Domuz jambonundan sonra 'bira'ya ve 'likörlü çikolata'ya da helal sertifikası verdiler. Peki, timeturk.com yazarı ve Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, helal sertifika paradoksunu nasıl değerlendirdi

Helâl bilincini oluşturmak ve helâl öğretiyi sunmak yerine, Müslümanları hazır haplar yutturmaya alıştırmak saman alevi gibidir. Failleri istemediklerini söyleseler de, dünyalık kazanabilirler. Ama kar tapu gibi büyüyen bir soruna neden olduklarını, bununda vebal olduğunu bilmelerini diliyorum.

Görülüyor ki ‘nur topu’ gibi yeni bir sorunumuz daha doğdu. Çözüm adına üretilen bu sorun, büyük tartışma ve sorunların başlangıcıdır.

Sertifika veren kuruluşların, hemen hiçbirinin sağlıklı bir standardı ve sistemi yok. ABD’deki bir sertifika kuruluşu, dünyanın ikinci büyük likörlü çikolata üreticine ‘helâl sertifika’ vermiş. Üstelik bu markanın yeni sahipleri de Türkiye’den ve çok tanıdık bir aile. Sitelerine likörlü çikolata üretimlerini kendileri yazmışlar. Üstelik bu markanın tüm ürünlerinin ‘helâl sertifikası’ var. Ne güzel değil mi? Materyalist, seküler ve hedonist dünyada dini sorunlar bile, ehlinin elinde olmayınca böyle çözülüyor(!) demek ki?

Sonuç itibariyle, ortada çok sayıda ‘helal sertifika sağlayıcısı’ ile ‘helal sertifikalı’ ürün var. Ama ne yazık ki; Kur’an emrettiği (halâlen tayyiba) hem helal hem de temiz ürün hâlâ bulunamıyor.

makalenin
tümünü okumak için tıklayınız

 ve yeni makale

Hangi durumda helâl sertifika gerekmez