Son Dakika
Perşembe, 21 Eylül 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Eğitim materyalleri çocuğunuzu kanser yapabilir! Kemal Özer
İlginç olduğu kadar da ürkütücü olan bir asırda yaşıyoruz. Çocuğumuz daha iyi beslensin diye aldığımız sözde gıdalar gibi, daha iyi giyinsin, daha iyi şartlarda eğitim görsün diye satın aldıklarımız da, ne yazık ki onların sağlığını bozabilir, kısırlaştırabilir hatta kanser yapabilir.

Tuhaf, hatta acı. Ama gerçek bu! Gözünü para hırsı bürümüş herkes bu tür kötü, niteliksiz ve sağlıksız ürünleri üretebilir elbet. Peki ya Müslümanlar? Eğer kişi İslam’ın boyasıyla boyanmamış, İslam ahlakıyla ahlaklanmamış ise pekâlâ yapabilir.

 
İsterseniz önce neden bahsettiğimizi biraz açalım, sonrasında korunma için nelere dikkat etmemiz gerektiğinden söz edelim.
 
Malum yeni bir öğretim yılı başladı. Yapılana herkes ‘eğitim-öğretim’ dese de, aslında günümüzdeki uygulamaların eğitimden ziyade ‘törpüleme’ ve ‘dayatma’ olduğunu bilenler, gayet iyi bilir. Bu mesele bir başka yazının konusu, biz yine bahsimize dönelim.
 
Okula gidecek yavrunuz için önce yeni kılık kıyafet, defter, kırtasiye, çanta ve sair ihtiyaçlarını aldık. Kimi zaman markası, kimi zaman fiyatının pahalı oluşu etkiledi bizi. Kimi zaman satıcıya olan güvenimiz ya da imkânsızlığın verdiği çaresizlikle en ekonomik satandan aldık. Peki, aldıklarımız ne kadar ‘doğru’ ürünlerdi? Bütün bu dayatılan sözde gereksinimler, çocuğumuzun sağlık ve gelişimini nasıl etkiliyordu?
 
KILIK KIYAFET NASIL OLMALI?
 
Düşünceden eşyaya kadar hemen her alanda yaşamakta olduğumuz ‘plastik çağı’, ne yazık ki kıyafetlerimize kadar sirayet etmiş durumda.  Mesela aldığınız iç çamaşırı, gömlek ya da pantolonlar; insan için doğru malzeme olan pamuk, yün, keten ya da kenevirden elde edilmek yerine, daha ekonomik olması ve daha kolay ütülenmesi gibi pek çok nedenden ötürü petrolden yani plastikten üretilebiliyor. Pamuk, yün, keten ya da kenevir gibi tabiî kaynaklardan elde edilenler, neredeyse yok denecek kadar azaldı. Fıtrî kaynaklardan elde edilen giyim kuşam ürünleri, terle vücut dışına çıkan toksik maddeleri emerek bir nevi temizlik yaparlar. Oysa petrol türevlerinden elde edilen polyester türü malzemeler bunu yapmak bir yana, bu zehirlerin gözeneklerden vücuda geri dönmesine yol açarlar.  
 
KIYAFETLER KISIR VE KANSER YAPABİLİR!
 
Sentetik ve dahi dar giysiler, ne yazık ki henüz gelişmekte olan, özellikle de cinsel gelişimin en önemli sürecinde olan çocukların vücut ısılarını artırarak ve kısırlığa kadar giden sorunlara yol açabilmektedir. Bu konudaki bilgisizlik veya özensizliğimiz, ne yazık ki acılara hatta kendi elimizle bir soykırıma sürüklemektedir bizi.
 
Yine bu kıyafetlerdeki ‘azo boya’ denilen tekstil boyaları adeta birer zehir deposu gibi. Bu sentetik boylar, gün geçtikçe artan alerjik sorunlar başta olmak üzere, zehirlenmeler ve kansere kadar uzanan rahatsızlıklara yol açar. Çok süslü ve yazılı kıyafetler ise daha vahim problemlerin habercisidirler. Bu kırtasiye ürünleri ve kıyafetlerdeki (bilinçaltına yönelik saldırı amaçlı) batı kültürü sembol, yazı ve resimler ise çocukları sosyal ve kültürel açıdan zehirliyor ne yazık ki!
 
Kıyafetlerdeki riskler, deri olmayan ayakkabılar içinde geçerli. Ayaklarımızın bütün vücudun yükünü taşıyan organlar olduğunu unutmadan yapmak gerek tercihleri.
Yukarıda da zikrettiğimiz gibi, iyi bir elbisenin kumaşı kök boyayla boyanmış yün, keten, pamuk, ipek, kenevir veya kaşmir türü tabiî kumaşlar olmalı ve minimum işlem görmeliler. ‘Bu kadar nüfusa bunlar yeter mi’ şeklindeki karşı çıkışlar olacaktır elbet. ‘Kaynaklar insanlara yetmez’ edebiyatı, Allah’ın vadine güvenmeyen müsriflerin sorunudur. Biz sadece ihtiyacımız olanı israf etmeden tüketirsek, kâinattaki her şey hepimize bol bol yeter. Yetmezse (ki böyle bir şeyi aklımızdan geçirmemeli) Allah c.c., bir vesile halk eder ve her şey yetecek kadar oluverir. Bu tür sorular, mü’mince sorular olamaz. Bize düşen ihtiyaçları israf etmeden, hakkaniyete uygun olarak kullanmaktır.
 
KIRTASİYE ÜRÜNLERİ DE KANSER YAPAR MI?
 
Yapılan birçok çalışma, zikrettiğimiz risklerin sadece kıyafet ve ayakkabılarda olmadığını, çocuk oyuncakları, kalem, silgi, bazı defter kapları, çantalar ve diğer öğrenim gereçlerinin de çok büyük tehlikeler taşıdığını gösteriyor. İnsanı korumak yerine, kazancı korumayı hedefleyen devlet mekanizması ve dahi kapitalizm, bütün dünyada (birçok gelişmiş ülkede dâhi) bu tür sağlıksız ve tehlikeli ürünlerin piyasaya sürülmesine göz yumuyor.
 
Ülkemizde son yıllarda, bahse konu malzemelere yönelik (şimdilik yasak savma kâbilinde de olsa) denetimler yapılıyor. Bu tür denetimler yapılırken, tüm ürünler denetleniyormuş gibi takdim edilir haberlerde. Oysa bunlar yüzdelik dilimlere bile giremeyecek kadar az ve basittir. Bürokrasi, kaynakların yetersizliğinden söz eder durur. Oysa yapmaktan imtina ettikleri şeyin, insan denilen muhteşem varlığı israf etmek olduğunu ve sağlığı kaybolan bunca varlığa yönelik on milyarlarca dolar sağlık harcaması yapmak zorunda kaldıklarını pek görmezler veya görmezlikten gelirler.
 
NASIL KORUNMALI?
 
İhtiyaçlarımızı gidermek için günlerce çalışan bizler, harcamalarımız söz konusu olduğunda aynı özeni gösteremiyoruz. Az bir ihtiyacımızı karşılamak için o kadar çok çalıştırılıyoruz ki, ihtiyaçlarımızı doğru dürüst seçmeye bile vakit bulamıyoruz. Pek çok insan, piyasaya arz edilen bütün ürünlerin denetimden geçtiğini zannediyor. Lakin modern devletler için düşünülen bu iyi niyetli zan, boş bir hayal şimdilik. Hâlbuki insanlar gibi devletlerinde âdil ve ahlaklı olması arzu edilir. Aslında bu sonuç, bizlerin adil ve ahlaklı olmamıza bağlıdır.
 
Bu nedenle öncelikle bilgi eksikliğimizi gidermeli. Yüzde 100 keten, pamuk, yün gibi malzemelerden elde edilmiş, en az boyası olan ve bol dikilmiş kıyafetleri tercih etmeliyiz. Bunlar diğerlerine oranla daha pahalı ise, iki yerine bir alarak çözmeliyiz bu sorunu. Çünkü sağlık hiçbir şeyden daha ucuz değil. Kaldı ki, bedenimizin de bizim üzerimizde hakkı var.
 
Aynı şekilde, defter alıyor isek kraft veya ikinci hamur olanı, en az boya kullanılanı tercih etmeli. Silgi, kalem gibi kırtasiye ürünlerinin de rengârenk ve karmaşık olmayan, en basit olanı almalı. Başka eşyalara benzetilenlerden uzak durmalı. Kalem alıyorsak, dışında boya olmayanı tercih etmeli. Hakeza çantalar da diğerleri gibi çok büyük riskler içeriyor. Affedersiniz ama bu çantaların çoğu, (merkebin semeri gibi) çocukların üstüne yüklenmiş ve gelişimini olumsuz etkileyen birer ağır yük. Öncelikle bunlardan kurtarılmalı çocuklar. Ketenden yapılmış, mümkünse hiç yazı ve boya olmayanlar alınmalı. Bulamıyorsak, gidip diktirmeli.
 
Çocuklar kabul etmez mi dediniz? Hayır! Kesinlikle yanılıyorsunuz! Biz onların gözünde doğru ve örnek alınacak kişiler isek, onlar mutlaka dinlerler ve kabul ederler. Onlar, biz dinlemez sandığımız da bile, aslında bizi dinliyorlar. Ama örnek kişi olmadığımızı düşündüklerinden uymakta zorlanırlar. Çünkü biz, gündelik yaşamımızda onlara söylediklerimizin aksini yapıyoruz ve onlar da bunu sürekli gözetliyorlar. Yeter ki bizler onlara hak ettikleri saygıyı göstererek en doğru şekilde anlatmayı bilelim. Yarın ağlamamak için hemen bir şey yapmalı. Hemen şimdi! Hazırsak vira Bismillah!

Bu makale İlim ve İrfan Dergisi için kaleme alınmıştır
04.10.2013 Bu yazi 3969 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri