Son Dakika
Çarşamba, 22 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Eski aşılar çöpe, yaşasın yeni aşılar Prof Ahmet R Küçükusta
“Rahim ağzı kanseri aşısı” olarak bilinen HPV aşısının tamamen “ticari” bir aşı olduğunu uygulamaya çıktığı “ilk günlerden” itibaren yazıp anlatıyorum.

Öncelikle, aşı karşıtı değil “etkinliği ve güvenirliği ispatlanmamış bir aşının insanlara mucize olarak yutturulmak istenmesine karşıyım” ve inanıyorum ki önce ve sadece insanların sağlığını düşünen tüm hekimler de benimle aynı görüştedirler.

İkincisi de, HPV aşısından şüphelenmek için “ulema” olmaya gerek yok; “temel tıp bilgilerine” sahip olmak yeterli.

BİR: Her şeyden önce HPV’ nin rahim ağzı kanserinin “tek sebebi” olduğunu gösteren bir “delil” yok.

HPV, olsa olsa rahim ağzı kanseri için pek çok risk faktöründen sadece biri olabilir.

İKİ: 120’ den fazla alt tipi olan HPV, rahim ağzı kanserinin tek sebebi olsa bile kanserle birlikteliği (association) gösterilen “15 HPV alt-tipi” (16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 66, 68, 73 ) var.

Bunların sadece ikisine karşı koruma sağlayan bir aşının rahim ağzı kanserini önlemesi mantıken mümkün değil.

Zaten aşı USA’ da rahim ağzı kanserine karşı değil, HPV enfeksiyonuna karşı koruma sağladığı için ruhsat aldı.

ÜÇ: Rahim ağzı kanseri gelişmesi için öncü lezyonların (CIN) ortaya çıkmasından sonra ortalama 10 sene geçmesi gerekiyor.

Ancak birkaç sene denenen bir aşının on sene, yirmi sene sonra ortaya çıkacak bir kanseri önlediğini söylemek sadece “iyiniyetli bir beklenti” olabilir.

DÖRT: Rahim ağzı kanserleri üç senede bir yapılan “smear testleri” ile erken dönemde tespit ve kesin olarak tedavi edilebiliyor.

HPV aşısı yapılan kadınlara da “smear testlerinin” yapılmaya devam etmesi gerektiği bildirildiğine göre aşı yapılmasının manası kalmamış oluyor.

BEŞ: Rahim ağzı kanseri çok sık rastlanan kanser türlerinden biri değil ve bizde de olduğu gibi dünyanın birçok ülkesinde de en çok görülen ilk on kanser arasında adı geçmiyor.

Ülkelerin sınırlı imkânlarını seyrek görülen ve daha düşük maliyetle teşhis ve tedavi edilebilen bir hastalığın önlemesi için harcamaları elbette mantıksız.

ALTI: Aşının kısa dönemde ortaya çıkan ve pek çok genç kızda felç, havale, pıhtı, anafilâksi gibi ağır hastalık tabloları ve hatta ölümle sonuçlanan yan etkileri bir tarafa, uzun vadede ne gibi olumsuzluklar yaratacağı da bilinmiyor.

Sapasağlam genç kızların sağlıklarının riske edilmesi akıl ve mantıkla bağdaşmıyor.

YEDİ: Sadece belirli bir HPV alt-tipine karşı koruma sağlaması mümkün olan bir aşının “rahim ağzı kanseri aşısı” olarak tanıtılması, kansere karşı “yüzde 100 koruyucu” olduğu şeklindeki ifadeler mide bulandırıyor.

HPV aşısı bir fiyaskodur

HPV aşısının işe yaramadığını, tamamen ticari bir aşı olduğunu ortaya koyan yeni deliller ortaya çıkmaya devam ediyor:

BİR: Hâlen piyasada bulunan Cervarix ve Gardasil’ in koruma sağladığı 16 ve 18 numaralı HPV alt tiplerinin rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70 kadarının sebebi olduğu iddia ediliyordu ama kanserle ilişkilendirilen HPV alt tiplerinin ülkeden ülkeye farklı olduğu belirlendi.

Bizde, HPV aşısı piyasaya çıktığında rahim ağzı kanserinin hangi HPV alt tipleriyle birlikte görüldüğü konusunda yeterli bilgi olmadığı hâlde uzmanlarımız “yüzde yüz koruyucu rahim ağzı kanseri aşısı” reklâmlarına başlamışlardı.

Ülkemizde yapılan çalışmalar, kanserle birlikte olan HPV’ lerin farklı olduğunu ortaya koyuyor.

İKİ: Rahim ağzı kanseri ve HPV “birlikteliği” sebep-sonuç ilişkisini yani “illiyeti” göstermiyor.

Rahim ağzı kanseri olan kadınlarda belirli HPV türlerinin tespit edilmesini bir “ko-ensidans” yani “rastlantı” olarak değerlendirmek daha doğru.

Bu rastlantı sonucu olan birliktelik de, kanser oluşumunu önleyemeyen bağışıklık sisteminin HPV’ nin vücuttan atılmasını da sağlayamaması ile açıklanıyor.

ÜÇ: HPV aşısının rahim ağzı kanserlerini önlemesinin mümkün olmadığının saklanamaz hâle geldiğini gören endüstri yeni HPV aşı çalışmalarına çoktan başladı bile.

Merck tarafından geliştirilen, “V503” kod adıyla bilinen ve 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52, 58) tiplerine karşı koruma sağladığı iddia edilen yeni aşının faz 3 çalışmaları sürüyor.

Bu da, rahim ağzı kanserini yüzde 100 önlediği iddia edilen Cervarix ve Gardasil’ in hiçbir işe yaramayan “ticari aşılar” olduğunu bir kere daha ispat ediyor.

Cervarix ve Gardasil yaptıran kadınlara bundan sonra utanmadan-sıkılmadan “Aşılarınız eksik olmuş” diyerek bir de V503 yaptıracaklar, göreceksiniz.

Bu kollar daha çok aşı, bu ense de daha çok tokat yer!

KAYNAKLAR
http://www.turkjpath.org/text.php3?id=1617
http://www.mercknewsroom.com/news-release/research-and-development-news/merck-provides-update-investigational-9-valent-hpv-vaccin

30.10.2013 Bu yazi 2790 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri