Birkaç yıl önce Kızılcahamam’da bir dostumuzun tavuk çiftliğini ziyarete gitmiştim. Oradaki ortamdan gerçekten etkilendim. Tavuklar bir şeride dizilmiş, önlerinden su ve yem akıyordu. Hiç kıpırdamadan gagalıyorlardı. Çiftlik sahibi suni ışıklandırmadan bahsetti. Tavuklar geceyi gündüz zannederek yumurtluyorlarmış.

Tavukların hareket etmeden, kırsal alanı dolaşıp yiyecek aramadan ömürlerini tamamlamaları gerçekten acıma hissi uyandırıyordu.

Geçen hafta bir başka dostumuzun daveti üzerine Kırklareli’ndeki bir sınaî büyükbaş hayvan çiftliğine gittim. Dostum çiftliği gezdirdi. Manzara tavuk çiftliğindekine benzerdi. Üstü kapalı bir alana hayvanlar doldurulmuştu. Neredeyse boş yer yoktu. Hayvanların hareket etme imkanları pek bulunmuyordu. Onların da önlerinden yemleri ve suları otomatik bir şeritle geçiyordu. Koşmak, oynamak, güneşlenmek, yemlenmek ve esintilerin serinliğinden faydalanmak için yerleri ve vakitleri yoktu.

Hayvanlar vakitleri geldiğinde süt sağma makinelerinin olduğu bölüme alınıyor, otomatik araçlar sütlerini sağıyordu. Daha sonra kaşağıların olduğu bölüme geçiyorlar, otomatik olarak tımarları yapılıyordu.

En çok da yavru danaların yaşadıkları bölümler beni etkiledi. Danalar demirle çevrelenmiş, ancak kıpırdayabildikleri bir bölmede bulunuyorlardı. Önlerinde yemleri vardı. Büyük bir biberonla süt getirildi. Dostum bir biberonu bana verdi, dananın birini beslemem için. Yavru hayvan biberonu görür görmez atladı, ağzı ile kavradı. Çok açmışçasına emmeye başladı. Aslında biberon yeri de demir kafesin yanında mevcuttu. Diğerleri için biberonları oraya kondu. Danalar oradan alıştıkları gibi emmeye başladılar.

Hareket için hem yeterli alanları yoktu, hem de hareketi kısıtlı olunca daha az kalori yakıyorlar, az yemle daha çok şişmanlıyorlardı.

Onları bu sınaî çiftlikte sefil bir yaşama mahkûm gördük. Acı çektikleri, mutlu olmadıkları belliydi. Nerede çayırlarda serbestçe dolaşarak, tatlı tatlı geviş getirerek et ve süt veren hayvanlar, nerede bunlar?

Şimdi soruyorum: Bu şartlarda yetişen ve acı çeken, bir anlamda işkence gören hayvanların etleri lezzetli ve faydalı olur mu? Eziyet görmüş o et, giderek bizim bedenimizle bütünleşiyor.

Dostuma bu sınaî çiftliği tutmadığımı, fıtrata uygun olmadığını söyledim. “Yeni kurulan hayvan çiftlikleri hep böyle” dedi ve ekledi: “Bu şartlara rağmen kâr etmiyoruz. Ürettiğimiz sütü, eti ucuza satabiliyoruz. Bugünlerde Avrupa’nın bazı ülkelerinde süt üreticileri gösteri yapıyorlar. Zarar ettiklerini söylüyorlar.”