Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Radyasyon Türkiye'ye gelirse ne yapmalıyız? Prof Ahmet R Küçükusta
Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre, Japonya’daki Fukuşima nükleer santralinden yayılan nükleer bulutun Fransa üzerinden İtalya’ya geleceğini öğrenen vatandaşlar eczanelere koşarak iyot içeren haplara yöneldi.

Nükleer Fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, radyasyon bulutlarının Avrupa kıtasına ulaşması ile birlikte Türkiye’nin de risk altında olduğuna dikkat çekti. Kılıç, radyasyon bulutlarının Balkanlar ya da Akdeniz üzerindeki hava akımları ile Türkiye’ye girebileceğini belirterek şu uyarılarda bulundu:

“Radyasyon bulutlarının Avrupa’ya İtalya ve Fransa’ya ulaşması durumunda ya Akdeniz üzerindeki hava akımlarından ya da kuzeydeki hava akımlarından Türkiye’ye gelmesi mümkün. Bu durumda yetkililer sürekli radyasyon doz miktarını ölçerek halka bilgi vermelidir. “

Şu an bizim için tehlike yok

Şu an Türkiye için ciddi bir radyasyon tehdidi yok ama bu ülkemizin bu olaydan hiç zarar görmeyeceği manasına da gelmiyor.

En büyük avantajımız Türkiye’ nin Japonya’ ya olan uzaklığı ve sızıntıda bulunan iyot-131’ in yarı-ömrünün 8 gün olmasıdır. Radyasyonun hava akımları ile ülkemize kadar ulaşsa bile hem yoğunluğu hem de etkisi bu yüzden az olacaktır.

Japonya ve tüm dünya için asıl tehlike yaratacak radyasyon yarı-ömrü 30 sene olan ve dolayısıyla da etkisinin ortadan kalkması için asırlar geçmesi gereken sezyum-137’ dir.

Asıl tehlike yiyecek ve içeceklerde

Bu durumda endişelenmemiz ve kişisel olarak özel tedbirler almamız gerekli değildir. Aksine yersiz radyasyon korku ve paniği sağlığımıza gerçek radyasyondan daha çok zarar verebilir.

Bizim için radyasyonun solunum yoluyla bulaşması söz konusu olmayacaktır ama radyasyon bulunan bulutların ülkemiz üzerinde iken yağmur yağması durumunda radyoaktif maddelerin toprağa ve suya karışması mümkündür.

Bundan dolayı da içme sularına, tarla ve bahçelerdeki ürünlere ve tabiatta beslenen hayvanlara radyasyon bulaşabilir.

Tarlalardaki ekinlerin önce yüzeyine bulaşan radyasyon bitkilerin köklerine de geçebilir; çayırlarda otlayan hayvanların sütlerine bulaşabilir.

Yiyecek ve içeceklerde sağlığı etkileyecek derecede radyasyon bulunması durumunda bunların tüketilmesinden titizlikle kaçınılması gerekir.

Radyasyon havada, toprakta ve suda sürekli olarak ölçülerek halk bilgilendirilmeli ve uyarılmalıdır.

Tabii bir de Japonya ve oraya yakın ülkelerden ithal edilen başta balık, midye, karides gibi deniz ürünleri olmak üzere yiyecek, içecek ve başka mallarda çok ciddi radyasyon kontrolü yapılması ihmal edilmemelidir.

Radyasyona karşı etkili bir besin yok

Radyasyona karşı tuz ve bal tavsiye edenler olduğu gibi ot-çöp uzmanlarımız ise yoğurt ve lahanadan şaşmayın diyorlar. Deniz yosunu hatta kırmızı şarap önerenler de var.

Bunların hiçbirinin bilimsel bir değeri yoktur ve hatta yanığa diş macunu sürmekten farklı da değildir ama vücuda giren radyasyonu etkisiz kılmak mümkündür.

İyot-131 gibi tiroit bezinde tutulan ve bu organda kansere yol açan radyoaktiviteye karşı potasyum iyodür kullanılır ama şu anda bizim için böyle bir şey söz konusu değildir.

Potasyum iyodür, vücudun diğer organlarını korumaz ve radyoaktif iyoda maruz kalınıp tiroitte hasar oluştuktan veya kanser geliştikten sonra da bir faydası yoktur.

Radyasyonu vücuttan atan maddeler de var

Vücuda girmiş olan radyoaktif maddelerden kurtulmayı sağlayan şelatör maddelerden biri de Prusya mavisidir.

Prusya mavisi 300 sene önce üretilmiş olan bir boyadır ve günümüzde de halen kullanılmaktadır.

Prusya mavisi radyoaktif sezyum (özellikle sezyum-137) ve talyum bulaşan insanların vücudundan bu maddelerin atılmasını sağlar. 

Prusya mavisi radyasyona maruz kalmadan önce değil radyasyon vücuda girdikten sonra alınmalıdır.

Prusya mavisi, iyon değişimi mekanizmasıyla etkili olur. Vücuda giren radyoaktif sezyum ve talyum karaciğer tarafından uzaklaştırılarak bağırsaklara geçer ve yeniden emilir. Buna karaciğer-bağırsak dolaşımı adı verilir.

Prusya mavisi sezyum ve talyumu bağırsaklarda tutarak bunların emilmesini önler ve dışkı ile atılmalarını sağlar. Bu sayede vücudun maruz kaldığı radyasyon süresi azalmış olur.

Kimlere verilmelidir?

Prusya mavisi gebeler, 2-12 yaş arası çocuklar dâhil olmak üzere tüm erişkinler için emniyetli bir maddedir. 2 yaşın altında denenmemiştir.

Prusya mavisinin 500 miligramlık kapsülleri vardır. Kapsül içemeyenler kapsül içindeki tozu yiyecek veya içeceklerle karıştırarak da alabilirler. Bu kişilerin ağzı ve dişleri maviye boyanır.

Günlük doz toplam 1500 miligram, tedavi süresi en az 30 gündür ama daha uzun süre de kullanılabilir.

Ressamlar tarafından kullanılan Prusya mavisi ilaç olarak alınamaz. Bu amaçla kullanılan tıbbi Prusya mavisi Amerika’ da Radiogardase adıyla bulunmaktadır.

Kalsiyum-DPTA, çinko-DPTA da şelatör maddelerdir ve plütonyum, amerikyum ve küriyum gibi elementlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırırlar.

Sodyum alginat ise iyot-131 ve stronsiyum-80’ inin vücuttan atılmasına yardımcı olabilir.

Gelelim neticeye

Yakında uyanık tipler biraz yoğurt, biraz deniz yosunu, biraz keten tohumu, biraz potasyum iyodür, biraz lahana, biraz şalgam ihtiva eden hapları, şurupları piyasaya sürerlerse, sakın kanmayın.

29.03.2011 Bu yazi 5517 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri