Son Dakika
Pazartesi, 25 Eylül 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Hz Peygamber s.a.v.’in yeme içmesi

Hz. Muhammed s.a.v. çok yüksek faziletlerle, mükemmel ahlâk ve güzel davranışlarla dolu, sözü ve ameli birbirini tutan bir insan olarak yaşadı; fakat hayat tarzı son derece sâde idi. Hurma ağacının lifleriyle doldurulmuş bir ya­tak, deriden mamul bir su kırbası ve yine hur­ma yaprakları ile doldurulmuş yastığından başka hiçbir mefruşatın olmadığı basit bir odada yaşadı. Yemeği de sade idi, çok zaman su ve hurma, veya arpa ekmeği ile keçi sütün­den ibaretti. Elbisesi, vücudun üst tarafı için bir gömlek ve hırka ile alt tarafı için ise kalın­ca bir örtüden ibaretti.

Bu sade yaşayışına rağmen, hayatı örnek bir hayattı. Hayatın her sahasında ve her yönüyle son derece mükemmel bir insan olarak yaşa­dı. Evlendi, çocukları oldu, ailesi ile huzurlu ve mutlu bir hayat sürdü, her insan gibi o da hayatın neşe ve sevincini, elem ve zorlukları­nı yaşadı. Hayatı boyunca herhangi bir insa­nın karşılaşabileceği bütün durumlar ve deği­şik meseleler ile yüzyüze geldi. Fakat bunlan soğukkanlılık, cesaret ve kararlılık ile karşıla­yarak başarıyla çözüme kavuşturdu.

Bu sadelik gündelik hayatın en ufak ayrıntıla­rında bile mükemmeldi. Yiyecekleri, giyecek­leri, konuşması, davranışları, uyku zamanı, evdeki ve dışarıdaki hayatı, ibadeti, hanımları ve başkaları ile olan diğer münasebetleri sîret, hadis ve tarih kitaplarında kaydedilmiş­tir. Hz. Muhammed s.a.v.'in günlük hayatının ayrıntıları hakkında yapılan bir çalışma, onun hayatının manevî, ahlâkî ve sosyal sahalarda­ki üstün niteliklerini gözler önüne serecektir.

Hz. Peygamber s.a.v. zühd ve tak­vanın eseri ölçülü ve az yemek yemiştir. Ye­diği belirtilen gıdalar hemen hemen çevresin­de bulunanların hepsine şâmildir: Et, süt, arpa ve buğday ekmeği, kabak, zeytinyağı, bal, helva, sirke, hurma ve iliği severdi. Yemeğin­de ilik buldu mu, parmaklan ile diğer parçala­rını da araştırırdı. Sirke bulunan eve fakir denemeyeceğini belirtmiştir. Hz. Peygamber s.a.v. hais denen hurma, peynir ve tereyağından yapılan bir yemeği de severdi.

Hz. Âişe'nin rivayetine göre Hz. Peygamber s.a.c. balı ve tatlıyı severdi. (Buhari ve Tabakat İbn-i Sad). Câbir, Hz. Peygamber s.a.v.'in aile­sinden katık istediğini ve katık olarak evde sadece sirke bulunduğu cevabını aldığını rivayet etmiştir. Hz. Peygamber s.a.v. onu istedi ve yemeğine koyarak "sirke iyi katıktır, sirke iyi katıktır" buyurdu (Buhari ve Müslim). Abdullah b. Cafer, Resülullah s.a.v.'ı taze hurma ve hıyar yerken gördüğünü rivayet etmiştir (Buhari ve Müslim).

Enes, bir terzinin Hz. Peygamber s.a.v.'i hazırla­dığı yemeğe davet ettiğini, kendisinin de Pey­gamber s.a.v. ile beraber gittiğini rivayet etmiş­tir. "Davette arpa ekmeği ve ilikli çorba ile kurutulmuş et verildi. Ben Hz. Peygamber s.a.v.'in tabakta ilik aradığını gördüm ve o gün­den sonra da iliği çok sevdim" (Buhari ve Müslim). Abdullah b. Haris, "Allah'ın Rasülü mescidde iken ekmek ile et getirdi ve yedi, biz de onunla birlikte yedik. Sonra kalktı ve namaz kıldı, biz de elimizi taşlarla sildikten soma onunla beraber namaz kıldık." dedi (İbn-i Mâce).

Ebû Hureyre, Hz. Peygamber s.a.v.'e et getirildi­ğini ve kendisine hoşlandığı etin but kısmı ik­ram edildiğinde ondan bir parça yediğini riva­yet etmiştir (Tirmizi ve İbn-i Mâce).

İbn-i Abbas, Rasülullah s.a.v.'in en çok sevdiği yiyeceğin ekmekten yapılan tirit ve hais hurmasıyla tereyağının karışımından yapılan ti­rit olduğunu rivayet etmiştir. Hz. Peygamber s.a.v.  "Zeytinyağı yiyiniz ve kendinizi onunla yağlayınız, çünkü o bereketli bir ağaçtandır" buyurmuştur (Tirmizi, İbn-i Mâce ve Darimi).

Ümmü Hani şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Pey­gamber s.a.v. bana geldi ve yiyecek bir şeyler olup olmadığını sordu. Ben biraz kuru ekmek ve sirke dışında bir şey olmadığını söyleyince 'getir onu, içinde sirke bulunan eve katıksız denemez' buyurdu." (Tirmizi). Bir keresinde Hz. Peygamber s.a.v. bir parça arpa ekmeği aldı ve arasına hurma koyarak "bunun katığı bu­dur" buyurdu ve onu yedi (Ebû Davud).

Hz. Aişe'den, Hz. Peygamber s.a.v.'in taze hurma ile kavun yediği ve "birinin harareti diğerinin se­rinliği ile kırılır" buyurduğu rivayet edilir (Tirmizi). Ebû Hureyre'nin rivayetine göre Hz. Peygamber s.a.v. hiçbir yiyeceği reddetmezdi; eğer arzu ederse yerdi, hoşlanmazsa bıra­kırdı (Buhari ve Müslim).

Câbir, Hz. Peygamber s.a.v.'in; “Bereketin yemeğin hangi kısmında olduğunu bilemezsi­niz" buyurduğunu rivayet etmiştir (Müslim).

Yine Câbir'den rivayetle Hz. Peygamber s.a.v.; "Şeytan her işinizde sizinle daima sizinle beraberdir; yemeğinizi yerken bile. Onun için şayet siz­den birisi bir lokma düşürürse onu alsın, üze­rini temizlesin ve yesin; onu şeytana bırakma­sın. Yemeği bitirdiğinde parmaklarını yalasın, çünkü bereketin yemeğin hangi kısmında ol­duğu bilinmez" buyurmuştur (Müslim).

Sehl b. Sad, Allah Rasulü'nün peygamberliğe nail olduktan vefatına kadar buğday ekmeği ve elek görmediğini rivayet etmiştir. Kendisi­ne Hz. Peygamber s.a.v.'in elenmemiş arpa unu­nu nasıl yediği sorulduğunda, onu öğüttükten sonra üflediklerini ve çerçöpün bir kısmı git­tikten sonra ıslayıp kalanı yediklerini söyle­miştir (Buhari).

Ebû Cuhayfe Hz. Peygamber s.a.v.'in "ben yas­lanarak yemem" buyurduğunu rivayet etmiş­tir (Buhari).

Enes de, Hz. Peygamber s.a.v.'in masa gibi yük­sek bir yerde ve küçük bir kâsede hiçbir za­man yemek yemediğini rivayet etmiştir.

Hz. Peygamber s.a.v.: "Yemeğe baslarken Allah c.c.’in adını anın, sağ elinizle ve önünüzden yiyin' buyurmuştur (Buhari ve Müslim). Enes'den rivayetle Hz. Muhammed s.a.v. "Şânı yüce Allah, bir kişinin bir şey yedikten sonra O'na şükretmesini sever" buyurmuştur (Müs­lim).

Hz. Aişe'den rivayetle Peygamber s.a.v. "sizden biriniz yemeğe başlarken bismillah demeyi unutursa bismillah vel evveli, vel ahiri (başı­na ve sonuna bismillah) desin" buyurmuştur (Tirmizi ve Ebû Davud).

Ebû Said el-Hudri'den rivayetle Hz. Peygam­ber s.a.v. yemeğini bitirdiğinde "bize yediren ve içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah'a hamdolsun" diye dua ederdi (Tirmizi, Ebû Davud ve İbn-i Mâce). Ebû Eyyub'dan riva­yetle Allah Rasülü yedikten ve içtikten sonra "yediren, içiren, onları hazmımızı kolaylaştı­ran ve çıkarmamızı sağlayan Allah'a ham­dolsun" diye dua ederdi (Ebû Davud).

Ebû Hureyre'den rivayetle Hz. Peygamber s.a.v. şöyle buyurmuştur: "Eğer bir kimse geceyi yağlı elleriyle onu yıkamadan geçirirse, başı­na gelen belâdan ötürü yalnız kendisini suçla­sın." (Tirmizi, Ebû Davud ve îbni Mâce).

Yemek âdabı ile ilgili Hz. Peygamber s.a.v.'in tavsiyelerini şöylece hülasa edebiliriz: Yeme­ğe başlamadan önce ve yedikten sonra ellerin yıkanması, besmele ile başlayıp dua ile bitirilmesi, sağ elle, önünden ve tabağın kıyısın­dan alınması, ellerin sağa sola dayanmaması, bağdaş kurup oturulmaması, yüzü koyun yatarken yenilmemesi, sofraya konan yemek hoşa gitmediği takdirde tenkit edilmemesi, ekmeğin küçük parçalara bölünmesi, kırıntı şeklinde düşen parçaların atılarak israf edil­memesi, sarımsak soğan gibi kokularıyla baş­kasını rahatsız edici gıdaların çiğ yenilmeme­si.

Hz. Peygamber s.a.v.; "Allah nazarında yemeklerin en hoşu, üzerine uzanan ellerin çok olduğu yemektir" (et-Tergîb) ve "Hep beraber yiyin, dağılıp ayrılmayın, zira bereket cema­atledir" buyurdu. (İbn-i Mâce).

Enes, Rasülullah s.a.v.'in bir şeyi içerken üç kere nefes aldığını rivayet etmiştir (Buhari ve Müslim). Bir diğer rivayette Müs­lim Hz. Peygamber s.a.v.'in "böyle içmek susuzluğu daha çok giderir, daha sıhhatlidir" bu­yurduğunu eklemiştir. İbn-i Abbas, Hz. Pey­gamber s.a.v.'in, su kabının ağzına dudakları da-yayarak su içilmesini yasakladığını rivayet etmiştir (Buhari ve Müslim).

İbn-i Abbas, Hz. Peygamber s.a.v.'in yemek ve su kaplarının içerisine (içerisinde çer-çöp olsa dahi) üflenmesini yasakladığını rivayet etmiş-tir (Ebû Davud ve İbn-i Mâce).

Yine İbn-i Abbas'tan gelen bir rivayette Pey­gamber s.a.v. "develer gibi hiç durmaksızın iç­meyin, iki veya üç kerede için. İçmeye baş­larken bismillah, içtikten sonra elhamdülil­lah deyin" buyurmuştur (Tirmizi).

Bunlara, suyu bardağın kırık kısmından içil­memesi, kapların ağzının açık bırakılmaması, su üzerindeki yabancı maddenin dökülerek çıkarılması gibi tavsiyeler de ilave edilmiştir

İbn-i Abbas Rasülullah s.a.v.'in şöyle buyurduğu­nu rivayet etmiştir: "Sizden biriniz yemek ye­diği vakit şöyle desin: 'Ey Rabbimiz! Bu taa­mı bize bereketli kıl, bize ondan daha hayırlı­sını tattır.' Süt içtiği vakit şöyle desin: 'Ey Rabbimiz! Bu sütten bize bereket ver ve onu bize ziyâde eyle, çünkü yiyecek ve içecekler­den hiçbiri sütten daha doyurucu değildir." (Ebû Davud ve Tirmizi)!

İnsanların Allah'a en çok bağlı, en muttakisi, en doğru ve hayırlısı şüphesiz ki Hz. Muham­med s.a.v.'dir. Medine Devleti'nin başkanı oldu­ğu zaman dahi Beytü'l-mal (devlet hazine­sin)in bütün gelirlerini halka dağıtmış, kendi­si ve ailesi ise fakirliğe yakın, sâde ve mütevazı bir hayat sürmüştür. Ebû Hureyre'den ri­vayet olunan bir hadislerinde Rasülullah s.a.v.: "Allah'ım, beni yoksul olarak yaşat, yoksu; olarak canımı al ve yoksullarla haşreyle"_diye dua etmiştir. Bir başka duası da; "Ey Rabbim! Âl-i Muhammed'e geçinecek kadar nzık ver!" şeklindeydi. (Buhari ve Müslim).

Hz. Aişe şöyle söylemiştir: "Biz âl-i Muham­med, ateş yakıp üzerine tencere koyarak sıcak yemek pişirmeden ay geçtiği olurdu. Bizim başlıca gıdamız hurma ve su idi." (Buhari). Yine Hz. Aişe'nin anlattığına göre Hz. Mu­hammed s.a.v.'in ailesi onun vefatına dek hiçbir zaman ardarda iki gün kâfi miktarda arpa ek­meğine sahip olmamıştır. Rivayetlerde daha çok hurma ve sudan ibaret bir yemeği dahi doyasıya yiyemedikleri, Rasülullah s.a.v.'in ve­fatına kadar onun ve ailesinin yemeklerinden artakalan bir şey olmadığı belirtilmiştir (Buhari, Müslim ve Tabakat-ı İbn-i Saad).

Nu'mân b. Beşîr "Arzu ettiğiniz yiyecek ve içecekleri bulamadığınızdan mı yakınıyorsu­nuz? Ben, Peygamberimizin kamını doyur­mak için hurma bulamadığını gördüm" de­miştir (Müslim). Sa'îd Makbûrî, Ebû Hureyre'nin önlerinde kuzu kızartan kişilerin yanın­dan geçerken davet edildiğinde bunu red­dederek "Allah Rasülü dünyayı karnını arpa ekmeği ile bile doyurmadan terk etti" dediğini rivayet etmiştir (Buhari). Enes, Hz. Peygam­ber s.a.v.'in ailesinin akşamları buğday veya bir başka tahılları olmadığını rivayet et­miştir (Buhari).

Ebû Hureyre, Hz. Peygamber s.a.v.'in açlık se­bebiyle karnına taş bağladığını rivayet etmiş­tir (Tabakat). Mesrûk b. el-Ecdâ bir gün Hz. Aişe'nin hadis rivayet ederken aniden gözyaş­larına boğulduğunu rivayet etmiştir. Ümmü'l Mü’minin'i neyin ağlattığını sorduğunda Hz. Aişe "ben yiyecekle doymadım, fakat Allah Rasûlü'nün 4 ay ardarda buğday ekmeği ye­mediğini hatırlayınca ağladım" dedi (Taba-kat).

Ebû Hureyre, bir ay boyunca ekmek veya ye­mek pişirmek için olsun ateş yanmadığını ri­vayet etmiştir. Bunun üzerine dinleyenler, "Ey Ebû Hureyre! Bu insanlar nasıl yaşıyor­du?" diye sorunca, o da "hurma ve su ile. Bir de -Allah onları mükâfatların en iyisi ile mükâfatlandırsın- sağmal hayvanları olan bir Ensârî komşuları vardı, o biraz süt verirdi." dedi (Tabakat).

Nevfel b. îyaz el-Huzlî, Abdurrahman b. Avf in yakın arkadaşı olduğunu rivayet etmiş­tir. Bir gün onu evine götürdü. Misafir evde yıkanıp çıktıktan sonra beraber oturdular. Ön­lerine bir tepsi içinde ekmek ve et getirildi. Abdurrahman b. Avf gözyaşlarına boğuldu. el-Huzlî "Ey Ebû Muhammed! Seni ağlatan nedir?" dedi. Abdurrahman b. Avf "Allah Rasulü ne kendisi ne de ailesi arpa ekmeğiyle tam doymadan vefat etmişti. Bilmiyorum, ge­ride bırakılan bizler için bu et ve ekmek ha­yırlı mıdır?" dedi (Tabakat).

İbn-i Şihâb'dan rivayette Ebû Hureyre Mugîre b. Ahnas'ın yanından geçerken ona yemeği­nin ne olduğunu sordu. O da nekiy ekmeği ile iyi et dedi. Ebû Hureyre "nekiy nedir?" dedi. O da "elenmiş buğday ekmeği" dedi. Ebû Hu­reyre hayretle; "Ey Mugîre! Sana şaşıyorum; Rasülullah s.a.v. (vefatına kadar) ekmek ve zey­tinyağı ile bile olsa bir günde iki öğün yeme­miştir. Hâlbuki sen ve arkadaşlarınız burada dünyayı israf ediyorsunuz" dedi. Ve kendi çocukları imişçesine parmaklarına vurdu (Ta­bakat).

Hz. Aişe, Allah Resulü'nün hiçbir vakit kar­nında iki çeşit yiyeceği bir arada bulundurma­dığını rivayet etmiştir. Et, hurma veya ekmek yemişse onlara başka bir şey eklemez, çeşitlemezdi (Tabakat). Hamd b. Hutel, Hz. Ai­şe'nin şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Bir gece (babam) Ebû Bekr bir keçi butu getirdi. Onu Rasülullah s.a.v. ile birlikte doğradık. Birisi 'onu yağ kandili olmadan mı doğradınız?' de­di. Ben de 'eğer yağımız olsaydı onunla ek­mek yerdik' dedim." Hz. Muhammed s.a.v.'in ailesinin hiç ekmek veya yiyecek pişirmeden geçirdiği aylar olurdu. Hamd b. Hutel bunu Süfyan'a söylediğini, bunun da arka arkaya iki ay vaki olduğunu anlattığım rivayet eder (Tabakat).

Ümran b. Zeyd el-Mednî babasından rivayet­le şu olayı anlatmıştır: "Hz. Aişe'nin yanına gittik ve es-selâmû aleykûm ya ümmü'l mü'minîn!' dedik. O da aleykûmu's-selâm dedi ve gözyaşlarına boğuldu. Ağlamasının sebebini sorduk. O da 'sizlerden bazısı pek çok çeşit yiyecek yiyor ve sonra da yediklerini eritmek için ilaç arıyor. Bundan sebep Rasülullah s.a.v.'i hatırladım; bu hatıra beni ağ­lattı. O bu dünyayı terk ettiğinde bir günde iki kere yemek yemiş değildi. Hurma yediğinde ekmek yemez, ekmek yediğinde hurma ye­mezdi. Beni ağlatan işte budur' dedi." (Taba-kat).

Enes, (annesi) Ümmü Süleym'in Rasülullah s.a.v.'a gönderdiği bir tepsi hurmayı hanımlarına dağıttığını, kendisinin ise çömelerek ancak açlığını giderecek kadar yediğini rivayet et­miştir (Tabakat). Ebû Hureyre, Hz. Peygam­ber s.a.v.'in aç durduğunu söyledi. Râvi bunun sebebini sorduğunda Ebû Hureyre şöyle ce­vapladı: "Daima etrafından bulunan insanla­rın çokluğu, misafirleri ve onunla sadece bu gayeyle beraber bulunanlar sebebiyle. O ashaptan veya mescidden onu takip eden muh­taçlar olmaksızın hiçbir öğün yemek yememiştir.' Allah ona Hayber’de zafer nasip ettiği zamandır ki insanlar biraz rahatladılar. Fakat bundan önce geçim zor ve kazanç azdı. Ara­bistan kum, taş ve kayalarla kaplı ve dolayı­sıyla ziraate elverişli olmayan bir yer idi. Halk genellikle hurma yerdi. Allah Rasülü Medine'ye hicret ettiğinde insanların durumu buydu. O günden Hz. Peygamber s.a.v.'in vefatı­na kadar Sa'd b. Ubâde'nin cömert eli O'na daima uzanmıştı; pek çok ensârî de aynı yardı­mı yaptı. Hz. Peygamber s.a.v.'in ashabı çok yu­muşak başlı idi. Buna karşı Hz. Peygamber s.a.v.'in mükellefiyetleri pek fazla idi ve Medi­ne'ye hicret edenlerin sayısı da devamlı artı­yordu; hayat zordu. Esas mahsûl, insanların omuzlarında ve develerde taşınan meyveler ve hurma idi. Kuraklık olduğu zaman meyve ve hurmanın bile kıtlığı olurdu. (Tabakat).

Ömer b. Hattab şöyle rivayet eder: "Rasülullah s.a.v.'ı görmeye gittim ve onu hasır üzerinde uzanırken buldum. Hasırla arasında bir örtü yoktu ve hasırın izi vücudunda görülüyordu. 'Ey Allah'ın Rasulü! Ümmetini zengin etmesi için Allah'a dua et; Allah'a inanmamalarına rağmen, Allah Rumları ve Acemleri zengin kılmıştır' dedim. O da: 'Böyle mi düşünüyor­sun ey İbn-i Hattab? Onlar mükâfatları bu dünyada verilenlerdir.' buyurdu." Bir başka rivayete göre ise şöyle buyurmuştur: "Onların bu dünyaya, bizimse ahirete sahip olmamız­dan hoşnut değil misin ey Hattaboğlu?" (Bu-hari ve Müslim).

Ebû Talha, "Biz Allah Rasülü’ne açlıktan şikâyet edip, açlığımızı bastırması için karnı­mıza bağladığımız taşlan gösterince Allah Rasülü elbisesini kaldırdı ve karnı üzerine bağladığı iki taşı gösterdi." dedi. (Tirmizi). Bu hadis Hz. Muhammed s.a.v.'in sâde, zâhidâne ve yüksek faziletlerle dolu hayatını yansıtır.

Kaynak: Sîret Ansiklopedisi, Hz Muhammed s.a.v. İnkilâb, c 3, s 216-224
 

 

10.03.2009 13:04:00 Bu sayfa 68344 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri