Son Dakika
Çarşamba, 22 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Reflü ilaçları bir işe yaramıyor Prof Ahmet R Küçükusta
Modern tıbbın son senelerdeki en büyük uydurma buluşlarından biri de “reflü-astım” ilişkisidir.

Ben bu seviyeli ilişkiye ilk günden itibaren karşı çıkarken ve reflünün ne öksürük nöbetlerinin ne astım krizlerinin sebebi olamayacağını iddia ederken tıp dünyası reflüye adeta bir can simidi gibi sarıldı.

Her öksürene, sesi kısılana, boğazı ağrıyana, nefesi daralana reflü hastası muamelesi yapılmaya ve reflü ilaçları yazılmaya başlandı.

İlaç endüstrisinin ‘koşulsuz desteği’ ile hazırlanan kılavuzlar “Sessiz reflü olabilir, bu da astımı ağırlaştırabilir” sloganıyla astımlıları da tetkik ve tedavi kapsamına aldı.

Halk arasında reflü ilaçları olarak bilinen “proton pompası inhibitörleri (PPİ)” kısa zamanda en çok satan ilaçlar sıralamasında en üst basamaklara tırmandılar.

Yeni araştırma

Reflü ilaçlarının astım tedavisi üzerine de öksürük üzerine de hiçbir etkisi olmadığını ortaya koyan araştırmalara her gün bir yenisi ekleniyor.

JAMA isimli tıp dergisinin son sayısında yayınlanan ve çocuklar üzerinde yapılmış olan araştırma da bunlardan biri.

Sprey kortizona rağmen astımları kontrol altına alınamayan ve reflü şikâyeti olmayan 306 çocuk iki gruba ayrılarak bir gruba çok kullanılan PPİ’ lerden biri olan biri olan lansoprazol, diğerine ise plasebo yani boş ilaç verildi.

Hastalar 24 hafta sonra astım kontrol anketi ile değerlendirildi ve anket skorlarının her iki grupta da bir miktar arttığı ama aralarında bir fark olmadığı ortaya çıktı.

Bu anket nefes açıcı ilaç kullanımı, gece belirtileri, öksürük, aktivite seviyesi, hayat kalitesi ve akciğer fonksiyonları gibi değerlere 0 ile 6 arasında puan verilerek yapılıyor.

Araştırmada reflü tedavisinin, yemek borusunda fazla miktarda asit bulunan çocuklarda da astımın iyileşmesi üzerine etkisi olmadığı belirlendi.

İlacın çok ciddi yan etkileri var

Reflü ilaçlarının astım üzerine hiçbir müspet etkisi olmaması yanında çok önemli yan etkileri olması da bu ilaçlardan uzak durmak için bir başka önemli sebep.

Araştırmada, reflü ilaçlarının solunum yolları enfeksiyonu, boğaz ağrısı, bronşit ve kemik kırıkları riskini plaseboya göre anlamlı derecede artırdığı da ortaya çıktı.

Araştırmacılar makalelerinin sonuç bölümünde şu sözlere yer veriyorlar: “Reflü belirtileri olmayan ve astımları tam olarak kontrol altına alınamamış olan çocuklarda tedaviye reflü ilaçlarının eklenmesi hastalık belirtilerini ve solunum fonksiyonlarını düzeltmediği gibi yan etkileri de fazla görülmüştür.”

Araştırmayı değerlendiren bir yazı yazan Martinez de “Proton pompası inhibitörlerinin çocuklarda reflüsü olsa da olmasa da astım üzerine bir faydası yok” diyor ve anlayanlar için ilave ediyor: “Bu ilaçların kullanımının son on yılda ileri derecede artması çok üzücü ve mesnetsiz bir iştir. Çocuğunuz astımı için reflü ilaçları kullanıyorsa bunun etkili bir tedavi olmadığını bilin. Bu ilaçlar reflü hastalığı için onaylıdır, astım için değil.”

Gelelim neticeye

Bu araştırma bana ilaç gibi geldi. Astımlıların reflü tedavisinden bir fayda görmeyeceklerini, üstelik boş yere ilaç yan etkilerine maruz kalacaklarını senelerdir anlatıyordum ama dinleyen olmuyordu.  

Hastalarını bir takım testlerle değil onları gerçekten “dinleyerek” takip eden hekimlerin bu tedavinin hikâyeden tayyare olduğunu kolayca fark etmemesi imkânsız bana göre.

Bu vesile ile reflü-astım ilişkisi hakkındaki görüşlerimi özetlemek istiyorum:

“Reflü, astım ataklarına yol açmaz; reflü astımı ağırlaştırmaz” ama reflü belirtilerinden rahatsız olan ve reflüye bağlı olarak yemek borusu alt ucunda iltihap yani “özofajit” gelişmiş olanların astımı olsun veya olmasın reflü tedavisi görmesi ise şarttır.

KAYNAK

http://jama.ama-assn.org/content/307/4/373.full.pdf+html

01.02.2012 Bu yazi 2978 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri