Son Dakika
Perşembe, 21 Eylül 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Çocuklar ve şeker Prof Dr Sefa Saygılı
Şeker pancarı ve kamışının rafine edilmesiyle oluşan kristalize bir gıda maddesidir. Yaygın bir kullanış alanı olan şekerin sağlımız için zararlı olduğu artık herkes tarafından kabul edilmiştir.

Beyaz şeker sırf glikozdan meydana gelir. Vitamin, protein ve mineraller bulundurmaz. Bu sebeple hiç yenmemesi daha iyidir. Kesin tadı, boğaz tıkayıcı ve iştah kesici özelliği olan bu madde; vitamin ve proteinli diğer besinlerden yeterince alınmasını önleyerek ve dişleri çürüterek bedenimize zarar verir.

Şeker, ölü bir besindir. Enerjisi yüksek olmakla birlikte vitaminlerden ve madeni tuzlardan yoksundur. Çünkü pancardan çıkan tatlı özsu, önce krieçle daha sonra da karbonik asitle işlemden geçirilmektedir. Bundan dolayı da içindeki değelril minareler sıfırlanmaktadır. Şeker sağlığımıza aykırı birçok işlemden geçtikten sonra, kimyasal maddelerle ağartılarak rafine edilir.

Her gün çayımıza, kahvemize, bebeğimin biberonuna, hastamızın kompostosuna kattığımız şeker, besin uzmanları ve hekimler tarafından “halkın bir numaralı düşmanı” ve “kalsiyum hırsızı” olarak görülmektedir.

Beyaz şekerin sebep olduğu hastalıklar ve hastalık belirtileri şunlardır:

Migren, diyabet (şeker hastlığı), romatizma, karaciğer şikayetleri, yorgunluk, kaşıntı, basur, sinirlilik ve çöküntü halleri, nefes darlığı, uykusuzluk, çarpıntı vs.

Şeker kullanımı arttıkça..

- Yüzde yüz kimyasal bir maddedir,

- Vitamin ve minerallerden yoksundur,

- Sindirim sistemini tahris eder,

- Üç beyaz zehirden biridir.

Önceleri şeker yoktu. İnsanlar tatlı ihtiyacını meyve, bal gibi doğal gıdalardan gideriyorlardı. Bundan 200 yıl önce, ortalama bir insan yılda 5 kilodan az şeker tüketiyordu. Sonra, yaklaşık. 100 yıl önce durum değişti. 1890’lardan Batıyı kola çılğınlığı sardı. Bu şekilde su içme ihtiyacı duyulduğunda da şeker alınmaya başlandı. Bunun sonunda, 1828’de fertbaşına yılda yaklaşık 6 kg olan şeker alımı 1928’de bunun 10 katına çıktı.

Bugün insanın günde ortalama 200 gram şeker tükettiği biliniyor. Uzmanların bir insanın günde beklediğini göz önüne alırsak, bu miktarın yüzde 60’ından fazlasını şeker oluşturmaktadır.

Şeker tüketiminin artması ile birlikte şeker hastalığı, şişmanlık, kalp damar hastalıkları ve birçok hastalık artmaya bayladı.

Çocuklar ve şeker

Yeni doğan bebeğin bünyesi, tek şekeri kabullenir, bu da anne sütündeki şekerdir. Yapay şeker ise, sindirim organlarını tahris etmekte ve karaciğeri yormaktadır. Aynı sakınca, aşırı miktarda şeker ve şekerli maddeler verildiğinde de vardır. bünyelerindeki asit miktarı çoğalıp, sinir merkezleri aşırı uyarılıp zamanla mineral yoksunluğu, kemik ve diş şikayetleri, uykusuzluk ve gece korkuları meydana getirmektedir.

Bebeklerde ve cocukarda olduğu gibi, yaşlıların da şeker ihtiyacı yoktur. Yaşla dirençleri zayıflayıp, bedenlerindeki vitaminler ve mineraller azaldığından şekerli besinler yine sakıncalıdır.

Şeker ve fazla kilolar

Şeker, kilosu normalin üzerinde olanların bir numaralı düşmanıdır. Karbonhidratlı besinler, bedende kolaylıkla yağa dönüşebilmektedir. Beden yerleşen bu tür yağları ise eritmek hayli zordur. Şeker yendiğinde, açlık geçici olarak yatışır. Kandaki şeker miktarı yükselince, fazla miktarda insülin salgılanır. İnsülin, şekerin yağa dönüşmesini kolaylaştırır. Kandaki şeker miktarını düşürür; tekrar açlık hissi belirince yeme ihtiyacı uyanır.

Bedenin ihtiyacı olan şeker, doğal yollardan kendi üretebileceği nitelikte olmalıdır. Mesela az miktarda, nişastalı maddelerden ve tahıldan alınan şeker, pankreası yormadan, sarsmadan çalıştırır. Ayrıca, bu doğal şekerin yağa dönüşmesi zordur.

29.08.2011 Bu yazi 5558 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri