Son Dakika
Salı, 22 Ağustos 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
H1N1 virüsüne nobel ekonomi ödülü Prof Ahmet R Küçükusta
Domuz gribi salgınının tıbbi tarafı kadar ekonomik tarafının da mutlaka ciddi şekilde tartışılması gerektiği kanaatindeyim. Sağlıkla ilgili bir olaya sadece tıp penceresinden bakarak karar verildiği zaman yanılma ihtimali yüksek oluyor. Hem sağlınızdan hem paranızdan olmanız işten bile değil!

Çünkü ‘Tıp artık sadece tıp değil’; artık tıbbın içinde politika da ekonomi de var. Sağlık günümüzün en çok kâr getiren sektörlerinin başında geliyor.

‘Tıp ahlâktan soyulduğunda, yeryüzünün en soysuz ticarî vasıtalarından biri olmaya adaydır.’ diyen Prof. Dr. Kemal Sayar bu sözlerinde ne kadar da haklı.

Domuz gribi salgını da aklını kullananlar için bulunmaz bir fırsat oldu. H1N1 virüsünün biyolojik bir silah olup olmadığını bilemem ama ‘etki gücü çok yüksek ekonomik bir silah’ olarak kullanıldığından şüphem yok.

Bu işten en kârlı çıkanların başında aşı üreten firmalar geliyor. Bakın neden?

Sağlık Bakanlığı’ nın açıklamalarına göre 43 milyon doz ısmarladığımız domuz gribi aşısının tek dozunun fiyatı 5.2 Euro’. Bu miktar herhangi bir aracı olmadan doğrudan üreticiye ödenecek olan paradır.

Bu fiyat düşük mü, normal mi yoksa yüksek mi? Buna karar vermenin en doğru yolu domuz gribi aşısınının fiyatını mutad grip aşısınınki ile kıyaslamaktır. Çünkü, hem DSÖ hem üreticiler tarafından defalarca açıklanmış olduğu gibi her iki aşı tamamen aynı teknoloji ile hazırlanmaktadır.

MUTAD GRIP AŞISI 18 LİRA

İçinde üç çeşit grip virüsüne ait antijenler bulunan mutad grip aşısının eczane satış fiyatı 18 liradır; buna göre aşının virüs başına fiyatının 6 lira olduğu ortaya çıkar. Bundan –toplamı herhâlde en az yüzde 30 olan- eczacı ve ecza deposu kârlarını çıkarırsak bir grip virüsü aşısının fiyatının 4 lira veya 1.8 Euro olduğu anlaşılır. Bu hesaplama üretici ile ecza deposu arasında başka aracılar olmadığı varsayımına göre yapılmıştır.

1.8 Euro hazır enjektörlü tek dozluk aşının fiyadır. Oysa domuz gribi aşısı 10 veya 25 dozluk flakonlarda bulunmaktadır, yani ayrıca ambalaj ve enjektör masrafı da vardır.

Üstelik 1.8 Euro 2.5 milyon doz ithal edilen aşının fiyatıdır. Domuz gribi aşısı anlaşması 43 milyon doz için yapılmıştır. İster ilaç ister herhangi bir tüketim ürünü olsun hangi malı fazla miktarda alacak olursanız fiyatında çok ciddi indirimler yapılır.

Buna göre, mutad grip aşısına göre 20 misli fazla alınacak olan domuz gribi aşısının fiyatının da buna uygun olarak çok daha az olması beklenir.

Dünya çapında bir salgında aşı üreticilerinin biraz daha az kazanalım gibi bir nezâketleri olmayacağını da kabûl ederek aşının fiyatının en fazla 1 hadi bilemediniz 1.5 Euro olması lâzım geldiği ortaya çıkar. Aradaki fark en az 4 Euro’ dur; aşı üreticileri bana göre aşı başına ‘ekstradan 4 Euro kâr etmişlerdir’. Domuz gribi aşısından dünya çapında ne kadar kâr elde edildiğini merak edenler bunu kendileri hesaplasınlar; çünkü sifirlarla başim hoş değil.

Medyada yer alan haberlere göre birçok ülkenin domuz gribi aşısına ödedikleri miktar bizimkinde de fazla. Mesela bir kaynakta Almanya’ nın bir doz aşı için 9 Euro, başka bir kaynakta 22.5 milyon insan için 600 milyon Euro ödediğini okumuştum; ne kadar doğrudur tabii ki bilemiyorum. Bunları ancak aşı üreticilerinin resmi açıklamaları ile anlayabiliriz.

BAŞKA KİMLER KÂRDA?

Aşı üreticilerinden sonra sırayı ilaç endüstrisi alıyor; başta antiviral ilaçlar (Tamiflu ve Relenza) olmak üzere her türlü antibiyotik, öksürük-grip ilaçları, vitaminler, bağışıklığı kuvvetlendirici ilaçlar yok sattı. Adı geçmişken bu ‘bağışıklığı kuvvetlendirdiği iddia edilen ilaçların’ etkinliğini gösteren kesin bir kanıt olmadığını da hatırlatmak isterim. Bence bunlara verilen parayı tabii yiyecek ve içeceklere ayırmak çok daha doğru.

Tıbbi maske ve özellikle de dezenfektan ve el temizlik ürünleri üreten firmalarının da ‘Allah bu N1N1 virüsünden razı olsun’ dediklerini söylememe gerek var mı bilemiyorum. Bunlar da rüyalarında göremeyecekleri, hayâl bile edemeyecekleri satış rakamlarına ulaştılar.

ÖZEL HASTANELER DE KÂRDA

Özel hastanerin hepsi domuz gribi salgını sayesinde hem  poliklinik hem yatan hasta sayılarını kat be kat artırdılar; hızlı tanı testleri ile de kârlarını tatlı tatlı katlamaya devam ederlerken Sağlık Bakanlığı biraz geç de olsa tekerlerine çomağı sokuverdi.

Sağlık Bakanlığı birkaç gün önce özel hastanelerde uygulanan hızlı A gribi testinin yasakladığını duyurdu. Kararın sebebi özel hastanelerde yapılan hızlı A gribi (domuz gribi) testlerinin "pahalı ve hata payı yüksek" olması. Üstelik bu testlerden alınacak sonuçların ne teşhisi ne de tedaviyi değiştirmesi de söz konusu değil.

GELELİM NETİCEYE

Ekonomiye getirdiği canlık, yarattığı istihdam ve küresel ekonomik krizin atlatılmasına sağladığı katkı sebebiyle H1N1 virüsüne bundan sonra SAYIN H1N1 VİRÜSÜ denmesini teklif ediyorum. Hatta şartnamesi uygunsa Nobel Ekonomi Ödülü de verilebilir; benden teklif etmesi.

27.12.2009 Bu yazi 3052 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri