DeltaPine firması tarafından Tarım Bakanlığı'na bürokratlarına rüşvet verdiği iddiasıyla yaptığımız suç duyurusu TBMM'de gensoyuya dönüştü. İşte ayrıntılar...
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin geçtiğimiz ay ABD'li GDO'cu firmaların rüşvet verdiği iddialar Başbakan Erdoğan hakkında gensoruya dönüştü. CHP grubu tarafından Başbakanın rüşvet iddiası hakkında gerekli işlemleri yapmadığı iddiasıyla verdiği gensoru önergesi bugün TBMM'de ele alındı.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi ve Başkanı Kemal Özer'in adının sık sık geçtiği Genel Kurul görüşmelerinin görüntüleri ve TBMM tutanakları çok kısa bir zamanda burada yer alacak.
TBMM'DEKİ GENSORU GÖRÜŞMELERİNDEN BAZI KESİTLER
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)
–“Amerika'da yargılanan bazı firmalar Türkiye'de rüşvet dağıttıklarını itiraf ettiler ve bunlar mahkeme kayıtlarına geçti. Birinci olay, "Delta&Pine" denilen bir şirket, Amerikan firması, tarım ürünleri satıyor. Türkiye'de de bir şirket kurdular, adına "Türk Deltapine Limitet Şirketi" dediler. Yüzde 100 Amerikan iştiraki olan bir firma. 19 Kasım 2009 tarihinde Habertürk Gazetesi'nde bir haber çıktı "GDO'lu pamuğun kralı Türkiye'de rüşvet kralı" diye. Bu olay yer aldı ve bu olay unutuldu. Neden unutuldu ve neden bir şey yapılmadı? Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bir suç duyurusunda bulunmadı, hiç kimse bir araştırma ihtiyacı duymadı ama bir sivil toplum örgütü Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Derneği cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu. 9 Ocak 2010 tarihinde cumhuriyet savcılığı "Bu olay gazete haberinden ibarettir, elde bilgi, belge yoktur, tamamen soyut bir iddiadır." dedi ve takipsizlik kararı verdi. Oysa bu dilekçenin ekinde, Amerika'da yargılanan firmanın, sermaye piyasası kurulu raporunun hem İngilizce hem Türkçe örneği vardı ve bu, ilgili savcı tarafından görülmedi ama biz bunu takip ettik, bırakmadık arkasını. Söz konusu raporda, Türkiye'de 43 bin dolar rüşvet dağıtıldığı söyleniyordu. Kolombiya mahkemesinde 25/7/2000 tarihinde görülen davadaki şu ifadeleri ben, yüce Meclisin takdirine sunmak istiyorum. Mahkemeye sunulan raporda diyor ki: "Bu ödemeler -yani rüşvet ödemeleri- şirketin Türkiye'deki faaliyetlerini sürdürmesi için gerekli olan resmî raporlar ve sertifikaların elde edilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir." Yine bu raporda "Türk Deltapine tarafından Bakanlık memurlarına yapılan ödemeler, 2006 yılında Deltapine'ı satın alan şirket tarafından yapılan incelemeler sonunda ortaya çıkana kadar durdurulamamıştır."
Bu gelişmeler üzerine 30/12/2009 tarihinde Tarım Bakanlığına bir dilekçe ile başvurdum, Bilgi Edinme Yasasına göre, dedim ki: "Acaba Türk Deltapine hakkında Amerika'da açılan davada Türkiye'de rüşvet verdiği söylenen bu şirket hakkında, siz, Bakanlık olarak bir soruşturma açtınız mı?" 21 Ocak 2010 tarihi, 14.37 itibarıyla bir yanıt geldi. Aynen okuyorum: "Konuyla ilgili yapılan arşiv araştırmamızda Türk Deltapine unvanlı şirket hakkında yapılmış veya yapılmakta olan bir inceleme ve soruşturmaya rastlanmamıştır."
Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığına sordum; olur ya, Dışişleri Bakanlığı duyarlı bir bakanlıktır; Türkiye'de rüşvet dağıtılıyor, Amerika'da mahkeme kararlarına geçiyor; herhâlde Dışişleri Bakanlığı bunu alıp bilgi olarak Türkiye'ye aktaracaktır diye. Dışişleri Bakanlığı 24 Şubat 2010 tarihinde bana yanıt verdi: "Türk Deltapine Limited Şirketiyle ilgili yargılama süreci hakkında Bakanlığımıza ve ABD'deki temsilciliklerimize bir bilgi ulaşmadığı tespit edilmiştir." Merak ediyorum, bu Dışişleri Bakanlığı ne yapıyor acaba?
AK PARTİ Grubu adına Giresun Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Sayın Nurettin Canikli:
-“Bu konu Türkiye'nin gündemine geldiğinde bir sivil toplum örgütü, bir dernek başkanı, Sayın Kemal Özer, 14/12/2009 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunuyor, bir ihbarda bulunuyor. Tarih 14/12/2009. Belge de burada değerli arkadaşlar. O raporda belirtilen iddiaları aynen tekrarlayarak ve o raporların hem İngilizcesini hem de Türkçesini de ek yaparak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bir suç duyurusunda bulunuyor. Biraz önce söylediğim iddiaları aynen tekrarlıyor yani 2001-2006 yıllarında, bu şirket, Tarım Bakanlığına önemli bir bölümü ayn olarak, bir kısmı nakit olarak 43 bin dolar rüşvet vermiştir, iddia bu. Başka detay yok zaten iddiada, sadece bu kadar. Orijinal belgelerde de iddianın tamamı bu, 2001-2006 yılı. İsim yok, olay yok, bütün iddia bu. İngilizce metinlerdeki iddia da bu.”
Son konuşmacı Hükûmet adına Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)
-“İddia edilen üç tane konu var. Bu konularla ilgili hiçbir şey yapılmadı ise bu, Ceza Kanunu'muza göre 257'nci madde kapsamında, en azından görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur, 257'nci maddeye göre. Eğer hakikaten bu gensoruyu veren değerli dostlarımız, arkadaşlarımız bu kanaati taşıyor ise yapılacak iki tane yol var. Kimseye akıl vermek haddim değil, ama hukuk çerçevesinde iki tane yol var. Bunlardan bir tanesi doğrudan doğruya cumhuriyet savcılığına konuyu intikal ettirmektir.
Bakınız, Kemal Özer denilen değerli vatandaşımız bu ve benzeri konularda hassasiyet taşıyor, aynı kişi midir bilmem "Böyle bir anayasa istiyorum."diye de bir özel anayasa yazdı bu arkadaşımız, eğer aynı kişiden bahsediyorsak.Gerçekten hepimize örnek bir vatandaş. Bir sade vatandaş bu kadar önemli bir konuyu, önemsenen bir konuyu yargıya götürüyorsa Ana Muhalefet Partimizin de evleviyetle bunu yargıya götürmesi lazım.
Başka bir bilgi, Amerika Menkul Kıymetler Borsasının bahse konu o raporlarında ne deniyor: "Mercedes-Benz Türk üzerinden "rüşvet" adı altında spesifik bir meblağ ya da vaka listelenmemiştir. Ancak Daimlerin, Türkiye dâhil birkaç ülkede Hükûmet yetkililerine para aktarmak için sahte danışmanlar kullanıldığı belirtilmiştir. Ortada somut bir şey yok, isimler yok, firmalar çok net değil. Onun için savcılık da takipsizlik kararı veriyor. Soyut iddialardan ibarettir." deniliyor. Buna da itiraz yoluna gidilmiş, hâlen Sincan Ağır Ceza Mahkemesinde.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Biliyorum.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Onu da tekrar burada bilgilerinize sunmak istiyorum.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Ona da sivil toplum örgütü gitti; onu da söyleyin Sayın Bakan.
Yorum Yap