Son Dakika
Salı, 18 Şubat 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Patentlerin insafına terk edilen yaşam
Daha çok kazanma uğruna uydurulan iğren yalanlar doğal denge bozuluyor, tohumlar patentleniyor. Bu patentleşme sayesinde gelecek neslin yaşamları ipotek altına alınıyor. Gelecek neslin yaşamaı emperyalis ve kapitalistlerin insiyatifine terk ediliyor. Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır’ın Bu endişeleri taşıyarak hazırladığı “Gıda Güvenliği ve Çocuklarımız” adlı sunumundan başlıklar

Tarımda Kimyasal Kullanımı: Tarımsal savaşım, bitkilerin hastalık, zararlı ve yabancı otların etkilerinden ekonomik ölçüler içinde korunması, ürünün ve kalitenin arttırılmasıdır.

Tarımsal savaşım değişik yöntemleri içermektedir. Kimyasal savaşım bu yöntemlerden birisidir.


2. Dünya Savaşı sonrası 1947- 1960 arası tüm gelişmiş ülkelerde kimyasal savaşım altın çağını yaşamıştır.

 

1960’dan sonra bilinçsiz ve kontrolsüz kimyasal savaşımın getirdiği çevre ve sağlık sorunları, gelişmiş ülkelerde anlaşılmaya başlanmıştır.


Sonuçta, gerek ABD’de ve gerekse Avrupa’da yeni bir tarımsal savaşım bilinci doğmaya başlamıştır (IPM). Bu bilinç, diğer savaşım yöntemlerine ağırlık vererek, gereksiz pestisit kullanımını azaltmaktır.

 

Sivil toplum örgütlerinin, tüketicilerin baskılarıyla pestisitlerin çevreye ve sağlığa daha az zarar verecek biçimde kullanılması giderek önem kazanmıştır.

 

Ancak, kimyasal savaşım hala gerekli bir savaşım yöntemi olma özelliğini korumaktadır.


Bu nedenle, gelişmiş ülkeler tüketecekleri ürünleri çevre ve sağlık açısından sürekli denetlemeye başlamışlardır.

 

Bunun bir sonucu olarak, AB ülkeleri EUREPGAP Protokolü’ nü yürürlüğe koymuşlardır

 

- 2004 verilerine göre, ülkemizin pestisit tüketimi 13 bin tondur.

- 25 yıllık sürede tüketim, yıllık ortalama %2,5 artmıştır.
- Hektara düşen e.m ise, 490 g. (1994) ile  706 g. (1997) arasında değişmektedir.

 

- Dünya pestisit tüketiminin yıllık artışı %3’ün üzerindedir.

- Gelişmiş ülkelerde hektara düşen e.m1 kg.’dan fazladır.

- Hollanda ve Yunanistan gibi ülkelerde tüketim 10 kg/ha’ın üzerine çıkmaktadır.

 

- Türkiye’de bölgeler arası dengesiz pestisit tüketimi;

- Bilinçsiz ve bir ölçüde kontrolsüz pestisit kullanımı;

-  Sağlık, çevre ve dış ticaretimiz açısından önemli sorunlara yol açmaktadır.

 

- Ege ve Akdeniz Bölgeleri’nin pestisit tüketimi Türkiye tüketiminin yarısına yakındır.

- Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri’nin tüketimi ise, Türkiye tüketiminin %10’u kadardır.


- 2000 yılına göre, 2002’de Türkiye’nin pestisit tüketimi %2 azalmıştır.

- Aynı dönemde İzmir’in  tüketimi ise, %20 artmıştır.


- Türkiye’de tüketilen yüksek akut zehirlilikteki insektisit, nematisit ve fumigantların; tüm insektisit, nematisit ve fumigant tüketimi içindeki oranı 2002’de %45 iken, 2004’de %66’ya;
- Tüm pestisit tüketimindeki oranları da %14’den %16’ya çıkmıştır.

 

 

- 2004 yılında Türkiye’de en yoğun tüketilen 5 insektisitten (%52-58 insektisit)

- 4 tanesi en zehirli,  

- 2 tanesi kanser yapıcılık riskindeki pestisitlerdendir.

 

- 2004 yılında Türkiye’de en yoğun tüketilen 5 fungisitten (%70-66 fungisit)

- 3 tanesi kanser yapıcılık riskinde, iç salgı bezlerini ya da sinir sistemini etkileyebilen kimyasallardır.

 

- Bitki korumanın nasıl yapılacağının bilinmemesi,

- bilinçsiz ve kontrolsüz pestisit kullanımı  dış ticaretimizi de etkilemektedir.

 

Sorunun temelinde;

- Bitki korumanın entegre biçimde yapılmaması,

- bilinçsiz ve kontrolsüz pestisit kullanımı,

- ülkemizde kullanılan bazı pestisitlerin AB’de piyasadan çekilmiş olması ya da kalıntı limitlerinin sürekli düşürülmesi yatmaktadır.


Tarımda Kimyasal Kullanımı

- Bu durumun sonucu,

- 2000-2006 döneminde, AB ülkelerine gönderilen bitkisel ürün partilerinde mikotoksinlerle ya da pestisit kalıntılarıyla bulaşık olanlarda bir artış görülmektedir.

 

- 2001 2 parti pestisit kalıntısı

- 2002 9 parti  pestisit kalıntısı

- 2003 54 parti pestisit (22), mikotoksin (23) kalıntısı

- 2004 139 parti pestisit (17), mikotoksin (81) kalıntısı

- 2005 171 parti pestisit  (33), mikotoksin (122) kalıntısı

- 2006 184 parti pestisit  (24), mikotoksin (139) kalıntısı

 

Büyüme Düzenleyici Madde: Hormon

- Bitkilerdeki Büyüme ve Gelişme Olaylarını Yönlendiren,

- Çok düşük yoğunluklarda dahi etkili olabilen

- Sentezlenerek taşınabilen organik maddelere

 

Bitki Büyüme Maddeleri, Bitki Gelişim Düzenleyicileri veya HORMON diyoruz.

 

Karışıklığı önlemek için doğal olanlarına: Hormon

Sentetik Benzerlerine: Bitki Büyüme Maddeleri, Bitki Gelişim Düzenleyicileri (BDM)

 

1900’lü yılların ilk yarısında yapılan gözlem, inceleme ve araştırmalar Laboratuvar Tekniklerinin gelişimi sonucu üretilen BDM’ler;

Oksinler

Giberellinler (GA3)

Sitokininler

Etilen (Etephon)

Engelleyiciler;

• Büyümeyi Durduranlar (MH)

• Büyümeyi geriletenler (CCC)

 

BDM Uygulamaları ile Amaçlanan Bazı Özellikler:

GA3 (giberellin) uygulaması ile;

• Mandarin ve klamentin de meyve tutumunu artırma

• Çekirdeksiz üzümde meyve iriliğini artırma

CCC ile buğday üretiminde sap kısalması sağlanarak yatmaya dayanıklılığın artırılması

Etephon (Etilen) sayesinde;

• Kauçukta salgı oluşumu ve akışının hızlandırılması

• Patates ve soğanda olgunlaşmanın senkronize edilerek makineli hasadın olanaklı hale getirilmesi

MH uygulaması ile;

• Soğan ve patateste sürmenin engellenmesi ve depo kayıplarının azaltılması ve pazara arz süresinin uzatılması

 

Türkiye’de BDM Uygulamaları

- 1970’li yılların başlarında başladı

İlk olarak Çekirdeksiz üzümde GA3 uygulamaları

Örtü altı sebze üretiminde meyve tutum ve verim problemi bulunan domates ve patlıcanda kullanıldı

Denetimsiz ve bilinçsiz kullanım yaygınlaştı (domateslerde şekil bozuklukları görülmeye başlandı)

- 1980 yılından beridir Ruhsatlandırılmakta ve Kullanımları denetim altındadır.

 

Bugün ülkemizde;

5 farklı etkinlik grubunda yer alan

15 farklı aktif madde içeren toplam 103 adet ruhsatlı BDM uygulanmaktadır.


Yanlış Traji-Komik Örnekler

Kış aylarının ortasında pazarda domateslerin “Hormonsuz Tarla Domatesi” olarak satılması

Ekmek Fırınlarında “Hormonsuz Ekmek” adı altında satışlar

Pazarda görülen her şekil bozukluğu, irilik, ikizlenme vb özelliklerin hormonla ilişkilendirilmesi (bu gibi karakterler çeşit ve ekolojik koşullara bağlıdır hormona değil)


BDM’ler, Pestisitler içinde yer alan bir grup maddedir.

- Oysaki BDM’ler etki ve kullanım amaçları yönünden pestisitlerden çok farklıdır

- İnsan sağlığı ve çevresel riskleri pestisitlerin çok gerisindedir

- Esas sorun bilinçsiz, aşırı ve yoğun kullanımdan kaynaklanmaktadır. Temel ölçütler;

Günlük Alınabilir Maksimum Doz

Hiçbir Yan Etki Görülmeyen Doz

İzin Verilen Maksimum Kalıntı Miktarı

 

Kimyasal Kullanımında Bilinç!

- İlacın Gerekli Olduğunda ve Zamanında Kullanımı

- Yeterli Miktarda Kullanımı

- Bitkiye Uygun Kullanımı

- Doğru İlaç Kullanımı

- Doğru Uygulama Aracı ile Kullanım

- Eğitimli, Bilgili, Ruhsatlı Uygulayıcılar ile Kullanımı



Devlete düşen görevler:

Sağlıklı ruhsatlandırma

Kalıntı Analizleri ile İzleme

Kamuoyunu bilgilendirmek

Hormona olası alternatiflerin teşvik edilmesi (örn.bombus arısı)

 

Tüketiciye Düşen Görevler:

Seçici olmak

Son Tüketim Tarihlerine dikkat etmek (mamül ürünler için)

Etiket - Marka – Sertifika güvencesi aramak

Sağlıklı ürün (organik, vb) için oluşacak fiyat farkına razı olmak

 

Biyoteknoloji

- Endüstriyel Biyoteknoloji

- Gıda Biyoteknolojisi

- Çevre Biyoteknolojisi

- Bitki ve Hayvan Biyoteknolojisi

- Tıbbi Biyoteknoloji

- Biyomühendislik/Biyosensör/Tanı sistemleri

- Biyogüvenlik

 

Tarımsal Biyoteknoloji

- GDO – Transgenik Ürün:

Biyoteknolojik yöntemlerle

Kendi türü dışındaki bir türden

Gen aktarılarak

Belirli özellikleri değiştirilen

Bitki, Hayvan veya mikroorganizmalara denir


- İlk Çalışmalar:

ABD kökenli şirketler tarafından tarla denemeleri (1985)

Ticari üretim (1996)

 

GDO’lu Bitkiler

-  % 99 :

Soya (% 61  -  41.4 mil ha)

Mısır (% 23  -  15.5 mil ha)

Pamuk (%11  -  7.2 mil ha)

Kolza (% 5  -  3.6 mil ha)

- Diğer % 1:

Patates, domates, pirinç, buğday, balkabağı, ayçiçeği, yer fıstığı, bazı balık türleri, kasava ve papaya

 

- Çalışması sürenler:

Muz, ahududu, çilek, kiraz, ananas, biber, kavun, karpuz, kanola


GDO ile Vaad Edilenler

- Dünya’da Açlık Sorununun Ortadan Kaldırılması

- Tarımsal Üretimde Verim Artışı

- Çevre Sağlığı – Daha az pestisit kullanımı ile çevre dostu üretim

- Tarım Ürünlerinde Ucuz ve Kaliteli Üretim

- Tarımsal Ürünlerde Ürünün Raf Ömrünü Uzatmak

 

GDO AÇLIK SORUNUNA ÇARE Mİ?

 

GDO ile Verim Artışı Sağlanabiliyor mu?

- DDT 1940’lı yıllarda bulundu. İlacı bulan kişi Nobel’e aday gösterildi.

- DDT bugün bütün dünyada en önemli kanserojen kimyasallar arasında olduğu belirlendiği için YASAKLANDI

 

- GDO ile bir süre Verim artışı sağlamak mümkün ancak süreklilik sağlanabilecek mi? Azalan Verim İlkesi gereği farklı bir durum beklenebilir mi?

ABD’li üreticiler vaad edilen verimin düşüklüğü nedeniyle GDO tüccarlarına dava açtıkları biliniyor.

 

GDO ile Verim Artışı mı Yoksa Dışa Bağımlılık mı?

- Global Tekelleşme:

En önemli GDO üreticileri : Monsanto (2003 yılı pazarın %90’ı), Du Pont / Pioneer, Syngenta ve Dow/Mycogen

Bu Firmalar GDO dışında zirai ilaç ta üretmekte / küçük firmaları satın almakta, yutmaktadır.

 

ESKİ YENİ SÖMÜRÜ

Eskiden Sömürü: “Ülkelere Bağımlılık” idi

Şimdilerde Sömürü “Çok Uluslu Şirketlere Bağımlılık”

 

- Tohumlar patentlenmektedir Yaşam Patentlenmektedir:

Birkaç gen aktarılan “Yeni Çeşit” firmaların mülkiyetine girmekte ve “Yeni Piyasa” kurgulanmaktadır.

Canlıların yaşam hakkı elinden alınmaktadır,

Canlılar üzerinde mülkiyet hakkı alınmaktadır

-  Çiftçiler, terminatör gen taşıyan kısırlaştırılmış GDO tohumlarını her yıl yeniden almak zorunda kalmaktadırlar Çokuluslu Tekel Bağımlılığı

 

- Çiftçilerin mahsullerinden elde ettikleri tohumları yeniden üretimde ekim amaçlı kullanma hakları ellerinden alınıyor.

Bunun önüne geçebilmek için komşu ispiyonculuğu, dedektif tutma gibi önlemler alınıyor.

Bugüne kadar 100’ün üzerinde çiftçi mahkeme sürecinden kurtulmak için ürünlerini yaktı, tazminat ödedi, banka hesaplarını incelemeye açtı, hapse girdi

 

GDO PESTİSİT KULLANIMINI VE ÇEVRE KİRLİLİĞİNİ AZALTIYOR MU ?

 

Biyolojik Çeşitlilik:

Bir bölgedeki canlı türlerinin çeşitliliği

Aynı tür içerisindeki bireylerin farklılığını yaratan genetik çeşitlilik

Canlıların yaşam alanları ve yaşamsal davranışlarındaki çeşitlilik – habitat ve niş çeşitliliği

-  Tüm Avrupa’da yaklaşık 11.500 bitki türü

- Britanya Adası’nda yaklaşık 2 000 bitki türü

- Sadece Türkiye’de 11 000 bitki türü (bunun yaklaşık 3 000 – 3 500 endemik)

- Arılar, kelebekler ve rüzgarlar GDO’lu polenleri alıp, komşu tarla ya da köylerdeki geleneksel ekimin üzerine bırakıyor.

- Civardaki aynı türden bitkiler de aynı gen karakterlerine (böcek ve ot ilaçlarına karşı direnç) hem de çok daha hızlı sahip oluyor.

Meksika’da yapılan bir araştırmada 138 çiftlikten alınan 411 numune grubundaki 2000 bitkide gen analizleri sonucunda ABD’de insan tüketimi yasak olan AgroEvo – Starlink mısır çeşidindeki protein Bt-Cry9c geni bulundu


- Dominant karakterli transgenik türler doğada kendi türündeki yabanıl varyetelere ve yakın akraba türlere de geçerek biyolojik çeşitliliğe zarar verecektir.

- Özellikle yabanıl varyetelere alan daraltımı ile vurulan darbeye bir de gen aktarımı darbesi ekleniyor

- Toksik gen taşıyan GDO bitkilerinden etkilenen zararlı böceklerle beslenen faydalı böcek türleri ve kuşlar da olumsuz etkileniyorlar

Kanada’da üretilen bir transgenik mısır türünün Kral Kelebeklerinin soyunu tüketmek üzere olduğu bildirilmiştir.

 

-ABD'de transgenik mısır, soya ve pamukta daha fazla tarım ilacı kullanıldı. Geçtiğimiz sekiz yılda, Bacillus Thuringiensis'in (Bt) kullanıldığı transgenik çeşitlerdeki pestisit kullanımının yaklaşık 10.000 ton azaldığı, zararlı ot ilaçlarına dayanıklı transgenik bitkilerde kullanılan ilaç miktarının da yaklaşık 35.000 ton arttığı saptandı.

(Impacts of Genetically Engineered Crops on Pesticide Use in the United States: The First Eight Years, Dr. Charles M. Benbrook Northwest Science and Environmental Policy Center Sandpoint Idaho November 25, 2003.)

 

GDO UCUZ VE KALİTELİ ÜRÜN SAĞLAYABİLİYOR MU?

 

GDO vs Ucuz ve Kaliteli Ürün?

- Kendi / yerli tohumunu üretemeyen ülkenin, kullanamayan çiftçinin patentli ithal tohumluklara aktaracağı finansman!

- Kalite :

Kısaca, insanın ihtiyaçlarına/isteklerine cevap verebilme durumudur.

Görece bir kavramdır.

GDO’ya insanoğlunun her ne koşulda olursa olsun gerçekten ihtiyacı var mıdır ?


Kuzey Karolayna Üreticilerinin 2000 Yılı Bollgard Pamuk Üretiminde Performans Beklentileri

 

Hindistan’ın Mehboobnagar Bölgesinde Bt pamuk ürünündeki sorunlar Tarım Direktörü tarafından aşağıdaki maddeler halinde rapor edilmiştir;

 

1. Koza oluşumundan önce kuruma ve düşme

2. Koza sayısında azalma

3. Küçük koza oluşumu

4. Çok kısa lif uzunluğu,

5. Koza kurduna karşı çok düşük direnç ve koza kurdu kontrolü için 2-3 ilaçlama gereksinimi

6. Düşük verim (MECH 162 çeşidinde 2 -3 quintals),

7. Düşük Pazar değeri,

8. GDO’suz pamuğa göre düşük kar-zarar oranı

 

GDO SAĞLIĞIMIZI TEHDİT EDİYOR MU ?

 

- Yatay Gen Transferi

- Durgun Virüslerin harekete geçmesi

- Karnabahar Mozaik Virüsü ile diğer virüsler arasında yeni bulaşıcı diziler oluşturabilecek rekombinasyonlar oluşması

- Alerjik Reaksiyonlar

- Toksik Etkiler

- Antibiyotiklere Direnç


Bir Fare Denemesi

Rus bilimciler GDO’lu soya, GDO’suz soya ve soyasız beslemeye tabi tuttukları fareler arasındaki gelişim farkını araştırmışlar; 3 grup fareden GDO’lu soya ile beslenenlerin yavruları diğerlerine göre daha küçük doğmuş ve gelişimleri de diğerlerinden daha zayıf olmus.

 

3 hafta içinde GDO’lu soya ile beslenen farelerin yavrularının % 60’a yakını ölmüş

Ölüm oranı GDO’suz soya ile beslenenlerde % 9, soyasız beslenenlerde % 7 oranında gerçekleşmiş.

 

TÜRKİYE NE YAPMALI?

- Kendine yeterli bir ülke olmak çabasından vazgeçilmesi sonucunda Bağımlılığı derinleştirmeye çalışan politikalardan vazgeçmeli.

- Biyogüvenlik Yasa’sını derhal çıkarmalı. Ancak;

Tasarlanan Şekliyle GDO’nun Yasallaştırılması Amacıyla değil tümden yasaklanmasını amaçlamalıdır.

“Tüketiciyi Korumak” adı altında “Etiketleme” değil “Yasaklama” getirmelidir.

Değil GDO, ürün katkı maddelerini konusunda dahi bilinçsiz bir toplumun sağlığını riske atmamalıdır.

 

- Mevcut yasalara işlerlik kazandırmalı ve girişi yasak olan GDO’lu ürünlerin ACİLEN analiz laboratuar olanaklarını oluşturmalıdır!


- Gümrüklerde Beyana değil Analize dayalı Denetim Sağlanmalıdır !

- GDO’lu ürünler konusunda kendi araştırmalarını yapabilmelidir.

- GDO değil Genetik Islah Teknolojisini kendisi üretmelidir.

- Tarımda girdiden çıktıya tüm alanlarda bağımlılık zincirini kıran, kendi potansiyelini kullanan ULUSAL BAĞIMSIZ bir politika izlemelidir.


TÜKETİCİLERİN BİLGİ EDİNME HAKKI

Tüketicilerin;

Ne yediğini ve ne içtiğini bilme,

Gıdanın özellikleri, riskleri, tehlikeleri hakkında tam ve doğru bilgilenme hakları vardır.

 

- Peki Bu Mümkün mü  ya da Gerçekleştirilebiliyor mu?

 

İzlenebilirlik; Üretim için tüm girdilerin işletmeye girişinden, üretilen ürünün toptan veya perakende satıldığı satış noktalarına ulaşıncaya kadar olan sürecin kayıt altına alınması suretiyle geriye dönük bilgi edinilmesi

 

- Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Yeterli Teknik Denetim Elemanları (Gıda Kontrolörü) var mı ?

- Yeterli araç ve finansman var mı?

- Denetimler yeterli mi?


- Türkiye’de 2006 yılında Gıda Satış Yeri Denetim Sayısı: 147.000 (Kaynak TKİB)

- Türkiye Toplam Gıda Satış Yeri: 400.000 (yaklaşık)

- Denetimlerin aynı işyerine ikinci kez yapıldığı varsayıldığında;

Denetlenen İşyeri Sayısı: 75.000 (yaklaşık)

- 75.000 / 400.000 = %18 Her bir satış yeri 5.5 – 6 yılda bir denetlenebilir.

- İzmir’de 2004 yılından (2004 Haziran – Gıda Kanunu Yürürlülük tarihinden) bu yana

1.700 Gıda ve Gıda ile Temas Eden Malzeme Üreten İşyerinin %71’i denetlenmiş

12.000 Gıda Satış ve Toplu Tüketim Yerinin % 8’i denetlenmiş

 

TÜKETEN ÇOCUKLARIMIZ

- Çocuklarımız acaba ne kadar

Sağlıklı,

Yeterli ve 

Dengeli beslenebiliyorlar

- Bitkisel ve hayvansal kaynaklı besin öğeleri olan; protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler, mineraller ve su yeterli ve dengeli alınıyor mu?

- Büyüme ve gelişmeleri için gerekli olan gıdalar ve bunların ne kadar sağlıklı, güvenilir olduğu biliniyor mu?


ÇOCUKLARIMIZ SÜT İÇEMİYOR!

Yetersiz anne sütü ile beslenen çocuklarımız bunun dışında sütün kokusuna bile hasretler,

A, B, D ve E Vitaminlerince çok zengin bulunan,

Kalsiyum ve Protein deposu olan süt

Çocukların büyümesi ve kemik sağlığı için son derece önemli

Türkiye’de ortalama 5-6 lt/yıl tüketim, AB’de 100 lt/yıl

Yetersiz anne sütü ile beslenen çocuklarımız bunun dışında sütün kokusuna bile hasretler,

A, B, D ve E Vitaminlerince çok zengin bulunan,

Kalsiyum ve Protein deposu olan süt

Çocukların büyümesi ve kemik sağlığı için son derece önemli

Türkiye’de ortalama 5-6 lt/yıl tüketim, AB’de 100 lt/yıl

Nedeni: Nitelik, nicelik ve fiyat sorunları


- Araştırmaya göre, Türkiye’de çocuklarımızın hamburger, kolalı içecekler, patates vb “fast food” yiyeceklerle tanışma yaşı 1’e düştü

1 ve 2 yaşındaki çocukların % 19’u

3 yaşındakilerin ise % 33’ü bu yiyecekleri tatmış oluyor.

Çocuklarımızın %24’ü, İstanbul’da % 41’i 3 yaşına gelmeden bu yiyecekleri tatmış oluyor,

Çocuklarımızın %6’sı 1 yaşına gelmeden kola ile tanışmış oluyor

1-3 yaş arası çocukların %60’ı her gün çikolata, gofret vb yiyecekleri tüketiyor

- Sonuç: Çocuk yaşta gereğinden fazla tuz, yağ ve şeker tüketmeleri ileriki yaşlarda kalp-damar hastalıkları, diabet, yüksek tansiyon ve alerjik hastalıklara yol açabiliyor.


- Okul Kantinlerimizde Durum (EGM Raporuna göre)

Kantin mafyası, “Kantin Serbest Ticaret Bölgesi”, Müdürler kuralları dahi uygulayamaz duruma gelebiliyor,

Öğrencilerin güvenliği değil, işletmecilerin ticari kaygıları öncelik taşıyor,

Kısa günün karı mantığıyla örneğin tostlarda ucuz ve kalitesiz sucuk ve peynir kullanılıyor

Bol miktarda şekerli içecekler, kötü yağlarla kızartılmış hamburgerler,

Kimi okullarda ve bazı illerde öğle yemekleri dahi kaldırtıldı !

Araştırmaya göre; İlköğretim çağındaki çocukların %60-85’i kahvaltı yapmıyor, gevrek, lahmacun, sandviç, gofret, çikolata, hamburger tüketiyor

%50’den fazlası “soft drinks” adı verilen şeker içecekleri tüketiyor,

Süt ve ayran tüketimi %15-25 arasında kalıyor,

Bazı belediyelerin geçici gayretleri dışında düzenli denetim yok, hatta hiç yok...

Çocuklarımız zehirleniyor.

- Oysa örneğin: Finlandiya’da okul yemeklerinin besin ve kalori değerlerinin ilan edilme zorunluluğu var

İzmir’de TKİB’nın pilot uygulama kapsamında geçici görevle gelen 250 Gıda Kontrolörünün bazı okullarda yaptığı denetimlerde;

Üretim izni olmayan gıda ürünlerinin satıldığı,

Kimyasal ve fiziksel gıda kirlenmelerinin olduğu,

Temizlik ve hijyen sorunu olduğu,

Son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satıldığı tespit edildi.

Milli Eğitim Bakanlığımız Ne Yapıyor ?

Tarım ve Köyişleri Bakanlığımız Ne Yapıyor ?

Sağlık Bakanlığımız Ne Yapıyor ?

 

Soruyor muyuz?

Okul Kantinlerinde Sağlıklı ve Güvenilir Gıda teminine yönelik hukuki düzenleme ve yasal yaptırımlara ihtiyaç var,

Okul Kantinlerine Gıda Mevzuatında özel Yer verilmeli ve özel düzenlemeler yapılmalıdır,

Okul Kantinleri için sağlıklı beslenme ve gıda güvenliğine yönelik düzenli ve sürekli denetimler yapılmalıdır

Kolalı, gazlı içeceklerin, Yüksek oranda şeker, yağ içeren yiyeceklerin sınırlandırılması, gerekirse yasaklanması gerekir.

Önce Anne-Babaların sonra Çocuklarımızın Bilinçli Tüketici olabilmeleri için her türlü eğitim araç ve kanallarını kullanmalı – kullandırmalıyız.

 

GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM

- Çocuklar Bizim Geleceğimiz

- Lütfen Geleceğimize Sahip Çıkalım

- Lütfen Sağlıklı, Mutlu, Eğitilmiş Aydınlık dolu bir Gelecek için Mücadele Edelim.

 

Prof. Dr. Kamil Okyay SINDIR

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı

Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Öğretim üyesi
kamil.sindir@ege.edu.tr
 
 ..................................................................

GDO’suz Ürün Alışveriş Klavuzu
 

09.02.2009 11:56:00 Bu haber 7441 defa okundu
Patentlerin insafına terk edilen yaşam
Sanayileşme ve teknoloji hangi seviyeye gelirse gelsin, tıp ve ilaç endüstrisi be kadar gelişirse gelişsin insan ve diğer canlılar için tarımın önemi azalmak bir yana hızla artmaktadır. Son birkaç yüzyılın en popüler kavramı ve zihniyeti daha çok kazanma uğruna her açıdan insan ve diğer canlıların geleceğini tehdit ediyor.
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri