Son Dakika
Çarşamba, 15 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
İlahiyatçı Proflar Kasım Tiryaki
İki uyarı veya hatırlatmayla başlayalım.

Bir; başlıkta ki 'İlahiyatçı Proflar' elbette ki bütün ilahiyatçı profesörleri kapsamamaktadır.

İki; ben hoca olmadığım gibi, fetva verecek durumda da hiç değilim.

İkinci hatırlatmayı, daha önce bir kaç kez daha yapmıştım. Ama gerekirse kırk defa daha yaparım.

Konu dinle ilgiliyse, işin başında bu hatırlatmayı yapmadan söze girmek olmaz.

 

Ama 'Elhamdülillah Müslüman'ım'. İyi kötü dinimin gereklerini yerine getirmeye gayret ediyorum.

Yaptıklarım var, yapamadıklarım var.

Bildiklerim var, bilmediklerim var.

'Buraya kadar olan kısmı' tamam..

Karışık olan 'bundan sonrası'.  

 

'Buraya kadar olan', bu güne kadar din diye ve din adına öğrendiğim her şey. 

'Bundan sonrası' dediğim ise, üç beş yıldır İlahiyatçı Öğretim Üyelerinden duyup işittiklerim..

Karışık olanlar işte bu hocaların verdiği fetvalardır.

Sayın Profesörlerin verdiği birçok hüküm, önceki öğrendiklerimle neredeyse taban tabana zıt.

 

Yüzlerce yıllık fetvaları hallaç pamuğuna çevirdiler. Medyatik hocalar o kadar cevval ki, handiyse fetvalara fink attırıyorlar.  

Duyduklarım karşısında her seferinde 'hoppala' demekten kendimi alamıyorum.

Ya bu güne kadar doldur boşat yapmışız ya da bu günden sonrası öyle olacak.

Daha önce amel ettiklerimiz mi doğru, şimdi duyduklarımız mı?

Hangi fetva üzere yaşamaya devam edelim?

Kime inanalım?

Tamam, bilmediğimiz mevzularda konuşmayalım ama bilenlerde bir öyle, bir böyle konuşunca ne yapalım?

 

Hadise apaçık ortada işte!

Dünün medreselilerinin söyledikleriyle, günün çağdaş ilahiyat profesörlerinin söyledikleri birbirini tutmuyor.

Modern hocalar, her şeyi tartışmayı çok seviyor en başta.

Ulu hocaların fetvasını çoktan verdiği, ümmetin, üzerinde bin yıldır tartışmasız ittifak ettiği işleri bile tartışıyor adamlar. 

İmam-ı Azam'ların,  Gazali'lerin,  Rabbani'lerin sağlam kazığa bağladıkları ne kadar konu varsa, sanki üzerinde hiç konuşulmamış gibi yeniden gündeme taşıyorlar.

 

Sorun o konuların yeniden konuşulması değil.

Sorun, profesör hocaların verdiği fetvaların, önceki fetvalarla hiç bir şekilde uyuşmamasında.

Bir vatandaş olarak bu durum beni geriyor.

Ne yani benim dedem ve hatta muhtemelen birçoğunuzun dedesi İmam'ı Şafi'nin, Maliki'nin, Hanbelî'nin, İmam-ı Azam'ın, fetvalarıyla amel etmekle yanlış bir iş mi yaptılar?

Profesör hocalara sorarsak öyle!

Dün verilen fetvalarla, şimdinin ilahiyatçıları neredeyse kafa buluyor.

 

Hani bazen diyorum ki, bizimkiler 'Martin Luther'e mi özeniyorlar.

Öyle ya, 'Dört mezhep iyice sıktı, yenileri gerek' diye bir fikre vuruyorlar ya kendilerini.

Hatta bazıları kendini bura da frenleyemeyip 'mezhebe ne gerek var' diyor ya!

Hatta ve hatta 'mezhepsizlik en iyisi deyip, ne kadar bidat ve sapık mezhep varsa, o sapık fırkaların fetvalarını karaborsadan millete yedirmeye' çalışıyorlar ya!

İşte çağdaş Hocaları dinledikçe, her seferinde 'acaba Luteryencilik mi oynuyorlar' diye geçiyor aklımdan.

Ama, Martin Luther'in ki, kilise ve papanın tanrılık iddiasına karşı başlatılmış bir isyandı.

Bizimkilerin durumu onunla hiç örtüşmüyor. Zira ki İslam Dünyası hiç bir zaman Hıristiyanlık gibi dogmatizmin esiri olmadı.

Her dönem, her konu çatır çatır tartışıldı.

Fikri güçlü olanlar ayakta kaldı, zayıflar elendi.

Zaten onun için, medyatik olmuş hocaların ekserisi, ıskartaya çıkmış ne kadar fikir ve akım varsa, yeniymiş gibi o görüşleri piyasaya sürüyor.

Birçok hoca münkariz olmuş akımların fedaisi gibi maşallah.

Gazete ve televizyonlar da köşe tutmuş kelli felli profesörleri dinleyip de 'vay anasına' dememek elde değil.

 

Neden 'vay anasına' biraz anlamışsınızdır herhalde!

Onlardan okuyup dinlediklerimle, bu yaşıma kadar öğrendiklerim hep birbirine ters şeyler.

 

Neyse, gelecek yazımızda konuyu biraz daha açarız. 

 

20.09.2010 Bu yazi 4318 defa okundu
    Sonraki:
    Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

     
    • Bir kıyamet silahı: GDO
      Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
    • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
      Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
    • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
      Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
    • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
      “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
    • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
      Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
    • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
      Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
    Diğer mülakatlar:
    1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
    Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
    Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
    Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri