Son Dakika
Salı, 26 Eylül 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Gıda Can güvenliği ve yeniden içeceklerde alkol meselesi Kemal Özer
Önceki gün TRT1’deki ‘Nasılsınız?’ dün ise Habertürk’teki ‘Türkiye’nin Nabzı’ adlı programlarda ‘Gıda Güvenliği’ konusu konuşuldu. Her iki programı takip ettim. Önce TRT’deki programda konuşulanlara sonra da Habertürk’teki programın içeriğine değerlendirelim.

TRT’deki programın konuklarını iki gruba ayırmak gerekiyor. Her iki taratandan konuya vakıf olanlar ve olmayanlar var. Birinci grup, Türkiye’nin gıda güvenliği sorunu sadece merdiven altı üretimine indirgeyenlerden oluşuyor. Tahmin ettiğiniz gibi bu grupta gıda güvenliğinden sorumlu kamu görevlileri ile üreticileri temsilen yer alan sözde gıda güvenlikçileri yer alıyor. Onlara göre ‘her şey süt liman.’

 

İkinci grup ise daha bağımsız kişilerden oluşuyor. Bunlar ise ülkemizde gıda güvenliğinden söz etmenin ne kadar komik olduğunu verdiği ürkücü örneklerle ortaya koydular. Bu gruptaki konuklardan enfeksiyon uzmanı Prof Dr İsmail Balık hoca tüyleri diken diken eden açıklamalarda bulundu. Hoca sakin bir üslupla, “Bugün dünyada su ve gıda kaynaklı enfeksiyonlardan ölen insan sayısı yılda 2 milyon kişidir. Türkiye, bu hastalıkların en çok görüldüğü ülkelerin başında geliyor” dedi.

 

Elbette bununla sınırlı değildi gerçeklerin ifşası “Bu hastalıklardan o kadar insan ölüyor ki artık ülkemizde bu durum vaka-i adi yeden olmaya başlamıştır. Türkiye, gıda güvenliğinde geri kalmış ülkelerin başındadır” dedikten sonra çok ilginç ve bir o kadarda tehlikeli bir bilimsel tespitini aktardı.

 

Garsonlar ve aşçılar üzerinde yaptıkları bilimsel bir araştırmada bu meslek mensuplarının burunlarından alınan numunelerin incelenmesinde sonucunda büyük bir kısmının burunlarında “kaka” kalıntıları tespit ettiklerini, enfeksiyon hastalıklarının yüzde 40’nın lokantalardan bulaştığını belirtti. Prof Balık hocanın açıklamasında sonra stüdyoda neler oldu biliyor musunuz? Stüdyoda kimseler, bu anlatılanları vaka-i adi yeden olaylarmış gibi dinlemekle yetindiler. Üstelik bunların bir kısmı bunların önlenmesinden sorumlu kimselerdi.

 

Koruma Kontrol Genel Müdürü’nün çizdiği ‘muazzam Türkiye fotoğrafına’ karşın “Bizde denetim var ama ‘nitelikli denetim’ yok. Nitelikli denetimde de yaptırım gerekir” şeklindeki cevaplar anlayan için çok anlamlı idi.

 

Konuklardan bir Ziraat Mühendisi’nin ‘Dünya Sağlık Örgütü 150 çeşit pestisit (zirai ilaç) kanserojen İngiltere 18’ini kaldırıyor. 35 tanesini de Avrupa Birliği kaldırıyor. Ama ülkemizde bunlar hala üretilmekte ve kullanılmaktadır’ bunun takdirini size bırakıyorum’ cümlesi de sıradan bir cümle olarak kayboldu gitti.

 

Her iki programa da katılan konuklardan biri olan ve üreticilerin kurduğu ve tüketicileri yönlendirme mücadelesi veren bir gıda güvenliği derneği başkanının gıda güvenliğinin önündeki engellerden birinin tüketicilerin bilinçlenmesini sağlayan İnternet’i göstermesinin takdirini de bizde size bırakalım. Tüketicilerin bilinçsizliğinden dem vurulup durulmasına Habertürk’e konuk olan Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın “Bu konu tüketicilerin bilinçsizliği ile izah edilemez. Bir gıdayı aldığında bırakınız tüketiciyi bir mühendis bile analiz yapmadan anlayamaz. Tüketicinin bilinçli olması yetmez” diyerek eleştirdi.

 

Her iki kanalda da gündeme gelen gazlı içeceklerdeki alkol tartışması vardı ki tam evlere şenlikti. Bu konuya soru cevap olarak aşağıdaki delilleri ile cevap vereceğiz. Ancak Habertürk’ün konuklarından olan Gıda Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Kaya’nın ‘niyet okuma’nın ötesine giderek iftira dolu açıklamalarına bir bakalım. Kaya, TSE’nin yaptığı helal gıda standardı çalışması için etik dışı suçlamalarda bulundu. Empati yapmaktan uzak tamamen seküler inanışın hazımsız türlerinden bir örneği olan konuşmasında ‘Ak Parti iktidarının Helal Sertifika işini İmam hatip Lisesi mezunlarına iş bulmak için gündeme getirdiğini, teknik kişiler çalıştırmayarak İHL’lileri bu alanda istihdam edeceğini’ gibi ‘palavra’ ifadeler ‘çirkin ötesi’ bir itham idi.

 

Ak Parti ile uzaktan yakında ilgisi olmayan standart geliştirme çalışmasına bu kadar ideolojik bağnazlıkla bakmanın iyi niyetle izahı olmadığı gibi böyle bir muhataba ‘neden empati yapmıyorsun?’ gibi abes bir soru yöneltecek değilim. Ancak ben Ak Parti yetkilisi olsam bu ithamı mutlaka yargıya taşırdım.

 

Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner’in ‘Tarım Bakanlığı elinden geleni yapıyor’ açıklamasının ise tek bir izahı olabilir. Oda Tarım Bakanlığı yetkililerinin de yer aldığı derneklerindeki ortak hareketleridir. Aksi halde bir STK’cı bir ülke bakanlığı bu cümleler de hiçbir ülkede savunmaz. Yinede cümleyi ciddiye alarak Tayfun Talipoğlu'nunda belirttiği gibi

şu şekilde yanıtlayalım. Dünya Sağlık Örgütü’nün de belirttiği gibi ülkenin ekmek sorununu hala çözememiş bir Tarım Bakanlığı’nın elinden bu kadarı geliyorsa vah ülkem vah. Yerinde kim olmak ister ki?

 

Gazlı içeceklerdeki alkole konusuna gelecek olursak. Burada şunu hemen belirtmeliyiz ki bu konuda kimse kusura bakmasın tevazu falan yapacak değilim. İşin hem hukuki, hem teknik hem de dini boyutunu iyi derece bilen bir kişi olarak bu konuda ki yanlışları ve doğruları soru cevaplarla izah etmek şart olmuştur.

 

Programlarda konuyu gündeme getiren arkadaş konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı ortada. Cevap verenlerde kusura bakmasınlar iyi niyetli değiller. Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kimsenin hakkı yok. İşte bütün ayrıntıları ile gazoz gerçeği:

 

Gazlı içeceklerde alkol nereden çıktı?

Bir gazlı içecekler firmasında çalışan bir mühendisin ‘Biz ve diğer üreticiler içeceklere etil alkol katıyoruz. Mevzuat buna izin verse de din izin vermiyor. Üstelik bu ürünlerin etiketlerine de yazılmıyor’ bilgi ve ihbarı ile gündemimize gelmiştir.

 

Hangi mevzuat içeceklerde alkole izin veriyor?

Üç mevzuat buna izin vermektedir.
1) Aşağıdaki belgede de görüleceği üzere TSE tarafından Ekim 1992’de yayınlanan 4080 Sayılı Gazlı Alkolsüz İçecekleri Standardı içeceklerde alkole izin veren ilk resmi belgedir. Bu standardın ‘Sınıflandırma ve Özellikler’ başlığı altındaki ‘Gazozun Genel Özellikleri’ Çizelge 2’de, Gazoz vb gazlı ve meyveli içeceklere 5 gram/litre (dikkat) alkol katılmasının standart bir işlem ve içerik olarak tanımlamaktadır. Bu standartta ‘alkol fermantasyon sonucu oluşur’ ifadesine asla yer vermediği gibi bilakis üretim aşamasında katılmasını bir standarda bağlamakta bağlamaktadır.

 

2) TSE’nin belirlediği standart esas alınarak hazırlanan, 30.10.1998 tarih ve 23508 yazılı Resmi Gazete yayınlanan 98/24 sayılı Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği Alkolsüz İçkiler Tebliği izin verir. Tebliğin 5/k maddesi “Alkolsüz içeceklerde etil alkol miktarı en çok 5.0 g/l, olmalıdır” şeklindedir.

 

3) Avrupa Gıda Kodeksi gazlı içeceklere 3 gr/litre etil alkol katılmasına izin vermektedir.

 

Gazlı içecekler alkol tespit edildi mi?

İlk olarak 10 markanın gazozları Tübitak’a analiz ettirilmiş. Belgede de görüleceği üzere her birinde farklı miktarlarda etil alkol tespit edilmişti. Ardında Tarım Bakanlığı laboratuarına cola analizi yaptırılmış bu üründe de etil alkol tespit edilmişti. Bu sonuçlar Kasım 2006’da ‘Gazozlarda alkol var!’ başlıklı basın toplantısı ile duyurmuştuk.

 

Üreticiler itiraz etti mi?

Adı geçen markalardan bir kaçı, ürünlerinde etil alkolün varlığını kabul ederek teviller yapmaya başlamışlardı. Bu firmalardan bir kısmı ise sükût ikrardan kabilinden tüketicilerini ciddiye almama pahasına hiçbir açıklama yapmamışlardı. 

 

Tarım Bakanlığı ne diyor?

Tarım Bakanlığı gazoz analizlerinin kamuoyuna açıklanması sonrasında hiçbir resmi açıklama ve yazı göndermez iken Coca Cola analizinin yayınlanmasından sonra 26.03.2007 tarih ve 1435 sayılı ve Dr. Durali Koçak imzalı özeti sunulan bilgi mektubu alınmıştı. “Bilindiği üzere, (konu) ‘Türk Gıda Kodeksi-Alkolsüz İçecekler Tebliği’ kapsamında değerlendirilmektedir. Bu tebliğin 4. maddesinin (d) bendinde kola içeceği ‘içilebilir özellikte su, şeker, kafein, diğer bileşenler ve izin verilen katkı maddeleri ve kendine özgü aroma maddeleri ile tekniğine göre hazırlanan ve karbondioksit ile gazlandırılmış olan içecek’ şeklinde tanımlanmaktadır. Aynı tebliğin 5. maddesinin değişik (j) bendinde ‘alkolsüz içeceklerde etil alkol miktarı en çok 5 g/L olmalıdır’ hükmü yer almakta olup, bu tür alkolsüz içeceklerin üretiminde aromatik bileşikler kullanılmaktadır. Alkolsüz içeceklere ilave edilen bu aromatik bileşikler, meyvelerden elde edilmekte olup, bunların eldesi sırasında bileşimlerde etil alkol, keton, ester vb. bileşenlerde oluşabilmektedir. Dolayısıyla, nihai üründe etil alkol miktarının hacmen %1,2’yi aşması durumunda etikette belirtilmesi gerekmektedir. Adı geçen ürün hacmen %1,2’den daha az miktarda etil alkol içerdiğinden ve analiz sonucunda tespit edilen etil alkol miktarı 5 g/L’den fazla olmadığından yukarıdaki yasal mevzuat hükümlerine aykırılık söz konusu değildir.”

 

Tarım Bakanlığı mevzuat değiştirdi mi?

İsmi alkolsüz ancak kendisi alkollü gazozlarını serüvenini o tarihte görevli olduğum tüketici örgütünde organize etmiş, süreci izlemiş ve en ince ayrıntıları bilen birisi olarak konuşulanlara üzülmek bir yana içimi acıtmıştır. TRT1’de yayınlanan programdan Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü yetkilisi Prof Nevzat, “Artık gazoz analizlerinden sonra mevzuat değişmemiştir” demiştir. Lakin bu bilgi asla doğru değildir. Resmi Gazete yalan yayın yazmıyorsa Gazoz ve Cola analiz raporlarının yayınlanmasından kısa bir süre sonra 15.06.2007 tarih ve 26553 sayılı Resmi Gazete’de 2007/26 nolu Türk Gıda Kodeksi Alkolsüz İçecekler Tebliği tümüyle yeniden yayınlanmış ve alkolle ilgili çok büyük bir değişiklik yapılmıştır.

 

Tarım Bakanlığı mevzuat nasıl değiştirdi?

Yenilenen tebliğin gazlı içeceklere alkol eklendiğini kabul ederek, tanımı bütünüyle değiştirmiştir. Tebliğin 5/b maddesi “Bu Tebliğ kapsamında yer alan içeceklerde üretimin doğasından kaynaklanabilecek etil alkol miktarı en çok 3,0 g/L olmalıdır” şeklinde değiştirildi.

 

Tebliğin eskisi ile yenisi arasındaki fark nedir?

Tebliğin eski hali ile yeni arasındaki farkı siyahla beyaz arasındaki fark kadardır.

Eski: 5/k “Alkolsüz içeceklerde etil alkol miktarı en çok 5.0 g/l, olmalıdır” şeklindedir.

Yeni: 5/b “Bu Tebliğ kapsamında yer alan içeceklerde üretimin doğasından kaynaklanabilecek etil alkol miktarı en çok 3,0 g/L olmalıdır”

Eski ile yeni arasında iki temel fark vardır. Birinci fark 5.0 g/l, 3.0 g/l’ye düşülerek AB mevzuatı ile uyum sağlamıştır. İkinci fark ise etil alkolün varlığı üretimin doğası koşuluna bağlanmıştır. 

 

Gazlı içeceklerde alkol yasaklandı mı?

Bunun cevabı hem evet hem de hayırdır. İçeceklere alkol katılması yasaklanmış gibi gözükmesine rağmen gerçekte ikisine nispeten daha büyük bir meşruiyet zemini hazırlanmıştır. Alkol cümle cambazlığı ise fermantasyona bağlanmıştır. Yani iyileştirme adına meşruiyet sınırı genişletilmiştir.

 

Alkol gerçekten fermantasyon sonucu mu oluşur?

Bunun cevabını Gıda Vitrini dergisinin 2007/6 sayısındaki “Alkolsüz İçeceklerde Alkol ve Fermantasyon” başlıklı yazımızda vermiştik. Oradan kısa bir özet alıntılayalım. “Üreticiler, alkolün fermantasyondan meydana geldiğini açıklamışlardı. Meyve suyu, kola ve gazoz üreten firmaların önemli bir kısmının reçel, jole ve marmelat gibi meyveli ürünler üretmektedirler. Türk Gıda Kodeksi  Reçel, Jöle, Marmelat Ve Tatlandırılmış Kestane Püresi Tebliği’’ni incelediğimiz zaman burada alkolden hiç söz edilmediğini görüyoruz. Tarım Bakanlığı’nın Gıda Kontrol Laboratuarı’nın yaptığı analizlerde çok miktarda şeker ile meyve içeren reçel türü ürünlerde alkol olmadığının tespit edilmesi idi. Kritik soru şudur: Madem üretimde meyve yüzünden fermantasyon sonucu alkol oluşmaktadır, neden reçel ve ürünlerde alkol yoktur? Neden reçellerde alkole müsaade edilmemektedir?

 

Bu durumda alkolün fermantasyon sonucu oluştuğu iddiasının tamamen gerçekleri saptırmak olduğunu görüyoruz. İkinci kritik soru ise şudur: Birkaç gram meyve özü eklenince fermantasyon oluşuyorsa yarısı meyve olan reçellerde fermantasyon neden oluşmamaktadır? Bu sorunun cevabını ne Bakanlık nede üreticilerin vermesini beklemiyoruz. Çünkü verebilecek cevapları yok.”

 

Fermentasyon ne demek?

Uzman olmanıza gerek yok. Zaten işin içine uzmanlar girince işin içinde çıkılmıyor bu ülkede. Fermantasyon nedir? diye İnternet’te bir sorgu yaptığımızda http://tr.wikipedia.org’da  “Bu fermantasyon türü çürüme sırasında olur ve karbonhidrat yokluğunda, proteinden beslenen Clostridium cinsi bakteriler tarafından yapılır. Bazı amino asitler elektron alıcısı, bazıları da elektron vericisi olarak işler ve reaksiyon sonunda çeşitli kötü kokulu ürünler oluşur” denilmektedir. Sadec wikipedia mı? Elbette hayır. Prof Mustafa Nutku hoca öylesine mühim şeyler söylüyor ki. Bunlar alkolün fermantasyonu sonucu olduğu bilgisini tamamen yalanlamaktadır. Şimdi şu soruyu da soralım. Acaba reçellerde sağlam meyveler, meyve sularında ise hasarlı, çürümüş meyveler mi kullanılmaktadır? Bu yüzden mi fermantasyon oluşuyor?

 

Ama meyvelerde de alkol var diyorlar?

Evet, bu cevaba gülüyoruz ama aslında ağlamak gerekir. Bu kadar yalan nasıl olurda alenen söylenir şaşmamak imkânsız. Reçellerde neden alkol yok ve Reçel vb ürünlerin tebliğinde neden alkole izin verilmiyorsa cevap verebilseler bunu herkes anlar ama fermantasyon çürüme ise meyvedeki alkolde bu çürümenin sonucudur. Çürük meyveyi yemeye çalıştığınızda ağzınızda meydana gelen kötü tat ve kokuyu hatırlayın…

 

O halde içeceklere neden alkol katılıyor?

Alkol katmanın en basit nedeni çözücü olmasıdır. Sizde evinizde basit bir gazoz üretin. Aroma, su, asit, şeker, vs’yi aynı kapa boşaltın ve sallayın karıştı mı? Hayır. Karışmış gibi gözüktü az sonra ağırlar aşağı hafifler yukarı çıkarak ayrışacaklardır. İçine bir gram alkol damlatın. Sonuç her şey bu konu ve Türkiye gibi bir birine karışacaktır. Diğer nedenler ise marka bağımlısı tiryaki tüketici oluşturmak ve akışkanlığı hızlandırmak. Alkol kattığınız bir gazlı içeceğin şişeme hızı alkol katılmayana göre iki kat artacak ve üretim süreci kısalacaktır.

 

Meyve sularında da alkol var mı?

Hiç kuşkunuz olmasın. Her ne kadar meyvenin kendisine bağlayacak yüksek bilgili uzmanlarımızı çıkacak ise de gerçek böyle değildir. Denemesi çok kolay. Bir kilo portakal ile yüzde yüz meyve suyu yazan herhangi bir marka portakal suyu alın. Portakalın suyunu sıkın bir bardağa koyun. Hazır meyve suyunu da bardağa boşaltın. Cep telefonunuzun kamerası ile kayda geçin. On beş dakika sonra sıktığınız portakalın suyunun meyve özleri tabana çökerken renksiz hale gelen suyu yukarı çıkarak ayrışmayı gözleyeceksiniz. Hazır meyve suyunuzda ise bu değişimi göremeyeceksiniz. Bu farkı alkole borçlu olduğunuzu unutmayın. Ayrıca ikisi de yüzde yüz olan meyve sularının berraklık farkı da dikkatinizden kaçmayacaktır. Hiçbir katkı içermediği yazan bu meyve suyundaki farkı sizce neye borçluyuz? 

 

Sonuç: Programda konuyu izah etmeye çalışan arkadaşın derdini anlatamaması ve gazozlarda artık alkol yok gibi mesnetsiz iddiası bugüne kadar ki çalışmaya lekelemiştir. Biz gerçekleri tek tek sıralayarak bu kirliliği ortadan kaldıramaya çalıştık. İster resmi ağızlar ile resmi ağız yandaşlarına isterseniz de bize inanın. Takdir sizin ancak biz hala ne gazlı içecekleri nede hazır meyve sularını içiyoruz. Meyve alıp, meyve olarak yiyor yahut suyunu çıkarıp taze taze içiyoruz. Posası ve liflerinin şifasından da afiyetle yararlanıyoruz. Ben endüstriyel içececekleri içemye devam edeceğim diyene hiçbir çözümüz yok. İçene afiyet olsun.

 

İÇİLMESİ HARAM OLANIN SATILMASI DA HARAMDIR

- Abdurrahman İbnu Va'le r.a.'in anlattığına göre, İbnu Abbas r.a.'dan üzüm şırası hakkında sorunca ondan şu cevabı almıştır: "Adamın biri Resûlullah s.a.v.'e bir şarap dağarcığı hediye etmişti, kendisine "Allah'ın bunu haram kıldığını bilmiyor musun?" dedi. Adam: "Hayır bilmiyorum" cevabını verdi ve yanında bulunan birisine bir şeyler fısıldadı. Resûlullah s.a.v. adama "Ona ne fısıldadın?" diye sorunca adam: "Onu satmasını emrettim" dedi. Resûlullah s.a.v.: "İçilmesi haram olanın satılması da haramdır" buyurdu ve iki şarap dağarcığının ağızlarını açarak içlerini boşalttı." Müslim, Musâkat 68, (1579); Muvatta, Eşribe 12, (2, 846), Nesâî, Büyû 90, (7, 307-308) - Kütüb-i Sitte Cilt 3, Hadis Şerif 216 s27)

 

ŞARAP SİRKE OLURSA HELAL OLUR MU?

- Ebu Talha r.a. anlattığına göre, Resûlullah s.a.v.'den "İçkiye vâris olan yetimler" hakkında sormuştur. Resûlullah s.a.v.: "Dök onu!" emretmiştir. Ebu Talha: "Sirke yapsam olmaz mı?" deyince de "Hayır!" diye cevap vermiştir." Ebu Dâvud, Eşribe 3 (3675); Tirmizî, Büyû 58, (1293) - Kütüb-i Sitte Cilt 3, Hadis Şerif 219 s29)

 

29.08.2008 Bu yazi 6716 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri