Son Dakika
Salı, 30 Mayıs 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
GDO destekçilerinin psikolojik savaşı - Altın Pirinç Prof Tayfun Özkaya
GDO’lu bitkilere belki de hayvanlara üretim izni verecek olan Biyogüvenlik Yasa Tasarısı Meclise gönderilecek. Çiftçil örgütlerine çok büyük iş düşüyor. Toplumu, büyük şirketlerin borozanlarına kanmaması için aydınlatmalılar.

Geçenlerde bir ilimizin Ziraat Fakültesindeki konferansımda GDO’lu ürünler konusundaki eleştirilerimi açıkladığımda bir öğretim üyesi ‘’altın pirinç denilen GDO’lu bir ürünün Asya’da A vitamini eksikliği çeken çocuklar için kurtarıcı olabileceğini” söyledi. Çocuklar kör olmaktan kurtulabilecekti. Normal olarak pirinç A vitamini içermez iken araştırmacılar bunu A Vitamini daha doğrusu onu üreten madde olan beta-karoten içerecek hale getirmişlerdi. Buluş hayranlık uyandıracak gibi görünüyordu. “Neden biz olayı tek yanlı görüyorduk?”

Yoksa bu altın pirinç olayı GDO’lu ürünlerin kamuoyunda kötü olan şöhretini düzeltmek için bir halkla ilişkiler projesi olarak mı tezgâhlanmış idi? Öğretim üyesinin büyük tohum ve aynı zamanda tarım ilacı üreten şirketlerin borazanı olmadığına inanıyorum. GDO’lara gerçekten inanıyordu. Ancak sanırım bilgisi çok eksik idi.

İsterseniz GDO’nun ne olduğunu bir kere daha hatırlatalım. Bunu altın pirinç adı verilen (İngilizcesi golden rice) GDO’lu bitki ile örnekleyelim. Bir Japon pirinç çeşidinin içine İngilizcede genel olarak daffodil denilen bir nergis türünden iki gen ve bir bakteriden (yani bir mikrop) bir gen koyarak altın pirinci elde ediyorlar. Genler ise bildiğiniz gibi canlıların özelliklerini gelecek kuşaklara aktaran birimlerdir. Klasik bitki ıslahında başka bir türden (nergisten) hatta başka bir âlemden (burada bakteri) genleri bir başka türe (yani pirince) aktaramazsınız. Yeni bir canlı yaratmaya benzeyen bu olayın çok yönlü tehlikeler doğurması nedeniyle ülkemizde de GDO’ya Hayır Platformu gibi benim de katıldığım kuruluşlar mücadele etmekteler.

Şimdiden söyleyelim ki bu altın pirincin üretim anlamında ciddi bir uygulaması yok. Daha çok GDO’lu bitkilere saygınlık kazandırmak için sözü bolca ediliyor.

Aslında kötü beslenmenin temel nedenleri yoksulluk, eşitsizlik ve eğitimsizliktir. Yeşil devrim denilen tek ürüne, tarım ilaçlarına, kimyasal gübrelere bağımlı üretim sistemi Asya’da sebze üretimini büyük ölçüde azalttı. Beslenme uzmanları günde 200 gram sebze tüketen bir kişinin A vitamini eksikliği çekmeyeceğini ortaya koyuyorlar. 300 gram altın pirincin ise yetişkin bir kişinin günlük A vitamini ihtiyacının sadece %20’sini karşılayacağını ortaya koyuyorlar. Bu miktar pirinç ise bir çocuk için çok fazladır. Filipinlerde bir okul öncesi çocuk ancak 150 gram pirinç tüketir. Bu ise A vitamini ihtiyacının %10’u eder.  Tüm A vitamini ihtiyacını alabilmesi için ise bu çocuk 1,5 kilo pirinç tüketmelidir. Bu imkânsızdır. Diğer yandan altın pirinçte olduğu söylenen ve A vitaminine dönüşecek olan beta-karoten maddesinin biyolojik olarak yararlı olup olmadığı da ayrı bir problemdir. Bunun vücut tarafından alınabilmesi için hayvansal yağ tüketimi de gerekiyor. (Kaynak: MASIPAG, Grains of Delusion, Golden Rice seen From Th Ground, http://stopogm.net/files/GrainsDelusion.pdf)

Ayrıca altın pirincin sağlık üzerine etkileri de araştırılmamıştır. GDO konusunda uzman Dr. Mae Wan Ho’ya göre A vitamini zehirlenmesi besinlerde aşırı beta-karoten alınması durumunda söz konusudur. Alerji konusu da ciddiye alınmalıdır. Genlerin alındığı nergis bitkisinin alerjik bir reaksiyon yaptığı kesindir.  (Kaynak: Conway, G., http://www.oecd.org/subject/biotech/ed_prog_sum.htm)

Tayland’dan alternatif tarım ağından Daycha Siripatra’ya göre altın pirinç kötü beslenme sorununu çözmeyecektir. Bize şöyle sesleniyor: “Bizi aldatıyorlar. Eğer yoksullar toprağa sahip olsaydı daha iyi beslenebilirlerdi. Yoksulların A vitaminine ihtiyaçları yok. İhtiyacı oldukları T Vitaminidir. Yani Toprak Vitamini. GDO’cuların istedikleri ise P Vitamini. Yani Para Vitamini. Kötü besleme yoksulluktandır. Teknoloji eksikliğinden değil.”

Asya’da sürdürülebilir pirinç üretme sistemleri balık, pirinç ve ağaçların birlikte üretimine dayanıyordu. İlaç ve gübreye dayalı endüstriyel tarım birçok yerde bu sistemleri tahrip etti. Kötü beslenmenin en önemli kaynaklarından biri de budur. (Kaynak: Masipag)        

Günde 73 gram koyu yeşil sebze yaprakları yendiğinde A Vitamini ihtiyacı karşılanmaktadır.  Asya’da mutfak bahçelerini geliştirerek kötü beslenmenin yenilebildiği ortaya konulmuştur.

GDO’lu bitkilere belki de hayvanlara üretim izni verecek olan Biyogüvenlik Yasa Tasarısının Meclise gönderileceğini biliyoruz. Çiftçiler ve örgütlerine çok büyük iş düşüyor. Toplumu, büyük şirketlerin borozanlarına kanmaması için aydınlatmalılar.  

19.06.2009 Bu yazi 5216 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri