Son Dakika
Çarşamba, 29 Mart 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Helal gıda, Amerika'da en güçlü tercihler arasında Fikri Türkel
Geçenlerde dünyaca ünlü bir gıda şirketinin Türkiye yöneticileriyle sohbet ettik. Konu, şirketleriyle ilgili kamuoyunda tepkiler olmasıydı. Tepkinin yanı sıra, internette e-postalarla akılalmaz saçmalıklar dolaşıyordu.

Her gün 220 bin müşteriye hitap ediyorlardı ama genel algıyı yönetmekte zorlanıyorlar. Bu algı her an büyük bir dalgaya da dönüşebilirdi. Sadece onlarla ilgili değil; benzeri yabancılar ve bazı yerli firmalarla ilgili de böyle söylentilerle sıkça karşılaşıyoruz.

Eğer uluslararası bir şirketle ilgili böyle algı varsa sorumluluk ve algıyı değiştirme birinci derecede bu algıya sahip olanlarda değil, bu şirketlerdedir. Öncelikle söyleyeyim ben böyle bir sorumluluk görmüyorum. Yani helal sertifikasının konulmasını önce onlar istemeli.

Ben Avustralya'da, Singapur'da, Çin'de ve Amerika'da böyle bir sorun görmedim. Ne acıdır ki Türkiye'de var.

Öncelikle ben insan olarak ne yediğimi bilmek istiyorum. Bu hakkımı da bu ülkede yaşayan biri olarak inancıma uygun şekilde de kullanmak istiyorum.

Şüpheler izale edilmezse bağnazlığa dönüşebilir ve önyargılar oluşur. Bilinmeli ki en güçlü engel önyargılardır.

Türkiye Standartları Enstitüsü konuyla ilgileniyor ve umarım en kısa zamanda bir standart oluşur. Sadece gıdalarda değil, kişisel tüketim ürünlerinde de benzeri bir zorunluluğun olduğunu unutmamak gerekiyor.

Konuyu gündeme getirmemin birinci sebebi iç pazarda böyle bir sorunun olmasıdır. Uzun vadeli sorun ise uluslararası pazarlarda Türk ürünlerinin varlığı için bir zorunluluktur.

Amerika'da yerel ürünlerle ilgili üç önemli dalga var: Hispanik dediğimiz Latin ürünleriyle ilgili gıda markaları en yaygın olanlar. İkinci sırada Çin gıdaları dalgası yer alıyor. Ve en önemlisi en hızlı gelişen alan ise 'helal ve temiz gıdalar' olarak tanımlayabileceğimiz ürün ve markalar.

Euromonitor International'ın 2006 rakamlarına göre; Amerika'da gıdaya harcanan her 7 dolardan 1'i dışarıdan ithal edilen ürünler. Bahsettiğimiz yerel veya etnik gıdalarla ilgili pazarın büyüklüğü 75 milyar dolara erişmiş durumda. Su, meyve, sebze gibi pek çok işlenmemiş ürünün, gıdanın 'Helal Sertifikası'na ihtiyacı olmadığı düşünülürse pazarın ne kadar büyük olduğu tahmin edilebilir.

Amerika'da önümüzdeki 40 yıl içinde Asya kökenlilerin ağırlıkta olacağı tahmin ediliyor. Pazarın gelişmesi için bu kriter de baz alınabilir.

Amerika'daki etnik pazarın lideri İspanyol Goya şirketi görünüyor. 1936 yılında İspanyol göçmenlerin kurduğu Goya, bin 500 ürün çeşidiyle ve pek çok yerdeki mağazasıyla en büyük İspanyol şirketi durumunda. Amerika sadece kendi içinde değil, Meksika, Karayip Adaları için de bir dağıtım merkezi durumunda.

İngiltere'de Hindistan ve Çin markaları yoğun görünüyor ama son yıllarda diğer Asya ülkelerinin markaları da hızla girmeye başladı. En hızlı büyüyen markaların başında Japonya, Malezya ve Endonezya geliyor.

Avrupa geneline baktığımızda Daloon, lider marka görünümünde. 1960'ta Danimarka'ya seyahat için gelen bir Çinli tarafından kurulan Daloon, Danimarka ve İngiltere'de iki fabrikası, Almanya'da tedarikte bulunan bir yapıya erişmiş durumda. Çincede "Büyük Dragon" anlamına gelen Daloon'dan bahsetmemin sebebi bizimle de ilgisi olması. Bu şirket Türk ürünlerini de pazarlıyor. Ayrıca diğer Avrupa ülkelerine de ihracat yaptığını hatırlatayım.

Nisan ayında MarketTrend, Amerika'da Tüketim Gerçekleri konulu bir rapor yayınladı. Buna göre, 2003 yılında 150 milyar dolar olan Koşer ve Helal Sertifikalı pazarının büyüklüğü 2008'de 200 milyar dolara ulaşmış.

Mesela Kanada'da Al Safa Halal adlı şirket bu konuda çok etkili ve yakında ürünlerinin arasına lahmacunu da ekleyecek.

Eğer dünyadaki raflara erişmek istiyorsak; yerel ve etnik ürünler konusunda daha fazlasını yapmak zorundayız.

14.05.2009 Bu yazi 5476 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri