Son Dakika
Perşembe, 27 Şubat 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Dejenere ordusuna yol vermeyin! Kemal Özer
Anneler, babalar, dedeler, ağabeyler, ablalar; çocuklarını, torunlarını, yeğenlerini sevindirmek için bakkal ve market raflarından küçücük ürünleri büyük bedellere satın alıp, ikram ederler.

Bunun yanı sıra hemen herkes bin bir güçlükle kazandığı alın terini, popüler tabirle janjanlı ürünlere bir çırpıda harcar gelirler.

 

Çikolatalar, kekler, bisküviler, cipsler, şekerlemeler, krakerler, sakızlar, yumuşak şekerler, renkli yoğurtlar, dondurmalar, gazlı içecekler, kolalar, hazır çorbalar, bisküviler, sütler, salamlar, sosisler, reçeller, helvalar, meyve-sebzelerin içeriğinde neler yer aldığını, acaba kaç kişi biliyor?

 

Bu ürünlerin içeriğini ve zararlarını bilseler, çok sevdikleri çocuklara bunları ikram ederler mi? Yahut bu ürünleri mutfaklarına sokarlar mı?

 

Ürün etiketlerini inceleyenler, ürünlerin neredeyse tümünün etiketinde, mesela soya lesitini ve mısır şurubu gibi masum görünümlü katkıları okurlar.

 

Acaba bu katkılar, adları kadar masumlar mı?

 

Önce üzücü bir gerçeği belirtelim: Dikkat! Bu ürünler öldürebilir!

 

‘Soya, mısır yahut şeker nasıl olur da öldürür?’ diyorsanız, lütfen dikkatle okumaya devam ediniz!

 

Bugün soya, mısır, pamuk, kanola başta olmak üzere birçok ürünün yüzde doksandan fazlası artık frenkeştayn. Yani inorganik, genetiği oynananmış ebter ürünlerdir.

 

Bunların yanı sıra domates, kavun, karpuz gibi sebze ve meyvelerde genetiği oynanmış gıdalar listesinde.

 

Bu öldürücü soruna biraz daha yakından bakalım...

 

Son yılların en popüler kavramlarından biri de Genetiği Oynanmış Organizmalar (GDO)’dır. Ne yazık ki GDO hakkında ezici çoğunluğun hiçbir bilgisi yok.

 

Bazı kesimler daha çok kazanma uğruna her açıdan insan ve diğer canlıların geleceğini tehdit ediyor. Bunları üretenler, ticari kaygılarla üretip satıyor olabilirler. Bunların çoğu doğala, fıtrata savaş açtıklarının farkında bile değiller.

 

Evrendeki en büyük gezeğen de, gözle göremediğimiz büyüklükteki organizmalar da, bütünün ayrılmaz parçalarıdır, bir denge ve düzen üzere yaşamlarını sürdürürler.

 

Son yıllarda “GDO’nun yararları(!)” diye milyonlarca yalan duymaktayız. İnsanoğlunun kendi yalanına kendini bile inandırdığı gerekçelerle, doğal denge bozuluyor, tohumlar patentleniyor!

 

Bu patentleşme sayesinde insanlığın geleceği ve gelecek yaşamlar ipotek altına alınıyor. Özetle, insanlığın geleceği emperyalizmin tekeline geçiyor.


Teknoloji hangi seviyeye gelirse gelsin, insanoğlu ve birçok canlının yaşamı, toprağa ve dolayısıyla tohuma bağlıdır. İnsan nesli ne savaşla, ne bilgi kirliliğiyle, ne sömürü türleriyle hiçbir zaman kâmil manada kontrol altına alınamamıştır.

 

Ancak bu kez durum hiç iç açıcı değil. Kapitalizmin yeni tuzağı, insan neslinin tarihin hiçbir döneminde görmediği, bu kez kurtuluşu imkânsız bir köleliğe doğru sürüklüyor. Şayet gerekli adımlar atılmazsa, yeni sistem sayesinde kölelikten kurtulmak imkânsızlaşıyor.

 

Bazı kimseler ifadelerimi abartılı bulabilirler. Ama biraz daha sabrederlerse hak verecekler hatta telaşa bile kapılabilirler. Şayet onlarda bir telaş başlatabilirsem kendimi bahtiyar addederim. Çünkü insanlığın karşı karşıya olduğu bu yeni savaş, geç kalındığında kazanılması imkânsız bir savaş olacaktır. Ve insanlar ölümü ve kıyameti arzulamak zorunda kalacaklar.

 

Adlarına ister Kapitalistler ister Emperyalistler deyiniz. İsterseniz başka bir adla adlandırınız, hiç önemli değil. Önemli olan, “bitkileri hastalık, zararlılar ve yabani(!) otların etkilerinden koruma” adlı yalanla kendi tekellerine alınması olayıdır. Bireyler, örgütler, ülkeler ve uluslararası organizasyonlar, içinden çıkılmaz bir noktaya doğru ilerleyen sürece müdahale etmezlerse, bu savaşın kaybedenleri ölümü yaşamaya tercih eder hâle geleceklerdir.

 

Kaliteyi artırmak, raf ömrünü uzatmak/dayanıklı hale getirmek, zararlılardan koruma hatta hatta açları doyurmak(!) gibi masum görünümlü amaçlarla yapıldığı iddia edilen bu savaş; Allah c.c.’a, insana, doğaya, doğala ve fıtrata açılan savaştır.

 

Bu savaşın kazananı Kapitalizm, kaybedeni insanlık ve doğal denge olacaktır.

 

“Genetik Mühendislik ya da Genetik  Modifikasyona Uğratılmış Gıdalar, laboratuar şartlarında gıda için kullanılan bitkilerin ya da hayvanların DNA'larının içine çeşitli genlerin yapay olarak aktarılmasıyla oluşurlar. Bunun sonucunda, GDO olarak adlandırdığımız Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar  meydana gelir."
 

 

GDO’lu tohumların polenleriyle GDO’suz ürünlerin yapısı değiştirilerek doğal düzen bozuluyor.

Genleri değiştirilmiş pestisitli ürünleri yiyen böcekler ölüyor. Bu sayede ekolojik düzen tahrip ediliyor.

İnsan fizyolojisi bozuluyor. Bağışıklık sistemi değiştiriliyor.

 

 

Prof Dr Adnan Yüksek’in verdiği bilgilere göre bu değişim; kanser, otizm, romatizmal hastalıklarda büyük artış meydana getirirken, diyabet (şeker) hastalığında 5 kat, alerjik hastalıklarda 7 kat artış meydana getirmiştir.

 

İnsanın DNA’sı değişmediği halde, GDO’lar fizyolojisini değiştirmektedir. Sorunlar bununla da sınırlı değil. “Star Mısırı”nı yiyenlerde ölümler bile görülmüştür.

 

Maalesef GDO’lu ürünlerin insanlarda nasıl bir etki yaptığı henüz tam olarak bilinememektedir. Ancak GDO’lu ürünlerle beslenen farelerin böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında bozulmalar görülmüş ve bu ürünlerle beslenen farelerde ölümlerin 10 kat arttığı gözlenmiş…

 

Başta da belirttiğimiz gibi, GDO’lu ürünlerin yer almadığı gıda sayısı oldukça azalmıştır. Üreticiler daha çok kazanma uğruna GDO’lu ürünleri çoğu kez bilerek tercih etmektedirler. Öyle olaylarla karşılaşıyoruz ki birçok üretici kendi ürettiği ürünü yemiyor ve ailesine yedirmiyor.

 

Kimi saflarımız, kendilerine ezberletilen “GDO’nun insanlığı doyurmak için şart olduğu” yalanını tekrarlıyorlar. Bu kimseler Kur’an-ı Kerim’in tabiri ile “düşünmeyenler ve akletmeyenler”dir. Allah c.c., En’am Suresi 151’de “Biz, sizin de onların da rızkını veririz” diye güvence verdiği halde, düşünmeyen ve akletmeyenlerimiz Kapitalistlerin ve Emperyalistlerin “insanlığı doyurmak” gibi ilahlık iddiası taşıyan bu korkunç oyunlarına alet olmaktadırlar. 

 

Bütün canlıların Allah c.c. dışında hiçbir kimseye ve güce ihtiyaçları yoktur. Rızıklarının kefili Allah c.c.’tır. O c.c., yeryüzünün yaratıcısı ve planlayıcısıdır. Bu dünya, değil 7 milyar insanı 700 milyar insanı ve sayısız canlıyı besleyecek durumdadır.

 

Bizler, başta soya, mısır şurubu/glikozu, kanola, pamuk gibi ürünlerin GDO’lularından sakınmadığımız, GDO’lu ürünlerle mücadele etmediğimiz sürece, içimize düşmüş olan bu ateşin bizi de yakması mukadderdir.

 

Ne yazık ki denetimsizlik yüzünden Türkiye, bir GDO’lu ürünler cennetidir. Türkiye, GDO’lu ürünlere yönelik çok ağır cezai müeyyideler ortaya koymadığı ve denetimlerini yapmadığı müddetçe, çok ağır faturalar ödemeye mahkûmdur.

 

Son olarak şunu belirtelim. GDO ile savaş herkesin görevidir. En basitinden çocuklarınıza kuru üzüm, hurma, badem, fındık, Antep Fıstığı gibi doğal ürünler yedirmeyi öğreterek başlayabilir; yaz meyve ve sebzelerini kışın, kış meyve ve sebzelerini yazın yemeyerek sürdürebiliriz. Yazın meyve ve sebze kurutup, kışın tüketebiliriz. Tıpkı ninelerimiz gibi.

 

Çünkü bir üründe GDO içermez yazsa bile bu bilgi, tıpkı ürünlerimizde ‘domuz ve mamulleri ile alkol ve türevleri yoktur’ yazısı gibi hükümsüzdür. Doğru olma garantisi bugünün mevzuatı, denetim koşulları, yönetim zihniyeti ve ahlakı açısından doğruluğu test edilebilir bir bilgi değildir.

 

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 1 yorum)
  • ahmet karataş
    slm
    sayın özer çok haklısınız malesef insanlar bu oyunu bilmiyolar bilselerde ellernden pek bişi gelmez bunun devlet politikası olmasılazım yani devlet milletine sahip çıkacak ama malesef hukumetlerde bu siyonistlern kontrolunde buna bir dur demek lazım allah yardmcımız olsun
    17.01.2010 15:41:55
06.04.2009 Bu yazi 5718 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri