TBMM 2006 yılında daha çok yabancı büyük tohum şirketlerinin egemenliğini pekiştiren ve yerel tohumların satışını yasaklayan tohumculuk yasasını kabul etmişti.

Kanunun 15. maddesinde tohumculukla ilgili Tarım ve Köyişleri Bakanlığının üretime yön verme, sertifikasyon, tohumluk ticaretine yön verme, piyasa denetimi gibi yetkilerinin Türkiye Tohumcular Birliğine, Üniversitelere veya özel hukuk tüzel kişilerine (örneğin şirketlere) verilmesi öngörülüyordu. Burada küçük bir değişiklik yapılmıştır.

Kanunun 8. maddesinde tohumculukta denetim yapma yetkisinden söz edilmektedir. Anayasa Mahkemesi sadece 15. maddede sözü edilen özel hukuk tüzel kişilerinin 8. maddede  belirtilen bu denetim yapma yetkisini iptal etmiştir. Yoksa Bakanlığının yetkilerini (denetim de dahil), çoğunlukla yabancı tohum şirketlerinin hakimiyetinde olan Türkiye Tohumcular Birliğine devretmesi hakkında hiçbir iptal yoktur. Hatta istenirse yetkiler denetim hariç özel şirketlere de verilebilir. Anayasa Mahkemesinin bu kararı oybirliği ile aldığını da belirtelim. Aslında yetki devri, büyük şirketlerin egemen olacağı şimdiden bilinen Türkiye Tohumcular Birliğine yapılacaktır. Bu ise düpedüz ulusal egemenliğin tohum şirketlerine devridir. Ekoloji Kolektifi bu nedenle bu birliğe Türkiye Tohumcular Birliği Cumhuriyeti demektedir.

Ekoloji Kolektifi ve GDO’ya Hayır Platformu adına Emre Baturay Altınok tarafından yapılan bir açıklamada, “yasanın alt ve üst birlik oluşturulması ile ilgili 16. ile 26. maddelerinin anayasaya aykırılığı ile ilgili hazırlıklarının CHP tarafından Anayasa Mahkemesine iletilmemiş olması nedeniyle bu konunun görüşülmediği” belirtilmiştir. Kanunda 16. ile 39. maddeler arasındaki maddeler kamu kurumu niteliğinde Türkiye Tohumcular Birliği ve buna bağlı alt birliklerin kurulması ile ilgilidir.  Tohumculuk makine mühendisliği, ziraat mühendisliği gibi bir meslek değildir. Tohum eken bir köylü ile dev tohum şirketi yöneticileri nasıl aynı meslekten olabilirler? Bunlar aynı mesleği mi uygulamaktadırlar? Bunları aynı meslekten sayıp, aynı birliği birlikte örgütleyebileceklerini düşünmek güçlü olanın hegemonyasını gizlemekten başka ne işe yarar? Ayrıca anayasanın 135. maddesine göre mesleki birlikler kanunla kurulmaktadır. Halbuki Tohum Kanununun 16. maddesine göre alt birlikler yedi gerçek veya tüzel kişinin başvurusu ve bakanlığın onayı ile gerçekleşmektedir. Bu açıkça anayasanın 135. maddesine aykırıdır. Ayrıca anayasanın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğundan söz etmektedir. Yasa olmadan birlik ve alt birlik kurmak hukuk devletine ne derece uygundur? Ekoloji kolektifi; bu itirazların CHP başvurusunda olmadığını belirtmiştir.  Halbuki görüşülebilseydi belki de alt birliklerin kurulması ile ilgili 16. maddesi ve birliğin kurulması ile ilgili 26. maddesi Anayasanın 135 ve 2. maddelerine aykırılıktan iptal edilebilecekti. Bu durumda da bu maddelerin iptali, diğer maddelerin uygulanmasını olanaksız hale getireceği için yasanın diğer maddelerinin de iptalleri 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki kanunun 29. maddesi uyarınca gerçekleşebilecekti. Ekoloji Kolektifinin belirttiği bu itirazlar  kullanılamamıştır.

Şimdi ne olacak?

Mücadele devam etmektedir. Bu yasa TBMM’de bir gün değiştirilecektir. Buğday, mercimek ve daha başka birçok ürün on bin yıl önce bu toprakların insanlarınca kuşaklarca süren bir çaba ile ıslah edilmişti. Büyük şirketlerin kâr hırsına bu muhteşem biyoçeşitliliği kurban edecek değiliz. Türkiye’de; çevreye, biyoçeşitliliğe, köylüye, halka zararlı olduğunu düşündüğümüz bu gidişe hayır demek bütün dünya adına hepimize düşen bir hak ve görevdir.