Son Dakika
Salı, 31 Mart 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Kepekli ekmeğe hayır! Prof Dr Sefa Saygılı
60’lı yaşlarda özellikle 50 yaşlarında ortaya çıkan ve sık rastlanan obezite, şeker hastalığı, hipertansiyon, kanser, eklem sorunları, enfarktüs ve kemik erimesi gibi yaşlılık döneminde hayat kalitesini bozan kronik rahatsızlıklar giderek salgın şeklinde artmaktadır.

İşte bu rahatsızlıklara sebep olan faktörlerin başında hareketsizlik ve egzersiz  eksikliği yanında şeker tüketiminde artış ve beyaz ekmek kullanımı gelir.  Bu yüzden pek çok bilim adamı ve araştırmacı için rafineri tahıl (beyaz un) ve şeker insan sağlığının en büyük düşmanı olarak kabul edilir.

Dünya insanları enerjilerinin yaklaşık % 60’ını tahıllardan sağlar. Tahıllar olmasaydı beklide yeryüzü nüfusunun yarısı yaşamıyor olacaktı.

Buğday rafine işleminden geçirilerek beyaz un şekline dönüştürülür ve kepek kısmı ayrılır. Bu işlemle buğdayın lif, vitaminler ve mineraller açısından zengin olan tohum özü ve kepeği ayrıştırılarak sadece endosperm (nişastalı kısımı)  kullanılmaktadır. Halbuki tohum özü (ruşeym)  vitamin ve mineral bakımından en zengin kısmıdır. Yapısında E ve B vitaminleri, demir ve diğer önemli mineraller, uzun zincirli  çoklu doymamış yağlar, protein ve lifler bulunmaktadır.

Buğday kepeği ise buğdayın koruyucu dış kalkanı,  lif vitamin ve mineral (özellikle demir, çinko) açısından oldukça zengindir. Kepek aynı zamanda liftir, yani barsak hareketlerini düzenleyen besin öğeleri demektir.

İşte buğdayın vücudumuza faydalı olan kısmı böylece atılır, sadece beyaz un kısmı alınarak ekmek yapılırsa tam bir zehir demektir.  Birde ekmeğin beyaz görünmesi için una benzoil peroksit (E 928),  potasyum bromat (E 924) gibi kimyasal zehirlerin katıldığı göz önüne alınırsa felaketin boyutları daha iyi anlaşılır.

Beyaz unun bu zararlarını önlemek için kepeli ekmekler piyasaya sürülmüştür. Kepekli ekmeğin beyaz ekmeğe nazaran daha az zararlı olduğu bilinmektedir. Ancak kepeli ekmek demek beyaz una bir avuç kepeğin katılmasıyla elde edilmiş undan yapılan ekmek demektir. Yani yine beyaz un sözkonusudur. Daha önce sözünü ettiğimiz gibi kepekli ekmeklere, zararları yetmiyormuş gibi beyaz şeker katılmaktadır.  Piyasadaki ambalajlı kepekli ekmeklerde muhtevada hep beyaz şeker katıldığı yazılmıştır. Üstelik kepek ekmek koyu görünsün diye bazı üreticilerin una kakao, kahve yada kimyasal boya kattığı bilinmektedir. Her esmer ekmek, kepekli ekmek değildir.

Büyük bir ümitle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin  kepekli ekmeğini alıp ambalajdaki muhtevasını incelediğimde  hayal kırıklığı ile maalesef yine şeker katılığını müşahade ettim.  Bu yüzden kepekli ekmeğe hayır diyorum.

Beyaz veya kepekli ekmek yerine hararetle tam buğday ekmeğini tavsiye ediyorum. Çünkü tam ekmek  insan bedenine uygun, entegre bir besindir. Kan şekerini yükseltmez, şişmanlatmaz, doyuruculuğu daha fazladır.  Tam ekmek lif açısından zengindir,  barsakları çalıştırır. Buğdayın içinde bulunan ve vücudu özellikle kolon kanserinden koruyan antioksidan maddeler,  buğdayın dış kepeği ile tohum kısmında bulunur. Sağlık açısından zengin olan bu kısımların besleyici değerleri çok yüksektir. Buğdayı kepeğinden ayırmak,  vücudu faydalı pek çok faktörden ve akciğerin koruyucusu silisyumdan mahrum etmek anlamına gelir. İşte tam ekmek bu yüzden de çok faydalıdır ve vazgeçilmezdir.

 

06.10.2011 Bu yazi 49171 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri