Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
İlaç israfının sorumluları kim? Prof Ahmet R Küçükusta
Türk Eczacılar Birliği Genel Sekreteri Uzm. Ecz. Harun Kızılay’dan Zaman gazetesinde yayınlanan “Antibiyotik Kullanımı Nasıl Olmalı?” başlıklı yazım için bir mektup aldım.

Sayın Kızılay, “Türkiye’ de gereksiz antibiyotik kullanımında asıl suçlu, her ateşi olan hastaya antibiyotik yazmayı görev bilen biz doktorlar ve her isteyene istediği ilacı vermekte sakınca görmeyen eczacılardır” ifademin direkt olarak örgütlerini ve meslektaşlarını hedef aldığını ve 30 bin eczacıyı töhmet altında bıraktığımı söylüyor ve diyor ki:

“Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; eczacı meslektaşlarım, eczanesine gelen ve elinde reçete olmadan ilaç almak isteyen hastasını ilaç hakkında mutlaka bilgilendirmektedir. Önce rahatsızlığının ne olduğunu sorar ve o doğrultuda hastasının özelliklerini de göz önünde bulundurarak ona en doğru ilacı verir. Çünkü eczaneler; hastaların sağlıklarını yeniden kazanmaları adına çaba sarf eden, önceliği halk sağlığı olan ve halka en yakın sağlık kuruluşlarıdır. Öte yandan, aşırı antibiyotik kullanımı ile ilgili çekincelerimizi defalarca dile getirmiş ve kamuoyuyla paylaşmış bir örgüt olarak, böylesine ön yargılı ve eczacıları suçlamaya yönelik bir açıklama bizler için son derece üzücü ve bir o kadar da düşündürücüdür.

Birer sağlık profesyonelleri olarak bizler, son zamanlarda giderek artan antibiyotik kullanımının ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiğinin farkındayız. Dolayısıyla; tüm ilaçlarda temel ilke olarak akılcı ilaç kullanımına, antibiyotikler söz konusu olduğunda daha da önem verme gerektiğini savunuyoruz. Her fırsatta da, ilaçların doktor tavsiyesi ve eczacı danışmanlığında, önerilen doz ve zamanda kullanılması gerektiğinin altını çiziyoruz.

Tüm bu gerekçelerle, ilacın sunumu ve doğru kullanımı için gerek bireysel gerekse örgütsel düzeylerde yıllardır kararlılıkla mücadele eden eczacılık mesleği mensuplarının, sorunun bir tarafı olarak yansıtılması çözümü daha da zorlaştırmakta ve topluma yanlış mesajlar vermektedir.

Sonuç olarak; antibiyotik kullanımında büyük artış yaşanmasının, insanlarımızda sağlık bilincinin yeteri kadar oturtulmamasından kaynaklandığı inancındayım. Dolayısıyla; sizin gibi geniş bir okuyucu kitlesine sahip profesyonel bir sağlık

uzmanının, halk sağlığını yakından ilgilendiren bu tür konularda daha yapıcı, tüm toplum sağlığını gözeten ve en önemlisi çözüm yollarını öne çıkaran yaklaşımları benimsemesi gerektiğine inanıyoruz.”

İlaç israfında sorumlular kim?

Bu konuda görüşlerimi tekrarlama fırsatı verdikleri için Türk Eczacılar Birliğine (TEB) teşekkür ediyorum.

TEB’ nin alınganlık göstermesine hiç gerek yok. Ben onlar gibi antibiyotik kullanımında büyük artış yaşanmasının, insanlarımızda sağlık bilincinin yeteri kadar oturtulmamasından kaynaklandığı kanaatinde değilim.

Böyle olsa bile bunun sorumlularının başında zaten doktor ve eczacıların gelmesi gerekir.

Yanlış ve gereksiz ilaç kullanımında asıl suçlular biz doktorlar (bunlara kendimi de dâhil ediyorum) ve eczacılardır.

O yazımda doktorların gereksiz ilaç yazma sebeplerini anlatmıştım.

Bugüne kadar ilaç almaya gittiğim ve beni tanımayan hiçbir eczacının veya çoğu zaman olduğu gibi kalfanın beni bilgilendirdiğini görmedim.

Almak istediğiniz ilacın adını söyler, parasını verir ve ilacı alıp gidersiniz.

Sayın Kızılay’ın mektubunda “Elinde reçete olmadan ilaç almak isteyen hastaya önce rahatsızlığının ne olduğunu sorar ve o doğrultuda hastasının özelliklerini de göz önünde bulundurarak ona en doğru ilacı verir.” sözleriyle de belirttiği gibi bir kısım eczacılar “doktorculuk” da oynarlar.

Bir eczacı elinde reçete olmadan ilaç almaya gelen bir hastaya ilaç vermemeli ve onun bir doktora giderek derdini anlatması ve muayene olması gerektiğini söylemelidir.

Denemek çok kolay: Sayın Kızılay siz de bir eczaneye gidin ve mesela “Augmentin” isteyin. Eczacı ilacı verir ve sizi sadece ilacın “fiyatı” konusunda bilgilendirir.

Gelelim neticeye

BİR: Bir meseleyi çözmek ve çareler bulmak için önce sebeplerinin doğru olarak ortaya konması gerekir.

İKİ: Eczacılar da bu konuda elbette meselenin bir tarafıdır. Bunun bilinmesi çözümü zorlaştırmaz aksine kolaylaştırır.

ÜÇ: Amacım doktorları, eczacıları veya başkalarını suçlamak değil, çok önemli bir meselenin sebeplerini ortaya koymaktır. Alınganlık göstererek ne doktorlar ne eczacılar kendilerini bu işten soyutlayamazlar. Kafamızı kuma gömerek bir neticeye ulaşmamız da mümkün değildir.

09.04.2011 Bu yazi 4526 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri