Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Modern tıp modern kadını kandırmış Prof Ahmet R Küçükusta
Şu sezaryen-kürtaj tartışmalarında gördüğüm bir gerçek var: Modern tıp, modern kadını feci şekilde kandırmış.

Üniversite bitirmiş, çalışan, işlerinde başarılı, kendi ayakları üzerinde duran pek çok kadınla (içlerinde doktor, avukat, gazeteci, öğretmen, öğretim görevlileri var) konuştuklarımdan şunu çıkardım:

Kadınlar sezaryen doğumu modern tıbbın kendilerine sunduğu, ağrısız, ideal bir “modern bir çocuk doğurma yöntemi” ve bir "hak" olarak görüyorlar.

Bunun aksini akıllarının köşesinden bile geçirmek istemiyorlar.

“Normal doğum” ise hastaneye, doktora ulaşmaları mümkün olmayanlara, köylü kadınlara, geri kalmış ülkelere mahsus ve vahşice (buna hayvanca da denebilir) bir doğurma yöntemi olarak tanınıyor.

Sezaryen doğum bir cerrahi girişimdir

Modern kadınların çoğu, sezaryen doğumun sadece tıbbi gerekçelerle yapılması icap eden bir “cerrahi girişim” olduğunu bilmiyor; bilenler ise bilmezden geliyor.

Sezaryen doğum esasında annenin ve bebeğin hayatını kurtaran tıbbi bir gerekliliktir.

Bebeğin rahim kanalına doğru başı ile değil de yan veya makatla ilerlemesi, plasentanın yani annenin eşinin rahim ağzını kapatması, plasentanın erken ayrılması, bebeğin çok iri olması veya bebeğin kafası ile annenin leğen kemiği arasındaki uygunsuzluk durumlarında sezaryen doğum tercih edilebilir.

Annenin önceden geçirdiği ameliyatlar, rahimle ilgili bazı hastalıklar, bebek sayısının ikiden fazla olması, bebekle ilgili gelişim kusurları da sezaryeni gerekli kılabilir.

Doğum olayında rahim ağzının açılmaması, kordon sarkması, bebeğin kalp seslerinin bozulması ve anne adayının ağır ruhsal hastalığı olması gibi durumlarda da sezaryen kaçınılmaz olabilir.

Sezaryen doğumun normal doğuma göre birçok sakıncaları vardır:

Ameliyat sırasında bağırsak, mesane gibi organların zarar görmesi ve batında yapışıklıklar meydana gelmesi; kanama, enfeksiyon, bağırsak tıkanıklığı ve bacak damarlarında pıhtı oluşma risklerinin daha yüksek olması; daha uzun sürede hastanede kalmayı gerektirmesi; daha fazla ilaç kullanılması; iyileşme süresinin uzunluğu bunların başlıcalarıdır.

Sezaryenle dünyaya gelen bebeklerde solunum problemlerinin ve ileriki yaşlarda astım ve alerjik hastalık risklerinin yüksek olması da mutlaka hesaba katılmalıdır.

Gelelim neticeye

Sadece okuması-yazması olmayan köylü kadınların değil modern şehir kadınlarının da eğitilmeleri ve bilinçlendirilmeleri şart görünüyor.

Olması gerekenin adı üstünde “normal doğum” olduğu ve sezaryenin vücut bütünlüğünü bozan bir “ameliyat” olduğu tüm anne adaylarına güzel güzel anlatılmalıdır.

Normal doğumu imkânsız kılan, annenin veya bebeğin hayatının ciddi şekilde risk altında olduğu durumlarda “mutlaka” uygulanması gereken sezaryenin, gebe kadın veya doktorunun istemesiyle yapılmasını “tıbbi bir hata” olarak görüyorum.

31.05.2012 Bu yazi 2726 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri