Son Dakika
Pazar, 22 Nisan 2018 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
İçimiz dışımız soya oldu; kim kazanıyor, kim kaybediyor?
Soya, GDO uzmanlarının riskli gördüğü dört üründen (Mısır, Soya Fasulyesi, Kanola ve Pamuk) biridir. Eti, sütü derken artık soya endüstriyel her üründe yer alıyor. Peki, nedir bu soya? Soya’yı tüketmeli mi, tüketmemeli mi?

NERELERDE TÜKETİYORUZ


Soyayı, pek çok alternatif et ürünleri alternatif süt ve süt ürünleri, mamalar, kahvaltılıklar, reçeller, tatlılar, şekerleri çikolatalar, alkollü, alkolsüz, içecekler, sakızlar, yoğurtlar, soslar, tabletop tatlandırıcılar, vitamin ilaçları, şekersiz öksürük bonbonları gibi eczane ürünleri de dâhil olmak üzere 6,000den fazla gıda maddesi GDO’lu SOYA ürünü içerme ihtimali oldukça yüksektir. (daha fazla bilgi için bakınız)

 

Türkiye, GDO’lu ürünlerin yasak olmadığı ülkelerden biridir. Bu nedenle endüstriyel gıda ürünlerinde yer alan soyanın GDO’lu olma ihtimali olmama ihtimalinden daha yüksektir. Türkiye şartlarından bir ürünün GDO olup olmadığını bilmek tüketici açısından maalesef mümkün değildir.

 

Peygamberimiz s.a.v. 'Ey Rabbimiz! Bu sütten bize bereket ver ve onu bize ziyâde eyle, çünkü yiyecek ve içecekler­den hiçbiri sütten daha doyurucu değildir" (Ebû Davud ve Tirmizi) buyururken ve bugün tıp sütün yararlarını saymakla bitiremiyor. Mesela inek sütü kalsiyum içeriğinden dolayı çok sağlıklıdır. Tabii ki sadece kalsiyum değil, farklı vitaminler ve potasyum için de çok iyi bir kaynaktır. İnsanlar ise daha çok kalsiyumun kemik gelişimindeki faydası için inek sütü içerler! Ve sütten elde edilen yayısız besinle insan oğlu sağlıklı bir yaşam sürer.

 

Bazı aklı evveller doğal inek sütüne karşısın GDO’lu bir tarım ürününe dönüştürülen soya sütünün alternatif olarak sunmaktadırlar.

 

Soya sütü sağlıklı mı?

 

İnsanlığın binlerce yıldır içtiği inek sütüne alternatif olarak soya fasulyesinin haşlama suyu, “soya sütü” ismiyle satılıyor. Sağlık içeceği olarak lanse edilen bu haşlama suyu sağlık verebilir mi?

Soya endüstrisine göre, soya haşlama suyu her derde deva. Süt içmeyen veya içmek istemeyen insanlara, “soya sütü için” diyorlar.

Soya sütü nedir?

Öncelikle, soya sütünün ne olduğuna bir bakalım. Biliyorsunuz, soya fasulyesi bir çeşit “fasulye”. Soya bitkisinin içinden akan doğal bir öz değil soya sütü.

Vikipedi’deki tarife göre bu fasulye önce suda bekletilip yumuşatılıyor. Üzerine su katılıp eziliyor. Elde edilen fasulye ezmeli su kaynatılıp süzülüyor. Oluyor size soya sütü…

Soya sütü nasıl bu kadar popüler hale geldi?

Soya sütünün piyasada neden bu kadar fazla olduğunu anlamak için, öncelikle soya yağını anlamak gerekiyor…

Çünkü, günümüzde gıda endüstrisinde hemen her ürün soya yağıyla hazırlanıyor (Nutella’nın gizli tarifi: Kakao yağı yerine soya yağıyla yapılması. Donatella Piatti seneler önce, marka ismi vermeden bunu öğrendiğinde ne kadar üzüldüğünü yazmıştı). Piyasada gördüğünüz bütün gofretler, çikolatalar, ekmeğe sürülen çikolatalı kremalar, kahvaltılık gevrekler, hazır çorbalar, cipsler, bisküviler soya yağı ile üretiliyor! Çünkü, soya yağı çok ucuz!

Soya fasulyesinin yağı bu kadar çok kullanılıyor, yağ çıktıktan sonra elde kalan soyayı ne yapacaklar? Soya sütü, soya peyniri (tofu), soya proteini gibi soya ürünleri yapıyorlar.

Soya yağı için soya üretimi arttıkça diğer soya ürünleri de çeşitli pazarlama taktikleri ile piyasaya sürülüyor. Gazetelerde gördüğünüz “soya sütü şuna buna iyi geliyor” türü müjdeler de soya sütü pazarlamasının parçaları…

Soyanın genleri

Bir de genetik müdahale konusu var tabii. Sağlık yiyeceği olarak pazarlanan soya, genetik mühendislerinin en fazla oynadığı üç gıdadan biri (diğerleri mısır ve pirinç). Yani, sağlığınız için soya sütü öneriyorlar ama hammadde olarak kullandıkları soyanın genleriyle oynanmış. Bu nasıl bir çelişki!

GDO (Genleri Değiştirilmiş Organizma) veya GMO (Genetically Modified Organism) ve soya (soy bean) kelimelerini beraber yazarak internette küçük bir araştırma yapın, bakalım neler çıkacak?

Uzakdoğuluların sağlık sırrı mı?

“Doğru Beslenmeyle İlgili Yanlış Bildiklerimiz” kitabının yazarı Serkan Yimsel’e göre, soyanın Uzakdoğuluların sağlık sırrı olduğu iddiası da yanlış. Yimsel, Uzakdoğuluların soyaya çok değer verdiğini, ama yemediklerini ifade ediyor:

“Gerçekten de Uzakdoğu’da, özellikle eski Çin uygarlıklarında soyaya çok değer veriliyordu. Hatta Çin’de Chou hanedanlığı döneminde soya fasulyesi; çavdar, buğday, darı ve pirinç ile birlikte 5 kutsal tahıldan biri olarak anılıyordu (3,4). Evet, Çinliler soyayı kutsadılar, ancak yemediler! Çinli çiftçiler soya fasulyelerini genellikle topraklarını nadasa bıraktıkları dönemlerde ekerek kaybolan bazı bileşikleri toprağa kazandırmak için kullandılar (3,4).
Araştırmaların gösterdiği kadarıyla rizobyum denilen bir bakteri türü soya fasulyeleriyle ortak yaşamayı seviyordu ve bu bakteri havadaki azotu toprağa biriktiriyordu. Bir önceki mahsul topraktaki azotu tükettiği için Çinli çiftçiler soya fasulyeleri ekerek tarlalarının yeniden azot tutabilmesini sağlıyorlardı (3,4).

Soya fasulyelerinin bir azot toplayıcı görevinden, bir besin haline geçişi, sadece son 2,000 yıl içerisinde bazı fermantasyon tekniklerinin gelişmesinden sonra gerçekleşmiştir (3,4). Yani soyanın beş bin yıldan fazla bir süredir tüketildiği iddiası doğru değildir. Avcılık toplayıcılıktan tarıma ilk geçiş yapan ülkeler olarak bilinen Uzakdoğu ülkelerinin yaklaşık on bin yıllık tarım geçmişlerinin büyük bir bölümünde soya fasulyesini besin olarak tüketmemelerinin nedeni, kişisel tecrübelerine dayanıyordu. Yenildiğinde çok fazla sindirim problemlerine, gaz oluşumuna ve rahatsız edici göbek şişkinliğine yol açan bu tecrübeleri daha sonra modern bilim, tripsin protein enziminin işlevini azaltan toksinlere bağlayacaktı (3,4).

Son iki bin sene içerisinde ise soya Uzakdoğu’da ancak fermente edildikten sonra tüketildi. Fermantasyon uygulanan soyalı gıdalar da (zaten etin bol olduğu dönemlerde bu gıdalar soya fasulyesi yerine et kullanılarak yapılıyordu) mizo, soya sosu, tofu ve tempeh gibi birkaç çeşit gıdadan ibaretti. Yani Çinliler, Koreliler, Vietnamlılar ve Japonlar bizlerin sandığı gibi hiçbir zaman soyadan yapılan peynirler, soyalı tatlılar, soya sütleri ya da taklit soya şarküteri etleri tüketmediler.

Tükettikleri fermente soya gıdaları da iddia edildiği gibi diyetlerinin çok büyük bir oranını oluşturmuyordu. Öyle ki 1977’de yapılan bir araştırmaya göre Çin’de halkın yediği soya, toplam diyetlerinin ancak yüzde 1,5’ine tekabül etmekteydi. Hâlbuki domuz etinin toplam diyetlerindeki oranı yüzde 65’ler seviyesindeydi (3,4). Yine Çin ve Japonya’da yapılan diğer araştırmalarda görüldüğü üzere erişkin bir bireyin bir günde tükettiği soya miktarı 1 çorba kaşığını geçmemektedir. Hâlbuki Amerikan hükümetinin kalp-damar hastalıklarından korunmak için halka tavsiye ettiği günlük en az yenilmesi gereken soya miktarı bunun neredeyse 3 mislidir (3,4).

Referanslar:
1-
The Hole Soy Story, Kabayla T. Daniel, PhD, CCN
2- Soyanın Karanlık yüzü, slâyt gösterisi, Prof. Dr. Ahmet Aydın,
3- Center for Food Safety and Institute for Responsible Technology’ın GDO’suz alışveriş klavuzu
4- Siret Ansiklopedisi
5- iyibilgi.com

 

12.03.2009 12:37:00 Bu haber 27682 defa okundu
İçimiz dışımız soya oldu; kim kazanıyor, kim kaybediyor?
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri