Geçtiğimiz ay 10 günlüğüne Doğu Türkistan’ı yani Uygur Özerk Bölgesi’ni gezdik. Urumçi, Kaşgar, Yarkent, Hotan, Turfan adım adım dolaştık. Urumçi’de Bugda Gölü’ne (Tanrı Dağları üzerinde) gittik. Buradaki yaylada bir gece kaldık. Ayrıca Kaşgarlı Mahmut’u, Yusuf Has Hacip’i, Akpak Hoca’yı, Saltuk Buğra Han’ı ziyaret ettik.

Öncelikle şunu söyleyeyim Uygurların en çok yedikleri yemek olarak bizim şiş kebabı dediğimiz şaşlık ve Uygur pilavını söyleyebiliriz. Şaşlık kuşbaşı etten yapılan kebaba deniyor. Gerçekten çok lezzetli belliki buraya henüz hormon girmemiş ve doğal besinlerle büyütülmüş hayvanların etinden yapılmış. Pilav da çok lezzetliydi.

Ayrıca Turfan şehrinde (zaten turfanda deyimi buradan geliyor) her türlü meyve ve sebze yetişiyor. Turfan’da üzüm bağlarına girdik, sahibinin izniyle dalından bol bol üzüm yedik. Lezzetini anlatamam. Karpuz, incir, kavun, elma, armut, şeftali ve daha pek çok meyveden tattık. Doğal yollardan yetiştikleri belli oluyordu. Her birinde ayrı bir lezzet ayrı bir tad vardı. Hele hele şaşlığın yanında istediğimiz yoğurtlar çok lezzetliydi. Görünen o ki doğal yollardan elde edilmişti.
İçinde kıyma olan etli pide benzeri bir yiyecek yine pazarlarda sıkça satılıyordu. Gerçekten çok lezzetli ve doyurucuydu. Üstelik çok da ucuzdu.

Uygur kardeşlerimizin fazla bir yemek çeşidi yoktu. Ancak şaşlık ve Uygur pilavı o kadar lezzetliydi ki her defasında bıkmadan tekrar tekrar bu yemekleri tercih ettik.

Gıdaya hormon, hile karıştırmadıkça doğal ve organik yoldan ürettikçe lezzetin üst seviyede olacağını Türkistan’daki bu gezimizde müşahede ettik.
 

Üzüm satan bir Uygur. Tatmamız için büyük bir zevkle  bize bir salkım uzatıyor.

 

Pide satan bir dükkan

 

Turfan’da  çeşit çeşit meyveler. Görüldüğü gibi üzümün pek çok türü değişik renkleriyle gözümüzü okşuyor.