Son Dakika
Çarşamba, 23 Ekim 2019 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Hatıralarda kalan lezzetleri arayanlara
Nasıl doğal beslenirim diyorsanız ve annemin lezzetli yemek, tatlı ve hoşaflarını keşke yapabilseydim diye düşünüyorsanız, HayyKitap'dan yöresel yemekler ve doğal beslenme serisi kitaplar hatıralarda kalanlezzsetleri sunuyor...

Şerbet ve Hoşaf

Egeli bir babaannenin mutfağından en lezzetli şerbet ve hoşaf tarifleri su gibi akan öykülerle süslendi...

“Meyve suya aktı, şerbet oldu. Hoş-abdan geriye hep şükür kaldı.”

Elif Ayla, “Şerbet ve Hoşaf – Hatıralarda Kalan Yudum Yudum Lezzetler” kitabıyla geçmişimizin hoş bir yanını bugüne taşıyor. İnsana kırılıverecekmiş gibi gelen incecik bardaklarda ikram edilen buz gibi şerbetler. Şerbet kokularıyla hafızamıza kazınmış düğünler, nişanlar, loğusa ziyaretleri. Akraba ziyaretleri. Tahta sandalyeler. Utangaçlıklar. Gözlerin içiyle gülünen eski güzel günler…

Şerbet gibi havaların, şerbet gibi insanlarla, şerbetten nafakalar çıkarılan günlerin, güzel su içilir yemeğin yanında diye, hoş-ab denilen hoşafların, o unutulmaz tatların bir araya geldiği bir çalışma bu…

Hepsi, insan israfı icat etmeden evvel bulundu. Meyvelerin, otların son hallerine, hadlerine kadar, şükür kazanında kaynatılıp sofraya getirilmesiyle oluşturuldu. Bütün şerbetler ve hikâyeler aslında suya yazılmış methiyeler. Suyu kaç şekilde içebileceğimizi anlatıyorlar. Meyveye eklenen su değil, suya eklenen meyveler onlar. Her şerbet ve her hoşaf, insan emeğinin nimete dokunup, Barekallah demesi.

Elif Ayla kitabında, babaanne mutfaklarından bugüne kadar gelen, yok olmalarına izin verilmeyen şerbet ve hoşafları anlatıyor. Hoşaflar hikâyelere dökülüyor, şerbetler anılarla birleşiyor. Kitap bir tarifler bütünü olmaktan çok, bir yaşam biçimini tarif ediyor. Şefkat, şerbetten akıyor. Hoşaftan geriye çekirdekler değil, anılar kalıyor.

Ramazan ayında siz de sofralarınızı meyvenin suya aktığı şerbetlerle süsleyin:

KAVUN ŞERBETİ

Bu şerbet eskilerin hiçbir şeyi israf etmedikleri günlerden kalmadır aslında. Hiçbir şeyin böyle bol ve kavanozda kolay bulunur olmadığı zamanlarda, insanlar damak tadı uğruna yeni şeyler bulmak, hiçbir şeyi de zayi etmemek durumunda idiler. Kavun şerbeti, namı diğer subye, işte öyle zamanlardan kalmadır.

Malzeme:
Yaklaşık iki orta boy kavunun çekirdeği
5 su bardağı su
4 su bardağı şeker

Yapılışı:
Kavun çekirdekleri yıkanır, bir tepsiye alınıp, güneşte kurumaya bırakılır. Efendim eskilerin evlerinde bakır havanlar vardı. Hâlâ imkân varsa, kavun çekirdeklerini bakır havanda dövmenizi öneririm. Dövmek demişsek de, çok eziyet etmeden, hafif irice kalacak kadar çevirsek kâfi. Bir yandan da suyu kaynamaya koyalım. Kaynayan suya, havanda şöyle bir çevirdiğimiz çekirdekleri koyalım. Bir taşım kaynatıp, şekeri ekleyelim. Sonrasında temiz bir tülbentten geçirelim şerbetimizi. Cam şişelere, sürahilere koyup soğutalım.

Bu şerbeti bir başka şekilde de yapmak mümkün. Daha modern evler, yeni hayatlar için bu tarifim de. Bütün malzemeyi robota koyup, iyice çevirelim. Sanki sıvı, mayonezimsi bir görünüm alana kadar devam edelim. Yine tülbentten süzüp, sürahiye koyarak soğutalım. Servise hazır içeceğimiz.

NANELİ LİMON ŞERBETİ

Bu şerbeti Sultan II. Abdülhamid pek severmiş.

Malzeme:
4 adet limon
5-6 dal taze nane
1 su bardağı şeker
3 su bardağı su

Yapılışı:  
Limonların suları sıkılır. Nane yaprakları bir miktar şekerle bakır havanda dövülür, macun kıvamına getirilir. Temiz, seyrek dokumalı bir tülbente konur. Ağzı sıkıca bağlanan tülbent limon suyunun içine bırakılır. Bir gece soğumaya bırakılır. Sabah nane kesesi şerbetten alınır. Kalan şeker ilave edilip, eritilir. Tekrar dolaba kaldırılan şerbet, servise hazırdır.

Bu şerbeti yaparken, naneleri bütün halde bırakmayı tercih edenler varsa da, nanenin bir süre sonra salyamsı bir görünüme sahip olmasından dolayı ben yukarıdaki yöntemi tercih ediyorum. Taze nane, servis ederken bardaklara konursa, çok daha güzel oluyor. Aynı şerbete dilim limon ve kavrulmuş çam fıstığı da pek yakışıyor.

Daha fazlası Şerbet ve Hoşaf kitabında

OT

Anadolu’nun en değerli hazinesiyle en sağlıklı yemekler: Yaban yeşilleriyle 100 nefis tarif...

Yabani otlar elimizde kalan çok değerli bir hazine. Güneşin altında istediği yerde biten, yağmurla sulanan, tohumunu rüzgâra teslim eden tertemiz otlarımız… En temiz gıdamız…

Anadolu insanı bu zenginliği nasıl değerlendireceğini çok iyi biliyor. Çocukken tüylü yuvarlak başını havaya üflediğimiz hindiba çok lezzetli bir salata malzemesi. Her köşe başında çıkan ebegümeci ile incecik, yumuşacık sarmalar sarılıyor. Seyretmeye doyamadığımız gelincik çiçeğinin yaprakları böreklerde kullanılıyor. Elinize batan diken kengerdi belki, bulgur pilavına konan. O güzelim mor çiçek ise yumurtayla kavrulan hodan.

Deniz Börülcesi Çorbası, Arapsaçı Mücveri, Domatesli Turp Otu Kavurması, Isırgan Unlaması, Enginarlı Tilkişen, Pırasalı Isırgan Pidesi, Karabaş Otu Reçeli… Yaban yeşilleriyle birbirinden lezzetli çorbalar, salatalar, kavurmalar, tencere yemekleri, dolmalar, omletler, hamur işleri, pilavlar, tatlılar…

Saymakla bitmeyecek kadar çok çeşidin içinden seçtiği pratik tariflerle Gökçen Adar, Anadolu ot kültürünün küçük bir özetini sunuyor. Otları ayıklama, yıkama, haşlama, pişirme sırasında dikkat etmeniz gereken püf noktaları aktarıyor; bu sayede yeşil, mutfağınıza ilk adımı atmış oluyor. 130 otun nasıl kullanılacağını gösteren tablo ile de otlar mutfağınızın her yanını sarıyor!

Bulgur

Nimetimiz buğdayı biraz daha yakından tanımak isteyenler için bulgurun hikâyesi ve bulgurla yapılan nefis tarifler bu kitapta!

Çiğköfte, aşure, içli köfte, dolma, pilav, lapa, çorba gibi yemeklerin ortak bir tarafı olduğunu söylesek şaşırır mıydınız? Ayfer Ünsal, Hayykitap tarafından yayımlanan Bulgur kitabında hepimizi şaşırtıyor. Buğdayın kırılmış, dövülmüş, kabuğu soyulmuş hallerini biraz daha yakından tanımamızı sağlıyor.

Buğdayı işlemeyi ve pişirmeyi çok iyi bilen Anadolu insanı nefis yemekler üretmiş. Antep’in alaca çorbası, simit aşı, malhıtalı aşı, firikli acur dolması; Erzurum’un ayran aşı, Kemaliye’nin çılbırı, İskilip’in yırtması, Urfa’nın boranisi, çiğ köftesi, Afyon’un labada dolması, Diyarbakır’ın bulgur ekmeği kitapta verilen tariflerden bazıları.

Kitabın ismi bulgur ama Ayfer Ünsal sadece bulgurdan bahsetmiyor. Buğday haşlanıp kabuğu alındıktan sonra dövülürse ismi bulgur oluyor. Eğer buğday haşlanmadan kabuğu soyulur ve sonra dövülürse buna dövme, yarma deniyor. Buğday ve bulgurla ilgili ayrıntılar bunlarla sınırlı değil elbette. Buğday tam olgunlaşmadan toplanıp tütsülenir ve kabuğu soyulursa ismi firik oluyor. İri dişli buğdayın soyulmuşu hedik diye biliniyor. Simit, setik, göce, haşıl, yarma, düğü, düğürcük, dövme, gendime, den, aşlık, sefer kitel gibi birçok isim daha var… Eskimoların kar tanelerine değişik isimler vermesi gibi, kırık buğdaya verdiğimiz çeşit çeşit isim aslında onunla ne kadar içli dışlı olduğumuzu gösteriyor.

Avrupa’nın yeni yeni öğrenip “en sağlıklı yiyecekler” arasında saydığı bulguru daha iyi tanıma fırsatını kaçırmayın!

Balık

Deniz kokan 80 unutulmaz tarif... Ege mutfağının en büyük ustalarından Gökçen Adar yeni kitabında hem balık tarifleri veriyor hem de balıkla ilgili pek çok püf noktası anlatıyor.

Gökçen Adar’ın sohbet edermişçesine verdiği tariflerini, mutfakta acemilik çekenler de, ustalaşmış olanlar da kolaylıkla uygulayabilir. Buğulamalardan hamur işlerine, çorbalardan mezelere, unutulmuş yöresel tariflerden özel sofralarınızı süsleyecek örneklere kadar 80 nefis balık tarifi…
İşte tariflerden bazıları: Tuzda çipura, ada beyi yahnisi, terbiyeli balık çorbası, bamyalı levrek, gelin turşusu, saray usulü palamut köftesi, uskumru külbastı, hamsi dibilesi, domatesli balık buğulama, kefal pilaki, narlı palamut, ıspanaklı hamsi dolama…
Gökçen Adar tariflerin yanı sıra, balık alırken, saklarken, lokantada sipariş verirken nelere dikkat etmek gerektiğinden hangi balık nasıl pişirilire kadar pek çok ipucu veriyor. Hangi balığı hangi mevsimde yiyeceğinize, nasıl pişireceğinize ve hangisinin daha lezzetli olduğuna dair rehber bilgiler sunuyor.
Bir de sürprizi var okurlarına Gökçen Adar’ın: Kendine has çizgisiyle resimlediği balıklar…
Balık kitabı balık yemekleri ve balıklar hakkında kılavuz kitap olmaya aday!

Daha fazla bilgi için

 

09.05.2010 01:10:00 Bu haber 4779 defa okundu
Hatıralarda kalan lezzetleri arayanlara
""
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri