1980 yılında Coca Cola ve Pepsi Cola yüksek früktozlu mısır şurubuna dündüler. Amerikan tatlı içeceklerinin neredeyse tümünde şeker kamışından üretilen tadlandırıcı artık kullanmamaktadır.

Böylelikle şekeri terk etmekle %20’den %30’a kadar bir tasarruf yapıldı. Yani kâr marjı artırıldı. Bu aynı zamanda obezitenin patlaması demekti. 1976’daki %65 obezite oranı 1988’de %23’e ve 1999’da ise %31’e tırmanmıştır. Yani gazlı içecek tüketimi ile obezitenin artışı paralel  bir seyir izlemektedir.

ABD’de 1971’de 2005’e  gazlı içecek tüketimi kişi başına iki katına çıkmıştır ve Amerikalı başına 35,5 cl’lik 575 şişe gibi bir ortalamaya ulaşmıştır.

Glikoz-früktoz şuruplarını gazlı içeceklere katılışından bu yana yeni yetişen Amerikalıların obezite oranı %6’dan  %16’ya çıkmıştır.

Gerçekte böylesine bir başarıyla satış patlaması yapan gazlı içecek  artık alınan kalorilerin birincil kaynağı ve aynı zamanda da “ülkenin en tüketilen besini” olmuştur!

Halbuki kola kesinlikle tüketilmemesi gereken bir içecektir. Çünkü:

·         Kola tüketimi arttıkça obez veya aşırı kiloluların oranı da artmaktadır. Özellikle glikoz-früktoz şurubu kolalarda  kullanılmaya başlayınca bu daha belirgin hale gelmiştir.

·         Çocuklar ve yeni yetişenlerde diyabete yakalananlar sayıca çoğalmaktadır. Artık şu söz uzmanların ortak haykırışıdır:

"Şayet bunun için hiçbir şey yapılmazsa, bu neslin mensupları ebeveynlerinden daha kısa süre  yaşayacaklar ve hayatları  boyunca da pek çok hastalığa yakalanacaklardır.”

·         Gençler günlük kalori ihtiyaçlarının %13’ünü gazlı içeceklerden karşılamaktadırlar. Özellikle glikoz –früktoz şurubunun kolaya  katılmasıyla yeni yetişen ABD’lilerdeki obezite oranı %6’dan %16’ya çıkmıştır.

·         Gazlı içecekler  dişlere de zarar verirler. Bu içeceklerin düzenli olarak içilmesiyle diş çürümelerinin gelişmesine ortam oluşur, diş minelerinde aşınma vukubulur.

·         Kemik erimesi; kırılgan kemiklerin hastalığı denen osteoporoz  toplumda yükselmektedir. Yeni yetişenlerde kemik yoğunluğu bu yüzden daha düşüktür. Çünkü kafeinin alınması vücudun dışarıya daha çok kalsiyumu atmasına yol açar.

·         Koladaki kafein bağımlılık yapabilmektedir. 12-16 yaş arasındaki çocuklar kafein alımını birden bire bıraktıklarında, dikkat dağınıklıkları ve zihinsel faaliyetlerinde verim düşüklüğü belirtilerine  maruz kaldıklarını tespit edilmiştir.

·         Kolada  glikoz-früktoz şurubu kullanılmasından bu yana ABD toplumunda obezite ve diyabetli sayısında patlama yaşanmaktadır. Ama bu şuruplar aynı zamanda kandaki yağ asitlerinde artışa da yol açarlar. Yani bu kalp hastalıkları tehlikesinde  artış demektir.

·         George Bray: “Genç çocukların glikoz –früktoz şuruplarına yönlendirilmesi onların beyinlerinde zararlı etkilere sebep olur ve kötü izler bırakabilir. Obezite, daha mümkün  ve daha zor denetlenir duruma gelir.”  demektedir.

·         Mısır şurubu ile şekerin farkına gelince: Kola  içindeki şeker  içeni hasta yapar, kolanın  fazla içilmesine engel olur. Ancak şurup katılınca 2 veya 3 litre kola kusmadan içilebilir. Üstelik birkaç   dakika sonra yeniden başlamak mümkün olur.  Çünkü iştah düzeni bozulmakta,  aşırı kalori alımı ve şişmanlıkta artma ortaya çıkmaktadır.