Son Dakika
Salı, 18 Şubat 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Ey Başbakan! Bu bankayı açmamalısınız! Kemal Özer
Dün, Ergenekon sanığı Bedrettin Dalan’ın Yeditepe Üniversitesi’nden bir GDO yandaşı GDO’nun zararından çok faydasının olduğunu, hormonun ise şu ana kadar ispatlanmış bir zararının olmadığını gibi trajikomik bir iddia bulunmuş.

Dün, Ergenekon sanığı Bedrettin Dalan’ın Yeditepe Üniversitesi’nden bir GDO yandaşı, GDO’nun zararından çok faydasının olduğunu, hormonun ise şu ana kadar ispatlanmış bir zararının olmadığı gibi trajikomik bir iddiada bulunmuş.

 

Her gün Dalan aleyhine haberler yapan ‘dindar’ bir gazete ise talihsiz açıklamayı, dördüncü sayfasından “bilinçsiz açıklamalara tepki gösteren Prof Şahin: GDO’nun zararlarından çok faydası var” şeklinde büyükçe haberleştirmiş.

 

Bu açıklamayı ciddiye alıp, cevap vermek gereksiz. Bu gazetenin yakından tanıdığım patronu, bu haberin aslını bilse asla izin vermeyeceğini biliyorum. Fakat GDO karşıtlarını “İsrail aşığı” olarak yaftalayan aynı gazetenin, orta sayfa yazarı için bu hassasiyetten söz edemem.

 

Bu “musibet” ile ilgili, Stanford Üniversitesi Biyofizikçisi Prof Steven Block; “Aklıselim hiç kimse GDO’lu ürünleri kullanmaz. Ancak herkes aklıselim değil” diyerek başka söze gerek bırakmıyor.


Bu ‘fıtrat düşmanı’; tarım ilacı, gübre, hibrit tohum, GDO, nano gıda ve katkı maddelerinin ürkütücü sonuçlarıyla ilgili son iki günün yeni birkaç örneğini belirtip, Başbakan’ın açacağı bankaya dönelim.

 

Bir: Atrazin adlı tarım ilacının kullanıldığı bölgelerde, erkek kurbağaların cinsiyetini değiştirdiği tespit edildi.

 

İki: Bir tavşan, fil şeklinde yavru doğurdu. Siyah yavru sadece 5 saat yaşayabildi.

 

Üç: Çin’de, cildi balık derisi gibi pullu bir bebek dünyaya geldi. Çocuk terleyemediği için  sürekli sorun yaşıyor.

Dört: Hazır meyve sularında 2,5 ile 10 katı arası miktarda kanserojen madde tespit edildi.

 

Beş: Balıklar ve özellikle de kabuklu deniz ürünlerinde demir, asbest gibi birçok kanserojen madde tespit edildi.

 

* * *

Dün ajanslar, okuyanları -üstelik birde Ak Partili iseniz çok- memnun edici bir banka haberi geçti.

 

Neydi haber?

 

Başlığı “Tohum gen bankasının temelleri atılacak” şeklinde olan haberin devamı, “Temeli 30 Temmuz 2009'da atılan Türkiye Tohum Gen Bankası, yarın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı törenle açılacak” şeklinde kafa karıştırıcıydı.

 

Bu iddialı habere ne kadar sevindiğinizi tahmin edebiliyoruz. Konunun ayrıntısına vakıf olanlar ise bu “büyük(!)” çalışmayı, üzüntüyle hatta “nefretle”karşıladık.

 

Neden mi?

 

Küresel sermaye; devletleri, şirketlerin menfaatlerini bekleyecek kadar güçlü ancak küresel sermayeye kafa tutamayacak kadar da zayıf olmasını arzular. Bunun içinde bazı çalışmalara göz yumarmış gibi gözükerek, kontrollü bir biçimde destekler.

 

Bu güçler, Türkiye’nin tohum bankası kurması fikrine karşı şimdilik sessizler. Nasıl olsa bir yolla, bu bankadaki tohumlara da erişme imkânları olacak.

 

Türkiye’nin Tohum Gen Bankası’nın kurulma kararı; Şubat 2008’de Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da yapılan ‘D-8 Tarım Bakanları Konferansı'nda alınır.

 

Tarım Bakanı Mehdi Eker banka fikrini, “Yurtiçi ve yurt dışından topladığımız tohumları burada hem genetik olarak muhafaza etmiş olacağız insanlık adına, hem de bilim insanlarının yapacakları çeşitli çalışmalarda bu materyal olarak kullanılabilecektir” şeklinde açıklar.

 

Para GDO’culardan

 

D-8’e ait bu bankayı işletme hakkı ‘Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü (TAGEM)’ne verilir. Tohum bankasının kurulması için gereken 350 milyon dolar ile katılımcı ülkelerin tohum bankasında pozisyonlarının nasıl olacağı konusunda 21-24 Temmuz 2009’da İzmir’de bir toplantı gerçekleştirilir.

 

Toplantıya, tohumcuları temsilen Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) katılır. Toplantı sonrasında TÜRKTOB Başkanı “projeye Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Gıda Örgütü (FAO) ve Avrupa Birliği (AB)  mali destek verecek” diye açıklar.

 

Dikkat ediniz! Erbakan Hoca’nın kurduğu D-8’in, tohum projesini GDO’cular destekliyor. Bunu Saadet Partisi’nin düzenlediği panelde söylediğimde önemli bir tepki almıştım.

 

Peki, kim bu TÜRKTOB?

 

Bu çatı dernek; Bisab, Fidebirlik, Füab, Süsbir, Todab, Tsüab, Tyap gibi derneklerden oluşuyor. Bu örgütün içinde başta Syngenta ve Monsanto olmak üzere, küresel GDO’cuların tamamı yer alıyor.

 

D-8’in bu işlerde bir maske olduğunu, TÜRKTED’den Ali Özbuğday’ın “Türkiye D-8 ülkeleri arasında, kendine özgü bitki türleri en fazla olan ülkedir. Bu nedenle tohum bankasının burada kurulması, ıslahçı kuruluşların ileride bu genleri araştırma-geliştirme çalışmalarında kullanması ve diğer ülke kaynaklarının da korunması ve geliştirilmesi son derece önemli” açıklamasından, anlamak zor değil.

 

İşin ilginç yanı; deveyi pire yapmaları, bir tesisi üç beş kez açmalarıyla da tanıdığımız Türk siyasetçisinin bu tehlikeli bankaya ait faaliyetleri çok sessiz yürütmeleri ile küresel tarım tekelleri ve yerli figüranların da üyeleri olduğu zikrolunan derneklerin bu projeyi anlatırken ağızlarının suyunun akması.

 

Tohumlarımızı en güvenli yerlerde depolayınca tüm sorunlarımız çözülecek mi?

 

Artık bir şey yapmamıza gerek yok mu?

 

Hayır, hayır! Tohumları saklamak hiçbir şeyi çözmez, çözemez. Bu durum tıpkı, ilacı hastaya vermek yerine kilitli dolaplarda saklamaktan farksız. Dolaptaki ilaç hastaya ne kadar yarar sağlıyorsa, tabiî tohumları depoda saklayıp GDO’lu ve hibrit üretim yapmakta aynı. Hasta ölünce, tedavi edici iksir elinizde olsa ne yararı olabilir? Tohum bankası kurmakta bu kadar anlamsız ve saçma.

 

Bu oyuna alet olduklarına inandığımız D-8 ülkelerime çağrımız o dur ki:


Bir:
Geliniz, GDO konusunda bir yol haritası ortaya koyunuz…

 

İki: Üyelerinizi; Dünya Ticaret Örgütü, IMF ve Dünya Bankası’nın kumpasından kurtarıcı politikalar geliştiriniz…

 

Üç: GDO’nun ve GDO’cuların şerrinden korunmak için geliştireceğiniz politikaları, İslam Konferansı Teşkilatı ile birlikte ivedi olarak hayata geçiriniz…

 

Kuracağınız tohum bankalarının, GDO’cuların desteğine mazhar olduğu bir çağda görüleceği üzere, tohum bankası kurmak çözüm seçeneklerinden biri değil.

 

Tohum; bankalarda saklanmak için değil, toprakta yeşertilmek için vardır. İyi bir iş yaptığınızı zannederken, birde bakmışsınız birileri sizi şerrin içine çekmiş olabilir. Gün gelir başkaların amacına araç olduğunuzu anlarsınız ama iş içten geçmiştir. Bu ülke bunun sayısız örnekleriyle dolu. Tıpkı cehenneme doluşan iyi niyetliler gibi.

 

Bu nedenle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açacağı Tohum Bankası’ndan dolayı büyük üzüntü duyuyoruz.

 

Yanlışı alkışlayamayız!

 

Not: Tarım Bakanı, tohumların önemli bir kısmının yerli olduğunu söylemiş. Söylemiş ama bu tohumların Monsanto ve benzeri GDO’cuların Türkiye de kurulu şirketlerine ait olduğunu gizleyerek.

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 1 yorum)
  • Nurullah Atay
    Bilakis, tohum bankalarını devletten korumak lazım
    Kapitalistlerin hizmetindeki hükümetin her girişiminde ard niyet aramak aklı başında her insan evladının öğrenilmiş refleksi olmalı. Tohum kaynaklarının emniyete alınması isteniyorsa sivil girişimer tarafından sivil bir tohum bankası kurulmalı. Hatta mümkünse hükümetlerin erişim alanınının dışında olmalı. Kapısında silahlı adamların bekleyeceği bankadan bize hayır gelmez. Ha SVALBARD, ha yerli banka. www.buyukcokus.com
    12.03.2010 15:47:44
03.03.2010 Bu yazi 5942 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri