nereden çıktı demeyin. Küresel tohum şirketlerinin yeni bir darbesi ile karşı karşıyayız. Türkiye birkaç gün içinde kısaltılmış adı UPOV olan Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği’ne girecek.

Mayınlı araziden geçtik, şimdi de tohumlu araziye giriyoruz. Hükümet, Ulusal Biyogüvenlik Yasası'nın yürürlüğe girmesiyle genetiği değiştirilmiş bitki üretimine izin yolunun açılacağını açıkladı.

İnsanın temel haklarından biride, yeterli beslenme ve güvenli gıda. Ancak günümüzde insanların gıdalarını özgürce seçebilme hakları ellerinden alınırken, dayatılan yeni “frankeştayn gıdalar” ülkelerin geleceği, birey sağlığı ve insan nesli açısından da büyük bir risk taşıyor.

Önce Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları (kısaca GDO diyoruz) tanımlayalım. Kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara “Genetiği Değiştirilmiş Organizma” diyoruz.

Tarımdaki "Hibrid Tohumlar" uygulaması ile tekel oluşturma niyetleri arasında tam bir paralellik var. Rockefeller'in gelişmekte olan ülkelerde yürüttüğü sözde "Yeşil Devrim" çalışmalarına bu açıdan bakınca, korkunç niyetler apaçık görünüyor...

Türkiye, mayınlı bir alana çekilmek isteniyor. Öyle ki iş, ‘ihanet’ suçlamalarına kadar vardı. Türkiye bu süreci doğru götürebilirse, büyük bir kazanç elde edebilir. Ancak askerlerin etkisinde kalınır ve olası baskıları göğüslemez ise bölgeyi yeni bir felakete de sürükleyebilir.

GDO'lu (genetiği değiştirilmiş organizma) "Gen Devrimi"nin yaygınlaşması için paha biçilmez bir etki şebekesi oluşturdular.

Türkiye-Suriye sınırındaki mayınlı alanlar önce temizlettirilecek ve aynı şirket veya gruba 49 yıllığına organik tarım yapmak üzere bırakılacakmış. Birazcık tarih bilen herkes bu kadar uzun süreli bir toprağın verilmesinin ne kadar ağır sonuçlar oluşturduğunu bilir.

Kanaatimce, 'kıyamet' olmasa bile, bir 'sosyal tufan' söz konusu ve o sosyal tufanı hayatımızın her alanında bütün boyutları ile hâlen yaşıyoruz...

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi, ‘Aile, toplumun, doğal ve temel unsurudur. Toplum ve devlet tarafından korunur’ hükmünü getirir.

ABD’nin biyo-teknoloji devlerinden Monsanto’nun ürettiği, genetiği değiştirilmiş mısır tohumunun Almanya’da üretimi yasaklandı. Peki Türküye'de durum nedir?

Tekel sömürü sermayesinin neler yapmayı hedeflediğini zaman zaman bu köşede hatırlatıyorum. Bugünlerde bütün dünyanın gündeminde olan, önümüzdeki yaz aylarında dünya ticareti ile birlikte turizm sektörünü baltalayacak gibi görünen 'domuz gribi' meselesini 'biyolojik silah' olarak aynı yere yani aynı kaynağa bağlayan görüş ve yorumlar var. Dikkatle izleyip takip etmek gerekiyor. Doğru olabilir, muhtemeldir.

Genetiği bozulan tohumlardan bahsedeceğim ama sandıklarınızdan değil... Lafa, farklı siyasal köken, yaş ve cinsiyetten bir grup sosyalistin 2008 başında 'Siyasal ortaklaşma eğitim/tartışma seminerleri'nde şekillenen 'Sosyalist Cumhuriyet için tezler' adlı el kitapçığının başlangıç paragrafı ile başlayayım:

Anneler, babalar, dedeler, ağabeyler, ablalar; çocuklarını, torunlarını, yeğenlerini sevindirmek için bakkal ve market raflarından küçücük ürünleri büyük bedellere satın alıp, ikram ederler.

Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri