Prof. Dr. Ahmet Aydın ve Uz. Dr. Yavuz Dizdar’ın çeşitli gazete ve televizyonlarda ‘sütü süt olarak içmeyin yoğurt ya da kefir yaparak tüketin’ deyince yine kıyametler koptu.

Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Petek Ataman isim vermeden yine bir kınama konuşması yaptı. Bu arada Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesinden bazı öğretim üyeleri ve konu ile ilgili bazı uzmanlar da bu yönde açıklamalar yaptılar. ‘sütü süt olarak içmeyin yoğurt ya da kefir yaparak tüketin’ lafını alıp cımbızlayarak ‘süt içmeyin’ şekline dönüştürürler. Sorun ‘üzüm yemek değil, bağcı dövmek olduğundan’ değerli (!) uzmanlardan hiç birisi kutu sütünün neden yoğurttan ya da kefirden daha iyi olduğunu söylemediler. Hatta öğretim üyelerinden birisi hızını alamayarak “Tıp doktoru diplomasıyla süt içmeyin iddiasında bulunanların diplomasını yırtması ve diplomanın üstüne basarak konuşması lazım” diyerek bütün nefretini kustu. Bültenimizin mevcut sayısında bu suçlamalara yer vereceğiz. Daha sonra Prof. Dr. Ahmet Aydın’la süt konusunda yapılan röportajı yayınlayacağız. Kararı siz verin. 

 

I. YAZI

Süt içme iddialarına bir yanıt daha

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası tarafından son dönemde bazı basın-yayın organlarında süt ve süt ürünleri hakkında yapılan yanlış yayınlar hakkında basın toplantısı düzenlendi.

Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Ataman, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi durumunda, sağlıklı bir toplumun olacağını belirtirken, son dönemde bilgi kirliliği nedeniyle tüketicinin tüketmesi gereken sağlıklı ürünlerden bile kuşku duyar hale geldiğini söyledi.

Gıda güvenliği ile ilgili bazı sorun ve riskler olduğuna işaret eden Ataman, ancak tüketicinin dikkatinin gerçek risklerden uzaklaştırıldığını ve bir başka boyuta çekildiğini vurguladı.

Gıda güvenliğiyle ilgili bilgilendirmeler yaparken, bilim adamları ve meslek mensuplarının çok dikkatli ifadeler kullanması gerektiğini vurgulayan Ataman, gıda güvenliğinin “multi disipliner” bir alan olduğunu ve birçok meslek mensubunu ve uzmanı içinde barındırdığını kaydetti. Ataman, şöyle devam etti:

Bir bakıyorsunuz bir, iki kişi her konuda uzman ve her konuda tüketiciyi yönlendiriyor. Bunun mantığını hakikaten anlamak mümkün değil. Alerji konusunun uzmanı başka, UHT konusunun uzmanı başka. Uzmanlık alanları spesifikken, bu konuyla ilgili bilim adamları uzmanlık konuları hakkında konuşurken, bir takım kişiler hiç kimseye danışma ihtiyacı hissetmeden bilgilendirmede bulunuyorlar. Gıda teknolojisi konusunda ne zaman eğitim almışlar, gıda teknolojisiyle birlikte hangi ürünün hangi bileşenin başına neler geliyor, ne zaman araştırmışlar, bunları anlamakta güçlük çekiyorum. Ya biz bir şeyleri yanlış biliyoruz ya da farklı bir nokta, farklı bir hedef var diye düşünüyorum.

Gündemde hep gıdayla ilgili bir takım krizler yaratılıyor, bilgi kirliliği oluşturuluyor. Son dönemde basında UHT sütler, süt tüketimi, yoğurt, yoğurt ekşiyor mi gibi konularla uğraşıyoruz. Ölü süt, canlanan süt, yoğurt yaparken enzimler ölüyor, inek sahibinden süt almayı önerme hatta maya yerine toprak kullanma gibi söylemlere şaşırmış durumdayız. Bilime böyle yaklaşan insanların kendi mesleklerini de aynı mantıkla yapmasından korkulması gerekiyor.”

Basının bilgi kirliliği önünde ilkeli durması gerektiğini ifade eden Ataman, gıda güvenliği ile ilgili program yaparken, konunun uzmanlarının çağrılması gerektiğini söyledi.

Ataman, televizyondaki gıda ürünleri hakkındaki yanlış yayınları önleme amacıyla RTÜK'e de yazı gönderiklerini ve gıda konusunda uzman olmayan insanların programlara çıkarılmamasını istediklerini ifade etti.

UZMANLAR SÜT KONUSUNDA NE DEDİ

Toplantıya katılan uzmanlar da süt ve süt ürünleri hakkındaki iddialar konusunda değerlendirmelerde bulundu.
Hacettepe Üniversitesi Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof Dr. İsmail Çelik, uzmanlarca 2 yaşına kadar anne sütünün, 2 yaşından sonra da 2 bardak süt içilmesi önerisinde bulunulduğunu hatırlatarak, kalsiyum kaynağı sütün, kemikleri büyütecek ve kanserden koruyacak dünyanın içime en uygun ürünü olduğunu ifade etti.Çelik, “Tıp doktoru diplomasıyla süt içmeyin iddiasında bulunanların diplomasını yırtması ve diplomanın üstüne basarak konuşması lazım” dedi.
 

Ankara Üniversitesi Süt Teknolojisi Bölümü Başkanı ve Gıda Teknolojisi Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Celalettin Koçak da sütün canlı organizmalar için gerekli besin değerlerini barındıran yegane ürün olduğunu ifade etti. Sütte en önemli konunun hastalık yapıcı etkenleri olan patojenleri öldürmek olduğunu belirten Koçak, pastörize ve UHT yöntemiyle, yüksek teknoloji ile bu patojenler öldürülürken, sütün doğal niteliklerine hiçbir şekilde zarar verilmediğini söyledi.

Türkiye'de kişi başına 26 kilogram süt tüketilirken, bunun 6 katı süt tüketen ülkeler bulunduğuna dikkati çeken Koçak,”biz süt içirmek için uğraşıyoruz, 1-2 kişi çıkıp, süt içirmemek için çalışıyor” dedi.

A.Ü. Süt Teknolojisi Bölümünden Prof. Dr. Emel Sezgin de çiğ sütün içinde hastalık yapıcı etkenlere sahip patojen bulundurması nedeniyle insan tüketimine uygun olmadığına işaret ederek, çeşitli uygulamalar ve teknolojilerle sütün insan tüketimine emin ve dayanıklı hale getirildiğini bildirdi.
 

UHT, pastörize gibi bu uygulamalar konusunda tüm dünyada binlerce araştırma yapıldığını ve bunun insan sağlığına olumsuz etkisi bulunmadığının tespit edildiğini anlatan Sezgin, “çocuklara süt içirmeyin gibi iddialarda bulunanlar hangi çalışma ya da araştırmalara göre bu sonuca varıyor. Bunu anlamak mümkün değil” diye konuştu.

Aynı bölümden Prof. Dr. Asuman Gürsel de pastörize ve UHT teknolojisiyle hastalık yapan mikroorganizmaların yok edildiğini belirtirken ancak sütün besin değerinde bir azalma olmadığını bildirdi.

Prof. Dr. Ayşe Gürsoy, bir insanın gözünü ilk açtığında ağzına ilk giren besinin süt olduğunu hatırlatırken, süt hakkında iddialarda bulunulurken dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hamit Köksel de UHT, pastörize gibi uygulamalarının sadece Türkiye'de değil tüm dünyada aynı şekilde yapıldığına işaret etti ve bu konuda insanların kafasını bulandırmamak gerektiğini söyledi.
 

Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Beslenme Bilimlerinden Dr. Reyhan Nergiz Ünal ise sağlıklı bir süt tüketimi için ısıl işlemin kaçınılmaz olduğuna işaret ederken, gazlı ve şekerli sıvı tüketiminin süt tüketiminden daha fazla olduğu Türkiye'de günde 2 bardak süt içilmesini önerdiklerini söyledi. Sütle ilgili mesajlarda çok dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Ünal, ısıl işlemin iddiaların aksine sütteki alerjen özelliğini azalttığını kaydetti.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=19522915

II. YAZI

Süt içmeye devam

Türkiye'nin en büyük üniversitelerinden biri olan ve önemli bilimsel araştırmalara imza atan Hacettepe Üniversitesi (HÜ), son günlerde özellikle çocuklara süt içirilmemesi yönündeki açıklamalara tepki göstererek, kanserden korunma, diş sağlığı, kemik gelişimi ve bağışıklığın kuvvetlenmesinde olmazsa olmaz olarak gösterdikleri sütün, mutlaka içilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kolesterol ilaçlarının faydalı olmadığına yönelik tartışmaların ardından son günlerde özellikle çocuklara süt içirilmemesi yönünde bazı hekimlerce yapılan açıklamalara tepki gösteren bilim insanları, kanserden korunma, diş sağlığı, kemik gelişimi ve bağışıklığın kuvvetlenmesinde ''düzenli süt içilmesinin'' olmazsa olmaz olarak kabul edildiğini, başta çocuklar olmak üzere yetişkinlerin de süt içmesi gerektiğini belirtti.

Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer, anne adaylarının, 6 aydan sonra bebeklerin, küçük çocukların, ergenlik çağındakilerin, gençlerin ve yaşlıların; yani her yaş grubunun hayatının her döneminde yeterli ve dengeli beslenmek için süt tüketmesi gerektiğini söyledi.

Süt ve süt ürünlerinin, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez besin gruplarının başında geldiğini vurgulayan Tuncer, ''Bilhassa kalsiyum bakımından zengin olan sütte en az 9 tane olmazsa olmaz besin öğesi bulunmaktadır. Tuncer, Dünya Sağlık Örgütü'nün 2 yaşından sonra her gün 2 bardak süt içilmesi yönünde öneride bulunduğuna dikkati çekti.

''PASTÖRİZE VE UHT SÜTLER, GÜVENLE TÜKETİLEBİLİR''

Hacettepe üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Serhat Ünal da süt ve süt ürünlerinin tıbben alerjik bir durum tespit edilmediği takdirde mutlaka tüketilmesi gerektiğini, ancak tüketirken göz önünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu söyledi.

Süt ve süt ürünlerinin ''güvenilir'' olmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Ünal, zengin bir besin kaynağı olan sütün, mikroplar için de iyi bir besin olduğu ve pastörize ya da sterilize edilmemiş sütün çok ciddi hastalıklara neden olabileceğinin unutulmaması gerektiğini belirtti. Ünal, bunların başında bruselloz, listerioz, tüberküloz, tifo ve kolera mikroplarının geldiğini anlatarak, ''Kaynatma, bu risklerin tamamını ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Çiğ süt ile bulaşabilecek bu hastalıklar açısından (maalesef bu değerli besini en çok tüketmesi gereken) hamileler, yaşlılar, çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıf insanlar en riskli gruplardır'' diye konuştu.

Bu risklerin ortadan kaldırıldığı ve kaynatma işlemi ile kıyaslandığında sütün besin öğelerinin çok daha iyi korunduğu ''pastörize ya da UHT sütlerin'' güvenle tüketilebilecek ürünler olduğunun altını çizen Ünal, son kullanma tarihine dikkate edilerek bu sütlerin güvenle içilebileceğini söyledi.

“SÜT, KANSERDEN VE ASTIMDAN KORUYOR''

HÜ Prevantif Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik de tüm dünyada süt tüketimi için çeşitli kampanyalar yürütüldüğünü, hatta hükümetlerin sağlık politikalarında süt tüketimini arttırmaya yönelik uygulamalara yer verdiğini anımsattı.

Türkiye'deki süt tüketimini engellemeye yönelik iddiaların nedeni ve temelinin ciddi biçimde sorgulanması gerektiği değerlendirmesinde bulunan Çelik, ''Asılsız iddiaların aksine sütün, kanserden ve hatta astımdan koruyucu etkisi birçok çok bilimsel çalışma ile ortaya konulmuştur'' dedi.

Sütün, içerdiği kalsiyum ve D vitamininden dolayı ''kanseri önlemede oldukça yararlı'' olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti: ''Sütte bulunan kalsiyum bağırsaklardaki, kansere yol açabilen fazla asitleri yok eder ve böylece sindirim sistemi sağlıklı bir şekilde çalışır. Süt içen hastaların kanser hücrelerine bakıldığında, hücre gelişmelerinde yavaşlama saptanmıştır. Böylece, kalsiyumun kanser hücrelerini yavaşlattığı kanıtlanmıştır. Yine birçok bilimsel araştırma, D vitamininin başta meme, yumurtalık, prostat ve bağırsak kanseri gibi toplumda sıkça görülen çok kanser türünden ve kalp hastalıklarından insanları koruduğunu göstermiştir.''

“SPORCULARIN PERFORMANSINI ARTIRIYOR”

HÜ Spor Kulübü Basketbol Şube Sorumlusu Doç. Dr. Mutlu Hayran da sütün, sadece kemik sağlığı değil, kas kitlesi ve yağ dağılımı üzerindeki olumlu etkileriyle de önemli olduğunu söyledi. Hayran, ''Süt, içerdiği mineral, vitamin ve proteinler bakımından, ideal bir egzersiz sonrası içecek olarak sporcu sağlığının korunması ve performansın arttırılması bakımından vazgeçilmez öneme sahiptir'' dedi.

Ulusal Süt Konseyi, yaptığı yazılı açıklama ile ''çocuklara süt içirmeyin'' diyen zihniyetin bilimden ve sağlıktan bihaber olduğunu savunarak, süt ve ürünlerinin sağlıklı üretimine, tüketimine destek ve hatta öncülük etmek yerine; sağlıklı ve zeki bir nesil yetiştirilmesine engel olmaya çalışan sorumsuz yayınlara derhal son verilmesi gerektiğini belirtmişti.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Turhan Tuncer de ''Süt insan sağlığı için çok önemli bir besin kaynağıdır. Bu yaklaşımı gösterenlerin amacını bilmiyoruz ama bu açıklamalara itibar edilmesin'' şeklinde açıklamada bulunmuştu.

Prof. Dr. Ahmet Aydın ne demişti?

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Ahmet Aydın

,

''Çocuklara yoğurt verin, kefir verin ama sütü süt olarak içirmeyin. Çünkü süt en alerjik gıdadır'

' açıklamasında bulunmuş, buna başta bilim insanları ve ilgili sivil toplum kuruluşları tepki göstermişti.