AB ülkelerine ve son yıllarda Rusya’ya yapılan taze meyve ve sebze ihracatında karşılaşılan sorunlar, birkaç gün medyada yer alıyor, sonra unutuluyor.

Konuyu dunya.com'da mercek altına alan Tevfik Güngör, "Başka ülkelere girişine izin verilmeyen tarım ürünleri ne oluyor?" başlığıyla sorduğu bu can alıcı soruya bakın hangi cevapları arıyor...

"AB ülkelerine ve son yıllarda Rusya’ya yapılan taze meyve ve sebze ihracatında karşılaşılan sorunlar, birkaç gün medyada yer alıyor, sonra unutuluyor.

1) Başka ülkelerde sınırdan içeri sokulmayan, iade edilen ürünler ne oluyor?

2) Bu tür ürünlerin ihracatını önlemek, Türk üreticisinin ekmek kapısını kapatmamak için neler yapılıyor?

3)  Başkalarının iade ettikleri ürünleri ve de ihraç malı olmadığı için zararları tespit edilemeyen ürünleri Türk halkı nasıl tüketiyor?

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, tarım üretimini artırmak için toprağın kimyasal gübreyle güçlendirilmesine ve de tarım ürünlerine zarar veren canlıların ilaçlarla yok edilmesine başlandı. Yakın yıllarda ise, gene üretimi artırmak için hormon adı verilen kimyasalların kullanımı ve de tohumların genetik yapılarının değiştirilmesi yaygınlaştı.

Bizim ülkemizde tarım kesiminde, tarım ürünlerinde "sağlığa zararlı kalıntı"nın iki önemli kaynağı "pestisit" denilen tarım ilaçları ile kimyasal gübrenin kalıntısı "nitrat"tır.

"Pestisit", zararlı böceklerin oluşumunu, gelişimini önlemek, böceğin, haşerenin, mantarın, yaban otlarının ve solucanların zararlarını yok etmek amacıyla kullanılan, değişik formüller altında hazırlanan kimyasal ilaçlara verilen isimdir.

Kullanımı yasak pestisitler ile kullanımı serbest, fakat yanlış kullanılan pestisitler tarım ürününün içinde kalıyor ve insanın sağlığını olumsuz etkiliyor.

Nitrat, nitrojen kaynağı olarak topraktan alınan ve bitkiler için gerekli bir besindir. Tüm meyve ve sebzelerin doğal bileşenidir. Günümüzde verimi artırmak için bitkilerin yetiştikleri topraklara nitrat içeren bol miktarda gübre atılıyor. Ölçüsüz miktarda nitratlı gübre, tarım ürününün nitrat dengesini bozuyor. Tarım ürününün içindeki nitrat miktarı artıyor. Bunun ise kanserojen etkisi var.

Bu anlatılanlar pazarda, markette satılan tüm tarım ürünlerini tüketenleri ilgilendiriyor. İyi de onların yapabileceği bir şey yok. Bu konuda sorumlu kuruluş Tarım Bakanlığı. Tarım Bakanlığı önce üreticiyi eğitmek, sonra da tarımsal üretimi kontrol etmek zorunda.

Gelelim "organik" diye satılan tarım ürünlerinin durumuna... Organik tarım ürünü demek, ilkel tarım şartlarında üretilen tarım ürünü değildir. Zararlı kalıntı içermeyen toprakta, zararlı olmayan gübre ve zararlı olmayan kimyasallar kullanılarak üretilen toprağı, tohumu, üretimi, tüketiciye ulaşıncaya kadar geçirdiği evreler, denetlenen tarım ürünleridir.

Organik tarımda kullanılacak her tür pestisitin nasıl, ne ölçüde ve ne zaman kullanılacağı kaideye bağlanmıştır. Kaidelere uyulduğunda pestisit, ürünün içinde kalmıyor. Kalsa da sağlığa zarar vermiyor. (Yazarın organik ve organikte kullanılan pestisitle ilgili görüşlerine Gıda Hareketi olarak katılmamız mümkün değildir.) (Daha geçen hafta ziyaret ettiğimiz 'organik sertifikalı' ürün üreten çiftlikte her türlü gübe ve ilaç belki diğerlerinden daha az ama kullanılmaktaydı. Yetkili hiç denetlenmediğini de bize itiraf etti.)

Her ülkede olduğu gibi bizde de "organik" üretim için önce üreticinin "belge" alması gerekiyor. Daha sonra üretim döneminde "organik" üretim şartlarına uyulup uyulmadığının denetimi gerekiyor. Daha sonra da tüketiciye "organik" diye sunulan tarım ürünlerinin, satış sırasında da denetlenmesi gerekiyor. Bizde "organik" diye satılan tarım ürünleri bu tür denetimden geçmiyor." (dunya.com
)

BİLGİ NOTU:

Geleneksel sertifika için müracaat eden birçok üründe yoğun şekilde pestisit tespit ediyoruz. Son olarak büyük bir hurma firması ve iddiali bir zeytin yağı üreticisinin (ki bu organikti) ürünlerinde pestisit tespit ettik.