Son Dakika
Salı, 18 Şubat 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Küresel Dünya Hakimiyeti - I F. William Engdahl
Sovyetler Birliği’nin dağılması ve iki muhalif askeri süper gücün etkisi altında kutuplaşmış bir dünyanın sona ermesinin ardından yirmi yıldan fazla bir süre geçti. 1989’un sonlarında Komünist Doğu Almanya, bilinen adıyla Alman Demokratik Cumhuriyeti, Sovyet denetiminin zincirlerini kırmaya başladı ve aynı yılın Kasım ayında büyük nefretle anılan Berlin duvarı tuğla tuğla sökülüyordu. Halk duvarın üstünde dans ederek özgürlüğü ve “Amerikan Yaşam Tarzı”nın gelişini kutladı.

1980’lerin sonunda Sovyetler Birliği’nin dağılması kaçınılmazdı. Ekonomisi ezeli rakibi ve Soğuk Savaş dönemi hasmı Amerika Birleşik Devletleri ile sonu gelmeyen silahlanma yarışı nedeniyle kelimenin tam anlamıyla çökecek duruma gelmişti. 1989’un sonlarında Sovyet otoritesi Marksist ideolojinin son kırıntılarını da süpürüp beyaz bayrak sallayacak kadar gerçekçiydi. “Serbest piyasa kapitalizmi” “devlet yönetiminde sosyalizme” galip geldi.

 

Sovyetler Birliği’nin dağılması George H. W. Bush’un paniğe kapıldığı Beyaz Saray hariç her yerde sevinçle karşılandı. Belki de Bush, bir Sovyet tehdidi olmaksızın silahlanma harcamalarını ve yaygın istihbarat organlarını CIA, NSA (- National Security Agency (Ulusal Güvenlik Teşkilatı) NSA- National Security Agency (Ulusal Güvenlik Teşkilatı), Savunma İstihbarat Teşkilatı, vs. meşru kılmaya nasıl devam edebileceğinden emin değildi. Baba Bush, Soğuk Savaş dönemi Ulusal Güvenlik Devleti’nin hem bir ürünü  ve hem de aynı zamanda  mimarıydı. Onun dünyası ‘ulusal güvenlik’ söz konusu olunca ABD anayasasının bir kenara itilebildiği, ‘düşman imgesi’, casusluk ve gizliliklerin dünyasıydı.  Kendi tuhaf  yapısıyla devlet içinde devletti. Her bir parçası Sovyetler Birliği gibi işleyen ve kontrol edilen, Sovyet Polit-büro’nun yerini küresel savunma ve enerji tekellerinin ve onların eşgüdüm kurumlarının aldığı bir dünya idi. Bu devletin askeri ihaleleri Birleşik Devletler iktisâdının her parçasını bu daimi savaş makinasının geleceğine bağlamıştı.

 

ABD’de iktidarın II. Dünya Savaşı sonrası “Ulusal Güvenlik Devletinin” genişlemesiyle gücü gittikçe artan kısımları için Soğuk Savaşın sona ermesi bu iktidar yapılanmasının var oluş nedeninin ortadan kalkması demekti.

 

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından geriye kalan tek egemen güç olan ABD, yeni Rus jeopolitik gerçekliğini olası iki şekilde ele alabilirdi.

 

Parçalanmış ve iktisadi açıdan çökmüş, Soğuk Savaş dönemi eski düşmanı ile yeni bir siyasi ve iktisadi işbirliği dönemini temkinli de olsa başlatabilirdi.

 

ABD’nin önderliğindeki Batı, Soğuk Savaş dönemi nükleer tehdidini karşılıklı olarak azaltabilir ve silah endüstrisinin -hem Doğu hem Batı’da- sivil altyapıların kurulması ve yoksul şehirlerin iyileştirilmesi için sivil müesseselere dönüştürülmesini teşvik edebilirdi.

Rusya Varşova Paktı’nı nasıl lağvettiyse Birleşik Devletler de NATO’yu yavaş yavaş dağıtabilir ve karşılıklı iktisâdi işbirliğini geliştirebilirdi ki, bu Avrasya’yı dünyanın en refah ve canlı ekonomik bölgelerinden birine dönüştürebilirdi.

 

Ancak Vaşington  Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle başka bir yol seçti. Bu yol yalnızca onun küresel gündeminin -jeopolitik gündeminin- iç mantığıyla anlaşılabilir.

 

Geriye kalan tek Süper Güç, ABD ekonomik bir bölge olarak tek rakibi olan Avrasya’yı kontrol etmek için gizlilik, hile, yalan ve savaş yöntemini seçti.

 

George H. W. Bush ve onun arkadaşı ve bilfiil himayesinde olan Demokrat Bill Clinton’ın birçok Amerikalı’dan gizlediği şey, Pentagon’u kontrol eden zümre için Soğuk Savaş’ın bitmediği gerçeğiydi. Bu zümre askeri savunma endüstrisi ve onun birçok taşeronu ile Halliburton gibi dev petrol ve petrol hizmetleri şirketleriydi.

 

“Yeni” Soğuk Savaş dönemi 11 Eylül 2001’e kadar çeşitli kılıklara büründü ve hile taktikleri kullandı. 11 Eylül olayları her yerde ama hiçbir yerde olan, Amerikan yaşam tarzını sözde tehdit eden bir düşmana karşı daimi olarak savaş açılması için Amerikan başkanına yetki verdi. Dünya çapında “Teröre Karşı Savaş” adı altında Amerika’nın kuruluş ilkelerini aslında yok eden yasalar aklandı. Kabaca söylemek gerekirse Usama bin Ladin Eylül 2001’de Pentagon’un dualarına gelen yanıt oldu.

 

Sorumlu basın yayın kuruluşları gizlediği için çok az kişinin bildiği bir şey vardı: 1989’da Berlin duvarının yıkılmasından bu yana Pentagon adım adım tüm gezegeni askeri olarak hakimiyet altına alma stratejisi izliyordu ki, bu her ne kadar daha önce birçokları tarafından denenmiş olsa da hiçbir büyük gücün başaramadığı bir şeydi. Pentagon buna “Küresel Dünya Hakimiyeti” diyordu ve adından da anlaşılacağı gibi amacı denizler, kara, hava, uzay ve siber uzayda, her yerdeki her şeyi kontrol etmekti.

 

Bu gündem daha küçük çapta İran, Guatemala, Brezilya, Vietnam, Gana, Kongo gibi stratejik ülkelerde CIA destekli darbelerle gerçekleştirilmişti. Artık, dengeleyici bir süper güç olan Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bu plân hiçbir dirençle karşılaşmadan gerçekleştirilebilirdi.

 

 

F. William Engdahl 

Politika uzmanı, iktisatçı yazar Türkçe’de “Ölüm Tohumları” ve “Küresel Dünya Hakimiyeti” kitaplarının yazarı, Bilim+Gönül Yayınevi

 

20.11.2009 Bu yazi 4076 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri