Son Dakika
Cuma, 21 Şubat 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Diyet yapanlar bunları biliyor mu? İsmail Tokalak
Artık dünyada çok yaygın kullanılan tükettiklerinde kilo aldırılmadığına inanılan sıfır kalorili suni tatlandırıcıların son yıllarda yapılan deneyler sonucu insan sağlığı için büyük risk teşkil ettikleri görülmüştür.

Dünyada en çok bilinen diyet tatlandırıcılardan birisi olan Sakarin kömür katranından veya petrolden kimyasallar yollarla çıkarılan bir madde olan toluen’den elde edilir. Şekerden 400-500 kat daha tatlıdır. Sakarin toz şekline ve tablet haline getirilebildiği için şeker hastaları ve zayıflama rejiminde olanlar tarafından özellikle içecekleri çaylarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Sakarin verilen fareler üzerinde yapılan deneylerde farelerde mesane kanserinin oluştuğu görülmüştür. Gebelikte kullanılması tavsiye edilmez. ABD’ de Ulusal Kanser Enstitüsü {National Cancer Institute}’nin 1978-1979 yıllarında 2 yıl yaptığı araştırma sonucuna göre Sakarin’in gerçekten mesane kanseri ile ilintili olduğu ortaya çıktı.

SAKARİN OYUNU

Sakarin 1977 yılında Kanada’da yasaklandı. Aynı yıl Amerika’da yasaklanmadı fakat bu alandaki ürünleri kontrol ve regule eden FDA içinde Sakarin olan her ürünün üzerine sağlığa zararlıdır. Hayvanlar üzerinde yapılmış testlerde kansere neden olmuştur uyarısı zorunlu kılındı. Fakat 2000 yılında Sakarin üreticilerinin çok büyük lobi faliyeti ve baskıları sonucu Amerikan Kongresi Sakarin ürünleri üzerine konulan bu zorunlu uyarıyı da kaldırttı.
ABD Ulusal Toksikoloji Raporu’nda{The National Toxicology Report} toksik/zehirli madde olarak kanser yapıcı maddeler listesine konulmuştu. Sakarin, yine malum çevrelerin baskısıyla birçok bilim adamının itirazına rağmen (1)Mayıs 2000’de bu rapordaki kanser yapıcı maddeler listesinden çıkartıldı.
Kanada bu baskıların etkisiyle 2007 yılından itibaren Sakarin üzerindeki yasağı kaldırıp kaldırmama konusunu gündeme getirmeye başladı.
1970’lerde Sakarin kullanımı ilk sıradayken sonradan daha ucuz olan diğer düşük kalorili Siklamat içerikli tatlandırıcılar piyasaya çıktı. Siklamat tatlandırıcılar yüksek dozlarda mesane tümerine yol açtığı için birçok ülkede yasaklandı. Ticari adı Nutra Sweet olan Aspartame (2) öne çıkmaya başladı. Çay şekerinden 180-200 defa daha tatlı olan Aspartam şu anda bu alanda Pazar lideri ve diet içeceklerin %80’de yer alıyor.

BİRÇOK ŞİKAYET VAR
Toksin içerikli olduğu için Sakarin ve Aspartam ağızda metalik ve acı bir tat bırakır. ABD, Avrupa Birliği, Japonya başta olmak üzere Aspartame kullanımını 100’den fazla ülke onaylamış olmasına rağmen Aspartam üzerine yapılan bağımsız çalışmaların sonuzu hiç olumlu çıkmamakta ve Aspartamlı gıdaları alanlarda baş dönmesi, başağrısı, uykusuzluk, depresyon, yorgunluk gibi sağlıkla ilgili birçok şikayet bulunmaktadır.
Aspartam genellikle sıvı halinde üretilir. Bir çay kaşığı aspartam ile 169 şeker kaşığı şeker aynı tatlandırıcı etkiye sahipken bir çay kaşığı Aspartam’da 4 kalori varken 169 şeker kaşığı şekerde 640 kalori vardır. Fakat Aspartam’ın bu kadar düşük kaloriye sahip olması insan sağlığına faydası olmazken, tatlandırıcı oranı çok yüksek olduğu için şekerden çok daha ucuz olduğu için büyük ticari pazara sahip olmaktadır.
FDA’nın Aspartam’a gelişi güzel deneyler sonucu piyasaya çıkmasında bir sakınca olmadığı raporunu ABD Ulusal Meşrubat Derneği {The National Soft Drink Association} ve birçok doktor ve araştırmacının itirazına rağmen 1981 yılında kuru gıdada 1983 yılında da meşrubatlarda kullanımını onayladığını da burda belirtelim (3) bu onaydan sonra yıllar içinde 5 binden fazla içecek, gıda ve ilaçlar içinde kullanıldı. Aspartam onayının arkasındaki kişi de o dönem Başkan Ronald Reagan’a yakın olan Bush’un Savunma Bakanı yaptığı meşhur Donald Rumsfeld idi.

RUMSFELD BAŞINDAYDI
Donald Rumsfeld o dönem Aspartam üreticisi olan Searle Laboratories {Searle Pharmaceuticals} şirketinin başındaki{CEO} adamdı, ve başında olduğu şirketin ürettiği Aspartam’ın FDA tarafından onayında büyük rol oynadı. O dönem Aspartam’ı onaylayan FDA Komiseri Arthur Hull Hayes Donald Rumsfeld’in adamıydı. Son 30 yılda global alanda Amerikan kaynaklı dönen birçok olumsuz olayda perde arkasında Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’i görebilirsiniz. 2003’de Irak’ın işgalinde olduğu gibi. Bu görevleri daha önce çoğunlukla Henry Kissinger üstleniyordu. Şunu da belirtelim bu konularda her taşın altından çıkan Monsanto Searle şirketini ve Aspartam üretimini 1985’de satın aldı.
Dr. John Olney, Prof. Dr. Ralph Walton, Dr. Woodrow Monte. Dr. Russel Blaylock, Dr. Betty Martini, Dr. H.J Roberts, gibi saygın ve konusunda uzman aklı başında bilim adamları, Aspartam’ın zararlarını bilimsel olarak gözler önüne sererken bunun onayına da karşı çıkıyorlardı. Hatta FDA’nın toksinoloji uzmanı Dr. Adrian Gross ABD Kongresine bizzat bu maddenin beyin tümörü ve kanser yaptığı konusunda rapor verdi{Bressler Report –FDA Report on Searle}
İtalya’da ‘ Ramazzini Vakfı’ bu konulardaki araştırmalarıyla meşhurdur. Bu vakıf adına Bolonya şehrinde kanser araştırmaları yürüten Dr. Morando Soffiriti yedi yıllık bir Aspartam{Aspartame} araştırmasının sonuçlarını 2006 yılında yayınladı.

FARELERDE KANSERE NEDEN OLDU
Araştırmalarda 1900 fareye devamlı diet içecek verildi. Bir süre sonra farelerde lösemi, lenfonma ve diğer kanser türleri görüldü. Dr. Soffritti araştırma sonuçlarını 900 sayfalık bir raporla kamuoyuna duyurdu. Bu araştırmaya destek veren bilim adamları Aspartam’ın baş ağrısı, baş dönmesi, körlük gibi şikayetlere bir toksin olduğunu belirttiler. Amerika’da
Düşük kalorili diyet gıdalar ve içecekler olarak piyasaya sürülen çeşitli kolalı, kolasız içeceklerde, gazozlarda, bisküvi, pasta, kek gibi yiyeceklerde hatta sakızlarda Aspartam, yüzde 40 aspartic asit yüzde 50 phenylalanine yüzde 10 oranında metanol{metil alkol-kimyasal alkol}içerir. Aspartam sıvı formunda olduğunda bileşkenlerinin kendi aralarında ayrışması mümkün olmaktadır. Aspartamın ihtiva ettiği tehlikeli bileşkenler özellikle sıcak ortamda daha kolay ayrışmaktadırlar. Sıvı içeceklerin sıcak ortamda bir yerde bir yere taşınırken veya güneşe maruz yerlerde bulundurulması neticesinde ayrıca ısıtlarak, pişririelerek yapılan gıdalarda çay, kakao, kahve gibi sıcak içeceklerin içine katılmasıyla Aspartam içindeki zehirli bileşkenlerin çözülmesi kolaylaşmaktadır.
Hap şeklinde eczanelerde satılan çeşitli markalarla pazarlanan Sakarin türevi tatlandırıcıların bir kısmının içeriğinde 12-18 mg arası Aspartam bulunmaktadır. Bunu sıcak {30 derece}
çay ve kahve içine konulduğunda tehlikesi daha da artmaktadır(4).
İşte bu zehir hala yasak değildir ve insanlar bunları sözde daha sağlıklı sandıkları diet gıdalar ve içecekler içinde tüketmektedirler.
İnsanları para uğruna biyokolonileştirme düzeni içinde sömürme ve zehirleme işte budur.
Bunun en korkutucu tarafı bu güçlerin hükümetler üzerindeki büyük gücü dolayısıyla ürünleri kolay kolay yasaklanmamaktadır.

Kaynaklar

(1)Michael F. Jacobson, Saccharin Should Not Have Been Delisted, Center for Science in The Public Intereset, CSPI News Room, 15.05.200, www.cspinet.org/news/saccharin_delisted.html
(2)Aspartam şeker tadında düşük kalorili tatlandırıcıydı. Daha çok diyet Coca Cola diyet Pepsi gibi içeceklerin ve diyet gıdaların tatlandırılmasında kullanılıyordu. Ticari ismi ‘Nutra Sweet’ idi. ABD ve bazı ülkelelerde bu tatlandırıcı, Equal, Equal Measure, Spoonful, Naturataste, Canderal, Benevia, Joe Sweet, Indulge, Sanecta, Tri-Sweet gibi değişik isimlerde ve formda pazarlandı.
(3)Melanie Warner, The Lowdown on Sweet, The New York Times, 12.02.2006
(4)Adell V. Newman-Barbara Alexander Mullarkey, Sweet Delusine/Bitter Sweet Aspartame: A Diet Delusion, Informed Consent; The Magazine of Health, Mayıs/Haziran 1994, Volume 1 {Issue}No. 4 www.doorway.com/betty/consent.txt

05.08.2010 Bu yazi 7303 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri