Son Dakika
Çarşamba, 29 Mart 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Köy tavukçuluğu yok oldu
Üç yıldan beri hayvancılık denilince kırmızı eti, sütü, ithal kurbanlıkları, angusu, et ve canlı hayvan ithalatını konuşuyoruz. Beyaz et daha geniş anlamıyla kanatlı sektöründeki gelişmeler ise yeterince gündeme gelmiyor.

Kanatlı sektöründe neler yaşanıyor?

Bu soruya yanıt bulmak ve beyaz et sektöründeki gelişmeleri yerinde öğrenmek üzere Balıkesir Bandırma’ya gittik. Gazetemiz DÜNYA ile Bandırma Ticaret Borsası’nın ortaklaşa düzenlediği toplantıda sektörün paydaşları ile bir araya geldik.

Toplantının Bandırma’da yapılmasının özel bir önemi var. Bandırma Ticaret Borsası Başkanı Halit Sezgin’in verdiği bilgiye göre, Bandırma, Türkiye beyaz et üretiminin yüzde 20’sini, yumurta üretiminin yüzde 8’ini gerçekleştiriyor.

Türkiye’de 1990’ların başında 200 bin ton kanatlı et üretilirken 2010’da 1.5 milyon tona ulaştı. Bunun 35 bin 500 tonu hindi, 62 bin tonu köy ve yumurta tavuklarından geri kalanı piliç eti.

Kişi başına kanatlı eti tüketimi yıllık 20 kilo civarında. Bu oran Avrupa Birliği’nde 25,Suudi Arabistan’da 35, komşumuz Irak’ta 50 kilo. Irak, aynı zamanda Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülke.

2006’da ülkeyi kasıp kavuran kuş gribi, kanatlı sektörü için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Merdiven altı üretimin piyasadaki payı azalırken, entegre işletmelerin payı hızla büyüdü. Kuş gribinden önce üretilen piliç etinin yüzde 80’ni dökme,yüzde 20’si ambalajlı olarak piyasaya sunulurken bugün tam tersi bir durum yaşanıyor. Satılan piliç etinin yüzde 80’ni ambalajlı.

Kuş gribi nedeniyle köy tavukçuluğu adeta yok oldu.

Kuş gribi nedeniyle köy tavukçuluğu adeta yok oldu(*1). Çok sayıda işletme kapandı. Sektördeki üretici sayısı azaldı. Sektörde bazı önemli sorunlar yaşanmasına rağmen üretim her yıl artıyor. İhracatın önü açılıyor. Yeni yatırımlarla üretim kapasiteleri büyütülüyor.

Genel olarak sektörde yüzler gülse de, bazı konularda ciddi endişeler var. Bu endişeler ve talepler toplantıda gündeme getirildi.

Bandırma’daki toplantıya Bandırma Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Halit Sezgin, Meclis Başkanı Ersin Koç ve yönetim kurulu üyeleri ile meclis üyeleri, Banvit Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Görener ve şirket Danışmanı Melih Önal, Şeker Piliç Genel Müdürü Emre Bor, Pazarlama Koordinatörü Kaan Bor, Bupiliç Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Yolcu, Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Özkul, Aytekin Tavukçuluk’un sahibi Mehmet Aytekin, Bandırma Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Ayhan, Karabacak Yumurta’nın Sahibi Recep Duruk ve sektöre hammadde, teknoloji sağlayan firmaların yöneticileri katıldı.

Toplantıda dile getirilen öncelikli konuları şöyle sıralayabiliriz:

1-Hammadde sorunu:

Kanatlı sektöründe kullanılan yemin büyük bölümü mısır, soya ve buğdaydan sağlanıyor. Yerli mısır üretimi artsa da ihtiyacı karşılamıyor. Bu nedenle yaklaşık 1 milyon ton mısır(*2) ithal ediliyor. Türkiye’nin 2 milyon ton olan soya(*3) ihtiyacının ise neredeyse tamamı ithal ediliyor. Yem amaçlı buğday ithalatı yok, fakat kepek ithal ediliyor. Hammadde konusunda üç önemli sorun var. Birincisi dışa bağımlılık nedeniyle dövizdeki artış maliyetleri doğrudan artırıyor. İkincisi Amerika’nın ve diğer üretici ülkelerdeki etanol politikası buğday, mısır ve diğer yem hammaddelerinin fiyatını artırıyor. Üçüncü sorun ise, ithalatın yapıldığı ülkelerde soya, mısır gibi ürünler genetiği değiştirilmiş(GDO) olarak üretiliyor. Geçen yıl yürürlüğe giren Biyogüvenlik Yasası bu ürünlerin ithalatını büyük ölçüde engelliyor.(*4) Özellikle denetimlerdeki çifte standart ve analiz laboratuarlarının aynı ürüne farklı rapor vermesi kanatlı sektörünü yemde farklı arayışlara yöneltiyor.

2- İhracat sorunları:

Beyaz et ihracatı artıyor. Bundan 10 yıl önce yılda 5-10 milyon dolarlık ihracat yapılırken bu yıl Eylül sonu itibariyle yaklaşık 300 milyon dolarlık ihracat yapıldı.(*5) Yıl sonunda 350 milyon dolara ulaşması bekleniyor. İhracat artıyor ancak yaşanan sorunlar gelecek açısından endişe verici boyutlarda. Sektör, sahipsiz kalmaktan şikayetçi. İhracatın neredeyse tamamı İran, Irak ve Libya’ya yapılıyor. Yakın zamanda Tunus ve Suudi Arabistan’a da ihracat yapılacak. Yumurta ihracatı ise tamamen Irak odaklı. Tek pazara bağımlılık sektörü korkutuyor. Pazarda yaşanan bir sorun ihracatı kilitliyor. Dünyanın öbür ucundaki Brezilya yılda 500 bin ton piliç etini Suudi Arabistan’a ihraç ediyor.

Amerika,yanı başımızdaki Irak pazarında. Bunu nasıl başarıyorlar. Devlet desteği ve istikrarlı politikalarla. Avrupa Birliği, Türkiye’den sadece pişmiş ürün ithalatına izin veriyor. Üreticiler haklı olarak, kırmızı et ile ilgili müzakere yapılırken beyaz et kozunun kullanılmamasından yakınıyor. Kırmızı et ve canlı hayvan ithalatı için Avrupa Birliği’ne kapılar açılırken Türkiye’nin piliç ihracatını pazarlık konusu yapabilirdi. Bunu yapmadı. Rusya ile yapılan görüşmeler olumlu. Tesislerle ilgili hiçbir sorun yok. Ancak yüksek girdi maliyeti nedeniyle fiyat yüksek olduğu için bu ülkeye ihracat yapılamıyor. Tek pazara olan bağımlılık gelecek açısından endişe verici. Pazar çeşitliliğinin sağlanması gerekiyor.

3-Destekler yetersiz: Rakiplerin aldığı devlet desteği haksız rekabete neden oluyor. Avrupa Birliği’nde ton başına 350 Avro, diğer üretici ülkelerde 500 dolara varan devlet desteği verilirken, Türkiye’de yakın zamana kadar ton başına 26 dolar olan destek daha yeni 76 dolara çıkarıldı. Bu desteklerle rekabet etmek olanaksız. Ülkeye göre desteklerin çeşitlendirilmesi ve artırılması gerekiyor.

Katma değer vergisinin yüzde 8’den yüzde 1’e düşürülmesi, tavuk gübresinin yüksek KDV nedeniyle değerlendirilememesi, hükümetin duyarsızlığı, eski kümeslerin ruhsat sorunu gibi pek çok sorun var. Yumurtacıların,“yumurta fiyatı çok yükseldi” diyenlere sitemi var: “Tam bir buçuk yıldır hep zararına sattık. Birçok yumurta üreticisi iflas etti. Biz zarar ederken neden kimsenin sesi çıkmıyor? Yüksek denilen yumurtanın fiyatı bir bardak çaydan daha ucuz.” diyorlar.

Özetle, kanatlı sektöründe olumlu gelişmelerin yanında ciddi sorunlar da var. Bu sorunları görmezden gelmek, sektörün geleceğini tehlikeye atmaktır. (Tarım Dünyası)

Gıda Hareketi'nin notu:

(*1): Görüleceği üzere köy tavuğu ve köy yumurtası olarak satılan ürünler yalan beyanla satılan sahte ürünlerdir.

(*2): Üçüncü dipnottaki bilgiler mısır içinde geçerlidir.

(*3): TBMM Eski Tarım Komisyonu Başkanı Vahit Kirişçi: “Dünyada 250 milyon ton soya üretimi var. Şimdi birisi bana söylesin. Mesela Türkiye kendi hayvan yemi için soya kullanacaksa, bu soyanın GDO’suz olanını dünyanın neresinde bulacaklar?” Ayrıca Biyogüvenlik Kurulu GDO'lu yem, soya, pamuk vs gibi ürünlerin ithali için yapılan her müracaatı onaylamaktadır. GDO'lu yemle beslenme mevcut büyükbaş hayvanlar içinde geçerlidir.

(*4): Metinde belirtilen engel yem amaçlı ithalat için geçerli değildir.

(*5): Neden acaba yoksa hiçbir besin değeri olmadığı için mi?

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 1 yorum)
  • mehmet ali çakmak
    köy tavukçuluğu bilinçli olarak yok edildi
    kesinlikle kuş gribini önlemek amaçlı filan değildi.esasen son 10 yıldır daha önceleri köy tavukçuluğu için ücretsiz olarak tatbik edilen aşılar bile yavaş yavaş kaldırılıp ücretli hale dönüştürülerek köy tavukçuluğunun zaten idam fermanı yazıldı.üstelik en küçük ambalajı 1000 lik olan aşıları 100-200 tavuk için satın alıp uygulamak ise zaten ekonomik değildi.kuş gribi bahane edilerek infaz gerçekleşti.asıl amaç üretimin entegre tesislerde kapitalist sistemin gereklerine uygun olarak sürdürülmesi ve amatör işletmelerin organize sektörün talep ihtiyacını azaltmasına bile tahammül edemeyen vahşi kapitalist zihniyet birden şahlandı.Özal döneminde tarım alanında da küçük işletmelerin yok olup profesyonel organize işletmeler haline gelinmesi için kasıtlı tarım politikalarıyla güya sanayi toplumu olabilmemiz için ülke nüfusunun tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ancak %15 cıvarının kırsalda yaşayıp tarımsal üretimi modern usullerle yapmaları ve boşta kalan vasıfsız kırsal nüfusun ise büyük şehir varoşlarında insanlık dışı şartlarda yaşamasına zemin hazırlandı.Ama bu projeye uygun kalifiye eleman eğitimi ve meslek edindirme projeleri doğru dürüst işlemedi.yığınla yandaş ve art niyetli kişilere meslek edindirme kursu adı altında günde 6-7 euro harçlık verilerekklasik şark kurnazlığı ile yıkım olacak bu uygulamalarını sindire sindire yerine oturması sağlandı.bu fırsat bittiğinde bu defa yeni hükümetler de bu kırsal artığı vasıfsız kalabalıkları makarna ile bedava beslemeyi ve bunları yardımlarla adeta bağımlı birer oy deposu gibi hazır kıta halinde uyuşuk ,tembel,yağmacı ve dilenci kültürünün becerikli birer üyesi halinde yaşatmayı tercih ettiler.bütün bu amatör ya da yarı profesyonel üretim teknikleri yerini hiç geleceği düşünmeden vahşice zehir üretimleri yapan gıda teröristlerine terk edildi.ürettiklerini yememekle övünen bu vicdansız teröristler insanlık dışı üretim metodlarını bir de GDO lu hammaddelerle tamamen öldürücü hale getirdiler.adeta milletimiz dış güçler tarafından GDO lu ürünlerle üretilmiş standart dışı üretimlerle hızla yok edilmeye çalışılmaktadır.
    09.11.2011 18:25:35
02.11.2011 22:15:00 Bu haber 4269 defa okundu
Köy tavukçuluğu yok oldu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri