Son Dakika
Salı, 30 Mayıs 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
GDO’lu kurban Kemal Özer
Kurban Bayramı için sayılı günler kaldı. Bayram günü tespitinde bile ortak hareket etmeyi beceremeyen Müslümanlar, bu bayramda da farklı günlerde ‘bayram’ yapacak.

Türkiye 25 Ekim’de bayram yapacak, Suudi Arabistan ise 26’sında. Derin dünya devletinin maşası BM ve 5’li çetesinin uygulamalarını veya beceriksizliğini haklı olarak eleştiren Türkiye, Müslümanların ortak bayram günü belirlemesi konusunu da eleştirir mi acaba?
 
Tek başına çözümlenmeyen bu hâl İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, -kuşları korkutmak için tarlalara konulan korkuluklar kadar- bile fonksiyonu olmadığını göstermek için yeterli.
 
İnsanlar bu ülkede kurbanı, adet yerini bulsun, gelenek veya İslamî bir emir olmak üzere üç nedenle keserler.
 
Nedenleri herkesin kendini bağlar elbet. Ancak dileğimiz herkesin inanarak ve Allah’ın bir emrini yerine getirmek amacıyla kesmesi.
 
Bayram öncesi kürsülerden kurban edilecek hayvanın kulak, kuyruk, diş ve boynuzlarının yapısı hakkında klasik bilgiler mutat olduğu üzere tekrara tekrar dile getirilecek. Fakat hiç kimse bu hayvanların ırkları ve beslenmeleri ile ilgili bir cümle bile kurmayacak…
 
Oysa bütün mezhepler; helâl olmayan gıdalarla beslenmiş hayvanların kesilmeden önce hapsedilmesini ve her hayvanda farklı süre olmak üzere, helâl ve temiz gıdalarla beslenerek temizlendikten sonra kesilmesini ister. (Ayrıntılar için fıkıh kitaplarına ve bu linke bakınız)
 
Batılıların “arî ırk yaratma” dedikleri projeleri, sadece insanlar için geçerli değildi elbette. Aynı şeyi insandan önce, bitki ve hayvanlarda denediler. Bu nedenle veterinerler (imkân olsa da kendilerine ‘baytar’ diyebilseydim ama ‘baytar’ kaldı mı acaba?) ve besiciler de ‘arî ırk’ tabirini sık sık kullanırlar.
 
İşte bugün çeşitli yöntemlerle elde edilen bu sözde arî ırk hayvanlar, ‘arî yemlerle’ hayvan çilehaneleri / işkencehaneleri / hapishanelerinde besleniyor.
 
Diğer taraftan küçükbaş, büyükbaş ve de tavuk yemlerine; GDO’lu soya ve mısırların yanı sıra, kan ve diğer hayvansal atıklar, antibiyotikler, hormonlar ve başka kimyasallar ekliyorlar.
 
İpini koparınca yani özgür olduğunu hissedince, büyük bir şehri savaş alanına çeviren, sonunda bir kurşuna veya uyuşturucu iğnelere teslim olan havyan, onu anlayacak birini bulamasa da, aslında bir ömür yaşadığı hapis hayatından kurtulmanın tadını çıkarmaya çalışıyor.
 
TÜM YEMLER GDO’LU
 
Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selim Çetiner, GDO taraftarı almasına rağmen “Biyogüvenlik Kurulu’nun GDO onaylarına katılmam mümkün değil” diyor.
 
Genetik mühendisi olan Prof. Çetiner bir çalışmasını şöyle aktarıyor: “Türkiye’nin dört bir köşesinden toplayarak test ettiğimiz 51 yem örneğinin 50 tanesinde, GDO içeriği tespit ettik. Kaçınılmaz olarak çok ufak aile işletmeleri hariç, hemen hemen tüm hayvancılık işletmeleri hayvanlarını, AB ülkelerinin tamamında olduğu gibi, Türkiye’de de GDO’lardan üretilen yemlerle beslemektedir.

“Biyogüvenlik Kurulu’nun GDO onaylarına bilimsel ve yasal açıdan katılmıyorum” diyen Prof. Çetiner, GDO’lu yemlerin ve GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların, etiketlenmemesinden de şikâyetçi.
 
GDO taraftarı birini bile isyan ettiren Türkiye’nin, neye hizmet ettiği ayan beyan ortada.
 
Hayvanların ülkemizdeki beslenme şekillerinin, kurbanın ve insanların sıhhatini etkileyecek olması büyük bir vebal değil mi?
 
GDO; ETE, SÜTE VE YUMURTAYA GEÇİYOR
 
İtalya’da Catania Üniversitesi Biyomedikal Bilimleri Bölümü’nden Agodi, Barchitta, Grillo ve Sciacca’nın yaptıkları araştırmada, marketlerden alınan 12 markaya ait 60 farklı süt örneği analiz edilir.
 
 Analiz sonucunda GDO’lu mısır ve soyayla beslenen hayvanlardan elde edilen bu sütlerin yüzde 25’inde GDO’lu DNA parçaları bulunur. GDO’lu DNA zincirinin parçaları, pastörize edilen üründe dahi yer almaktadır.
 
Araştırmalar, GDO’lu yemlerin bir yandan hayvanları kanser yaptığını ve kısırlaştırdığını, diğer yandan da et, süt ve yumurta yoluyla insanlara da geçtiğini ispat etmiştir.
 
Süt ineklerinin sütlerinde, kan ve dışkıları ile on iki parmak bağırsaklarında transgenik bitki DNA’sına rastlanan İtalya’daki Cattolica S. Cuore Üniversitesi’nce yapılan araştırmada, GDO’lu yemle beslenen hayvanların kanında, karaciğerinde, dalağında ve böbreğinde GDO’lu DNA’ların tespit edilmesi, tehlikenin hangi korkunç boyutlara eriştiğini gözlerin önüne seriyor.
 
KURBANLIK HAYVANIN YEDİKLERİ KURBAN’IN SIHHATİNİ BOZAR MI?
 
Fıkıhçılar leş yiyen bir çoban köpeğinin sürüde bulundurulamayacağını, hakeza leş yiyen bir av köpeğinin yakaladığı avı yemenin de caiz olmadığını belirtirler.
 
O halde şu soruyu soralım: Peki, av ve çoban köpeğinin bile ne yediği ile ilgilenen bir din, nasıl olur da insanların yediği/kurban edeceği hayvanların ne yediği ile ilgilenmez?
 
Aslında hayvanların ne yediği ile ilgilenmeyen din yani İslam değil, günümüz Müslümanları, hatta fıkıhçılarıdır. Müslümanların kusurları hiçbir şartta İslam’a fatura edilemez.
 
Görüştüğüm fıkıhçıların kahir ekseriyeti ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Fıkıh Komitesi, “GDO’nun helâl olmadığı” fetvasını veriyor.
 
İslam; insanlarda olduğu gibi, etini, sütünü ve yumurtasını yediğimiz hayvanlar ile av ve çoban köpeği gibi istifade ettiği hayvanların beslenmesinin de ‘helal ve temiz’ olmasını ister. Yani köpeğinize bile kendiliğinden ölmüş bir hayvanın etini yediremezsiniz.
 
Peki, İslam helâl olmayan GDO’lu yemleri tüketen bir hayvanın et, süt ve yumurtasını helâl kabul eder mi?
 
Peki, GDO’lu yemler, kan ve hayvansal atık içeren yemlerle beslenen hayvanların kurban olmasına izin verir mi?
 
Elbette fetva makamında değilim. Söyleyeceğim her şey, soru sormak, sesli düşünmek ve nefsime yönelik uygulamaları okurlarımla paylaşmaktan ibaret.
 
GDO, kan ve hayvansal atık içeren yemlerle beslenen hayvanların et, süt ve yumurtalarını ve bunlardan elde edilmiş mamulleri kullanmayı kendim için caiz görmediğim gibi, buna rıza göstermeyi de zulme ortaklık sayarım.
 
İçimdeki, kalbimdeki müftüye sordum o böyle diyor. Belki sizde sorar ona ittiba edersiniz. Temiz beslendiğinden emin olduğunuz bir hayvan alır, kurban edersiniz.
 
Maharet kurban kesmek değil, kabul edilebilecek bir kurban kesmektir.
 

www.kemalozer.com

Geleneksel Garanti Markası'nın Kurban Tebliğ yayınlandı

 

18.10.2012 Bu yazi 10476 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri