Son Dakika
Pazar, 5 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Düşünerek yiyelim, seçici olalım! Prof Dr Sefa Saygılı
Günümüzde hareketsiz yaşantımız var ve yediklerimizi yakamıyoruz. Yaş ilerledikçe de kilo almamamız için yediğimiz gıdalara dikkat etmemiz gerekiyor. Yani aşırı ve sağlıksız beslenmekten kaçınmalı, dengeli yeme alışkanlığına sahip olmalıyız. Bunun için işte yapmamız gerekenler:

* Doymadan önce yemeği kesmeye özen gösterelim. Bilelimki doyma sinyalini beynimiz yemeğe başladıktan 20  dakika sonra alacaktır. Doyma hissi oluşmadan sofradan kalkarsak aslında yeterince yemişiz ve aşırı yemekten korunmuşuz demektir. 

* Önümüze konan herşeyi yememeliyiz. Sırf önümüze kondu diye her yiyeceğin hepsini yememiz gerekmez. Seçici olmalı ve tabağın tümünü bitirmemeliyiz. Çünkü sağlığımız önemlidir.

* Küçük porsiyonlar seçelim. Lokantalarda yarım posiyon diye bir tercih vardır. Hiç çekinmeyelim ve bu şekilde yemeğimizi azaltalım. İnanın yine doyarız, üstelik tadında bırakarak. Üstelik yemekten sonra şişkinlik, halsizlik, sindirim zorluğu çekmeden doyarız.

* Tatlıya dikkat. Tatlılar hem yüksek kalorilidir, hem de kan şekerini aşırı artırırlar. Nedense yemekten sonra tatlı yemekten vazgeçemeyiz. Bence tatlı istemeyelim, illa da yiyeceksek  kabak tatlısı, aşure gibi bitkkisel ve doğal olanları tercin edelim. Üstelik bunu bir veya  birkaç kişiyle paylaşmayı deneyelim. Ağzımızda bir tatlı tadı bıraksın yeter. 

* En iyisi yemeğimizi tatlı yerine bir parça meyve ile veya Fransızların yaptığı gibi bir dilim peynir ile tamamlayalım. 

* Yemek yerken yavaşlayalım ve yediğimiz gıdalara dikkat gösterelim. Yiyecekleri hızlıca yalayıp yutarsak sindirim sistemimizin programlandığı ve anlaşılması zor doyma sinyalini es geçeriz. Yavaş yavaş, tadını çıkararak  yediğimizde bu mesaj için zaman kazanırız. 

* Rafine karbonhidrat değil lifli ve doğal gıdaları tercih edelim. Kırmızı ve işlenmiş etleri, beyaz ekmek ve beyaz şekeri değil balık, kabuklu yemiş, baklagil, meyve, sebze ve tam (komple) ekmek yemek; kolon kanseri, prostat kanseri, diyabet ve kalp hastalığı riskini azaltır. Şişmanlık da ortaya çıkmaz.

* Ne yiyip içtiğimizin farkında olalım. Şekerli gazoz ve hazır meyve suları yerine meyvenin kendisini, şekersiz çayı, doğal  sodayı ve şişe suyunu tercih edelim. Hele gazoz ve kola kötüdür çünkü  bize boş kaloriden başka yararı yoktur.

* İştahımızı tıkayalım. Yemekten önce elma, armut, portakal, kayısı gibi meyve yemekle iştahımızı azaltmış ve fazla yememiş oluruz

* Baştan çıkarıcı gıdaları evimizden ve yakınımızdan uzak tutalım. Buzdolabında veya rafta yaş pasta, baklava, kurabiye gibi yiyecekler varsa yemekten kendimizi alıkoymakta zorlanırız. Gözden ırak olmalıki gönülden de uzak olsunlar. Evin dışında olursa ancak caydırıcı olur. Bunun yerine, bir şeyler atıştırmak istediğimizde elimizin altında elma, havuç, portakal veya tam tahıllı krakerler gibi düşük glisemik endeksli gıdalar bulunduralım. 

* Alışverişte gıdalara özen gösterelim. Gıda endüstrisinin büyük bölümünün hedefinin daha fazla yiyecek satmak olduğunu unutmayalım. Onlar bizim zayıflıklarımızı sömürmeye ve savunmamızı yıkmaya çalışırlar. Onların tuzaklarından sakınmak için dikkatli ve akıllı olmalıyız. Markette rasgele gıdalara sarılmamalı, muhakkak muhtevasını özenle incelemeliyiz.

* Öğünleri basit tutalım. Her öğünde farklı şeyler tüketelim ama öğünleri de basit tutalım. Böylelikle daha az yemiş oluruz.

* Egzersizi ihmal etmeyelim. Bedenimize muhakkak haraketli olarak işlerlik kazanma imkânını verelim. Yediklerimizi yakalım.

Saydıklarımızı zahmetli de olsa tatbik edelim. Bedenimizin mekanizmasının kontrolünü elimize alalım. Böylelikle kendimize güvenimiz de artar. Sağlıklı bir diyet ve egzersizle kilomuza dikkat ettiğimizde daha enerjik ve daha mutlu oluruz. Yine uygun kiloya sahip olmakla hastalıklara karşı da korunur, sağlıklı hayat süreriz.


 

17.08.2009 Bu yazi 6704 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri