Son Dakika
Çarşamba, 30 Eylül 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
İlaç üreticisi ve eczanenin ortak reçete oyunu
Olmayan bir hastalık tanımlayıp, milyonlarca hasta yaratırsanız ve olmayan bir hastalığın tedavisi için işe yaramayan bir ilacınız varsa iyi iş yakalamışsınız demektir.

Ruh sağlığı alanından örneği verelim. 1960’lara kadar homoseksüellik, DSM 4 diye bilinen, Amerikan Psikiyatri Derneği’nin yayınladığı uluslararası akıl hastalıkları teşhis manüelinde bir “akıl hastalığı” olarak tanımlanırdı. Bu “hastalara” ilaç verilir ve terapi uygulanırdı. Tabii ortada bir hastalık olmadığı için tedavisi de yoktu. Yani bütün dünyada milyonlarca insan homoseksüel oldukları için akıl hastası muamelesi görürdü. İlaçlarını alırlar, kuzu kuzu terapilerine giderlerdi. Tabii hiç biri “iyileşmediği” için onları iyileştirmeye çalışanları zengin ederlerdi.

Bir başka örnek ise şişmanlığı pratik bir biçimde tanımlayan BMI endeksinde, normal kilonun nasıl tanımlandığıdır. Eğer beden ağırlığınızı boyunuzun karesine bölerseniz BMI endeksini bulursunuz. Eğer bu rakam 30’un üstündeyse şişmansınız ve tedavi olmanız gerekir. Yıllar önce şişmanlığın, yani sağlıksız/hasta olmanın ölçüsü 35 idi. Bir tarihte bu rakam 35’den 30’a indirildi ve birden 70 milyon Amerikalı bir gecede tedavi edilmesi gereken hastalar kategorisine giriverdi. Tabii bir o kadar da Avrupalı. Bütün dünyada bu rakam kaç milyarı bulmuştur bilemiyoruz.

Şişmanlığın tedavisinde kullanılan ilaçlar her gün alınır. Yani şirkete iyi para kazandırırsınız. Çünkü neredeyse kimse zayıflayıp, geldiği yerde duramadığı için pratikte her gün ilacınızı almak zorundasınızdır. İlaç yetmediği için, yemek tüketiminizi denetleyebilmek için diyetisyene gidersiniz. O da yetmez, bir de terapiste gider. Tabii ortada hastalık olmadığı için ve herkes olmayan bir problemi halletmeye çalıştığı için hiç kimse “iyileşmez.”

İşin vahim tarafı, kimsenin iyileşmediği herkes tarafından, yani doktorlar, diyetisyenler, araştırmacılar, terapistler, ilaç şirketleri tarafından net bir biçimde bilindiği halde, bu oyun boyutları artarak sürdürülmektedir.

Aynı oyun kolesterol için de oynanmaktadır. Yüksek kolesterolün başta kalp olmak üzere ciddi hastalıklara neden olduğu henüz gösterilmemiştir. Son söyleyeceğimizi şimdiden söyleyelim: Bir sürü araştırma, kolesterol yükseldiğinde daha uzun yaşadığımızı, düşükse daha çabuk hakkın rahmetine kavuştuğumuzu göstermektedir. İyi mi?

KOLESTEROL VE ŞEHİR EFSANELERİ

Şimdi verileri, bulguları ve araştırmaları sıralayalım:

-Kolesterolle ilgili programları Amerika’da “Ulusal Kolesterol Eğitim Programı (National Cholesterol Education Program - NCEP)” adlı kurum yönetmektedir. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) da dahil olmak üzere herkes bu programa uymaktadır.

-NCEP’i yöneten dokuz kişinin sekizi ilaç firmaları hesabına çalışmaktadır.

-Kolesterol ilaç pazarı 26 milyar doları bulmaktadır. Üstelik bu, 2005 yılı rakamıdır.

-San Diego Tıp Fakültesindeki araştırmacılar, 75 yaşın üzerindeki kişilerde yüksek kolesterolün koruyucu rol oynadığını belirtiyor. Çünkü düşük kolesterol, kalp krizi geçirildiğinde -başlıca ölüm nedeni olan- ritim bozukluğu riskini arttırıyor.

-European Heart Journal’da yayınlanan ve 11 bin 500 hasta ile yapılan bir araştırmada Behar ve ekibi, düşük ve yüksek kolesterol seviyelerine sahip kişilerin, kalp hastalığına bağlı ölüm riskinin eşit olduğunu belirtmiştir. Düşük kolesterollü kişilerin de en çok kanser nedeniyle öldükleri görülmüştür.

-American Medical Association Journal’da yayınlanan “Kolesterol ve Ölüm: Framingham Çalışmasında 30 yıllık Takip” başlıklı araştırmada, 50 yaşın üzerinde yüksek olan kolesterolün ölüm oranını etkilemediğini, toplam kolesterol düzeyindeki yıllık her 1mg/dl düşme için kalp damar hastalığından ölüm oranlarının yüzde 14 arttığını bildirmişlerdir.

-Journal of the American Geriatric Society’de Brescianini ve ekibinin yayınladığı araştırma da, toplam kolesterol düzeyinin düşük olmasının (189mg/dL), yüksek olmasına göre (400mg/dL) ölüm riskini arttırdığını açıklamışlardır. Yani kolesterolünüz düşükse daha erken ölüyorsunuz. Araştırma üç bin 295 kişiyle yapılmış.

University of California at San Francisco (UCSF)’da Walsh ve Grady, kolesterol düşüren ilaçların kadınlarda kalp hastalığından kaynaklanan ölümleri azalttığına dair bir kanıt olmadığını söylüyor.

-Araştırmacı Holme ve ekibi yaptıkları meta analizde yani çok sayıda araştırmayı bir araya getirerek yaptıkları değerlendirmede, kolesterol düşürücü kullanan yaşlıların, ölüm oranlarında bir düşme olmadığını gösterdi.

-Kolesterol düşürücü ilaçların kadınlarda ve yaşlılarda bir işe yaramadığı anlaşılıyor. Çocuklarda, ergenlerde, değişik etnik gruplarda nasıl etki ettiğini de bilmiyoruz. Çünkü bu alanda araştırmalar genellikle orta yaşlı erkeklerle yapılmış durumda.
Haftaya devam.

Rakamlara İşkence

Birinden bilgi almaya çalışıyorsanız -o kişi de diretiyorsa- biraz orasını burasını burarsınız konuşur. Yapılanın bazen işkence olup olmadığı bile tartışılır. İstatistik jargonunda “rakamlara işkence” diye bir uygulama vardır. Zar zor bir fon bulduğunuz araştırmanız, onca zahmetten sonra umduğunuz sonuçları vermedi. Her şeyi çöpe atmak yerine medyanın, doktorların, psikologların, psikiyatristlerin, beslenme uzmanlarının (daha doğrusu ruh sağlığı ve beden sağlığı hizmeti sağlayan tüm profesyonellerin) araştırmayla uğraşanlarının beklentilerini istatistik karşılamadığında yaptıkları bir şey vardır: Rakamlara işkence! Yani rakamların orası burası burulur ve arzulanan sonuç elde edilir. Tabii bunları yapanlar yani etikası yamulmuş olanlar, Allah’tan azınlıktadır.

İlaç işine giren araştırmacıların etikası yamuk olanları ne yazıktır bu yönteme neredeyse hep başvurur. İlaçların işe yarayıp yaramadığını anlamak için başvurdukları bazı kavramlar vardır ve bunlar yetersiz kaldığında yeni kavramlar icat edilir. Bunların ne anlama geldiği de açıklanmaz. Sık başvurulan bir iki tanesi “Toplam ölüm oranı” ve “göreceli risk azalmasıdır”.

Toplam ölüm oranı, bir ilacın riskli olup olmadığını anlamak için bakılması gereken en güvenilir istatistiktir. Toplam ölüm oranına bakılması bir ilacın, kullanılırken sizi kanser, kalp krizi veya başka bir hastalıktan öldürmediğini garantiler. Toplam ölüm oranını bildirirken, ilaç firmaları ya “mutlak” ya da “göreceli” kavramlarını kullanırlar. “Göreceli risk azalması”, etikası yamulmamış araştırmacılar ve istatistikçiler tarafından itibar görmez çünkü güvenilir değildir. Böyle olmakla birlikte ilaç firmaları yalnızca bu istatistiği vermeye devam eder. Çünkü bu istatistiğin temel görevi, ilacı daima olduğundan daha etkili göstermesidir.

Bir deneyde, beş yıl kolesterol düşürücü ilaç kullanan kişilerde mutlak toplam ölüm oranında 0.9 azalma olduğunu oysa prospektüsünde toplam ölüm oranında yüzde 22’lik azalma olduğu yazmaktadır. Diğer bütün kolesterol deneyleri aynı resmi çizmektedir. Bir başka deneyde, ortalama 4.9 yıllık izleme sonucunda ilaç uygulandığında, düşük ve yüksek kolesterol arasındaki toplam ölüm oranında mutlak risk azalması yüzde 0’dır. Ne düşük ne yüksek grupta, ilaçla ilgili uygulama erken ölümleri önlememiştir.

Aşağıda en büyük ilaç firmalarından birinin, en çok kullanılan kolesterol düşürücü ilaçlardan biriyle ilgili ilanının metnidir. Aşağıdaki metin, ilanda en dipte ufak harflerle yer almaktadır. Firma ve ilaç adını gizli tutuyorum:

Önemli bilgi: X ilacı reçeteyle satılan, kolesterolü düşürmek amacıyla diyetin yanı sıra kullanılan bir ilaçtır. X herkes için uygun değildir, karaciğer hastalığı bulunan veya muhtemelen karaciğer problemleri olanlar, emzirenler, gebeler, veya gebe kalma olasılığı olanlar kullanmamalıdır. X’in kalp hastalığını veya kalp krizini önlediği kanıtlanmamıştır.

Kolesterol düşürücü ilaçlar kalp hastalığını neden önlemez?

Haydi bakalım! Yukarıdaki yazı, yüksek olan kolesterolümüzü düşürüp kalp krizi geçirmemek için her gün kullandığımız bir ilacı imal eden firmanın kendi ilacıyla ilgili ilanıdır. Yani firma bize, “ürettiğim bu ilaç her ne kadar kolesterolü düşürüyorsa da, bu düşüş kalp krizini önlememektedir” demektedir.

Peki öyleyse ben kalp krizi geçirmeyeyim diye bu ilacı neden kullanıyorum?
Neden her seferinde kolesterolü arttırdığı sanılan bir şeyleri yediğimde suçluluk duyguları çekiyorum?

Annem beni neden doğurdu? Ben bu dünyaya niye geldim? Kozmik sorular sormadan bu hayatı sürdüremeyecek miyim?

Tavuğa endeksli bir hayatı hak etmek için ben ne yaptım?

Bu sorulardan arınabilmek ve huzura kavuşabilmek için kendime bir “ruh deşen” mi bulsam? Yoksa 1000 adet denek bulup yarısına tavuk, diğer yarısına et, yumurta, tereyağı Allah ne verdiyse yedirip bir yıl sonra kimler hakkın rahmetine kavuştu diye mi baksam? Sonuç beklediğimiz gibi çıkmazsa onca tavuğa yazık değil mi? Her şey bir tarafa, tavuk hakları savunucularıyla nasıl baş ederim?

Neyse bu mübarek günde tavuklarla ilgili fantezileri bir tarafa bırakıp sadede gelelim. Kolesterol düşürücü ilacın LDL kolesterolü, yani bütün kötülüklerin anasını yüzde 25 düşürdüğünü ancak kalp hastalığının ilerlemesini durdurmadığını araştırma söylüyor.

Aslında bu durumun bin senedir bilindiği anlaşılıyor. Örneğin daha 1961’de Mathur ve arkadaşları 220 olguda, ölen hastaların kolesterol düzeyleri ile kalp damarlarında oluşan “plakların” miktarı veya yoğunluğu arasında bir ilişki bulunmamıştır. 1960 ve 1970’lerde pek çok araştırmacı benzer sonuca ulaşmıştır.

Yeni gelişen görüntüleme araçları da (EBCT) aynı sonuçları vermektedir. New York Beth Israel Tıp Merkezinden Hecht ve Harman, kolesterol düşürücü ilaçları kullanan 182 hastayı 1.5 yıl izlemişler ve sonuçta Kötü kolesterolü (LDL) düşürdükleri halde aterosklerotik plak gelişiminin durmadığını belirtmişlerdir.

Peki kolesterol düşürücü ilaçların kalp krizini önleyemediğini anladık. Tehlikeli olabiliyorlar mı?
Evet maalesef ciddi tehlikeler yaşayabiliyor? Pek çok araştırma, kolesterol düşüren ilaçların çok sayıda ciddi ve kalıcı etkileri olan rahatsızlığa neden olduğunu ortaya koyuyor. Bunlara kanser de dahildir. Allahtan kolesterol düşürücü ilaçları kullanan insanların yarısı, yan etkilerinden ötürü ilacı birinci yılda bırakmaktadır. “[5] (Sabah)

KAYNAK VE DİPNOTLAR
[1] Mevlüt Durmuş (2009). Kolesterolterol ve Akıl Oyunları. Hayykitap 84. ISBN 978-975-9059-88-0
[2] Shane Ellison. Health Myths Exposed, 2006. MR Publishing , Shane Ellison. Hidden Truth About Cholesterol Lowering Drugs, 2005. (Hayy Kitap tarafından bu kitaplar Türkçe’ye çevrildi). http://www.healthmyths.net/ http://www.thincs.org/
[3] http://www.iyilikguzellik.com/artikel.php?artikel_id=69
[4] http://www.isteinsan.com.tr/yazarlar/kolestrol_bir_masal_daha_5.html
[5] Emre Konuk’yazılarıyla ilgili bağlantılar
http://www.isteinsan.com.tr/yazarlar/kolestrol_bir_masal_daha_5.html
http://www.isteinsan.com.tr/yazarlar/emre_konuk/16248.html
http://www.isteinsan.com.tr/yazarlar/emre_konuk/kolestrol_bir_masal_daha_3.html
http://www.isteinsan.com.tr/yazarlar/emre_konuk/15018.html
http://www.isteinsan.com.tr/yazarlar/emre_konuk/emre_konuk_kolesterol_bir_masal_daha.html

Suçlu çırak mı, Sağlık Bakanı mı yoksa…?

 

05.10.2009 12:14:00 Bu haber 6660 defa okundu
İlaç üreticisi ve eczanenin ortak reçete oyunu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri