Son Dakika
Pazar, 26 Mart 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Doğru bitkisel tedavi nasıl olmalı?
Bitkisel ilaçlara olan talep, kazanç peşinde olan kişilerin iştahını kabartıyor. Oysa yeterli bilgiye sahip olmadan bitkilerin faydalarıyla ilgili konuşmak çok cahilce...

Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA

Tarlada daha yüksek verim, daha güzel görünüşte ve dayanıklı ürünler elde etmek için geliştirilen teknikler ile geleneksel lezzetlerimizi giderek kaybediyoruz. Hatta şimdi sonuçlarından korkar hale geldik. Acaba yediklerimiz içerisinde “GDO var mı?” diye sorguluyoruz. En sevdiğim sebze olan domatesi artık yemiyorum! İşte geldiğimiz nokta. Bu canavarı çağdaşlık adına bizler yarattık.

Halk dilinde bilinen bir deyiş vardır, “Eskiye rağbet olsaydı, bitpazarına nur yağardı” diye. Bit pazarına nur yağar mı, yağmaz mı bilinmez ama organik ürünlerle geçmiş lezzetleri tekrar bulmaya çalışıyoruz. Atalarımızın binlerce yıldır şifa amacıyla yararlandığı, sağlığını korumak ve hastalıklarını tedavi etmek için kullandığı yöntemler tekrar gündeme gelir oldu. Bitkisel ilaçlar günümüzde giderek daha da çok talep görüyor. Herkes derdine, hastalığına doğal bir tedavi seçeneği bulunup bulunmadığını sorguluyor.

Bu durum ‘kazanç peşinde olan’, halkın bu eğiliminden nasıl yararlanabilirim arayışı içerisindeki akademik ünvanlı (profesör, doktor) ya da ünvansız bazı kişilerin iştahını kabartıyor. Akla ziyan öneriler dudak uçuklatan cinsinden; lavman yaparak zayıflatmaya çalışanlar mı, karabaş otuyla hepatit tedavi edenler mi ya da beyin tümörlü hasta verdiği sıvı ilacı kusunca “Bak, beynindeki tümörler midenden çıkıyor” diyenler mi? 

Lavman riskli bir uygulama

Bitkisel ilaçların geçmişi eski çağlara dayanmasına karşılık, günümüzde bitkisel ilaçların yüzlerce, binlerce yıl öncesinde olduğu şekilde kullanılması düşünülemez. Bilimsel araştırmalar sonucu bitkisel ürünün içeriği, olası riskleri, etki şekli, etkin kullanım için gerekli ideal koşullar hususunda ortaya konulan bilgiler değerlendirmeye alınmalıdır. Örneğin lavman iki bin 500 yıl öncesinin temel tedavi yaklaşımlarından biri olmasına karşılık ortaya çıkan önemli riskleri nedeniyle zorunlu olmadıkça kaçınılan bir uygulamadır. Ya da karabaş otunun uçucu yağındaki keton bileşenleri nedeniyle karaciğere toksik olabileceği göz önüne alınmalıdır. O halde bitkisel tedavi uygulamalarında geçmişin deneyimlerinden yararlanırken güncel bilimsel bulgulardan yararlanılması önemlidir.

Tedavi satranç oyunu gibidir

Doğanın Erdemi ile beş yılı aşkın bir süredir bu konuda bilimsel araştırma sonuçlarını yorumlayarak sizlere doğru bilgileri ulaştırmaya, bilimsel seçenekleri açıklamaya çalışıyorum. Bu süreçte, sizlerden gelen mesajlara elimden geldiğince cevap vermeye, sorunlarınıza daha doğru, akılcı yaklaşımları göstermeye çalıştım. Şüphesiz, henüz hiç kimse tüm dertlerin devasının ne olduğunu bilemiyor.

Benim çok beğendiğim bir söz var: “Yeryüzünde insan sayısı kadar hastalık çeşidi vardır.”

Her hastalık her insanda farklı belirtiler, farklı şikayetlerle seyreder. Dolayısıyla tedavide teşhis edilen hastalığa göre standart tedavi uygulanması yerine kişinin şikayetlerine göre ayarlanan akılcı tedaviler uygulanması daha doğru bir yaklaşım olarak görünüyor bana. Sık sık ifade ettiğim gibi “Tedavi bir satranç oyunu gibidir, her taşı ustalıkla oynamak gerekir.” Hamleleri ustaca yapabilmek için bitkisel ilaçlar ile ilgili temel bazı özellikleri bilmek gerekir. Burada birkaç temel özelliği hatırlatmak isterim.

Önemli olan miktarı ayarlamak

Yeryüzünde etkisiz bir şey olamayacağı gibi zararsız bir şey de olamaz. Unutmayın ki en kuvvetli zehirler de (baldıran, striknin gibi) bitkilerden elde edilmektedir. Önemli olan miktarını doğru şekilde ayarlamaktır. Zararsızdır diye aşırı miktarda tüketilmesi yarardan ziyade zarar verebilmektedir.

Her bitkinin çayı olmaz

Bitki organlarını (yaprak, çiçek, tohum vd.) uygulamak için halk arasında tercih edilen yöntem çay halinde demleyerek içilmesidir. Ancak bu her zaman etkin bir uygulama değildir. Bitkiler içerisinde yüzlerce bileşen bulunmaktadır. Çay halinde uygulanabilmesi için etkili bileşenlerin sıcak su içerisinde çözünmesi ve daha da önemlisi, sıcak su içerisinde etkili bileşenlerin bozulmadan kalabilmesi gerekir.

Dakika hesabı yapılmalı mı?

Bazı sözde uzmanlar üç dakika kaynatırsan falanca hastalığa, yedi dakika kaynatırsan diğer bir hastalığa iyi gelir şeklinde bazı ilginç önerilerde bulunuyorlar. Kanımca, bu şekilde bir tanımlamayla önerilerini yaparken kendilerini ‘bilge kişi’ gibi göstermek istiyorlar. Aslında bazı bitki bileşenleri suda çabuk, diğer bazıları ise daha geç çözünebilmektedir. Ancak herhangi bir analitik ölçüm yapılmadığı sürece bu tip iddialarda bulunmak son derece komik ve cahilce.

01.04.2011 17:20:00 Bu haber 3556 defa okundu
Doğru bitkisel tedavi nasıl olmalı?
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri