Son Dakika
Cumartesi, 24 Haziran 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Kimyam bozuldu! İnsanlığımdan utandım. Kemal Özer
Önceki gece sahurda, bir dostum bir video linki gönderdi. E-postada videonun mahrem olduğu ve özel izlemem gerektiği notu vardı.

İzleyip izlememe konusunda tereddüt geçirdim. Videonun konusunda ‘Irak’ta ABD askerlerinin yaptığı işkenceler’ yazınca, bir haberci refleksiyle açtım.

 

İlk 10-15 saniyede kendimden geçmişim. Tek hatırladığım, videoya aptal aptal baktığım ve dayanamayıp notebookun ekranını kapatmamdı.

 

Görüntüleri görünce, bunu yapanlarla aynı dünya da yaşadığım için insanlığımdan utandım.

 

Olay benim de nefes alıp verdiğim günlerde, üstelik yanı başımda geçiyor. Ve bunların Irak’ta gencecik bacılarıma yapıldığını görünce Müslümanlığımdan da utandım.

 

43 yıllık ömrümde hiçbir günüm bu kadar kötü olmamıştı. Hiç bu kadar acı çekiğimi hatırlamıyorum. Hayatım boyunca çok acı verici olaylar yaşadım. Lakin yaşadıklarımın tümü, bu olayın bir saniyesi karşısında, toplu iğne başı kadar bile değer ifade etmez.

 

Bu videoyu izleyip, sağlıklı kalmak imkânsız...

 

İizledikten sonra hıçkıra hıçkıra ağladım. Yaklaşan imsak vaktinde, ABD başta olmak üzere, zalim Firavunî düzenlerin helâk olmasını diledim.

 

O andan itibaren unuttuğumuz kareler canlanıyor, her anım Irak savaşının içindeymiş gibi geçiyor.

 

İlk andan itibaren içimden geçen şey; şu an Irak’ta olsam, bırakınız canlı bomba olmayı, herhangi bir ABD askerinin bulunduğu her yeri ateşe verirdim.

 

Şimdi insanların neden intihar bombacısı olduklarını çok daha iyi anlayabiliyorum.

 

Düşünün!

 

Size veya bir yakınınıza hatta 13-15 yaşında bir körpeye, zebani gibi güçlü 10-15 ABD askeri ters yönden topluca tecavüz ediyor. Üstelik asarak…

 

Bu yetmezmiş gibi aynı anda, başka işkenceler uyguluyorlar.

 

Kimisi kurtuluyor, kimisi ölüyor, kimisi hem beden hem de akıl sağlığını kaybediyor.

 

Ve bütün bunlar, yüksek kalite de kaydediliyor hem de farklı açılardan. Kaydedenler bile yaşanandan zevk nârâsı atıyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bu videoları sitelerinde paylaşıyorlar. İşte ‘belhüm edal’ hali yani şeytanın çocuklarının vahşeti…

 

Ne BM, ne Türkiye, ne Müslümanlar bunun hesabını ABD yönetimine sormuyor, soramıyor.

 

Sabah namazını eda edip, bilgisayarın başına geçerek Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı’na bir mektupla birlikte videonun linkini gönderdim.

 

Ardından da BM Genel Sekreteri ve benzerlerine…

 

* * *

 

Bu tecavüz kurbanlarından biri de 14 yaşındaki Abeaer Qussim Al Janabi. Çocukcağızın gözü önünde anne babası öldürülüyor. Sonra çok sayıda askerin tecavüzüne uğruyor. Bu acılara dayanamayan masum yavru ölüyor. Bütün bunlar, amcasının gözleri önünde yaşanıyor.

 

* * *

 

ABD’nın Irak’ta görev yapan kadın askerlerinden Sandra Lee, Rusia Today Gazetesi’ne başındna geçenleri şöyle anlatıyor: “Irak’ta görev yaptım. ABD askerleri, tüm kadınlara tecavüz ediyorlardı. Hatta bana da defalarca tecavüz ettiler. Ben ki, onlarla birlikte görev yapan ABD askeriyim. ABD ordusunda görev yapan kadın askerlerin yüzde 75’i tecavüze uğramış durumda. Ancak korkudan hiç kimse bir şey yapamıyor. Çünkü sürekli tehdit ediliyoruz. Psikolojim bozuldu. Bunalıma girdim. Biraz düzelince de bunları açıklıyorum.”

 

* * *

 

Eski savaşlarda insanlar öldürülüyorlardı. Şimdi ise ABD’nın işgal ettiği tüm coğrafyalarda, hem öldürülüyorlar hem de çoluk çocuk demeden tecavüze uğruyorlar. Sadece ABD’li askerler mi? Elbette hayır. Bosna Hersek’te, Sırp ve Hırvatların, Müslümanlara yaptıklarını bir düşünün…

 

Şimdi bu tecavüzler, Irak’ta, Afganistan’da, Bagram’da, Quantanamo’da hâlâ devam ediyor. 

 

Ebu Gurayb’ın görüntüleri hatırlayın.

 

İşgal eden ve tecavüze uğrayanlar Müslüman, İşgalci ve tecavüzcülerse Hıristiyan!

Biliyor musunuz? Bunlar bizim sessizliğimiz ve onlara gösterdiğimiz hoşgörünün ürünü. Biliyor musunuz? Bu savaşın finansmanını önemli ölçüde biz sağlıyoruz.

Hazlarımız yüzünden vazgeçemediğimiz ürünlerle finansa ediyoruz onları.

 

Bana ulaşan video, Türkiye’de ki tüm yazarlara ulaştırılmış durumda. Muhtemelen hepsi izledi. Bakalım neler yapacaklar?

 

2003 yılında ‘Irak işgal edilsin diyenler ve bu işgale destek verenler’, bugün videoyu izleyince, katil ABD’nin, katil askerlerinin bedenlerinin üstünde sizin kafanızı görür gibi oluyorum.

 

ABD elçisinin Irak savaşı sırasında bazı yayın organlarının yazar ve yöneticilerini ziyaret edip, ‘personelinize ABD aleyhine haber ve yazı yazdırmama’ tembih ve tehditleri aklıma geliyor. Onlar kendilerini iyi biliyorlar. Bu videolar onlara da ulaştığına göre acaba içleri kan ağlıyor mu? Ya da bir suçluluk hissediyorlar mı?

 

İngiliz yardım kuruluşu Oxfam, 2009 Martında son iki yıldakiler hariç, 740 bin ıraklı kadının dul kaldığını rapor etmişti. Tam olarak kaç kişiye tecavüz edildiğini kimse bilmiyor? Kaç kişi, bu yüzden akıl melekelerini yitirdi? Kaç kişi intihar etti? Kim ne durumda kimse bilmiyor?

 

Sorarım size; bu yaşananlar, ha sizin evde olmuş ha Irak’ta fark eder mi? Vietnam da olsa ne değişir? Halen hem Irak’ta hem de Afganistan’da aynıları olmaya devam etmiyor mu? Olup bitenden haberimiz var mı?

 

Quantanamo’da esir edilmiş gencecik Müslüman kızlar hâlâ tecavüze uğruyor. Uçak işkence merkezlerinde ve bilinmeyen diğer üs hapishanelerin de bütün bu vahşetin bin bir türü devam ediyor.

 

Bu konuda, San Franscisco Chronicel Gazetesi yazarı ve Irak muhabiri olan Anna Badkhen şunları yazıyor: “Üç ABD askeri Halide’nin (Khalida) başını bir bez parçasıyla örterek, onu Irak İçişleri Bakanlığı’na götürdüler. Önce sorguladılar, sonra döverek ön dişlerini döktüler. Ve sonra elbiselerini parçaladılar ve tecavüz etmeye başladılar. Halide bana ‘Onlar tecavüzü bitirince dördüncü kişi odaya geldi’ dedi. ‘Yakmak için bir sigara çıkarttı. Bana şöyle dedi: Ooo bu benim kötü şansım ki sen kanıyorsun. Oysa şimdi sıra bana gelmişti. Bu bir amirdi daha sonra adamlarına beni başlarından atmaları emrini verdi’ Onu bir battaniyeye sarıp, bir arabaya attılar. Bağdat’ta bir yol kenarına attılar…

 

İnsan hakları örgütleri, ABD işgaliyle Saddam’ın devrilmesinin ardından, tecavüz olaylarında çok büyük oranda artış gözlemlediler. 2008’de Uluslararası Af Örgütü, Suçluların özellikle kadın ve kızları hedef aldığını belirtir. Kadınlara tecavüz suçları da dâhil bu suçlar, ABD koalisyonundaki yabancı askerler ve yabancı özel güvenlik şirketlerinin kuvvetleri tarafından işleniyordu…

 

Irak’taki Kadınların Özgürlüğü Organizasyonu’ndan Muhammed, “2003 yılında işgalin ilk başladığı günlerde, beş ya da on kadının kaçırıldığına ya da tecavüze uğradığına birebir şahit olma hikâyesine sahipti. Iraklı doktorlarda, işgalden bir ay sonra tecavüz vakalarının katlanarak artmaya başladığını teyit ettiler…”

 

* * *

 

Basında Anna Badkhen yazısı gibi çok sayıda haber ve makale var. Hiç kimsenin izlemeye tahammül edemeyeceği, yayınlandığı zaman infiale neden olabilecek bu videoların hesabı mutlaka sorulmalı!

 

Bush ve ekibi, -olaylar halen devam ettiğine göre- Obama ve ekibi bunların hesabını vermeli. Vermek zorunda. Müslümanlar bunun hesabını hukuk zemininde sormalı. Ayrıca, lanetlerini bu zalimlerin üzerinden hiç eksik etmemeli. Her iftar sofrasında, ilk yapılacak duada bu zalimlerin helaki istenmeli. Yoksa bu zilletle Allah’ın huzuruna çıkılmaz.

 

Bu videoyu izleyeli aradan üç gün geçti. Şu an tüm hücrelerin nefret ve kinle dolu. Bedenimin kimyası bozulmuş, ayakta zoraki duruyor.

 

En büyük temennim bu çirkef dünyadan bir an evvel ayrılmak. Ama ben bu vebal ve yükle Allah’ın huzuruna çıkamam. Çıkınca hesabını veremem.

 

İşgal Irak, Afganistan, Filistin, Çeçenistan, Doğu Türkistan hatta Kırgızistan’da devam ediyor. Bu son Irak videosu karşısında, evlerin 40 dolara yakıldığı, insanların 100 dolara katledildiği Kırgızistan itiraflarını, vak’a-ı adiyedenleştirebiliyor.

 

Şimdi bu işgallere destek veren, öven, onlara yiyecek/giyecek üreten ve taşıyan, siyasi, ekonomik ve medya desteği veren, olup bitene gözlerini kapayan, kalemlerini harekete geçirmeyen, gücü olduğu halde siyaset ve hukuk zemininde hesap sormayan her kim varsa Allah c.c.’in laneti hepsinin üzerine olsun. (Âmin)

 

Buyurun! Dinde veya insanlıkta kardeşlerinizin kanıyla iftar ve sahura. Afiyet olsun.

03.09.2010 Bu yazi 5931 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri