Son Dakika
Pazartesi, 24 Temmuz 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Gıdanın içine ticari olarak konan enerji
Günümüzde gıda arzı, dünya çapında bir endüstri halini aldı ve gıda piyasası da küreselleşti. Enerji, hem endüstrinin şekillendirilmesi hem de ücra noktalardaki piyasaların üreticinin erişimine açılması anlamında kilit önem arz etmektedir. Gıda arzındaki ileri enerji teknolojileri, gıdanın mali olarak erişilebilir hale gelmesine yardımcı oluyor.

Boyko Nitzov - Atlantik Konseyi

Bir tabağa yemek koymak ne kadar enerji alır? İşte bu soruya bu zamana dek verilmiş en iyi yanıt şu: gezegen üzerinde bir pound ağırlığında gıda üretmek, hasat etmek, işlemek, taşımak, muhafaza etmek, paketlemek ve hazırlamak için 100 gram petrole eşdeğer bir enerji tüketiliyor. Bu enerji ise, fabrikaların ve hayvanların kullandığı doğal enerji ve solar radyasyonu, gıda almak için dükkan dükkan gezerken kullanılan enerjiyi ve gıda atığını bertaraf etmek için harcanan enerjiyi içermiyor. Bir gıdanın yaşam döngüsü boyunca kullanılan enerji kütlesi, fosil yakıtlardan oluşur ve çoğu petrol kaynaklıdır.

Gıdadaki enerji yoğunluğuna dair sözü edilen rakam, küresel düzeyde alınan bir ortalamaya karşılık geliyor. Mevki, üretim biçimi, taşıma, dağıtım, beslenme ve diğer değişkenlere bağlı olarak farklı varyasyonlar mevcuttur. ABD'de gıdanın yaşam döngüsü içindeki toplam enerji kullanımı, yaklaşık 10,25 katrilyon BTU'dur; bu da 260 milyon ton petrole karşılık gelir. Yani, bir ulusun toplam birincil enerji tüketiminin yaklaşık %11'i ve bir ulusun tükettiği petrolün yaklaşık %30'u. ABD'de gıdaların enerji yoğunluğu, bir pound ağırlık başına yaklaşık 1,22 pound petroldür; bu da küresel ortalamanın hayli üzerindedir. Enerjinin sadece yüzde yirmilik bir bölümü, gıda üretimi için kullanılır. Evlerdeki soğutma sistemleri ve gıda üretimi %30 ila %33'lük bir bölümünden, işleme ve taşıma ise yaklaşık %15'lik bir bölümünden sorumludur.

Çin ve Hindistan gibi kalabalık ülkelerdeki beslenme biçimleri, çok daha az hayvani ürün içerirken, enerji yoğunluğu daha yüksektir ve tahıllar, meyveler ve sebzeler daha fazla kullanıldığı için, bunlar daha az enerji gerektirir. Afrika'dakiler gibi geleneksel çiftlikler ve çok daha geniş arazilerin kullanıldığı çiftlikler, çok daha az enerji yoğun gıdalar üretirler. Birçok ülkede gıdanın pazarlara ulaşımında daha az mesafeler katedilirken, ABD ve diğer gelişmiş uluslarla kıyaslandığında gıdalar üzerinde yapılan ön işlemeler ve paketleme işlemleri de daha az bir oran teşkil eder.

Dünya çapında kişi başına kullanılan gıda miktarı, ABD'dekinden biraz daha düşüktür: günlük kişi başına yaklaşık 3,7 pound. ABD'de ise bu oran 4,1 pound'a yükseliyor. Miktar, her zaman için gıda se-petindeki enerji içeriğini etkilemez. Gıdanın türü, katedilen mesafe, üretim biçimi ve diğer etmenlerin de büyük bir etkisi vardır.

"Gıda milleri" de, enerji yoğunluğuna dair şaşırtıcı bir faktördür.

"Gıda milleri", gıdanın üretildiği mevkiden tüketildiği mevkiye kadar ne kadar mesafe katettiğiyle ilgilidir; yani toplam enerji kullanımına dair bir bilgi vermez. ABD'de ise, işlenen gıda, ortalama 1300 mil kateder ve taze gıdalar, tüketilmeden önce 1500 millik bir mesafe katettikten sonra elimize ulaşır. Bununla birlikte, gıda türüne, üretim biçimine, taşımacılık biçimine bağlı olarak, yerkürenin diğer bir köşesinden gelen gıda, tarladan karayoluyla ulaştırılan gıda ürünlerinden daha az enerji gerektirebilir. 2006 yılında yapılmış bir araştırmaya göre, İngiltere'ye Yeni Zelanda'dan gelen bazı gıda ürünleri, İngiltere'de üretilenlerden daha az enerji yoğun olabiliyor.

Örneğin, gemiyle sevkiyatı hesaba kattığımızda bile, Yeni Zelanda'dan ithal edilen kuzu eti, İngiltere'deki kuzulardan %65 daha az enerji gerektiriyor; aynı şekilde elmalar (%40), soğanlar (%23-25) ve süt/süt ürünleri (%50) de.

Bu rakamlar, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Amerikan hükümetinin ilgili birimleri ve Uluslararası Enerji Ajansı'nın akademik makalelerinden alınan bilgilerden derlenmiştir. Ancak, gıdadaki enerji yoğunluğuna dair bu tahminler, gerçek orandan %50 kadar bir sapma teşkil etse de, göz önünde bulundurulması icap eden bazı ciddi veriler de söz konusudur.

Enerji, bir "Maliyet" değil, bir "Üretim Faktörü"dür


Gıdanın yaşam döngüsü içinde enerjinin gerçek rolünü değerlendirelim.
Bu rolü incelemenin bir yolu; enerji ile ürün arasındaki "Granger nedenselli-ği"ni göz önünde bulundurmaktır. Söz konusu nedensellik, üretimdeki artış sonucunda, kullanıma dönük daha fazla enerji üretilip üretilmediğini (veya tam tersi) değerlendirir. Birçok araştırmaya göre; daha fazla enerji kullanımı, üretimdeki artışa neden olur. Bu da şu anlama geliyor: enerji kullanımı, büyümenin motorlarından biridir.

Gıda tedarik döngüsü içinde bu durum pek şaşırtıcı değildir; keza öncelikle enerjiyi harcamazsanız zaten ürün de olmaz. Ekonomide ise, enerji kütlesi, üretken şekilde kullanılır ve enerji etkinliği, azalan GSYİH enerji yoğunluğu rakamlarının da gösterdiği gibi, giderek artmaktadır. Gıda ve enerji söz konusu olduğunda farklı bir durumun söz konusu olması için çok fazla neden görünmüyor. Bununla birlikte, gıda tedariki diğer ekonomik faaliyetlerle kıyaslandığında, enerji tasarrufu programlarının ve politikalarının doğurduğu etkileri çok daha titizlikle incelemek ve gerektiğinde üretimle ilgili olmayan çözümler tasarlanması gerekir. Enerji, işgücü ve arazinin yerini etkin bir şekilde doldurur; gıda tedarikinin küreselleşmesini sağlar.

Devamı için tıklayınız


 

16.12.2011 21:18:00 Bu haber 2872 defa okundu
Gıdanın içine ticari olarak konan enerji
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri