Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Guinnessciler, Tarım Bakanı’nı niye görmüyor? Kemal Özer
Başbakan Erdoğan, Kadın ve Aileden sorumlu Bakan Selma A. Kavaf’ı aday bile yapmadı. Buna karşın, ülkeyi huzursuz eden uygulamaların sorumlusu Tarım Bakanı ise Diyarbakır’dan liste başı adayı.
‘Kuş gribi’ masalı sürecinde, astronot kıyafetleri giymiş kişilerce yapılan ilaçlama ve hayvan katliamı sonrasında, bu ülkenin yüzyıllardır aktara geldiği tavuk türleri ortadan kaldırıldı. Yerini, Bush ailesinin genetiği değiştirilmiş tescilli tavukları aldı.
 
TÜİK’in verilerine göre; çok değil 20 yıl önce, 12 milyon olan büyükbaş 8 milyona, 51 milyon olan küçükbaş hayvan stoku ise 26 milyona geriletildi. Birinci tablodaki veriler, daha fazla yoruma gerek bırakmayacak şekilde gerçeği olanca çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
 
1991 / 2005-2011 ARASI HAYVANCILIK DEĞİŞİMİ
Tür
1991
2002
2005
2.009
 
Büyükbaş
12.339.073
9.924.575
10.631.405
8.216.831
ad.
Küçükbaş
51.196.538
31.953.800
31.821.789
26.877.793
ad.
 
Türkiye son bir yılda 350 binden fazla sığır, 200 bin dolayında koyun ve 100 bin ton civarında sığır eti ithal etti. Birileri zengin oldu fakat et fiyatları yine düşmedi.
 
Türkiye’yi; Bulgaristan, Yunanistan, Estonya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Avustralya, Brezilya, Uruguay gibi ülkelere muhtaç etmek, elbette büyük bir “başarı” ve birinci sıradan aday yapılmayı ve hatta tekrar bakan yapılmayı gerektirir.
 
Bundan 20 yıl önce, dışarıdan bir gram tohum satın almayan Türkiye, Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın verilerine göre, bugün yılda 1,5 milyar dolarlık tohum ithal eden bir ülke haline getirildi. Bu “başarı(!)” değil de, nedir?
 
TÜRKİYE TOHUM İTHALAT VE İHRACATI
 
2009
2010
 
İhracatımız
17.618.000
161.308.971
Dolar
İthalatımız
132.214.000
1.489.549.847
Dolar
 
Son beş yılda, bu ülke de tahıl üretimi yüzde 11, sebze yüzde 2,5 oranında azaldı. Son bir yılda ise tohum ithalatı 11 kat arttı. 2006’dan bu yana köylünün ürettiği tohumu satması bile yasak. Bu bir başarı rekorudur ve bu rekoru Guinnessciler mutlaka görmeli.
 
2005-2011 ARALIĞI TARIM VERİLERİ
 
2005
2010
 
Tahıl
36,75
32,7
milyon ton
Sebze
26,65
26
milyon ton
Meyve
14,72
16,6
milyon ton
 
Bütün bu verilere rağmen, birileri kızabilir. Haklarıdır. O kimselere, Başbakan Erdoğan’ın 19 Ekim 2010’da Ak Parti grup salonundaki; “Mehdi bey, bana bildiğim matematiği unutturdun! Bu dağıttığın tablodaki rakamlar, çelişkilerle dolu. Ben, matematik bilgimi mi unuttum diye düşündüm. Böyle tablo mu olur?” sözlerini hatırlatmakla yetinelim.
 
* * *
 
Seçim sürecinde, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Konya’da ‘Karatay Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi’ kurulacağının müjdesini(!) veriyor. Davutoğlu diyor ki; “Başdanışman hatta bakanlığımın ilk dönemlerinde beni övenler şimdi eleştiriyor. Siyaset böyle bir şey...”
 
Özellikle Libya ve Suriye konularında önemli hataların olduğu bir dış politikanın patronunun sürekli övülmeyi bekliyor olması ciddi bir hata. Hayvancılığı sanayicilik olarak algısı ise tarihi bir yanılgı...
 
Hayvancılığın ve dolayısıyla tarımın aynı zamanda bir dış politika meselesi olduğundan asla kuşku duyulmamalı. Ancak bu vesileyle Ahmet Bey’e ‘Hayvancılık ne zamandan beri endüstri oldu? Hayvanlar ne zamanda beri meralarda değilde, sanayi tesislerinde yetiştirilir oldu?’ diye sormak gerekiyor.
 
Endüstriyel bir ürüne dönüştürülen tavukçuluktan sonra, hayvancılığında köylünün elinden alınıp, tröstlere hibe edilmesi, Somali ve Hindistan’ın yakın tarihini hiç okunmadığının göstergesi. Hayvancılık merada değil de, ‘hayvan hapishaneleri’nde yapılan bir işe dönüştüğünde, bu ülkenin kırsalında ve köyünde yaşam sona erer.
 
Köyünde karnını doyuramayanları, varoşlara, oradan da kahvehanelere taşırsınız. Sonra issizlik, hırsızlık, cinayet, tecavüz sair tüm olumsuzluklar sizi bekliyor olur. Köylere bile ruhsuz beton TOKİ evleri yaparsanız, insanınızı modernizmin tek tip yaşam kumpasına yem edersiniz.
 
Meralarınızdaki sağlıklı otlar boşu boşuna kururken, hayvanlarınız için dünyanın diğer ucundan GDO’lu soya ve mısır ithal edersiniz. Bunun neticesi sağlıksız hayvan yaşamı ve sağlıksız besinler. Sonrası tamamı hasta bir toplum, on milyarlarca dolar ilaç ve tedavi gideri.
 
Ak Parti’nin seçim beyannamesinde 8 yıllık icraatı sayıp dökmenin ötesinde, geleceğe dair hiçbir vaat ve proje yok. Diyorlar ki ‘yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatı.’ Yaptıkları teminatsa, tarım tablosu ortada. Bu tarım politikası sürdüğü müddetçe, ‘hedef 2023’de tabiî tohumların tümünü kaybettiği için, tohumda tümüyle tröstlere bağımlı hâle gelmiş, bunun yanı sıra daha çok et veya hayvan ithal eden, daha az üretip daha çok tüketen, tarım alanları ve hayvancılığı küresel kartellere geçmiş, köyler tümüyle boşalıp, şehirler işsizlikle dolmuş bir ülke bizi bekliyor olacak.
 
Bir Dışişleri Bakanı’nın, hayvancılıkla ilgilenmesi çok önemli. Ama bu ilgi, Tarım Bakanı’nın yanlış adımlarına destek vererek değil, küresel politikaları doğru okuyarak yapılmalıydı. Davutoğlu, Kissinger’i okuyup aksini yapsa, bu ülke için yeter de artar.
 
01.06.2011 Bu yazi 13263 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri