Son Dakika
Salı, 14 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Küçük yılan bu koca robotu yutacak! Doç Dr Kemal Yeşilçimen
Bayezıt meydanında 40 yıl önce her hastalığa iyi gelen ilacın satışını yapanlar müşteri toplamak için kocaman bir robot koyarlar, sonra da kavanoz içindeki küçük bir yılanı çıkarıp, 'bu yılan bu robotu yutacak' derlerdi. Vatandaş, küçük yılan kocaman robotu nasıl yutacak diye mucize ilaç reklamını izlerken, cepleri boşaltılır bilmezdi.

Modern tıp ne kadar gelişmiş, 40 yılda ne kadar çok ilerlemişiz, helal olsun. Meslekdaşlarımızın reklamını yaptığı şimdiki robotlar olağanüstü marifetli. Bu süper robotlar, iyi olacak hastanın ayağına gidiyor, hastanın vizitini yapıyor, geçmiş olsun diyor. İşin reklam tarafı bu. Halbuki acı gerçek şu : İthal robotla, ithal akıllı telefonla, ithal ilaç ve aşıyla modern sömürge olmuşuz haberimiz yok. Başkasının keşfedip sattığı mallarla adamlar köşe olurken bize de enayi gibi süper robotların marifetlerini izlemek kalıyor. Bizler ağzımızın suyunu akıtarak izlerken, milyarlarca dolar bizim cebimizden küresel cebe aktarılıyor. Başkasının yaptığı araştırmaların ve keşiflerin reklamını yapmak başka ne işe yarıyor?

Neden dört asırdır patinaj yapıyoruz? Neden 70 yıldır pazar olduk? Kendimize ait bir aşı - bir ilaç bile yok. 2 yıl önce bırakın penisilin üretmeyi ithal bile edemedik. Adamlar vermezse halimiz harap. ABD'de 1849'da yani 2 asır önce 600'ün üzerinde patentli ilaç vardı. Milyon tane palavra yayın yapsan ne olacak? Başkalarının yaptığı araştırmaların kötü tekrarı maaşını artırsa da derde derman olmuyor. Tohuma kadar dışardan ithal ediyoruz, neden? Haremağası yöntemiyle kastre edilen üniversiteler bilim ve teknoloji üretemiyor. Çünkü sanayi – üniversite bağı küresel sistem tarafından kesilmiş, niye diyen yok. Modern sömürge yapmanın yolu bu. Herkes yayın yaptık diye hava atarken, ülkemiz cep telefonu çöplüğü oldu. Papyonlu, sakallı, bilim adamı pozunda bir sürü zat, başkalarının keşfettiklerinin reklamını yapar, yabancıların ekmeğine yağ sürerken, bize de hacıağa gibi izlemek düşüyor. Yine aynı kafada gidiyoruz. Patent ve projeye dönük olmayan palavra yayınlarla, başkasının keşfettiği akıllı robotlarla, halkı keriz yerine koyan reklamlarla kıt kaynakları çarçur etmekten ne zaman vazgeçeceğiz?

1985 yılında 2703 adet yerli patent başvurusu yapılan Güney Kore'de, 1991 yılında 13253 patent başvurusu yapılmış, sonra 1 yılda bu sayı 2'ye katlanmış, 1 yıl sonra ise bu sayı tekrar ikiye katlanmış ve nihayet 2008 yılında sadece yerli patentlerin sayısı 127.114 adete ulaşmıştır. Güney Kore'de 1947-2006 yılları arasında toplamda 1.111.818 adet yerli patent başvurusu yapılmıştır. ABD ise 1.000.000. patente 1911 yılında ulaşmıştır. Biz ise son 5 yıldaki kıpırdanma hariç nal topluyoruz.

KEŞİFTEN VAZGEÇTİK NEDEN BU KADAR HASTAYIZ KAFA YORUN BİRAZ!

Önlenebilir ölümlerde dünya ve olimpiyat şampiyonuyuz. 1994-99 yılları arasında 37 ülkenin bulunduğu sıralamada erkeklerde koroner kalp hastalıklarından ölüm oranı, Kore ve Çin'de 100 binde 50 iken, Türkiye'de 650. Yani 13 misli fazla ama aydın ve bilim dünyamız bilmiyor.

Sağlık Bakanlığı ile Başkent Üniversitesi'nin yaptığı araştırma 2005'te yayınlandı. Ölümlerin yüzde 86'sı önlenebilir nedenlerden ama aydın ve bilim dünyamız bunu da bilmiyor. 'Önlenebilir' demek, önlenmediği için pisipisine ölüyor demek. Her yıl hastalık üreten küresel yaşam tarzının öldürdüğü yüzbinlerce insanımızın dramına bilim dünyamızın duyarsız kalması düşündürücü.

Hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, diyabet, metabolik sendrom ve şişmanlık adeta salgına dönüşmüş durumda. 17 milyon kişi hipertansiyon hastası, çoğunun bundan haberi bile yok. CREDİT isimli ulusal araştırmaya göre, Türkiye`de 8 milyon böbrek hastası bulunuyor yani her 7 erişkinden biri böbrek hastası. Şeker hastası sayısı 1990'da 1 milyonken şimdi 10 milyonu geçti. CREDİT 2  araştırması ise cahillerde ölüm oranının 13 misli fazla olduğunu söylüyor. Allah'ın bize gönderdiği kitabı 'oku' diye başlıyor, niye? Pisipisine cehaletten ölme, oku ! Cahillerde ölüm oranı 13 misli fazla, öğren konunun cahili olma. 

Koroner kalp hastalığı, 1990 yılından beri her yıl % 7 artıyor. 2012'de akut koroner sendromla yatan hasta sayısı 420.000, yıllık ölüm oranı %32. TEKHARF araştırması 2013 verilerine göre, kalpten ölümlerde Avrupa şampiyonuyuz. Kalpten ölümler İngiltere ve Almanya'nın 3 - 4 katı. 3,5 milyon koroner kalp hasta havuzuna, her yıl 120 bin yeni hasta ekleniyor. Kalp yetmezliğinde dünya şampiyonu olduğumuzu gösteren araştırmanın adı HAPPY. Neden happy, kim happy bilmiyoruz. Bildiğimiz şu : yapay kalp cihazı için SGK 400.000 euro ya kadar veriyor. Bilim dünyamız, çözümü ve mutluluğu burada arıyor. Hadi mutlu olun.

'Vasküler Risk' isimli araştırma sonuçlarına göre, ülkemizde 5 yıllık dönemde stent ve baypas gibi tedavi yöntemleri % 90 artarken, kalp krizi, felç ve ölüm oranı azalacağına, % 170 neden artmış bilmiyoruz. Her yer hastane doldu. Yoğun bakımlarda ve mezarlarda yer kalmadı, aydınımız bakıyor ama görmüyor.

TURDEP II 2010 sonuçlarına göre diyabet oranı : % 13.7 yani 10 milyonu geçti. PURE 2013 sonuçları ise felaket : % 18 ! Son 3 yılda %13'ten %18'e çıktı. Hastaların %80'inde kan şekeri kontrolü yetersiz. Aydın ve bilim dünyamız, son 22 yılda % 1000 artan şeker hastalığını önlemeyi akıl edemediğimiz için her yıl 4 milyar doları şekerle ilgili hastalıklara harcıyoruz görmüyor, harcanan paraya rağmen halkımız neden daha sağlıklı değil bilmiyor. ABD'de her yıl 300.000 kişi şişmanlık nedeniyle ameliyat olurken, bilim dünyamız ameliyatlar bizde niye az yapılıyor diye üzülüyor. 

Sağlığa harcanan paranın aslan payı ilaç ve ithal teknolojiye gittiği için, 2 TL'ye hasta muayene ediyoruz onu da bilmiyor. Tuvalet ücretinden az bir ücrete muayenenin nedeni, ilaç ve teknoloji ithalatına harcanan paradan geriye bu kadar kalacağını, okuyamadığı içindir. Yarın, sıkışan hastalar daha ucuz diye gelirse şaşırmayın. 2013 yılında muayene olan hasta sayısının 700 milyona ulaştığını hatırlatalım.

Zengin olmanın yolu hastalıkları önlemekten geçiyor ama aydın ve bilim dünyamız bilmiyor. Refah ve sağlığın yolu bilim teknolojide keşif, patent ve üretimden geçiyor onu da beceremiyor. İlaçtan yüksek teknolojiye ithal etmek kolayına geliyor. Sağlığa harcadığımız para ise Sosyal Güvenlik Kurumu 2011 verilerine göre, son 9 yılda 8 kat artarken hastalıklar azalmamış hızla artmış, nedendir düşünemiyor. Ne dev hastaneler, ne sağlığa harcanan milyarlar sağlığı korumuyor ama görmüyor.

1923 yılı hekim sayısı : 554, 1960 yılı hekim sayısı : 9826 , 2013 yılı hekim sayısı : 130.000, 2023 yılı hedefi : 300.000, 100.000 doktor ithal edilecek.

Bilim dünyamız herkese bir doktor olsa ne yazar diyemiyor. Dilinde felç var, acı gerçekleri konuşamıyor. Dünya Sağlık Örgütü, çok az masrafla hastalıkların önemli oranda önleneceğini, bu yolla sağlık sistemlerinin iflas etmesinin önleneceğini bildiriyor, okumuyor. Hastalıklara harcadığımız para 67 milyar dolar olmuş ve bu rakam giderek artıyor, SGK bütçesi alarm veriyor. SGK'daki batak; 57.6 milyar TL, aydın ve bilim dünyamız bu artışı az görüyor. Hastalıktan sürünüyor, hasta toplum oluyoruz farkında değil. Modern tıp ilerlerken, hastalıklar azalacağına artıyor ama bilim dünyamız nedendir diye kafa yormuyor.

Adamlar, bizi otla çöple, alternatif masallarla meşgul ederken 400.000 euro'luk yapay kalp cihazlarını, 20.000 dolarlık kalp kapaklarını(klips), 10.000 dolarlık kalp pillerini(ICD) bize satarak köşe oluyorlar. Yıllardır insanımızın korkulu rüyası olan Kanamalı Kırım Kongo hastalığının aşısını bile üretemedik ama lafa gelince herkes araştırma yapıyor. Bu virüsleri yayan vahşi batı aşısını yapacak ve sonra da bize himmet edecek(!) Bilim dünyamızın beklentisi bu. Bilim ve teknolojik ilerleme idrak sınırlarımız ötesinde. Beklenen Marmara depreminden bizi koruyacak araştırmaları, soykırım yasası çıkaran Fransız araştırma gemileri yapmadı mı? Batı dünyası yapar, biz seyrederiz. Bilimsel mandacılık işte bu! Bu kadar okumuş, yazmış, yetişmiş adama, bu kadar üniversiteye rağmen neden bu haldeyiz? Altyapısı bile olmayan üniversitelerde zaman ve para gücünü tüketmek, kopya ve palavra araştırmalarla bilim yapıyor görünmek bir işe yaramıyor. Bizim araştırmalar para kazanmıyor, kıt kaynakları tüketiyor.

Çağımızda İlaçtan aşıya, uçaktan silaha yüzlerce trilyon dolarlık pazarın hedefi, bizim gibi bilim ve teknoloji üretemeyen, fındık fıstıkla oyalanan ve 70 yıldır gelişmekte diye uyutulan ülkeler. Modern sömürüye göre tasarlanan bu sistem 70 yıldır kanımızı iliğimizi emerken kıt kaynaklarımızı emme basma tulumba gibi dışarıya pompalıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi bu sistemle artık işler yürümüyor. Modern sömürüye yol açan tüm sistemin baştan aşağı değişmesi gerekiyor. Sistemden şikayetçi olması gereken muhaliflerin, sistemin bekçiliğini yapması ve küresel sömürü sisteminin mehdilerini kurtarıcı olarak davet etmesi ise düşündürücü ve şaşırtıcı. Demek ki dış görünüş aldatıcı. Demek ki muhalif yapı küresel blokta ve sistemin yanında yer alıyor.

Bu sistemi değiştirmek yerine hala bu sistemde ısrar edersek, hastalık ve sömürü devam edecektir. Çevrenize bakın, herkes hasta. Hasta sayısındaki artış yüzünden mezar ve hastanelerde boş yer kalmayacak. Artan ithal ilaç, teknoloji ve hastalık giderleri yüzünden cebimizde ne var ne yok boşaltacaklar, haberiniz olsun. Sonra ağlamayın. 

KAYNAKLAR :

1. HASTA VİZİTLERİNİ ARTIK ROBOTLAR YAPACAK

http://www.medimagazin.com.tr/ana-sayfa/guncel/tr-hasta-vizitlerini-artik-robotlar-yapacak-1-11-65667.html

2. 21. YÜZYILDA BİR MİLYAR KİŞİ SİGARADAN ÖLECEK

    http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2015/03/150319_sigara_olum

3. Yılda 372 bin kişi pisi pisine ölüyor.  http://arsiv.sabah.com.tr/2005/07/24/gun101.html

4. http://www.medimagazin.com.tr/ana-sayfa/guncel/tr-turkiyede-olum-orani-yuzde-47-artti-1-11-65558.html

5. Böbrek hastalığında dünya şampiyonuyuz.http://bizimsaglik.com/c/ho.asp?Pagenum=11&id=6455&yid=-1& 

6. Erişkin diyabetli sayısı 1990'da 1 milyon. TKD Arşiv 2000; 28: 20-26. KKH riskini yükselten diyabet hızla artıyor. 

7. Kalp krizi ölümlerinde Avrupa'nın zirvesindeyiz.http://www.turkiyegazetesi.com.tr/saglik/58911.aspx 

8. Türkiye'de şişmanlık ve diyabet alarmı ! PURE – 2010.http://www.sagliktagundem.com/haber/turkiye_de_sismanlik_ve_diyabet_alarmi.htm 

9. SAĞLIK HARCAMALARI 9 YILDA 8 KAT ARTTI. http://www.medimagazin.com.tr/hekim/sgk/tr-saglik-harcamalari-9-yilda-8-kat-artti-2-18-34892.html 

10. Diyabetin Türkiye'ye maliyeti 25 milyar dolar.  http://www.medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-2025te-iki-kisiden-biri-diyabet-hastasi-olacak-2-12-64767.html  

15.05.2015 Bu yazi 2949 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri