Son Dakika
Salı, 18 Şubat 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Genetiği bozuk tohumlar Serdar Akinan
Genetiği bozulan tohumlardan bahsedeceğim ama sandıklarınızdan değil... Lafa, farklı siyasal köken, yaş ve cinsiyetten bir grup sosyalistin 2008 başında 'Siyasal ortaklaşma eğitim/tartışma seminerleri'nde şekillenen 'Sosyalist Cumhuriyet için tezler' adlı el kitapçığının başlangıç paragrafı ile başlayayım:

'Dünya nüfusunun en zengin yüzde 2'si tüm dünya servetinin yarısına, en zengin yüzde 1'i yüzde 40'ına, dünya nüfusunun yarısını oluşturan yoksul kesim ise dünya zenginliklerinin yüzde 1'ine sahip...'

Şimdi gelelim besin meselesine... Dünyanın yarısı buğdayla, az gelişmiş ülkeler ise pirinçle besleniyor.
Bugün dünyada 124 milyon ton buğday stoku var. Yani, Türkiye gibi 7 ülkeyi doyuracak buğday var...
77 milyon ton pirinç stoku var. Yani, Türkiye gibi 140 ülke doyar...
Yani?
Yanisi şu arkadaşlar... Yeryüzünde üretim yetersizliği diye bir sıkıntı yok... Ama her ne hikmetse her gün 25 bin kişi açlıktan ölüyor...
Aşağıdaki saptama ise 'Yıkım Tohumları' (Kitabın Türkiye'deki adı Ölüm Tohumları'dır) adlı kitabın yazarı William Engdhal'a ait:

'Yaşanan küresel gıda kriziyle Genetiği Değiştirilen Organizma-GDO- patentli pirinç, mısır ve soya tohumlarının yaygınlaşması arasında nedensel bir bağlantı var. Bu bağlantı da gıda üretiminin Monsanto, DuPont, Syngenta, Dow, Archer Daniels Midland and Cargill önderliğindeki birkaç dev şirket tarafından küreselleştirilmesi. Bu güçlü lobi küresel bir tarım politikası oluşturdu ve hem ABD Tarım Bakanlığı hem de Avrupa Komisyonu Tarım Direktörlüğü'nde etkin. Bu güçlü tarım şirketleri perde arkasından Dünya Ticaret Örgütü'nün tarımla ilgili kararları üzerinde hakim. Uzun vadeli politikalarından biri kasıtlı olarak dünyanın acil tahıl stoklarını azaltmak. Aynı zamanda bitkilerin ulaşımda yakıt olarak kullanılması için yetiştirilmesini öngören suç politikasının önde gelenleri de onlar. Yani biyoyakıt dolandırıcılığı. Küresel kıtlık koşullarında Monsanto ve tarım lobisi kendi patentledikleri GD tohumlarının dünyadaki açlığa 'çare' olduğunu iddia ediyor. Henry Kissinger'in 1970'lerde ilan ettiği strateji 'Petrolü kontrol ederseniz ulusları ya da bölgeleri, gıdayı kontrol ederseniz insanları kontrol edersiniz' stratejisi bu. 2005'ten beri ABD yönetiminin biyoyakıt sübvansiyonları ve promosyonu, bu tür yakıtların küresel ısınma sorununa çözüm olduğu yalanı, gıda fiyatlarını da etkiledi. Bence bu tamamen bilinçli ve dünya üzerinde beyaz olmayanların nüfusunun azaltılmasını isteyen bir grup elit tarafından yönlendiriliyor. Ve biyoyakıt çılgınlığını desteklemeye devam eden bütün hükümetler, uluslararası adalet kurallarına göre soykırım suçu işliyor.'
Dünyada gıdayı yöneten çok uluslu şirket sayısı 10'u bulmuyor. Ve bu dev şirketler, dünyada herkese yetecek gıda olmasına karşın, günde 25 bin insanın açlıktan ölmesine yol açan politikaları etkiliyor veya belirliyor... Dünyada kim aç kalacak ya da kim obez olacak bu şirketler karar veriyor.

Gelelim Türkiye'ye...
Çiftçimiz genetiği değiştirilmiş tohumları pek sevdi... Güzel memleketimizin tarlalarında çeşit çeşit GD tohumları ekili... Bu tohumlar nedir? Biyoçeşitliliğe, doğaya, insan sağlığına etkisi nedir? Araştırır, bilir mi? Hayır... Bilse de umursar mı? Daha vahim bir soru ya, neyse, geçelim...
Toplumdaki 'genetiği bozuk tohumları' yazmak sakıncalı... Hazır köyümüze de geri dönmüşüz, bari sahiden genetiği bozuk tohum meselesini araştırıp yazayım diyorum...

Fotoğraf bildiğiniz gibi değil... Buzdağının sadece üstünü anlattım size... Yediklerinizi içtiklerinizi yazsam bu yazı yayınlanamaz... Öyle diyeyim...
Yani ben gene 'sakıncalı' oluyorum...

Hayır bu ülkenin siyasetçisi sevmez, bu ülkenin aydını sevmez, bu ülkenin köylüsü de bizi sevmeyecek...
Söyleyin bana, bir başka dünya mümkün mü?
Efendim?

24.04.2009 Bu yazi 4643 defa okundu
    Sonraki:
    Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




     
    • Bir kıyamet silahı: GDO
      Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
    • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
      Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
    • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
      Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
    • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
      “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
    • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
      Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
    • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
      Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
    Diğer mülakatlar:
    1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
    Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
    Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
    Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri