Son Dakika
Perşembe, 27 Şubat 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Ramazan’ı değiştirmeli miyiz, Ramazan'la değişmeli miyiz? Kemal Özer
Devlet Gazetesi’nin cahil yazarlarının ‘AKP Diyanet’e emretsin, oruç her yıl Şubat ayında tutulsun, öğle ve ikindi namazları kaldırılsın’ şeklindeki zevzekliğini okumuşsunuzdur. Bu deli saçmasına kargalar bile gülüp geçti. Üzerinde durmaya değmez. Biz Müslümanlar Ramazan’ın bereketinden nasıl yararlanırız, bunların yollarını aramalıyız.

Bu ayda hemen herkes duygusallaşıyor. Duygusallaşan insan kolay aldatılır. Bu duygu yoğunluğunda kimileri absürt öneriler sunarken, kimileri de vurgun peşinde olabiliyor.

 

Geçtiğimiz yıllara göre bu Ramazan, daha sakin ve özüne daha dönük bir havada girdi sanki.

Şu ya da bu nedenle fırsatçılar daha az zam yaptı. Sair zamanlarda bizim camide öğle ve ikindi namazlarında yaklaşık üç dört saf cemaat olurken, birkaç gündür on, on iki safa ulaştı cemaat.

 

Biz tüketiciler, Ramazan’da daha dikkatli olmalıyız ve Ramazan fırsatçılığına tepki gösterip, israf etmeden daha az tüketmeliyiz.

 

Zekât ve Sadaka’yı gıda paketlerinden ibaret zannedip, fakir fukaranın evini gıda deposuna dönüştürmekten vazgeçilmeli. Bakliyat dağıtarak ancak gösteriş yapılabilir. İsraf ve gereksiz tüketime neden olan Zekât ve Sadaka paketleri ile alışveriş çekleri yerine, ihtiyaç sahiplerine para vererek gerçek ihtiyaçlarını karşılaması sağlanmalı.

 

Doğru Sadaka ve Zekât, ihtiyaç sahiplerinin en çok ihtiyaç duyduğu değerdir ki bu da paradır. Ramazan’da artan tüketim ve Zekât - Sadaka paketleri talebi artırmakta dolayısıyla fiyatları yükseltmektedir. Bu durumun dar gelirlilerin daha pahalı gıda tüketimine neden olunduğunu asla unutmamak gerek...

 

Fakirlerin bulunmadığı lüks iftar sofralarından oluşan davetlere icabet edilmemelidir. Davetlerde varlıklı-varlıksız, makam sahibi olan-olmayan gibi ayırımcılık yapmak doğru mudur? Oruçlu Müslüman’a ne oluyor ki, ayırımcılık belasının ateşine odun taşıyor.

 

Ramazan’da sofralarımızdaki çeşitli yiyeceklerin bırakınız artışını, diğer aylardan daha az olmayacaksa oruç tutmanın ne anlamı kalır? Oruç, açlığı ve yokluğu hatırlatmayacaksa o halde maksat nedir? 

 

Ramazan daha çok tüketilen ay değil, muhtaçların daha çok hatırlandığı bir ay olmalı. Bir Müslüman’ın tüketim canavarına dönüşmesi yakışık alır mı? Özellikle kıtlıktan çıkmış gibi artan Ramazan harcamaları, Ramazan’a hakaret değil midir?

 

Büyük düşünür Cemil Meriç; “Reklâmın göklere çıkardığı ülkü: israf” diyerek bizi ustaca uyarıyor. İsraf alışkanlığımız şayet bu ayda da devam edecekse, yumalım gözlerimizi ve bir an pazarlarda çürük sebzeleri toplayan, çöplükte ekmek karıştıran kimselerden olduğumuzu düşleyelim... Bu manzara nefsimize ağır gelmiyor ve içimizi acıtmıyorsa orucumuzun bize hiçbir faydası olmayacağını bilmek zorundayız. 

 

Zekât ve sadaka sadece görünen fakirlere verilmez. Zekât ve sadakanın kimlere verileceği tartışmasızdır ve Kur’an-ı Kerim’de yer almaktadır.


Zekât’ın kimlere verileceği konusu Tevbe s. 60’da:

  • ‘Yoksul ve fakirler,
  • Düşkünler (Miskinler),
  • Zekât toplama memurları,
  • Kalpleri İslam’a ısındırılacak kimseler,
  • Köleler,
  • Borçlular,
  • Allah yolunda çaba harcayanlar,
  • Yolcular’ olarak sıralanmakta.

Zekât; iktisadi, içtimai, siyasi yönleri ve önemli fonksiyonları bulunan bir müessese ise bu müessese çalıştırılmalıdır. Eskiden Zekât tahakkuk ettiği zamanda verilirken, günümüzde genellikle Ramazan ayında veriliyor. Sanki insanların ve kurumların sadece Ramazan ayında ihtiyaçları varmış gibi. Yardımlar genellikle miskinlere veriliyor. Hâlbuki yoksullar, borçlular, Allah yolunda çalışma yapan şahıs ve kurumlara genellikle Zekât verilmemektedir.

 

Ramazan ve Bayram için yapılacak alış veriş, tüketim ve yardımlarda dikkat edilecek hususları sıralayarak son verelim yazımı:

1-      Alacağınız ürünün Ramazan öncesi fiyatını bilmekte yarar var.

2-      Alış verişe çıkmadan önce mutlaka bir ihtiyaç listesi yapılmalı.

3-      Alış veriş bütçesi yapmalı ve yanımıza fazla para almamalıyız.

4-      Kredi kartı ile yapılan alışverişlerde, ay sonunda hesabı yine kendiniz ödeyeceğinizi unutmamalı. Ödenememesi durumunda faiz illetine bulaşacağınızı hatırdan çıkarmamalı.

5-      Aç, yorgun, uykusuz ve moral bozuk iken ya da arkadaşlarınız ile birlikte alış veriş yapmamalı.

6-      İhtiyaç listesi dışında markette göze çarpan şeylerle vakit geçirmemeli.

7-      Uzun vadeli kullanılabilecek ve fiyatları yüksek ürünlerde ilk görüşte karar vermemeli. Fiyat, servis, kalite gibi araştırmaları yapmalı. 

8-      Marketlerin ve çarşının kalabalık olduğu akşamüzeri ve hafta sonları ya da arafe, bayram gibi günlerde alışverişe çıkmamalı.

9-      Gıda ürünleri öğleden önce alınmalı.

10-   Tekstil ve mobilya türü alışverişleri son haftaya veya gece alışverişine bırakmamalı. Son haftaya seçilmiş ürünler kalabilir ve gece alışverişlerinde ışıklandırmanın etkisi ile renk ve desenler yanıltıcı olabilir.

11-   Fiyatları karşılaştırırken miktarları da karşılaştırmalı, düşük fiyat eksik gramajdan kaynaklanıyor olabilir. 1 Kg sandığınız ürün 900 Gr olabilir.

12-   Et, süt gibi gıda ürünlerinde ucuz ürünler yerine sağlıklı olduğuna güvendiğiniz firmaların ürünlerini tercih etmeli.

13-   Bir gün ihtiyaç olur diye ihtiyaç olmayan ürün ucuzda olda satın alınmamalı.

14-   Tartım ve ölçüm esnasında mutlaka satıcının yanında durmalı. Eksik tartım ve ölçümlere dikkat etmeli. Unutulmamalı ki hırsızlığa teşvikte ve imkân sağlamakta aynı şekilde sorumluluk yükler.

15-   Kasa fiyatı ile etiket fiyatlarının aynı olup olmadığını kontrol edilmeli, farklı ise kasiyeri mutlaka uyarılmalı. Düşük fiyatın yasal hakkımız olduğunu göz ardı etmemek gerek.

16-   Promosyon ve ihtiyacınızdan fazla olarak paketlenmiş ürünleri dikkatlice incelemeli. Bu tür ürünler genellikle son kullanma tarihi yaklaşmış ya da yerine yenisi çıkacağından demode olacak ürünlerden oluştuğu ve süresi içinde kullanılmadığında ürünlerin bozulacağını unutmalı.

17-   Alacağınız ürünlerin üretim ve son kullanım tarihlerini kontrol etmeli. Kullanım süresi uzun ürünlerde üretim tarihinin yeni olmasına dikkat etmeli.

18-   Sebze-Meyve gibi ürünlerde seçtirmeyen yerlerden almamalı.

19-   Ramazan’a özel pide, tahinli pide, yumurtalı pide gibi ürünlere dikkat etmeli, açıkta satılanları ve gramajına göre fiyatı yüksek olanları almamalı.

20-   Ramazanda tüketimi artan hurmaların temiz, kuru, ezilmemiş ve toz toprak karışmamış olanlarını tercih edilmeli.

21-   Ramazan promosyonları genelde aldatıcı olabilir.

22-   Çoğu zaman satış açısında meşru kabul edilen pazarlama uygulamaları tüketiciler için yanıltıcı ve gereksiz tüketim olabilir.

23-   Paranızın üstünü tam vermeyen ya da fazla para üstü vererek kasiyeri zor durumda bırakan mağazalardan aldığınız ürünleri geri bırakmalı.

24-   İndirim hesaplamalarına dikkat etmeli. Bazı mağazalar indirim gerçek şekli ile yapmazlar.

25-   Alış veriş sonrasındaki şikâyetleriniz için fişlerinizi muhafaza etmeli. İade işlemlerinde gerekecektir.

26-   Tüketicileri ciddiye almayan ve hukuka saygı duymayan hiç bir satış mağazasını tercih etmemeli. 

27-   Hiç bir şey için boş vermemeli, beklenen işlevini yerine getirmeyen ürünleri iade etmeli, haklarımızı aramalı.

28-   İftarı lokantalar yerine aile ortamlarını tercih etmeli.

29-   Kolalı ve gazlı içecekler tüketilmemeli. Hazır içeceklerde çözeltici olarak alkol kullanıldığı unutulmamalı.

30-   Özellikle gıda ürünlerinin etiketleri mutlaka ayrıntılı olarak okunmalı. İçeriklerinde dinlerce yasaklanmış katkılar ve sağlık açısından tehlike arz edebilecek katkılar barındıran ürünler satın alınmamalı.

31-   İftar ve sahurda hurma tüketilmeli.

32-   Bayramda misafirlere içeriği tartışmalı şekerler yerine hurma ikram etmeli.

33-   Çocukları bayramda mutlu etmek için alınan kalitesiz giyim ürünlerinin sağlık sorunlarına neden olduğu unutulmamalı.

34-   Yoksul, kimsesiz ve borçluları unutmalı.

04.09.2008 Bu yazi 7484 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri