Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Meme kanseri taramaları işe yaramıyor 2 Prof Ahmet R Küçükusta
Amerika’ da ve gelişmiş ülkelerde meme kanserine bağlı ölümlerin giderek azalmasının erken teşhisten mi, daha iyi tedaviden mi yoksa sağlık hizmetlerindeki ilerlemelerden mi kaynaklandığını ortaya koyan araştırmalardan bahsetmek istiyorum.

Bunlardan biri, sosyo-ekonomik faktörler, tıbbi hizmetlere ulaşma ve meme kanseri riskleri bakımından birbirlerine benzeyen ama meme kanseri tarama programları arasında 10-15 sene farklı olan iki komşu ülkeye ait verilerin değerlendirilmesiyle yapılan araştırma. Bu amaçla Kuzey İrlanda-İrlanda Cumhuriyeti; Hollanda-Belçika ve İsveç-Norveç seçildi.

İsveç’ te 1986’ da başlayan mamografi taramaları 1997’ de tüm ülkeye yayıldı. 50 ile 69 yaş arasındaki tüm kadınlar bu taramalara katılmaya teşvik edildi. Şehirlerin çoğunda 40-49 yaş arası olanlara ve yarısında da 70-74 yaşlarında olanlara çağrılar yapıldı.

Norveç’ te ise bir pilot tarama programı 1996’ da başladı; 2005’ e kadar ülke geneline yayılmadı. Bu program 50-69 yaşlarındaki kadınları hedef alıyordu.

Meme kanserinden ölümlerin 1989’ dan 2006’ ya İsveç’ de yüzde 16; Norveç’ de ise yüzde 24.1 azaldığı belirlendi.

Taramalar Hollanda’ da 1989’ da başladı ve 1997’ de tüm ülkeye yayıldı. 50-74 yaş arası kadınların yüzde 80 kadarı 1998’ den bu yana taramalara katıldı.

Belçika’ da ise taramalar 2001’ e kadar kadınların ve doktorlarının takdirine bırakıldı. 50-69 yaş arası kadınların 1999’ dan önce yüzde 30’ u taramaya girerken bu oran 2005’ de yüzde 592a yükseldi.

Belçika’nın Flanders bölgesinde 50-69 yaş arası kadınların üçte ikisi 2005’ de taramaya katılırken Brüksel gibi bazı bölgelerde bu oran yüzde 20’ lerde kalmıştı.

Araştırma döneminde meme kanserinden ölümlerin Hollanda’ da yüzde 25; Belçika’ da yüzde 19.9 ve Flanders’ te yüzde 24.6 azaldığı belirlendi.

50-64 yaşları arasındaki kadınları hedef alan taramalar Kuzey İrlanda’ da 1990’ larda başladı ve 1995’ den bu yana kadınların yüzde 70-75’ i bu taramalara katıldılar.

2000’ e kadar resmi bir tarama programı olmayan İrlanda Cumhuriyeti’nde ise 2002’ de kadınların yüzde 30’ u ve 2008’ de ise yüzde 76’ sı taramalara katıldılar.

1989’ dan 2006’ ya meme kanserinde ölümler Kuzey İrlanda ‘ da yüzde 29.6, İrlanda Cumhuriyeti’nde ise yüzde 26.7 oranında azaldı.

Sonuçlar sürpriz oldu

Verilerin analizlerinden, taramalara uzun zaman önce başlayan ülkelerle kadınların çoğunluğunun taranmadığı ülkeler arasında meme kanseri ölümleri farklı bulunmadı.

Meme kanserinde ölümlerin 1970’ lerden itibaren yani taramalar devreye girmeden önce azalmaya başladığı ve taramalardan sonra bu azalmanın daha fazla artmadığı da ortaya çıktı.

En büyük azalmanın tarama kapsamına girmeyen 40-49 yaş arası kadınlarda olması da dikkat çekici.

Buna göre, meme kanseri ölümlerindeki azalmada taramaların doğrudan bir etkisi olmamalıdır; bu durum tedavi ve sağlık hizmetlerindeki iyileşmelerden kaynaklanabilir.

Araştırmanın uzmanlarından Autier “Meme kanseri taramalarının bir işe yaramadığını görmek bizim için sürpriz oldu. Biz elde ettiğimizin tam tersini bekliyorduk” diyerek şaşkınlığını ifade ediyor.

Gelelim neticeye

Taramaların tamamen faydasız ve gereksiz olduğunu iddia etmek mümkün değil ama işlemin faydası kadar zararlarının olduğunun da hesaba katılması gerekiyor.

Meme kanseri taramaları konusunda sadece el âlemin verilerine bakarak politika belirlemek işin kolayına kaçmak ve üstelik doğru da değil.

Üniversite ve ilgili kurumların başlarını kumdan çıkararak taramaların bizde ne kadar işe yaradığını belirlemek için bir an önce çalışmalara başlaması gerekiyor.

KAYNAK

http://www.bmj.com/content/343/bmj.d4411.full

31.01.2012 Bu yazi 2732 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri