Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Sağlık, işletmecilere teslim edilebilir mi? Prof Ahmet R Küçükusta
Medimagazin sitesinde yayınlanan “El değmeden hasta muayenesi” başlıklı yazım için pek çok yorum yapılmış

Ben bunlar içinde sağlık işletmecisi olduğu yazan F. Ertosun’a cevap vermek istiyorum.
Benim yazdıklarımdan ziyade F. Ertosun’ un onun ifadelerinin daha çok ilgi çekmesini, daha çok yorumlanmasını kıskanmadım desem yalan olur. Bir de hiç tanımadığım hatta ismini bile duyduğumu sanmadığım F. Ertosun’ un bu âlemde çok meşhur olduğunu, isminin bile tepki çekmeye yettiğini anladım.
Ben bu tür “çılgın görüşlere” sinirlenmiyor, aksine dikkatle okuyorum. Bu tür görüşlerden faydalandığım da oluyor.
Bu vesile ile aşağıdaki hususları belirtmek istiyorum:
BİR: Her geçen gün gelişen, ilerleyen; gerektiğinde hem hekim hem hasta olarak istifade ettiğim teknolojiye bırakın karşı olmayı minnettarım. İtirazım teknolojiye değil, bunun sağlık işletmecileri istediği için ticari amaçlarla kullanılmasınadır.
İKİ: El değmeden hasta muayenesinin çeşitli sebeplerle giderek yayıldığı doğrudur ama bunun sebebi teknolojinin muayeneyi gereksiz kılması değildir.
Kimi hekim bilgi ve tecrübe yetersizliğinden, kimi hekim zaman azlığından, kimi hekim hata yapma korkusundan, kimi hekim hasta baskısından, kimi hekim hasta tatmini için ayrıntılı anamnez, sorgulama ve muayene yerine teknolojiyi kullanmayı tercih ediyor. Bu arada performansının artması da elbette işin cabası!
ÜÇ: Tıptaki ve tıp teknolojisindeki gelişmeler mutlaka takip edilmelidir ama unutulmamalıdır ki her çıkan yeni bilgi veya teknoloji “en doğru” veya “en iyi” demek değildir.
Yeterli bilgi, tecrübe ve kabiliyeti olmayan birinin elinde teknolojinin öldürücü bir silaha dönüşebileceği de akıldan çıkarılmamalıdır.
DÖRT: Sadece meslektaşlarımı savunduğumu, sabahlara kadar çalışan bürokratların çalışmalarına gölge düşürdüğümü söylüyor.
Tüm yazılarımı ve kitaplarımı okursa hekimleri benden çok ve benden ağır eleştiren çok fazla kimsenin olmadığını, sağlıkta son senelerde yapılan pek çok uygulamanın da destekçisi olduğumu görecektir.

Aramızdaki fark şudur ki benim amacım iyiyi, doğruyu, güzeli bulmaktır; amacım bağcı dövmek değil üzüm yemektir.
DÖRT: Halk, sağlığın “gösteri” kısmına bakar. İstediği hastaneye gidebiliyorsa, kapıda karşılanıyorsa, beklemeden muayene oluyorsa, istediği tetkiki yaptırabiliyorsa, istediği ilacı yazdırabiliyorsa… tıp hizmetlerinin mükemmel olduğunu sanır.
Oysa asıl önemli olan hastalığının en kısa zamanda, en az incelemeyle teşhis edilmesi; en az ilaçla hatta ilaçsız, en kısa zamanda hiçbir komplikasyonla karşılaşmadan tedavi olmasıdır.
BEŞ: Sağlık işletmecisinin tek hedefi daha çok kazanmaktır.
Hastanın en kısa sürede, en az tetkik ve tedaviyle iyileşmesi gibi bir kaygısı yoktur; hatta bunların tam tersi olması onun menfaati icabıdır.
ALTI: Sağlık işletmecileri hastanın teşhisini aletin değil hekimin koyduğunu; hastayı ilacın değil hekimin tedavi ettiğini herkesten çok iyi bilirler.
Bunlar veya yakınları hasta olduğunda hiç şüpheniz olmasın ki teknolojiye değil hekimlere muayene ve tedavi olmayı tercih ederler.
YEDİ: Muayenehane hekimliği sağlık sisteminin vazgeçilmesi mümkün olmayan bir parçasıdır.
Sağlık işletmecileri hekimler olmadan hiçbir yere ulaşamazlar.

Gelelim neticeye
Gerçek hekimler gözü paradan başka bir şey görmeyen sağlık işletmecilerinin asla esiri olmayacak; teknoloji de her gün ilerleyecek ama hiçbir zaman hekimin önüne geçemeyecektir.
KAYNAK
1.http://www.medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-el-degmeden-hasta-muayenesi-2-12-35545.html

03.07.2011 Bu yazi 3770 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri