Son Dakika
Salı, 31 Mart 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Kola mı ayran mı? Prof Dr Sefa Saygılı
Geçenlerde bir köy evini ziyarete gitmiştim. Fazla oturmayacağım için ikram olarak hazırda bulunan kolalar getirildi. Onlara dedim ki, “Ben mecbur kalmadıkça kola içmiyorum. Varsa ayran alırım”

Aradan bir süre geçti, ev sahibi paket ayran getirerek bardaklara döktü. Belli ki bakkaldan yeni alınmıştı.  

Bu manzara beni üzdü. Çünkü eskiden ayran köylerimizin vazgeçilmez içeceğiydi. Yemeklerde içilir, misafirlere ikram edilirdi. Çayırlarda otlayan inek, koyun ve keçi sütünden ağaç yayıklarda yayılarak ayran elde edilirdi. Tadına doyulmazdı.

Şimdi ise reklamların etkisiyle kola yaygınlaştı. Özellikle gençlerin tercihi hep koladan yana. Halbuki doğal ayranın kolaya nazaran o kadar çok üstünlükleri var ki:

-          Ayran-küçük içebileceği bir gıdadır. Çocuğun gelişmesinde etkili olan protein, vitamin, kalsiyum ve fosforun oluşmasında faydalı maddeleri ihtiva eder. Halbu ki kola yaş küçüldükçe riskleri artan bir içecektir.

-          Kolanın içeriğinde su, karbondioksit, şeker, bitki kaynaklı boyar maddeler, kafein ve sır olarak saklanan başka katkılar bulunur. Vücuda boş kalori vermesi yanında herhangi bir yararı yoktur.

Ayranın faydaları ise saymakla bitmez.  Proteinler, yağ ve şekerler, A,B ve D vitaminleri, özellikle de kalsiyum gibi mineraller ihtiva eder. Yoğurt yapımında kullanılan bakteri bağırsaklarımızdaki florayı değiştirerek sağlığımız için yararlı etkiler oluşturur. Bu etkiler; bağışıklık sisteminin güçlenmesi, K, biotin, B12, niasin vb vitaminler sağlanması, bazı kanser türlerinin önlenmesidir.

-          Kola içindeki kokain sebebiyle alışkanlık yapabilen bir içecektir.

-          Kola ağızda bıraktığı şeker tadıyla bir süre sonra tekrar içme arzusu doğurur ve gereksiz yere fazla içilir. Bu da vücutta kalori birikimine, yani şişmanlık ve şeker hastalığı başta olmak üzere çeşitli rahatsızlıklara yol açar.

Ayran ise hem serinleme hem de doygunluk hissi verir.  Sağlıklı yaşamak isteyenlerin, diyet yapanların, vücudunu toksinlerden temizlemek isteyenlerin, enerjik ve zinde olmayı hedefleyenlerin ayranı tercih etmesi bu yüzdendir.  Zehirlenmelere, baş ağrısına, dermansızlığa, adale ağrılarına, atalete, sıkıntı ve endişelere iyi gelir.

-          Kolanın asit yoğunluğunun yüksek olması sebebiyle,  mide salgısını artırıcı etkisi vardır. Halbuki ayranın içinde bulunan bakteriler, normalde bağırsağın doğal ortamında yaşamadıkları için, inanılmaz bir hızla çoğalırlar ve bütün sindirim sistemini dezenfekte eder, temizlerler. Ayran, bağırsakların görevini tam olarak yerine getirebilmesi için bağırsak duvarlarını kaplayan bakteri tabakasını güçlendirerek etki gösterir. Bu tabakanın güçlendirilmesi, organizma tarafından gerçekleşen vitamin ve mineral emilimini artırır. Kısacası ayran, kolanın aksine sindirim sisteminin bütün rahatsızlıkları ile mücadele eder. Düzenli tüketildiğinde kabızlığı, mide ülserini önler, mide ve bağırsakları zinde tutar. Dahası  metabolizmayı düzenler.  

-          Kolada bulunan fosforik asit ve şeker diş çürümelerine yol açar.

Bu ve  benzeri sebeplerle koladan uzak duralım, ayranı ise baş tacı yapalım. Özellikle içinde bulunduğumuz sıcak ve bunaltıcı günlerde doğal ayran terleme ile oluşan sıvı kaybını gidermede yararlı ve mükemmel bir içecektir.

02.07.2012 Bu yazi 10952 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri