Son Dakika
Salı, 29 Eylül 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Domuz gribinden korkmayın Prof Ahmet R Küçükusta
Dünya Sağlık Örgütü’nün basın açıklamasını okuyunca korkuya kapılmamak ve ‘Eyvah insanlığın sonu geldi galiba’ dememek mümkün değil:

“Önümüzdeki aylarda çıkması beklenen pandemide 2 milyardan fazla insan gribe yakalanacak ve iyimser senaryoda 2-7 milyon, kötümser senaryoda ise100 milyon insanın ölecek."

Evet, bu sözler sıradan bir insana değil Dünya Sağlık Örgütü’ nün Asya ve Pasifik Direktörü Shigeru Omi’ ye ait.

Ama durun hemen paniklemeyin. Çünkü bu açıklama tam 5 sene öncesine ait bir açıklama. Çok şükür ki böyle bir salgın gerçekleşmedi.

Sağlık Bakanımızın domuz gribi ile ilgili olarak Türkiye için açıkladığı iyi ve kötü senaryoları da gazetelerde okumuş olmalısınız.

Bu tür açıklamalar insanları korkutmaktan, kafalarını karıştırmaktan ve moral bozmaktan başka hiçbir işe yaramıyor.

İnsanlar endişe içinde. ‘’Domuz gribi salgını olacak mı, yoksa toplumda panik mi yaratılmak isteniyor? Grip aşısı üreten firmaların ya da ilaç endüstrisinin bu işte rolleri var mı? Grip aşısı olmak şart mı?’’ sorularına cevap arıyorlar.

Domuz gribi salgını olacak mı?

Nisan ayından beri dünyanın hemen her ülkesinde görülen domuz gribi virüsü H1N1’ e karşı insanların bağışıklığının olmaması bu virüsü alan her kişinin hastalanması anlamına geliyor ve buna göre de dünya çapında bir salgın ihtimal dahilindedir.

Ancak 1510 senesinden bugüne kadar oluşan 14 pandemi incelendiğinde bunların hiçbirinin önce bahar mevsiminde başlayıp daha sonra kış mevsiminde daha ağır ikinci bir salgına yol açığına dair bir veri yok. Bu içimizi çok ferahlatan bir bilgi.

Domuz gribi ağır bir hastalık mı?

Domuz gribi insanların korkutulduğu kadar ağır bir hastalık değil. Belirtileri olağan gribe göre çok daha hafif.

Domuz gribi olanların hastaneye yatmaları veya ilaç kullanmaları da gerekmiyor. Bunların ateşleri düşene kadar evde istirahat etmeleri yeterli. Hastalık kendi kendine iyi oluyor.

Domuz gribi öldürücü bir hastalık mı?

Domuz gribinin öldürücü bir hastalık olduğu doğru ama bu ihtimal binde birin bile altında. Oysa olağan gripte bu oran yüzde 1. Her sene olağan gripten 250-500 bin insanın öldüğü ama domuz gribinden bugüne kadar ölen insan sayısının 4 bin 500 civarında olduğu bilinirse durum daha iyi anlaşılır.

Grip aşısı ne kadar etkilidir?

Aşı gribin hafif atlatılması, gribe bağlı komplikasyonların ve ölümlerin azaltılması amacıyla yapılır. Bunun için de aşıdaki virüslerle hastalık yapan virüsün aynı veya çok benzer olmaları gerekir.

Aşıdaki virüslerle hastalık yapan virüsler farklı olduğunda aşı zaten etkisiz kalacaktır ama uyum olduğunda da aşının komplikasyon ve ölümleri önlediğine dair bir kanıt yoktur.

Aşı yapılan kimselerde o virüslere karşı antikor oluşması aşının etkili olduğunu göstermemektedir.

Son yıllarda yapılan pek çok araştırma grip aşısının 70 yaşın üstündekilerde ölümleri azatlığı iddiasının ‘çok abartılı’ olduğunu ortaya koymuştur. Amerika’ da 1980’ lerde yüzde 15 civarında olan aşılanma oranlarının son yıllarda yüzde 70’ lere kadar çıkmasına rağmen yaşlılarda gribe bağlı ‘fazladan ölümlerde’ azalmanın olmadığı ortadadır.

Aşı yapılan insanların incelendiği bir araştırmada da aşıdan fayda gördükleri belirlenen kimselerin maddi durumları daha iyi olan, sağlıklarına önem veren, sigara alkol kullanmayan, sağlık sigortaları olan, kendilerine iyi bakan kişiler oldukları anlaşılmıştır.

Domuz gribi aşısı olalım mı?

Domuz gribi aşısı yapılması kanımca gerekli değildir. Çünkü bir kere domuz gribi sanıldığı kadar ağır ve öldürücü bir hastalık değildir. İkincisi domuz gribi aşısının etkili olduğunu gösteren hiçbir veri yoktur. Üçüncüsü de bu aşının çok ciddi yan etkileri olabileceği ileri sürülmektedir. İnsanlar domuz gribinden değil aşıdan daha fazla zarar görebilirler.

 

20.10.2009 Bu yazi 4193 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri